Bozkır Kurdu / Hermann Hesse »
By Berivan K. on May 19, 2016 in edebiyat, Kitap Alıntısı, roman | 0 Comments
İnsan neleri yutup sineye çekebiliyor, şaşılacak şey! Sanırım on dakika kadar bir gazeteye göz attım, başkalarının sözlerini ağzında uzun uzadıya çiğneyip tükürükle yoğurduktan sonra yutan, ama sindirmeksizin yine kusup çıkaran sorumsuz bir insanın düşüncelerinin gözlerimden geçip varlığımdan içeri girmesine göz yumdum. Başlı başına bir sütun tutan bu düşünceleri içime aktardım. Sonra boğazlanmış bir dananın karnından çıkarılmış ciğerin epeyce bir bölümünü yedim. Hayret! Alsace şarabının üstüne yoktu doğrusu. Pek belirgin özellikler taşıyan, kendilerine özgü pek tanınmış bir tat içeren ele avuca sığmaz, sert şarapları sevmem, en azından normal günlerde içim çekmez bunları; özel isimler taşımayan, kendi halinde, saf ve hafif taşra şaraplarından hoşlanırım. Bunlardan epeyce kaldırabilir insan; ayrıca, bu şarapların kırı, toprağı, gökyüzünü ve ormanı çağrıştıran pek nefis ve iç açıcı bir aroması vardır. Bir kadeh Alsace şarabı ve bir parça leziz ekmek, işte sana yemeklerin en güzeli! Ama artık önümde bir porsiyon ciğer vardı, seyrek et yiyen benim gibi biri için alışılmamış bir yiyecekti. Sonra, getirttiğim ikinci kadeh şarap önümde duruyordu. Öte yandan, dünyanın çeşitli yerlerinde kendilerinden hayli uzakta yaşayan, düş kırıklığına uğramış kimselerin, çaresiz kalmış bozkır kurtlarının önlerindeki kadehlerden sessiz sedasız yudumlayarak moralleri biraz yerine gelsin, biraz neşelensinler diye civardaki yeşil vadilerde bağcılık yapıp şarap üreten sağlıklı ve dürüst insanların olması da şaşılacak şeydi! Read the rest













