Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Alaturka laiklik tam gaz! »

“… “Aleviler de (Müslümandır ve dolayısıyla) ibadetlerini camide yapmalıdır” demek, aşikâr ki inançlı Sünnî Müslümanlara doğru geliyor ama gene aşikâr ki Alevilerin kendilerine doğru gelmiyorsa, kural budur, buna uyacaksınız noktasında ısrar etmek, şu veya bu mezhep ya da dine mensup insanların ibadet yer ve tarzını, genel demokrasi ve özgürlük kurallarına göre değil, başka bir dinin kurallarına göre belirlemek isteyen bir zihniyet ve yönelimi yansıtır mı, yansıtmaz mı ? …” (Halil Berktay, Taraf)

… Bu konuda e-kitap…

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Silah Kürd’ün sigortası değil başının belasıdır! »

“… Bir yandan barıştan yana olurken, bir yandan bu saldırıyı gerçekleştirmek, hem de Zana’nın açıklamalarından sonra bunu yapmanın PKK içinde derin bir yarılmanın olduğunu gösterdiğini dile getiren İbrahim Güçlü, Zana’nın Öcalan’ın düşüncelerini yansıttığını belirterek Öcalan’ın ise Türkiye merkezli bir düşünceye sahip olduğunu ifade etti.

Leyla Zana’nın açıklamalarının anlamlı ve Öcalan’ın dağdakilere bir mesajı niteliğinde olduğunu anlatan Güçlü, örgütün Suriye ve İran ile çok sıkı ilişki içinde olması sebebiyle silah bırakması ve müzakere yapmasının mümkün olmadığına dikkat çekti. PKK’nın varlığının silaha bağlı olduğunu dile getiren Güçlü, Karayılan’ın İran tarafından yakalandığının bir gerçek olduğunu ve bizzat götürenin ise Cemil Bayık olduğunu kaydetti …” (Star)

 

… Bu konuda e-kitap okumak için…

 

Türkiye bölünür mü?

“Bebek katili! Vatan haini!…” PKK terörünü lanetliyoruz ama devlet eliyle işlenen suçlara karşı daha bir toleranslıyız.  “Kürtler ve Türkler kardeştir” diyenlerin kaçı “sen benim kardeşimsin”  demeyi biliyor Zaza, Sorani, Kurmanci dillerinde? Ülkemizin terör sorunu ne PKK ne de Kürt kimliğiyle sınırlanamayacak kadar dallandı, budaklandı. Bazı temel soruları yeniden masaya yatırmak gerekiyor: (*) Kürtler ne istiyor? (*)  İspanya ve Kanada etnik ayrılıkçılıkla nasıl mücadele etti? (*) PKK ile mücadelede ne gibi hatalar yapıldı? (*) İslâm ne kadar birleştirici olabilir? Töre cinayetlerinden Kuzey Irak’a terörle ilgili bir çok konuyu ele aldığımız 267 sayfalık bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirin. 

 

 

Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler (Kitap + Tartışma)

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor. Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz. 

Atatürk milliyetçiliği ve Irkçılık »

‘Bereket ki Türk kanı temiz kaldı’

“…Peker, bütün bunlardan sonra dahi, “bereket versin ki, en büyük imha vasıtaları ve en ezici hadiselerle bile bozulması mümkün olmayan tek bir şey, Türk kanı bütün bu gürültüler içinde temiz kalmıştı. Batı Türkleri bu çöküntü içinde kanının arılığını korudu ve sakladı.” demektedir. Bu satırlar, Türk milliyetçiliğinin ırk ve kan bağından tamamen azade olduğunu düşünenler için bir yeniden düşünme fırsatı olur mu acaba? Gerçi Doğu Türklerinin bu karışıklık sırasında kanları tam olarak ne oldu sorusuna yanıt verme imkânımız maalesef bulunmamaktadır; çünkü Peker bundan hiç söz etmiyor. Hiç olmazsa ve en azından kanlarının âriliğini korumayı başaran Batı Türklerinin de bizler olduğunu varsaymanın dışında elimizden başkaca bir şey gelmez. Nitekim Peker, ilerleyen satırlarında, “ve bütün bu kül yığınlarının arkasından Batı Türklerinin şereflerini yükselten ve dünyanın gözlerini kamaştıran Türk inkılâbının şaşalı güneşi doğdu” demek suretiyle inkılâbın Batı Türkleriyle sınırlı olduğunu açıklamaktadır. Bazı okuyucuların Atatürk milliyetçiliğinin âri kanla ilişkisi olup olmadığını soracaklarını sanırım; fakat bunu bana değil de, Peker’e sormak gerekir …” (Cemil Koçak, Star)

 

… E-Kitap okumak için…

Türk milliyetçiliği birleştirir mi yoksa parçalar mı?

 İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor? Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi? Adaletin, hukukun hâkim olmadığı ortamlarda Türklerin kardeşliği ne işe yarar? Belki de Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Kürtler, Hıristiyanlar, Eşcinseller, solcular…150 sayfalık bu kitapta Türk Milliyetçiliğini sorguluyoruz. Müslüman ve milliyetçi olunabilir mi? Türkiye’ye faydaları ve zararları nelerdir? Milliyetçiliğin geçmişi ve geleceği, siyasete, barışa, adalete etkisiyle. Buradan indirin. 

 

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz.  

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz. 

Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

 

  

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz. 

İslam’ın vizyonu (5) / Hamza Yusuf »

Zaytuna Institute’den Hamza Yusuf Hanson’ın Dr.Murata ve Prof.Chittick’in ‘İslam’ın vizyonu’ kitabı üzerinden yaptığı konuşmanın deşifresidir.   

 İslam’da hadisten bir sonraki aşama kıyas’tır, analojik akıl yürütmektir. Şeriatın büyük bir kısmı kıyas üzerine şekillenmiştir. Müslümanların birçoğu bunu bilmiyor. Şeriatın büyük bir kısmı doğrudan Kur’an ve hadisten oluşmuş değildir. İnsan anlayışı ile şekillenmiştir. Bu ana kaynakları yorumlamada en yetkin kişiler, başta Hz.Peygamber (SAV)’in mealen ‘İslam’ı anlamada ve yaşama geçirmede en iyi nesil benim neslimdir’ buyurduğu sahabelerdir. Daha sonra, sonraki nesil ve ala meratibihim ondan sonraki nesil gelir. Üçüncü nesil imamların çıktığı nesildir. Her şeyi yazıya geçirenler bu nesilde yetişenlerdir. Bu nesilden önceki nesil, öğrenmek istediklerini doğrudan sahabelere sorma imkanına sahipti. Sahabeler ise bizzat bu dini yaşayanlardı. Herbir nesil bir öncekine göre geleneğe daha az bağlı hale geldi. Hz.Peygamber (SAV) bu yüzden mealen “öyle bir zaman gelecek ki Rabbinize kavuşana kadar herşey giderek daha da kötüleşecektir” buyurmuştur. Bunun anlamı her nesilde anlayışın, yaşayışın, ve Allah’a yakınlığın giderek azalmasıdır. Ulema her nesilde istisnalar olacağını söyler, bu yüzden sonraki nesillerde de öncekilerden daha fazıl, daha alim olanlar çıkabilir, ama nesil olarak bir iyiye gidiş olmayacaktır. En üstün olanlar ilk üç nesildi. Bu, sonraki nesillerde büyük insanlar olmadığı anlamına gelmez ama onların sayısı gittikçe azalmakta ve bu durum giderek hızlanmaktadır. Hz.Peygamber (SAV) bu durumun, “insanların ortalık yerde münasebette bulunmasına” kadar süreceğini ve en hayırlı insanların o günlerde “bunu başka bir yerde yapamaz mısınız?” diyenler olacağını söylüyor. Evet bunu söyleyen hadis var. Bir ahlaki çöküş olacağı alenen söyleniyor.  

 Mezhep, farklı yorumlara açık hadislerin bulunması ve kelimelerin birden fazla anlama sahip olmasından kaynaklı görüş farklılıkları ile ortaya çıkmıştır. Mezhep imamları içtihad ile kural çıkarmak konusunda yetkindirler. Bu yanlış yapmamaları anlamına gelmez. Bunun anlamı yanlış yapma otoritesine sahip Read the rest

Yetimleri unutma, unutturma… »

 

 İHH gönüllülerine destek olmak için

 

İHH gönüllülerine destek olmak için 

Comptine d’un autre été »

Bugün cuma, ne olur bir şey yap (26) »

Kendisine dua edene icabet eyleyen, kendi zikrini kulunun lisânından akıtıp gene o kulun dergâh-ı mecd-i ulûhiyetinde bizzat zikreyleyen, hem nimeti veren, hem de nimete şükreden kullarının nimet ve şükrünü arttıran, semâvâtın ve arzın alamadığı tecelliyat-ı zâtını, mü’minin kalbine nuzûlle safâ bahşeyleyen, mahlûkatın kendisiyle teskin olduğu sekînetin sahibi, sadırlarda gizli olanı ve gözlerdeki hain çakışı ilm-i ezeliyesiyle bilen lâkin kulunu hep afv ü setreyleyen Cenâb-ı Erhamu’r-rahimîn ve Rabbü’l-âlemîne hamd ü senâ olsun.
Safîyullah, halîlullah, hayru halkıllah, emînü vahyillah, sıratullah, nimetullah, imamu’l-müttakîn, ceddü’s-sıbteyn, resûlü’s-sakaleyn, raûfu’r-rahîm Hazret-i Fahr-i âlem(SAV) Efendimiz’e ve onun âline, ashâbına ve etba’ına salât ve selâm olsun.(*)

Uçaklarla çocukları bombaladığı, silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için insan öldürenlerin  kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları Read the rest

Kamli Waly Muhammad – Nusrat Fateh Ali Khan »

Ramazan Bereketi »

Anouar Brahem,Jan Garbarek & Ustad Shaukat Hussain – Sebika »