Sosyalizm İslam’a Uyar mı? (2): “Aşağılık” halklar ve etnik temizlik »
By Tahsin K. on May 26, 2011 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Marx, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu, Video | 4 Comments
Önceki YazılarBy Tahsin K. on May 26, 2011 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Marx, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu, Video | 4 Comments
By Editorden on May 26, 2011 in Akıl, Aydınlanma, Dikkat Kitap, Modernleşme, Sivil itaatsizlik, Sivil Toplum | 3 Comments
“Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. […] Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?”
Böyle diyordu kıymetli bir yorumcumuz. Gerçekten de TARAFSIZ bir aydın tarifi yapmak zor. Karanlık cahilliğin ve Kötü’nün, ışık ise aklın, bilginin ve İyi’nin rumuzu. Yani akıl ve ilim ile İyi, Güzel ve Doğru‘ya yaklaşılacağını herkes kabul ediyor. Ama her grubun kendi “ışığı” ile AYDIN-laNmayı ve AYDIN-laŞmayı tercih ettiği bir dünyada yaşıyoruz. “Ötekilerin” ışıkları ya gözümüzü kamaştırıyor ya da yeterince AYDIN-laTmıyor, uymuyor “bize“…
Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Cumhuriyet Türkiye’sinde ithal ışıklarla aydınlandıkça halkından uzaklaşan bir aydın(?) grubu çıktı ortaya. Aydın sendromu diyebileceğimiz müzmin bir depresyona girdi bu insanlar ve hâlâ da oradalar. Suzannur Başarslan‘ın Hilmi Yavuz’dan aktardığı ifadeyle“kendi insanına, giderek kendi’ne ‘ne tuhaf insanlar bunlar- ne garip ülke burası!’ diye bakmak; -kendi’ni öteki olarak görmek!”
Okuyacağınız 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen, fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.
By Editorden on May 25, 2011 in Duyuru | 0 Comments

By Editorden on May 25, 2011 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Marx, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu | 0 Comments
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.
By Mehmet Yılmaz on May 24, 2011 in İnsan Müzikleri, Komünizm, Marx, Marxizm, Türk Solu | 0 Comments
By Editorden on May 24, 2011 in Basın günlüğü, BDP, Sivil itaatsizlik, Terör | 0 Comments
Mehmet Ali Bulut
“Sivil İtaatsizlik”, Amerika kıtasında yeşerip büyümüş bir kavram, bir tohum. En güzel meyvesini ise Gandi’nin memleketinde vermiş!
Ünlü düşünür Henry David Thoreau, meşhur “Civil Disobedience” (Sivil İtaatsizlik) makalesini yazdığında 32 yaşındaydı. Köleliğin geliştirilip yerleşik bir kurum haline gelmesi amacıyla yapıldığına inandığı Meksika Savaşı için toplanan vergiyi vermeyi reddedince hapsedilmiş ve bir gece hapishanede kalmıştı. İşte ‘sivil itaatsizlik’ kavramını ve onun diğer insanlar üzerindeki gücünü de o gece keşfetmişti.
Şarkın tarihinde ‘sivil itaatsizlik’ denilebilecek bir kavram yoktur. Çünkü Doğu insanında -duygusal zekâlarını kullandıkları için- fikir asla statik kalamıyor; hemen eyleme geçiyor. Hâlbuki sivil itaatsizlik, eylemsizliğin gücünü kullanma becerisidir. Pasif duruş değil, bir şeyi yapmama azmi!
Bu kavramı ‘Doğu’ya kazandıran Gandi’dir. Gandi İngiltere’de okuduğu dönemlerde memleketini İngilizlerin sömürgeciliğinden kurtarmak için çareler arıyordu. Bunu, güçle ve teknoloji ile başaramayacağının Read the rest
By Korsan Mahyaci Kamil on May 24, 2011 in Basın Özgürlüğü, Ergenekon Nedir?, Karikatür, Türk Basını | 0 Comments
By Korsan Mahyaci Kamil on May 24, 2011 in BDP, Kürtler, MHP, Milliyetçilik | 6 Comments
MHP Başkale İlçe Başkanı Ömer Bozkurt ile 16 kişilik ilçe teşkilat yönetimi, partilerinden istifa ederek BDP’ye katıldı. Bozkurt, istifa dilekçelerini İlçe Seçim Kurulu’na teslim ettikten sonra bağımsız milletvekili adayı Kemal Aktaş’ın seçim bürosuna giderek BDP’ye katıldıklarını bildirdi. Bozkurt, neden böyle bir karar aldıklarını şöyle açıkladı: “Artık düzen partilerinde değil, halkımın yanında olmak istiyorum. Artık yolumuza BDP ile devam edeceğiz. Bu bir örnek temsil etmeli.”
BDP seçim bürosunda gazetecilere açıklama yapan Bozkurt Read the rest
By Suzan Nur Basarslan on May 24, 2011 in edebiyat, İnsan, Öykü | 2 Comments
Adam komşunun çocuğuyla birlikte çukurun kenarında oturuyordu. Onların mekânıydı artık çukur. Sırdı aralarındaki; birinin hiç atlayamadığı diğerinin atlayıp da içine düştüğü. Birinin edilgenliğiydi, diğerinin etken başarısızlığı. Çocuk sessizliğe bürünmüştü. Çukurun üzerinden atlama denemesinin yedinci günüydü. Adamın anlattıklarını anlamlandırmaya çalışıyordu. Anlayacağının ötesindeydi kelimeler, henüz kelimelerin soyut hâlini, imgeyi, mecazları bilmiyordu ya da işaret edilenin neyi işaret ettiğini. Kelimelerin ilk anlamlarındaydı henüz, gerçek anlamlarında. Sonra aklına bir şey geldiğinin ışıltısıyla sevinçli huzmeler gezindi gözlerinde rengarenk.
“Anladım, yani o adam nehirde yüzdü, bilge de o adam huzura kavuşunca orayı terk etti.” Adamın yüzünde istediği rengin ışıltısını göremeyince ekledi ardından “Öyle, değil mi?”
“Hayır.”dedi adam.
“Yani adam öldü mü? Bilge hem niye kimseyi göremeden ayrıldı oradan, gece diye mi, öf, bir insan gözlerini nehirde nasıl bırakır?”
“Bıraktı işte!”dedi adam bir çocuğa anlatılmaması gerekeni anlatmasının getireceği açıklamaların bıkkınlığını yaşayarak.
“Anlamadım ben!” Dosdoğru söylemişti işte, ne biçim masaldı bu, hiç de babasının anlattığı masallar gibi değildi. Hem kötüler neredeydi ve onları her zaman Read the rest
By Tahsin K. on May 23, 2011 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Marx, Marxizm, Sosyalizm, Türk Solu, Video | 2 Comments