Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

“Kaçakçılar” olay yerine ulaşmadan nasıl öldü? »

28.aralık.2011 saat 17.05 daha kaçakçılar olay yerine ulaşmadan

 

 

 çuvaldız hanım’ın yorumundan:

Facedeki hesabın daha eski gönderilerine baktığımda daha vahim bir şeyi gördüm..ekde paylaştım(28.aralık 2011 saat 17.05)…şimdi selahattin Demirtaş isimli sayfada bu gönderilerin hiçbiri yok…her şey değişti…muhtemelen olay için farklı tarihler ve zamanlara göre taslak hazırlandı…aksi taktirde ne Notlar kısmına girilenler ne de duvarda palaşılanların tarihleri değiştirilemez sadece “gönderi/paylaşım” silinebilir!

 

Caldara: In lagrime stemprato »

35 insanın ölmesine ah ne üzüldük ne üzüldük! »

 

Uludere Faciasının geri dönüşlerini okudum da… Eteklerden düşen taşlara bakılırsa, hemen her konuda en az üçe bölünmeyi adet edinmiş Türkiye’nin geleneği bozmadığına da şahit oldum. 

Bir kısım var ki Devletin gıyabında özür dileyerek, “bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar” tarzında kelimeler dökmüş kâğıtlara. Her terör olayının akabinde, evlerinin balkonlarına bayrak asanlara çağrıda bulunarak “ölen bu 35 kişi bizim vatandaşımız değil miydi” tarzında mantıklı çıkışlar da okudum. Çok değil iki yıl öncesine kadar bu tür yazarlık, içinde sadece cesareti barındırdığı Read the rest

Brahms Trio op. 8 allegro con brio »

USA, Demokrasi mi oligarşi mi? (3: Medya) »

Büyük görmek için resim üzerine tıklayın.

 

 

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

Son 30 günde en çok paylaşılanlar »

  1. Şike Yasası: TBMM’deki Müslümanlara açık mektup
  2. Kılıçdaroğlu’nun ünlü “U” dönüşleri
  3. Katil devletler… Kâfir İnsanlar…
  4. Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 1:Boşluk)
  5. Hakikat, Arayış ve Sanat
  6. Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 2:Ahlâk)
  7. Yeni Kapitalizm Kültürü (Richard Sennett)
  8. Ak Parti kan mı kaybediyor?
  9. Avrupa batmayacak, çoktan battı çünkü…
  10. Allah insanı terkeder mi? 

Vefa Apartmanı (Sadık Yalsızuçanlar) »

“ modern çağın gezgin derviş yazarı için”

“hissediyorum ölümün
gençleştirici akışını
ve direniyorum fırtınalarının
ortasında yaşamın cesaretle…”[1]
 

 

Yalsızuçanlar’ın kaleminden bir yürek komşuluğu sızar her zaman, anlattığı kişiyle arasında oluşan ve bunu; yürek deryasına sızan kelimelerle aktarır. İç yolculuğunda hep konukları vardır. Konukları, onların yaşadıkları, cümleleri, izlenimleri… salınırken onun yürek coğrafyasında kelimeleri sizi bazen Anadolu’nun naif bir ezgisine, bazen yüzyıllar öncesinin hikmetine, bazen dünün serencamında izler bırakan dervişine, mürşidine, kâmiline, bazen de irfan damlasından içmiş bir filozofun durağına ulaştırır. Ama Sevgili’si her eserinde yüreğinin baş ucundadır, sohbeti aslında sizle görünürken O’nunladır.

Size dünü bugünle anlatırken, “Gönül deniz dil kıyıdır. Gönülde ne varsa kıyıya o vururmuş. ” [2] sözünde olduğu gibi, yürek denizinden öyle büyük bir yürek ve zihin coğrafyasının Read the rest

IMF neden Krizi körüklemek istiyor? »

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde’ın dinmek bilmeyen “dünya ekonomileri batıyor” uyarıları;

31/12/2011: DÜNYA EKONOMİSİ TEHDİT ALTINDA!

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, dünya ekonomisinin tehdit altında olduğu uyarısında bulundu.

Lagarde, Avrupalı liderlere Aralık’ta Brüksel’de düzenlenen zirvede alınan kararları hızla uygulamaları çağrısında bulunarak, 9 Aralık zirvesinin finansal koşullar Read the rest

Sosyalizm’in resmini çizebilir misin Abidin? »

“…Daha önce de kaydetmiştim; Oya Baydar da bu tartışmaya girdi bir yerinden. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez”in eski solcu muadili ne olabilir ? “Sosyalizm ölmez, enternasyonal bölünmez” mi ? İşte o modda, nerede durduğu belli olmayan, bir eliyle verdiğini diğer eliyle alan, darmadağınık bir yazı yazdı (“Sol geçmişte kalmadı mı ?”, 7 Aralık 2011). Daha çok internette dolaşıyor. Sosyalizm için şu “tanım”ı verdi; arada kendi ünlemlerimle, çok az kısaltarak aktarıyorum :

“Peki sol nedir ? Daha da daraltalım, sosyalizm nedir ? […] İnsanlığın, eski çağlardan beri süren; dinlerin yeryüzünden gökyüzüne taşıyıp yaşamdan ölüm sonrasına ertelediği büyük ütopyasının bu dünyada gerçekleştirilebilmesi çabasıdır.”

Of of. Böyle bir sosyalizm tanımı olabilir mi gerçekten ? Oya Baydar sosyalizmin ne olmuş olduğundan değil, sosyalizmin kendisine varoluşçu açıdan ne ifade ettiğinden, kendi ruhunda nasıl bir yeri doldurduğundan söz ediyor. Üstelik de bunu (kötü anlamda) “şairane” bir tavırla yapıyor; somutluğu terk edip transandantal bir vecd ve istiğrak haline sığınıyor. Nitekim sonunda iş, dinlerin ahret ve cennet arayışıyla sosyalizmi özdeşleştirmeye kadar varıyor. Geçtiğimiz hafta bu yüzden, mistik bir üslûp ve mistik bir içerikten söz etmiştim…”  (Halil Berktay)

 

… Sosyalizm, Komünizm ve Alaturka Solculuk üzerine okumak için…

 

Derin MAЯҖ

Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?

Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok.  Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.

 

Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Haiku (俳句) : Kiraz çiçekleri (Masaoka Shiki) »

 

Ah, kiraz çiçekleri

Keşke sizin gibi

Düşebilseydim.