Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Tiryandafilya, başımı çok büyük derde soktun »

Bu cümleyi güzelliğinin hatırına, muhabbetinin yüzü suyu hürmetine daha bir eğip bükebilir, beliğ bir hale de getirebilirdim ama suretine telmihte bulunmaya bile lüzum hissetmedim nedendir bilmem bu saatten sonra.

Şuaraya olan düşkünlüğüme yor yine de sen benim şairlerin sözünü tutmamı; onların her dediğine ‘başım gözüm üstüne’ diyerek mukabelede bulunmamı. ‘Cahit Sıtkı’nın hesabı’ ne yalan söyleyeyim benim de işime gelmekteydi. Cahit Sıtkı ki kendisine elfaz bahşedilen ama buna karşılık hendeseden bihaber bir çirkin adam Tiryandafilya. Onun hesaplarına göre yaşı otuz beşti ve ortasındaydı ömrün; tam on bir sene sonra öldü. Ne diyordu Sezai Karakoç hatırladın mı Tiryandafilya: ‘Hep suç bende değil, beni yakıp yıkan bir nazar vardır/Sakın kader deme, kaderin üzerinde bir kader vardır’. Read the rest

Tasavvufa Giriş / Mahmud Erol Kılıç »

“…ALLAH güzeldir, güzeli sever ibaresi üzerine bir sanat felsefesi bina etmiştir sufiler. Tabi ki buradaki güzel Freudyen manada bir güzel değildir. Yapılması gereken güzellikleri ortaya çıkarmaktır. […] Sanat sufi açıdan “Hakiki Varlık” ile bağlantılı bir şey olmaktadır. Arızî değildir. Herden güzel olanla irtibatlı olduğunda gerçek sanatçı olunur. Başka bir ifade ile sanatkârlık “EL CEMİL” isminin hakikatine ermektir. Tasavvufta realizasyon fikirler teâtisi neticesi bir bilginin sende oturması vardır. Bu diyalektik değildir. İs¨te sanat bu irtibatın ardından bir tahakkuk eylemidir. Tasavvufun şiir, musiki, mimari gibi İslâm sanatlarının doğuşuna kaynak olduğunu görürüz. Sanat ancak yontulup işlenip bir hâle sokulan, bir makama konulan insan tarafından icra edilebilir. Alt kademeler kesiftir, yoğundur. Kişi manen yükselmeyle beraber latif duygulara sahip olur ve o incelikler eserlerde tezahür eder …”

Sanat Yoluyla Hakikat Bulunur mu?

Gözlerimizin sınırlı oluşu sayesinde algılıyoruz kavramları. Immanuel Kant’ın meşhur bir güvercini vardır, havayı iterek uçar ama havanın direncinden yakınır durur. “Hava olmasaydı daha hızlı uçabilirdim” der. İnanmak zor ama …eğer sınırsız görme kabiliyetine sahip olsaydık hiç bir şey göremezdik! güneşe dürbünle bakan biri gibi kör olurduk. Hakikat’i görmekte zorluk çekmemizin sebebi O’nun gizli olması değil tersine aşikar olmasıdır. Aksi takdirde Hakikat’i içeren, kapsayan ve perdeleyen daha hakikî bir Hakikat olması gerekirdi. İşte bu sebeple Hakikat’i görmek için Bilim’e değil Sanat’a ihtiyacımız var, bilmek için değil bulmak söz konusu olduğu için. Derin Düşünce yazarları Sanat-Hakikat ilişkisi üzerine yazdılar.Buradan indirebilirsiniz.

Derin Göz

İnsan gözü daha verimli kullanılabilir mi? Aş, eş ve düşmanı gören Et-Göz’ün yanı sıra Hakikat’i görebilecek bir Derin-Göz açılabilir mi? Sanatçı olmayan insanlar için kestirme bir yol belki de Sanat. Çukurların dibinden dağların zirvesine, Yeryüzü’nden Gökyüzü’ne…Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot, Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca, Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …Buradan indirebilirsiniz.

Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…

“…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…”

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin.

Paganini – 3cü Keman Konçertosu »

Üzerimde buzdan bir gurbet ağırlığı… Hangi valiz taşıyabilir benim yorgun ömrümü? »

Üzerimde buzdan bir gurbet ağırlığı… Hangi valiz taşıyabilir ki benim yorgun ömrümü?

  Annesiz çocuklardan binlerce kez özür dileyerek…

  Aslında benim sosyoloji başlığında Durkheim üzerine çalışmam gerekiyordu. Çünkü hayat buydu; o çalışmadan, bu kitaba doğru koşarken kendimi kaybetmemi isteyen tarafıyla gözlerimi kapatıyordu. Bir süredir böyle de oluyordu.

  Oysa, bir amaç (o amaç neyse artık!) uğruna kalkıp geldiğimiz bu garip kentlerde kendimizi bulacağımız umudu, kendimizi kaybetmemiz gerçeği altında kızıl bir cesede dönüşüyor.

  Burada, bu bizden ve bizim olmayan (aslında hiç kimsenin değiller) kentlerde, nedense aradıklarımız “yeni” şeyler olmak yerine “eski” şeyler oluyor.

  Ben mesela günümü geçirdiğim o binanın üst katından denizi ve gemileri gördüğümde Read the rest

Beethoven 3cü Senfoni (‘Eroica’), Op. 55: Cenaze Marşı »

Symphony No. 3 in E flat major ('Eroica'), Op. 55: Marcia funebre, Adagio assai by Beethoven on Grooveshark

Yeryüzü Doktorları‏@YYD_tr »

Cerrahların da bulunduğu ekibimiz Gazzeli yaralıların tedavisi için bugun yola çıkıyor. GAZZE yazarak 6612’ye gönderin, 5TL katkıda bulunun.

Gazze… Michael Heart »

Sosyalizm ve Demokrasi çatışması: Eşitlik mi özgürlük mü? »

Resim: Komünist Rusya’nın askerleri Çekoslovakya’da işçi ayaklanmasını bastırırken 1953 (Detay için bkz. Sosyalizmden kaçan işçi olur mu?)

« Demokrasi ve sosyalizm arasında hiç bir ortak nokta yoktur, bir istisna dışında : Eşitlik. Ama dikkat edin, demokrasi özgürlük içinde eşitlik arar. Sosyalizm ise yasaklama ve kölelik yoluyla eşitlik inşa eder. […] İnsanlar özgür bir biçimde eşit olmak isterler ama bunu elde edemezlerse kölelik içinde bir eşitliğe razı olabilirler. Çünkü eşitlik olmayan bir düzene karşı duydukları nefret kalplerindeki özgürlük arzusundan daha büyüktür. […] Demokrasi ve sosyalizm bir arada bulunamaz. Sadece farklı değil ZIT şeylerdir bunlar. Demokrasi bireysel bağımsızlık sahasını genişletir, sosyalizm ise daraltır. Demokrasi her insana potansiyel bir değer verir. Sosyalizm ise insanları bir araç, bir alet, bir rakam mertebesine indirir.» (Alexis de Tocqueville, Mektuplar, 1814-1859)

 

… Bu konuda e-kitap okumak için…

Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)

Bir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.

Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi? Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.

Türk solu iktidar olur mu?

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

 

Derin MAЯҖ

Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?

Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok. Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.

Kürtler ve Türkler ve Bölünmek »

Sadece bu coğrafyaya bakmak resmin bütününü kaçırmak olur. Genel bir bakış atarsak dünya coğrafyasına emperyalistler sömürdükleri, üzerinde emel teşkil ettikleri yerlerden çekildikleri, çıkarlarına mukavemet gösterebilecek coğrafyalar üzerinde oyun kurdukları vakit hep aynı eylemi yaparlar. Bir plan dahilinde kalıcı sorunlar bırakırlar. Geçmişte Afrika’da yapılanlar bugün hala ciddi oranda etkilerini gösteriyor. En son Sudan’ın içinden Güney Sudan diye bir devlet daha çıktı. Ümmet bir kere daha suni sınırları bertaraf edip birleşeceğine bölündü ve küçük olup onun olacağının hülyasına kapıldı. Dünyanın yüzölçümü olarak en büyük 16 ve ya 17. Ülkesi 30 milyonluk nüfusa yetemedi. Şüphesiz hadiseler bu kadar basit değil girişte değindiğimiz üzere. Mezopotamya demekten müthiş haz aldığım bölgede de bugün ayrılık rüzgarlarının şiddetle esmeye başladığı Read the rest

Bugün cuma, ne olur bir şey yap(34) »

Bizim mahdûd âlemimize nisbetle ezel âleminde ruhları huzurunda cem edüp, onları kendisine muhâtab kılıp Rabbimiz olduğunun tasdikini gene bizzat kendi lûtfu ihsanıyla mahlûkatından ilan eden ve bu ahidleşmeye tenezzülen ilâhî imzasını nakşeden Nakkaş-ı âlem, ervâhı yine kudret eliyle ve kendi nakşıyla sûret putesine akıtıp tekrar bu şuhûd âleminde vareyleyen, bu hilkâti kendi ihsan eylediği ahlâkıyla muhafazayı bize bahşeyleyen, Vâcibü’l- vücûd, yegâne Sahib-i ihsan ü cûd, Melik, Vedûd, Hazret-i Allah’a hamd ü senâdan âciziz. Lâkin bu acziyetimizi itiraf, Cenâb-ı Hakk’a hamd ü senâ meyânında kabul olunsun.

 Ervâh-ı ezelde, ruhlar âleminde cümle ervâha rehnüma ve sözcü olan, “elestü birabbiküm” hitabına husûsî ruh-i Muhammedîyeleriyle ilk önce “belâ” diyerek mukabelede bulunan, âlemden âleme sevkedilen, ruhlara nuruyla vesile olan sirâcü’l münîr, beşîr hem nezîr, enbiyânın hem hâtimi hem hâtemi, nev’î beşerin ekmeli hem mükemmili Efendimiz(sav)’e salât ü selâmdan âciziz. Bu acziyetimizi ikrarımız, Sultan-i enbiyâ Efendimiz’e salât ü selâm makamında kabul ola. Evlâdının, ashâbının ve etba’ının kurbiyyet derecelerine göre, Cenâb-ı Hakk bu niyâzlarımızdan onları haberdâr kılıp ruhaniyetleri dahî bizlerden haberdâr, hoşnud ve râzı ola.(*)

Özgürlük ve demokrasi naraları atan ülkelerin pilotsuz uçaklarla çocukları bombaladığı, silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için insan öldürenlerin kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları öldürüyor. Bu nasıl bir medeniyet ki yetiştirdiği insanlar hayvanların bile tenezzül etmeyeceği rezilliklere yelteniyorlar. işte bileğini bükemediğin için çizmesi altında yaşamak zorunda kaldığın “medeniyet” böyle bir medeniyettir.

Bu medenî(!) insanlar öylesine açgözlüler ki kendi milletlerini dahi soyup soğana çeviriyorlar sahte ekonomik krizler ile. Ama kimse onlara ses çıkaramıyor. Çünkü hukukun mal gibi alınıp satılmasına göz alıcı bir kulp taktılar: “Özgürlük!” (Bkz. Ticarî bir mal olarak “Adalet”)

Gördüğün manzara karşısında kalbinde duyduğun sıkıntı senin bir insan olduğunun ispatı. Vicdan sahibisin. Aklın ve kalbin gördüklerine itiraz etmekte. Ama bu sıkıntı bir isyana dönüşmeden önce dur ve düşün. Bu zulmün müsebbibi tarafından senin için biçilmiş rollerden birine mi bürüneceksin yoksa kendi yolunu mu çizeceksin? Zalim senin özgür olduğunu zannetmen için iki yol çizdi, iki seçenek(!) verdi: Read the rest