İlginç bir proje »
By Mehmet Yılmaz on Haz 7, 2012 in Çevre, Duyuru, Makale, Tabiat | 0 Comments
İnsanlık endüstri devriminden bu yana doğayı şekillendirecek güce sahip. Ancak bu şekillendirme gücü yaşamı değil de maddî çıkarları koruyacak biçimde kullanılıyor. Fakir ülkeler, aynı ülke içinde yaşayan fakir insanlar, bitkiler ve hayvanlar “vahşi doğadan” bile daha vahşi bir kirletme özgürlüğünün(!) kurbanı oluyorlar. Gelecek asırda hep beraber keşfedeceğiz paranın yenip yenmeyeceğini. Yok ettiğimiz balıkların yerine Amerikan doları koyup koyamayacağımızı… Buradan indirebilirsiniz.














Başkasıyla ilişkiye girmek demek, aynı anda onun hakkının da devreye girmesi demektir. Dinî ahlâkın bu doğrultudaki temel tavsiyesinin global ahlâk ilkelerine de aynıyla yansıdığını biliyoruz: “Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma” ve bir üst kademede “kendine nasıl davranılmasını istiyorsan başkasına da öyle davran”. Bu prensipler, demode safsatalar veya ütopik idealler değildir. Rakiplerini devirerek hayatta kalma eylemini, başkalarının iyiliğini isteme erdemiyle kırma gücüne sahiptirler. Diğerini anlamanın, hissetmenin, önem ve değer vermenin ve bu değeri aksiyona dökmenin temel motivasyonu olarak; bireyler arasından topluma, ulustan uluslararasına teşmil edilebilirler. İşte piyasa mantığıyla çelişki tam da bu noktada söz konusudur. Çünkü sadece “iş”in patronları değil, bizatihi bir aktör olarak piyasa; kendi talepleri uğruna feda edilmesi gerektiğinde, etik talepleri, düşünmeye gerek bile kalmadan sırtlarından atan, hatta daha doğrusu sırtlarında bu yükleri hiç taşımayan insanlara prim vermektedir. Beşerî/meslekî olarak ayakta kalmanın sert talepleri, insanları piyasanın/kariyerin gerekleri ile; bir başkasını koruyup kollama, haklarını gözetme arasında ahlâken harap edici tercihlerle yüz yüze getirmektedir. Adada, bir bardak yoğurt etrafında koparılan fırtınaya yarışmacılardan birinin yaptığı yorum, survivor olma açısından yarışma ile hayat arasındaki benzerliği bir kez daha ortaya koymuştur: “Herkese eşit olarak gelen şey eşit olarak dağılmıyor!” 









