Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Kötülüğün Sıradanlığı / Hannah Arendt »

Kotulugun-Siradanligi-Hannah-Arendt-17772

İsrail askerlerinin cinayetle itham edildiği, ama “üstlerinden aldığı emirlerin” hafifletici sebepler için ağır basan bir argüman olduğu, dolayısıyla askerlerin nispeten kısa süreli hapis cezalarına çarptırıldığı doğrudur. Bu dava kuşkusuz -Eichmann örneğinde olduğu gibi- yıllara yayılan, suçların çorap söküğü gibi geldiği bir faaliyetle değil, diğerlerinden ayrı bir fiille ilgiliydi. Yine de, Eichmann’ın her zaman “üstlerinin emirleri” doğrultusunda hareket ettiği; İsrail hukukunun sıradan hükümleri uygulansaydı, Eichmann’ı en ağır cezaya çarptırmanın aslında zor olacağı doğruydu. İşin aslına bakarsanız, tıpkı diğer ülkelerin hukukları gibi İsrail hukuku da hem teoride hem de pratikte, “üstlerin emirlerinin”, gayri meşruluğu “apaçık” olduğunda bile bir insanın vicdanının normal işleyişini ciddi bir biçimde altüst edeceğini kabul etmelidir. Bu durum, mevcut yasal sistemin ve halihazırdaki hukuk kavramlarının devlet aygıtının örgütlediği idari katliamları ele alma konusunda ne kadar yetersiz kaldığını gösteren birçok örnekten yalnızca birisidir. Read the rest

Milletlerin Zenginliği / Adam Smith »

adam-smith-milletlerin-zenginligi-11xxEkmekle kasaplık etin fiyatı, Birleşik Krallık’ın çoğu yerinde, genel olarak bir ya da aşağı yukarı aynıdır. Bunlar ve perakende satılan –yoksul işçiler her şeyi perakende alırlar– çoğu öteki şeyler, ileride anlatmak fırsatını bulacağım nedenlerden ötürü, büyük kentlerde genel olarak, taşranın uzak yerlerindeki kadar yahut taşradakilerden ucuzdur. Ama bir büyük kentle, o kentin çevresinde emek ücretleri, çokluk, birkaç mil ötekinden dörtte veya beşte bir yahut yüzde yirmi, yirmi beş yüksektir. Londra ile dolaylarında, günde 18 peni, emeğin ortalama ücreti sayılabilir. Birkaç mil ötede, bu ücret, 14 veya 15 peni’ye düşer. Edinburgh ile dolaylarında, emeğin fiyatı 10 peni kabul edilebilir. Birkaç mil ötede 8 peni’ye düşer; bu, İskoçya düzlüklerinin çoğunda sıradan emeğin alışılmış fiyatıdır. Orada, bu fiyat İngiltere’dekine oranla pek az Read the rest

Dünyamıza Bakış / Albert Einstein »

Dunyamiza-Bakis-Albert-EinsteinDünyayı Nasıl Görüyorum

Biz dünyalıların hallerine hep taaccüp etmişimdir! Yerküre üzerinde mahdut bir süre için bulunuyoruz. Neden geldiğimizi bilmiyoruz, sezer gibi oluyoruz zaman zaman. Ama çok derinlere gitmeden, günlük yaşam bakımından başkaları için var olduğumuzu biliyoruz; önce, bütün mutluluğumuzu gülümsemelerin eve rahatlarına bağladığımız kimseler için, sonra da, yakından tanımadığımız ama kaderlerine sevgiyle bağlı olduğumuz bütün insanlar için. İç ve dış hayatımın, ölü ve diri bütün insanların emeğine bağlı olduğunu, aldığım ve hâlâ almakta olduğum şeyleri aynı ölçüde var gücümle vermeğe çalışmam gerektiğini her gün durmadan düşünüyorum. Azla yetinmek gereğini duyuyorum ve çok kez başkalarına gereğinden fazla iş yüklediğimi düşünüp üzülüyorum. Bana öyle geliyor ki, toplumun sınıfları arasındaki ayrılıklar haksız ve yersizdir; bu ayrılıklar, aslında, zorbalığa dayanmaktadır. Ayrıca şuna da inanıyorum ki, sade ve kendi halinde bir yaşayış, beden ve kafa bakımından herkes için daha iyidir.

İnsanın filozofik anlamdaki özgürlüğüne hiç de inanmıyorum. Her birimizin davranışları, yalnız dış baskıların değil, içten gelen bir takım zorunlukların da etkisindedir. Schopenhauer’in «Bir insan istediğini yapar ama istediğini isteyemez» sözü ta gençliğimde içime işlemiş ve gerek kendi hayatımdaki gerek başkalarının hayatındaki sıkıntılar karşısında sürekli bir avunma, tükenmez bir sabır ve hoşgörü kaynağı olmuştur. Bu düşünce, insanın kolayca elini kolunu bağlayan sorumluluk duygusunu yumuşatır, gerek kendimizi gerek başkalarını gereğinden çok ciddiye almamızı önler; mizaha yer veren bir hayat görüşüne götürür bizi. Read the rest

Şubat ayında en çok okunan kitaplar »

subat-ayinda-en-cok-okunan-kitaplarGeride bıraktığımız şubat ayında e-kütüphanemizden 31.822 kitap indirildi. İlk 10’a giren, her biri en az 500 defa okunan ve toplam okumanın yaklaşık %75’ini teşkil eden kitapların listesi şöyle:

  1. Kürtlerin Tarihi Üzerine
  2. Derin İnsan
  3. Derin Lügat 3.0
  4. Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi
  5. Fikir Kırıntıları – 1
  6. Senin tanrın çok mu yüksekte?
  7. Fethullah Gülen’i yi bilirdik
  8. Zaman Nedir? (Derin Zaman)
  9. Gurbetçi Freud ve “Das Unheimliche”
  10. Kitap Tanıtan Kitap 2

… Kitapları daha yakından tanımak için…

Kitap tanıtan kitap 7

kitap-tanitan-kitap-7 - kucuk 71 kitap indirin72 kitap indirinKitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların  yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Liberalizm aforizmaları »

  • Bozkirkurdu-Hermann-HesseTürkiye liberallerinin çoğu eski solcudur. Bu sebeple kitap okumazlar. Solculuğu bilmezlerdi, liberalizmi de bilmezler.
  • Liberal düşünürlere göre liberalizm hem demokrasiyle hem de hukuk devletiyle çatışan bir rejimdir. Neden?
  • Hayek’in işkenceci diktatör Pinochet’yi desteklerken söylediği şu sözler bile demokrasi ile liberalizmin mutlaka çatışacağını ispat etmeye yetmez mi?:
    • “Şahsen liberal bir diktatörü liberal olmayan demokratik bir hükümete tercih ederim” (“Personally I prefer a liberal dictator to democratic government lacking liberalism.”)
    • “…Maksadımız asla demokrasiyi fetiş hale getirmek değildir… Demokrasi esas itibariyle, dâhili sulhu ve ferdi hürriyeti korumak için bir vasıta, faydalı bir usuldür. Bir vasıta olarak da, asla hatadan salim değildir. Unutmayalım ki, mutlakıyetçi bir idare altında bazı demokrasilerdekinden daha fazla fikir ve kültür hürriyeti bulunduğu vakidir. ( Hayek, Kölelik Yolu, sf. 114)
    • “Piyasa’nın iç dengelerine ve özel mülkiyete saygı bireyi bağlayan yegâne kural olmalıdır. Piyasa’nın vatandaşlarca yapılacak kanunlarla düzenlendiği demokrasi bireysel özgürlükler için bir tehlikedir.“( Hayek, Law, Legistlation and Liberty, 1973) 
  • Hayek’in “Kölelik Yolu” ve “Law, Legistlation and Liberty” kitaplarında savunduğu « özgürlük » aslında sermayenin serbestliğidir.
  • Liberaller dinsel/geleneksel “iyi/kötü” ayrımını reddettiklerinden piyasanın iyilik üreteceğine inanırlar.
  • Liberallere göre adaletin, hakların, ahlâkın referansı nedir? Piyasa tabi ki! Avusturya Ekolü’nün ünlü ismi Ludwig Von Mises’ten dinleyelim:
    • “Halk yığınları, oy veren, demokrasilerde hakim olan şu milyonlar bilmeliler ki sahte doktrinlere alet oluyorlar. Sadece Piyasa üzerine kurulu bir toplum onlara arzuladıkları refahı verebilir. Ama halkı ikna etmek için önce elitleri, aydınları ve iş adamlarını ikna etmek gerek.” (12 haziran 1943’te Leonard Read’a yazdığı mektuptan)
  • Yani liberaller parası olanların istediklerini satın alması yoluyla şiddetin ve kanlı darbelerin önleneceğini sanırlar.
  • Liberaller iyi/kötü ayrımının insandan insana değişebilmesine bakarak vicdan ve adaleti para/piyasa ile değiştirirler.

Read the rest

Bozkır Kurdu / Hermann Hesse »

Bozkirkurdu-Hermann-Hesse-1Hayıflanacak bir şey yoktu, geçip gitmiş hiçbir şeye acımamak gerekiyordu. Ardından üzülecek bir şey varsa o da şimdi’ydi, bugün’dü, yitirdiğim, sadece edilgen bir tutumla katlandığım, bana ne armağanlar sunmuş, ne beni fazla sarsmış bu sayısız saatler ve günlerdi. Ama Tanrıya şükürler olsun, istisnalar yok değildi; seyrek olarak öyle saatler yaşıyordum ki, beni sarsıntılarla karşı karşıya bırakıyor, bana armağanlar sunuyor, aradaki duvarları yıkıp yolunu şaşırmış ben’i yeniden dünyanın yaşam dolu yüreğine taşıyorlardı. Üzgün, ama ruhumun derinliklerinden gelen bir dürtüyle söz konusu yaşantılardan sonuncusunu anımsamaya çalıştım. Bir konsere gitmiştim, orkestra eski ustalardan birinin olağanüstü güzellikteki bir eserini çaldı, tahta üflemeli sazlar tarafından yavaşçacık icra edilen parçanın iki ölçüsü arasında öbür dünyanın kapısı önümde yeniden aralandı ansızın, gökleri uçarak geçtim. Tanrıyı iş başında gördüm, mutlu acılar çektim, bundan böyle dünyada hiçbir şeye karşı kendimi savunmaz oldum, bundan böyle hiçbir şeyden korkup çekinmedim, peki dedim her şeye, gönlümün kapılarını her şeye açtım. Read the rest

Çalışan kadın aforizmaları »

  • calisan-kadin-feminizmKapitalizm kadınları erkekleştirdi ama onlara bunu “özgürlük” diye sattı.
  • Hanenin toplam geliri arttığı için ailesinin zenginleştiğini sanan erkek de aldandı. Herkesin geliri artınca fiyatlar yükseldi.
  • Çalışan kadınların toplam kadın nüfus içinde çoğunluk olduğu ülkelerde karısı çalışmayan erkeğin işi daha zor.
  • İslâmcı/ Feminist/ Maço kalıpların ötesinde bir şeyler düşünebilmek için kitap okuyalım: Tarihsel Kapitalizm / Immanuel Wallerstein
  • Bugün balık hafızalılarca ittirilen bir tartışma var: Kadın çalışmasın! Sana ne? Karışma! Kapitalizmin tarihinden kopuk olarak çözülmesi imkânsız.
  • Kur’an ve Sünnet’i öne sürerek “kadın çalışmasın” diyenlerin de meseleyi doğru anladıklarından emin değilim.
  • Bir kere evliliğini, ticaretini, eğitimini, siyasetini Kur’an ve Sünnet’e uygun yapan çok az insan var Türkiye’de. Böyle bir kaygı taşımıyoruz.
  • “Başkası ne der? Kariyerim engellenir” türü kaygılar Kur’an ve Sünnet’in önüne geçmişken “ey kadın! Çalışma! İslâm’a aykırı” demek makul mu?
  • Kadının çalışması yanlış bir sorudur. Yanlış sorulara doğru cevap veremezsiniz. Sarışınlar neden tembel(!)? Çinliler neden aptal(!) gibi…
  • Çalışmadığı için (parası = gücü olmadığı için) kocası tarafından köle yerine konan kadınları tartışmak kimsenin aklına gelmiyor.
  • Klavye müftülerinden yağmur gibi fetva yağıyor, “Kadın çalışamaz! Ayet var! Hadis var!” Erkeğin işine gelen ayetleri seçmede mahirler.
  • Çalışmak istediği halde engellenen bir kadınla çalışmak istemediği halde mecbur olan kadının durumu farklı meselelerdir.

Read the rest

Tarihsel Kapitalizm / Immanuel Wallerstein »

Tarihsel-Kapitalizm-Immanuel-Wallerstein_1Kapitalizm her şeyden evvel tarihî ve içtimaî bir oluşumdur. Kapitalizmin temelini, işleyişini ya da cari gelişimini anlamak için, var olan gerçekliğine bakmamız gerekir. Kuşkusuz, bu gerçekliği bir dizi soyut önermeyle özetlemeye girişebiliriz, ancak, bu gibi soyutlamaları gerçekliğin değerlendirilmesinde ve sınıflandırılmasında kullanmak aptallık olur. Bu nedenle, böyle yapmak yerine, kapitalizmin pratikte fiilen nasıl olduğunu, sistem olarak nasıl işlediğini, neden böyle bir gelişme gösterdiğini ve şimdilerde nereye yöneldiğini açıklamaya çalışmayı öneriyorum.

Kapitalizm sözcüğü kapitalden türemiştir. Bu nedenle, sermayenin kapitalizmde kilit bir öğe olduğunu kabul etmek yerinde olur. Peki ama, sermaye nedir? Bir tür kullanımıyla, birikmiş zenginlikten başka bir şey değildir. Ancak, tarihsel kapitalizm bağlamında kullanıldığında daha özgül bir tanımı vardır. Burada söz konusu olan yalnızca, para biçiminde tüketim malları stoku, makineler ya da maddi şeyler üzerinde izin verilen hak talepleri değildir. Tarihsel kapitalizmde sermayenin yine geçmişte harcanan emeğin birikimlerinden tükenmemiş olanlarına göndermede bulunduğunda kuşku yoktur; ama her şey bundan ibaret olsaydı, geriye doğru, Neanderthal adamınkine kadar tüm tarihsel sistemlerin, kendilerinden önceki emeğin cisimleşmesi olan bu gibi birikmiş bir takım stokları bulunması bakımından, kapitalist olduğu söylenebilirdi. Read the rest

Akıl Tutulması / Max Horkheimer »

Akil-Tutulmasi-Max-HorkheimerAlelade bir insana “akıl” kelimesinden ne anladığını sorun: Hemen her zaman bir duraksamayla, sıkıntılı bir çaresizlikle karşılaşırsınız. Bunu, sözlerle anlatılamayacak kadar derin bir sezişin ya da çetrefil bir düşüncenin belirtisi saymak yanlış olur. Bu tepkiyi gösteren insan, aslında uzun uzadıya düşünülecek birşey olmadığına, akıl kavramının zaten kendi kendini açıkladığına ve sorunun da gereksiz olduğuna inanmaktadır. Gene de açık bir cevap vermesi için sıkıştırıldığında, akla uygun şeylerin yararlı şeyler olduğunu ve her akla uygun insanın da kendisine neyin yararlı olduğunu bilmesi gerektiğini söyleyecektir. Evet, yasalar, adetler ve gelenekler kadar, her durumun kendine özgü koşulları da dikkate alınmalıdır elbet. Ama akla uygun davranışları sonuçta mümkün kılan kuvvet, özgül içerik ne olursa olsun, sınıflandırma, çıkarsama ve tümdengelme yeteneğidir: düşünme aygıtının soyut işleyişi. Bu tür akla, öznel akıl adı verilebilir; esas olarak, araçlar ve amaçlarla ilgilidir; az çok baştan kabul edilmiş amaçlara ulaşmak için seçilen araçların yeterli olup olmadığı üzerinde durur. Amaçların kendilerinin de akla uygun olup olmadığı sorusunu bir yana bırakmıştır. Read the rest

Bilginin Arkeolojisi / Michel Foucault »

Bilginin-Arkeolojisi-Michel-FoucaultBu şekildeki tarihsel çözümlemelerde kendini gösterecek olan -gösteren- büyük problem, o halde, artık hangi yollarla sürekliliklerin ortaya çıkabildiğini, bunca farklı ve ardışık akıl için bir ve aynı olan tasarının hangi biçimde devam edebildiğini ve tek bir ufuk oluşturabildiğini, hangi eylem biçiminin ve hangi dayanağın intikaller, yeniden ele geçirmeler, unutmalar ve tekrarlamalar oyununu içerdiğini, kaynağın kendi kuralım kendisinin çok ötesine ve hiçbir zaman gerçekleşmemiş olan bu tamamlanmaya kadar nasıl yayabildiğim bilmek değildir, -problem artık gelenek ve iz problemi değil, fakat kopma ve sınır problemidir; problem artık sürüp giden temel problemi değil, temel ve temellerin yenilenmesi olarak değer kazanan dönüşümler problemidir. O halde, bazıları birbirine yakınlık içinde bulunan ve onlarla bu yeni tarih biçiminin kendi teorisini hazırlamaya çalıştığı bütün bir problemler akınının açıldığını görüyoruz: süreksizliği (eşik, kopma, kırılma, değişme, dönüşme) düşünmek olanağını veren farklı kavramlar nasıl özel olarak belirtilebilir? Kendilerine (bilim nedir? Eser nedir? Teori nedir? Kavram nedir? Metin nedir?) soruları atfedilebilen birlikler hangi kriterlerle birbirlerinden Read the rest