Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Türk basını Hukuk’un Üstündedir(9):Kan Kokusunu Sever »

Profesyonel asker hudutta göreve başladı »

“Profesyonel ordu başladı. 6 tümenimiz şu anda Güney hududunda. Bunu sözleşmeli erlerle daha da ileri safhalara götüreceğiz. Sözleşmeli erler Güneydoğu’da şu anda uzman erbaş olarak görev yapıyorlar. Şimdi alacaklarımız sözleşmeli erdirler. Bu durumun gelişmesine göre hem askerlik hem de bedelli durumu” TAMAMI

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

“Din Toplumun Afyonudur” (Karl Marx) »

 “Gri göğün altında, tozla kaplı geniş bir ovadayım. Ne bir yol, ne bir çimen, ne bir diken, ne bir ısırgan otu… Kamburları çıkmış vaziyette yürüyen bir grup insana rastladım.Sırtlarında  bir un çuvalı ya da kömür torbası ağırlığında birer canavar(1) taşıyorlardı. Ama bu canavarlar öylesine bir yük değillerdi. Tersine hamallarını sarıp sarmalayan güçlü kaslarıyla korkunç pençelerini insanların göğüslerine saplamışlardı. Ürküten başları antik çağ savaşçılarının düşmanı korkutmak için giydikleri miğferler gibi insanların başının üzerinden aşıyordu.

İnsanlardan birine sordum, nereye gittiklerini öğrenmek istedim. Bir şey bilmiyordu. Ne o, ne de ötekiler. Ama bir yere gidiyorlardı muhakkak çünkü karşı konulmaz bir yürüme ihtiyacı içindeydiler.Şaşırtıcı bir şey: Bu yolcuların hiç biri hallerinden şikâyetçi görünmüyordu. Boyunlarına asılan, sırtlarına yapışan bu canavarı bedenlerinin bir parçası gibi kabullenmişlerdi. Yorgun ve ciddi yüzlerde bir umutsuzluk yoktu. Sürekli umud etmeye mahkûm insanların teslim olmuş edasıyla melankolik bir göğün altında, en az o gökyüzü kadar kederli bir arazide ayakları toza batmış olarak ilerliyorlardı.

Heyet yanımdan geçip gitti ve ufukta yuvarlaklaşan yeryüzünün insan merakından saklandığı yere doğru uzaklaştı.Bu sırrı anlamak için bir süre inat ettim ama karşı konulmaz bir kayıtsızlık üzerime çöktü, sırtlarındaki canavarın onlara verdiği ağırlığın daha da fazlasıyla ezildim.” (Baudelaire, Chacun sa chimère  -1869-)

“Din Toplumun Afyonudur”… Marx hakkında hiç bir şey okumamış olanlar bile duymuşlardır bu sözü. Marx’a göre ezilenler için bir anestezi, bir tür “ideoloji” olmuştur din Read the rest

İnsanlar, hayatlar… »

Üç İslamî Ekol: Üç Müslüman Bilge »

[Okudum Yazdım sitesinde yayınlandı]

Hâlen George Washington Üniversitesi’nde İslam Araştırmaları Profesörlüğüne devam eden ve son olarak 2009’da ikinci vatanı olarak gördüğü ülkemize de gelip konferans vermiş olan düşünür Seyyid Hüseyin Nasr; İslam fikriyatı içinde “Vahdet-i Vücud,” “Tasavvuf,” “kutsal ilim” gibi mes’eleleri tartışırken evrensel anlamıyla “dinlerin aşkın birliği,” “ezelî hikmet,” “modernizm” gibi konuları da ele almakta, incelemekte ve yorumlamaktadır.

Tradisyonalist ekolün temsilcileri olan René Guénon, Martin Lings, Frithjof Schuon gibi düşünürlerle paralel olarak modern düşüncenin yarattığı bunalımı, İslam ya da dinsel tefekkür ile karşılayıp aşmak imkânını sorgulayan Nasr; kitaplarında metafiziğin “engellenmişliğine” rağmen hâlâ büyük kuvvetlere sahip olduğunu ileri sürer ve modern dünya içerisinde yaşanırken gelenekselle olan bağların sürdürülebilirlik imkânına kapı aralamaya çalışır.

Dünyanın dört bir yanında verdiği konferansların yanı sıra yazdığı sayısız makale ve onlarca kitapla modernite ve Batı arasında kurulan göbek bağının kesilip yeni bir felsefî zemin oluşturulmasına katkı sağlamak için çabalayan Nasr Read the rest

Ergenekon Fay Hattında Erzincan ve Cihaner’in milletvekilliği »

Erden Özkant

Şimdiye kadar çoğu Mehmet Baransu imzalı olmak üzere birçok belge ve bilgi yayınlayan Taraf gazetesi, 12 Haziran 2009 Cuma günü “AKP ve GÜLEN’İ BİTİRME PLANI” manşetiyle okurlarının karşısına çıktı ve yine Türkiye’yi şoke edecek bir belge yayınladı. Gazetedeki habere göre belgedeki imza Psikolojik Harp Dairesi’nin yeni adı olan Genelkurmay Harekât Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürü Kurmay Albay Dursun Çiçek’e aitti. TÜBİTAK, Jandarma, Emniyet ve Adli Tıp raporlarında “belgedeki ıslak imza Dursun Çiçek’in el ürünüdür” tespiti yapılmasına rağmen Çiçek ısrarla imzanın kendisine ait olmadığını Read the rest

YAKINDA: Marx’a göre din, iman ve ölüm »

 

 Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

İmparatorluk Çağı »

Modernlikten Postmodernliğe, Emperyalden İmparatorluğa

Yeryüzünde bir düzen var: Coğrafi keşiflerle Yeni Dünya Amerika ve Afrika’yı keşfedip “sömüren” Batı’nın “üretim-tüketim” dengesine uygun olarak dayattığı bir düzen… Ki Batı, bu düzen sayesinde edindiği sermayeyle “çevre”yi sömürdü ve kapitalizmle açıklanan bir devir başlattı. Şüphesiz ki Batı’nın kalbi ABD idi…

Karl Marx, sözkonusu “düzen”in ilk gelişiminde analizini yaparak felsefe-sosyoloji-siyaset üçgenine odaklı “Das Kapital” ile bu sürece “Emperyalizm” adını verdi. Onun için toplumsal değişimin tarihsel istikameti; ilkel-feodalist-emperyalist/kapitalist-komünist dönemleri belirleyen kilometre taşlarıydı.

Her ne kadar diyalektik ve tarihsel materyalizm herkesçe kabul görmediyse ve özellikle tarih okumalarında toplumsal değişimde en belirgin faktör olarak ekonomiyi öne çıkararak açıklaması Read the rest

Kafka’dan Aronofsky’ye Bireyin Dönüşümü »

Aronofsky’nin son çalışması Black Swan, “Kuğu Gölü Balesi”ne dair ilginç bir film. İhtiras trajedisi gibi sunulan hikâyenin sonunda gerçeğin anlaşıldığı bir başkalaşım filmi: Kafka’nın Dönüşüm’ü gibi…
Sinema ve edebiyatta bu konuyu işleyen birçok hikâye görmek mümkündür: Dostoyevski’nin unutulmaz karakteri “Raskolnikov” ya da “Öteki”ndeki “kendinden uzaklaşma” hali, Dante’nin “yolculuğu”, Read the rest

Başörtüsüne Özgürlük Yürüyüşü »