Udi Hrant Kenkulian – Hicaz Taksim »
By Mehmet Yılmaz on Mar 2, 2012 in İnsan Müzikleri | 0 Comments
Önceki YazılarBy Mehmet Yılmaz on Mar 2, 2012 in İnsan Müzikleri | 0 Comments
By Jonathan Kucukarabaci on Mar 2, 2012 in Amerikan Saldırganlığı, İnsan Müzikleri, Irkçılık, Jazz, şiddet | 1 Comment
Zencilerin özgürlüklerini kazanmaya başladıkları 1880’lerden 1992’de Rodney King olayına kadar binlercesi ırkçı beyazlarca linç edildi. Özellikle güney eyaletlerinde çeşitli bahanelerle gerçekleştirilen bu yargısız infazlarda zencilere yardım eden beyazlar da asıldı. “Garip Meyva” isimli şarkı bu asırlık linç geleneğini ve zencilerin ızdırabını anlatıyor:
Güneyin ağaçlarında tuhaf meyvalar bitiyor,
Yapraklarında ve köklerinde kan var,
Güneyin rüzgârında siyah bedenler sallanıyor,
Kavak ağaçlarında garip meyvalar asılı,
Müthiş Güneyden bir manzara
Gözler dışarı fırlamış, ağız çarpılmış
Manolya kokulu bahar havası
Birden yanmış et kokusu geliyor
İşte kargaların didiklediği bir meyva
Yağmurun büyüttüğü, rüzgârın kuruttuğu
Güneşin olgunlaştırır ve ağaçtan düşer
Tuhaf ve acı bir hasat!
… Amerikan Saldırganlığı konusunda okumak için…
Dikkat Kitap: Amerika tedavi edilebilir mi?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.
ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.
Ancak ne askerî ne de ekonomik olarak bu iki ülkeye üstünlük sağlayamayan insanlar Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta ABD bombaları altında can vermeye devam ediyorlar.
Barışçı yollarla bir şeyler yapmaya niyetli, “yangına gagasıyla su taşıyanlar” ise Amerikan kamuoyunu uyarma çabasında. Fakat ne yanmış yıkılmış okullar, ne de kolları bacakları kopmuş bebek fotoğrafları Amerikalıların vicdanını uyandıramadı.
Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Amerikan’ın bu saldırganlığı sıradan Amerikalılara da büyük zarar veriyor aslında. Sadece Irak’ın işgali için harcanan yüz milyarlarca dolar ile ülkelerini baştan yapabilir, zengin-fakir demeden herkese yüksek kaliteli sağlık ve eğitim hizmeti götürebilirlerdi. Oysa milyonlarca Amerikalı sefalet içinde yaşıyor. Kimi ekonomik kriz yüzünden kimi Katrina kasırgası gibi bir doğal felaketlerden dolayı evini, işini kaybetti. Devlet ise bu insanları yüz üstü bıraktı. Neden?
Bu 37 sayfalık kitap klişelerin ötesinde bir bakış açısı öneriyor. Buradan indirebilirsiniz.
By Editorden on Mar 1, 2012 in Dikkat Kitap, edebiyat, Sanat, şiir | 0 Comments
Nesneleri parlatmak için, yazmak bir patlama
Yazıyorum
Karanlığı yensin diye ışık
Şiir bir yengi
Yazıyorum
Buğday başakları okusun diye beni”
(Nizar Kabbani)
İnsan ya zevkten yazar ya dertten yazar. Ama insan bazen dertli olduğunu kendi bile bilmez, derdini ve zevkini kendi yazar ama farkında değildir, derdini de, şevkini de bazen kendi yazmamışçasına, yazdığından okur, insanın kendinde bilmediği yansımıştır yazıya, insan dertten yahut zevkten yazarken herkes kadar kendini okur. İnsan önce kendi için yazar. O vakit yazdığı aynası olur. Buradan indirebilirsiniz.
By Müleyke Barutçu on Şub 29, 2012 in Çeviri, Ekonomi, Kapitalizm, Liberalizm, Lüks Tüketim, Marx, Toplum | 1 Comment
“…Üniversitemdeki kapalı kızların çoğu, eşarplarını markası görünecek şekilde bağlıyor. Öğrenciler kitaplarını Mango çantalarda taşıyor. Bir Coach çanta, etiketi görünmeksizin pek de kıymetli değil. Ralp Lauren sağ tarafa işlenen küçük bir biniciyle bir servet kazandı. Çorapların bile görülebilir yerlerine logolar işlenmiş. Neden marka bu kadar önem arzediyor?
[…]
Aslında kimse tam anlamıyla modaya uygun olamaz.Çünkü moda yenilik üzerine kuruludur. Vitrinler üç ayda bir ‘alınması gereken’ yeni sezon ürünlerle doludur. İsraf moda tarafından icat edilmiştir ve kapitalistlerin ceplerini çok çok büyük kazançlarla doldurur. İsraf üretilmiş bir arzuyu ifade eder: Her moda takipçisi ‘istiyorum’ diye mızmızlanan bir yaşındaki çocuktur…”
Tüketim Uzmanları-3 (Charles Allen Scarboro)
Çeviren : Müleyke Barutçu
Geçen iki bölümde (1, 2), tüketim uzmanlığı konusunun analizine adım adım yaklaşmış bulunmaktayım.Bu tartışmayı daha geniş sosyolojik sorunlar olan sınıflaşma ve sosyal eşitsizliklere çekmeye çalıştım. Eşitsizliklerin her zaman mücadele ve çatışma durumlarında ortaya çıktığını ve bu çatışmaların da kendi istekleri doğrultusunda davranan kollektifler arasında olduğunu anlattım.
Eşitsizlikler insanların çabaları sonucudur. Bir birey başka bir bireyden daha güçlü, daha güzel ve daha akıllıyken bu eşitsizlik sisteminin bireysel çabalar sonucu olduğunu söyleyemeyiz. Daha çok, ittifak içindeki insanların kollektif aktiviteleri tarafından oluşturulur. Farklı sınıflarda yer alan insan grupları, toplum içindeki belli yerlerinden dolayı hayattan daha fazla zevk Read the rest
By Uğur Şahin on Şub 29, 2012 in atatürkçülük, CHP, Kemalizm | 1 Comment
By Tavit Kilimciyan on Şub 29, 2012 in Ermeniler, Irkçılık, Ulusalcılık | 0 Comments
“… İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, “Katil Ermeni”, “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” gibi ırkçı, nefret içerikli pankartların taşındığı, sloganların atıldığı İstanbul Taksim’deki Hocalı Katliamı’nı anma eylemini tertip eden komite ve eyleme katılarak konuşma yapan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında suç duyurusunda bulundu. Halkevleri ise Ermenilerin hedef gösterildiği bir mitingde millliyetçilik ve ırkçılık içerikli bir konuşma yaptığı için Bakan İdris Naim Şahin hakkında kamu davası açılmasını istedi.
Türk Ceza Kanunu’nun “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama”yla ilgili 216. Maddesi’yle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Ayrımcılık Suçu”nu tanımlayan 14. Maddesi’ne dayanarak dün, Çağlayan Adliyesi’ne İHD tarafından yapılan suç duyurusunda şu ifadeler kullanıldı: “Söz konusu mitingde yapılan konuşmalar ve atılan sloganlar ile taşınan pankartlar, bir halkın acısını anmaktan çok, büyük acı çekmiş bir başka halka ve onun etnik kimliğine saldırı ve aşağılama şeklinde gerçekleşmiştir.” TAMAMI
By Suzan Nur Basarslan on Şub 29, 2012 in edebiyat, Kitap Sohbeti, Öykü, Sanat | 0 Comments
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem
Yâ muhît olmış gözümden günbed-i devvâra su (1)
Keje/Bir Gecede Büyümek (2), Emine Uçak’ın bir öykü-seçkisi ve toplam yedi öyküden oluşan bir eser. Öyküye adını veren Keje, öykülerdeki kahramanlardan biri değil, hepsinin toplamı olarak “bir gecede büyüyen çocuk” metaforu olarak kullanılmış.
Keje’nin teknik incelemesini yaptığımızda, kısa ama yoğun bir üslubun verimi olan öykülerle karşılaşılır. Özellikle olaylara paralel verilen günlük hayat, içinde geleneğin, âdetlerin, yaşamsal işleyişin, yaşam kültürünün, sözel kültürün… de içinde olduğu Read the rest
By Katrin Baskiotis on Şub 29, 2012 in Kadın, TÜSİAD | 0 Comments
Sunuş: 4+4+4 tartışmasıyla yine gündeme geldi. Kızların okuması, kadınların toplumsal hayata, ekonomiye, siyasete daha çok katılması… Çağdaşlık, modernlik tartışmalarının eskimeyen konuları. İyi ama TÜSİAD camiası çalışan kadınlara ne kadar saygı gösteriyor? Kreş açıyor mu meselâ? Doğum izni, emzirme izni ne durumda? Yasanın mecbur ettiği minimum seviyenin üzerinde bir saygı gösteriliyor mu çalışan kadınlara? TÜSİAD camiasında aynı işi yapan kadınların maaşı erkeklerin gerisinde mi yoksa eşit mi? Başörtülü kızlara ayrımcılık yapılıyor mu işe alırken? Sakın TÜSİAD gerici ve maço bir örgüt olmasın? 4 senedir eskimeyen bir makaleyi ilginize sunarım. (KB)
By Nurhayat Kızılkan on Ağu 13, 2008 in Kadın, TÜSİAD, vicdan | Edit
Ekşi Sözlük’te “TÜSİAD’ın kızkardeşi” olarak tanımlanan KAGİDER’e onun sınıfsal temellerinden yaklaşarak bakmak çok acımasızlık olmaz mı diye düşünmüyor değilim ama ne var ki mevcut durum başkaca bir şans da tanımıyor insana maalesef. Yani kapitalist kadın patronlardan feminist iddialar ne derecede mümkün? Bu makale bu soruyu açmaya Read the rest