Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bu pazartesi kilitli kalplerin açılması için dua ediyoruz… »

“Seçim otobüsü geçtikten sonra arkadan gelen gruptan, ismini olay nedeniyle öğrendiğim S.Ş. isimli bayan, yanımdan geçerken bana doğru dönüp alkışlayarak, ‘Başını açacaksın. Aç, aç!’ diye bağırdı. Ben hiçbir karşılık vermedim. Bir iki adım gittikten sonra tekrar geriye dönüp yüzüme doğru alkışlayarak, ‘Aç, aç, aç!’ diye bağırdı. Bunun üzerine çevredekiler bize bakınca rahatsız oldum. ‘Sizden şikayetçiyim, polis çağıracağım.’ dediğimde arkasını dönüp gitmek istedi. Ben kolundan tutup, ‘Polis!’ diye bağırdım. O sırada grubu takip eden sivil polisler geldi ve bizi emniyete götürdü.” TAMAMI

Son 60 günde en çok paylaşılanlar »

Denize düşen yılana sarılır »

Cemaat »

Kılıçdaroğlu deneyi başarılı oldu mu? »

Okan Kemal

Bu sitede yayımlanan, bundan önce yazdığım “CHP Değişiyor mu?” başlıklı yazımda[1] , CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve ‘Kılıçdaroğlu Deneyi”nin başarılı olup olmadığının 12 Haziran 2011 seçimi sonrasında tartışılacağını; net başarının %30 olduğunu; bunun altındaki bir oy oranının başarılı olup olmadığının kişiden kişiye değişeceğini Read the rest

Emre Kongar’a cevap »

Yazar Feysbuk’ta

Emre Kongar son yazısında Siyasal İslam’a üç soru sormuş, cevap bekliyor:

1) Bir insan hem Müslüman hem de demokrat ve laik olabilir mi?

2) Siyasal İslam için, demokrasi ve laiklik sadece bir sandık mekanizması mıdır, yoksa devamlı bir yaşam biçimi olarak da kabul edilebilir mi?

3) Kendini Müslüman olarak tanımlayan bir kadın başını açmakta, tesettüre girmemekte özgür müdür?

Bu sorulara belki Read the rest

YAKINDA:Teknoloji İnsan’ı bozar mı? »

Haberleşme uyduları, cep telefonlarından gönderilen videolar, bir ülkede tasarlanıp bütün dünyada satılan giysiler, yiyecekler hatta filmler…

Biz teknolojiyi kullanırken KALICI biçimde etkileniyoruz ve dönüşüm geçiriyoruz. Meselâ Afganistan’da Amerikan askerlerince öldürülen bir çocuğun can çekişmesi naklen ekranlarımıza gelmesi basit bir hadise değil. Gözlerimiz binlerce km ötesini görürken ellerimiz bağlı. Çaresizlik hissi insanları bir seçim yapmaya itiyor: Umursamazlık ya da nihilizm. Herşeye üzülen, hiç bir şeyle tam olarak ilgilen(E)meyen insanlar oluyoruz. İnternetteki forumlarda kanlı fotoğraflar, videolar geziyor. Libya’dan mı gelmiş yoksa Filistin’den mi?

Fakat sorun daha da karmaşık: Çünkü çocuklar anne-babalarının tepkisine bakarak zulüm karşısında takinmaları gereken tavrı öğreniyorlar. Akşam yemeğinde TV’nin kumandasıyla zaparken yüzlerce insanın ızdırabına tanık olduktan sonra bir saniyede bir komedi filmine ya da futbol maçına geçiyoruz. İnsanların komik filmler seyretmesinde ya da futbol oynamasında elbette bir kötülük yok. Ama kafasına bombalar yağan çocukları günlük hayatın sıradan olayları ile aynı karelere, aynı ekranlara, aynı saniyelere sığdırmak yok mu? Mesele tam burada. TV’nin ZAMAN ve ZEMİN‘i hayatın gerçeklerini örtüyor zihinlerimizde. Meselâ 8 dakikalık bir akşam haberlerinde aynı ekran karesi 1 dakikalığına ikiz doğurmuş bir pandaya veriliyor; sonra seller altında ölen 10 bin Brezilyalıya. Oysa gerçek hayatta bir insan ölse hemen yanıbaşınızda böyle kayıtsız kalabilir misiniz? Bir şey yap(A)madan zulüm, açlık, sefalet, savaş seyretmek insanlığımıza zarar veriyor. Yeni model bir kol saati, FB-GS maçı ve polis kurşunuyla ölen bir çocuk aynı ZAMAN ve ZEMİN‘i işgal ettiği müddetçe teknoloji bizi  “bozmaya” devam edecek. Peki suç teknolojide mi yoksa onunla kurduğumuz sapık ilişkide mi? 1800’lerde teknik ilerlemeyle başlayan uzaklaşma – yabancılaşma ve şeyleşme devam ediyor. İnsansız uçaklar vuruyor artık sivilleri. Katiller ile ölen insanlar arasındaki mesafe giderek büyüyor. İnsansız uçakları üretenlerin veya Halliburton, BlackWaters gibi “katil” firmaların hisse senetleri borsada satılıyor. Katillere ortak olmak yasalara aykırı değil.

Kılıçdaroğlu’na tam destek! »

ABD’den Türkiye nasıl görünüyor? »

Cihan Aktaş

Göçmen genç kızlar arasında başörtüsü yasağının sebep olduğu çözümsüzlük duygusuyla Atlantik Okyanusu’nu aşarak yüksek lisan eğitimini sürdürmeye karar verenler de eksik değil, İclal Birtek gibi. İclal halihazırda Arap Müslümanlara ait “islamic” bir lisede kimya dersleri veriyor. Şimdilerde göç insanlarının bir kısmı hatta çoğu geri dönme temayülü içinde. Wisdom Net’in hali hazırda Manhattan’da finans alanında önemli bir işte çalışan genç başkanı Kemal Birtek de buna dahil. Geri göç ABD ekonomisinde belirginleşen bir sıkıntının yanında Türkiye’nin sunduğu kalkınma grafiğinden de etkileniyor.  Kemal Birtek finans alanında sahip olduğu tecrübeyi vatanının hizmetine  sunma isteğinden söz ediyor. Brooklyn’de Atlantik Okyanusu’na bakan  anlı şanlı İstanbul Restaurant’ın adeta Türkiye fahri konsolosu gibi çalışan sahibi Malatyalı  Rıza Ataş’a, geri dönmeyi düşünenler arasında olmasa  da vatanı her zamankinden daha ziyade dönülecek bir ülke olarak görünüyor: “Yirmi beş yıl oldu Türkiye’den ayrılalı, gidip gördükçe çok geliştiğini görüyorum. Dünyada bir itibarı var bugün Türkiye’nin, ekonomi ve insan potansiyeli açısından çok iyi bir durumda. TAMAMI

 

… Bu konu ilginizi çektiyse…

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

DUYURU: Atatürk Ölmedi, Twitter’da Yaşıyor! »

Müjde! Atatürk ölmemiş. Twitter’da yaşıyor. Uygarlık savaşında her gücü o aşıyor. Hem de sorulara cevap veriyor. CHP’nin başına geçip memleketimizi bu yobazlardan kurtaracağı günler yakındır. 10 kasımlarda ağlamayın artık. Atamız geri dönmüş. Gözyaşlarımı tutamıyorum bu satırları yazarken.