Denemeler – Montaigne »
By essenza on Oca 8, 2013 in Felsefe, İnsan, Kitap Sohbeti, Toplum | 0 Comments
“Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.” (Tolstoy)
Lise yıllarında (belki daha öncesinde), okuyup “tekrar okusam iyi olur” dediğiniz ya da ara sıra baktığınız kitaplar vardır. Denemelerde, onlardan biri değil mi? İşte Montaigne ve denemeler.¹
Montaigne, okuyucuya seslenir: “bu kitapta yalan dolan yok. Sana baştan söyleyeyim ki, ben burada yakınlarım ve kendim dışında hiçbir amaç gütmedim… Bu kitabı yakınlarım için bir kolaylık olsun diye yazdım… Okuyucu, kitabımın özü benim: Boş zamanlarını bu kadar sudan ve anlamsız bir konuya harcaman akıl karı olmaz…” (s.26)
“Ben/kendim” çevresinde dönen anlatı, neredeyse her dönüşte aynı yansımaya tekabül ediyor-Montaigne’le özleşme. Montaigne, kendini maskesiz anlattığını ve herhangi bir kaygı taşımadığı izlenimini, tekerrürle verir.
Kişisellikten öte, hayatı; örnekler ve sözlerle yorumlayan/anlamaya çalışan ve “kendini” tanıma çabasıyla hareket eden -deneme türünün atası- Montaigne, ruh-beden-yaşam sarmalını, sizi de içine alan çeşnisiyle aktarıyor.
Antik Yunan ve Latin ağırlıklı alıntılarla bezenen denemeler, okuyucuya hem samimiyetin dilini hem de düşünmenin/gözlemlenen olgunun, işlevini ortaya koyuyor.
Montaigne bu işi yaparken belki de bizlere “ben tüccar değilim, sadece kendine yakınlaşma çabalı fakır köyün dilencisiyim” esintisini veriyor.
Peki, Montaigne acaba bu denemeleri yazarken nasıl bir çevrenin/dünyanın etkisi altındaydı ya da nasıl bir yüzyılda doğdu?
Ortaçağ’ın karanlık olarak kabul edildiği/komün yapı, aklın özgürlüğe kavuşacağı düşüncesiyle, hareketlenmenin geniş çerçevede bir alanı, belki de dönem sonrası için dünyayı da etkileyeceği bir dönüşüme tabiydi. Bir yeniliğin ya da uyanışın anlam kazanacağı süreç, durumun sisli bir perdeyle bütünleştiği ve bu perdenin kaldırılacağı Read the rest















“… Atlantik okyanusu üzerinde yüksek basınç vardı ve batıdan doğuya doğru Rusya üzerindeki bir antisiklona doğru hareket ediyordu […] Hava sıcaklığının mevsim ortalamasına ve en soğuk, en sıcak aylara nisbeti ve aylık sapmalar normaldi. Güneşin ve ayın doğuş ve batışları, Satürn’ün halkaları ve Venüs’ün hareketleri astronomik öngörülere uygundu. Havadaki buharın sıcaklığı azamî seviyede ve nem miktarı düşüktü. […] modası geçmiş ama duruma uygun bir ifade ile güzel bir ağustos günüydü …”
