Türkiye’deki Ermenier: Tovmasyan Hanımın konuşması »
By Özlem Yağız on May 29, 2013 in Ermeniler, Ulus-Devlet | 2 Comments
Takuhi Tovmasyan 2013 yılında Diyarbakır 11. kadın buluşmasında bir konuşma yaptı. Kendisine önce yayasından sonra babasından kalan vicdan yarasını çocuklarına aktarmamak için 50 yaşında verdiği bir kararın hikayesini aktardı. 10 yıldır artık geçmişin acılarını ve bu vicdan sızısını yendiğini ve bunun için bir ritüel uyguladığını söyledi. Bu Tovmasyan hanımın Mardik amcası için kavurduğu helvanın hikayesidir. Ne yazık ki konuşmanın ilk üç dört dakikası ve aynı günün akşamında helva kavururken okuduğu tanrım bize merhamet et duasının ses kayıtları bende yok. Ancak eksik de olsa çok değerli bir konuşma. Takuhi hanımın geçmişiyle barışmasının hikayesi.
Tovmasyan Hanımın konusması par derindusunce
Ermeni kimliği var oldukça 1923 model Türk kimliği bozuk bir makine gibi gıcırdamaya devam edecek. […] Neden bize bu kadar benziyorlar? Pastırması, sucuğu, yaprak dolması, müziğiyle, gelenekleri, ailelerine bağlı oluşlarıyla bir de Türk’ten daha fazla Türk mü onlar? Yoksa bu mu bizi sinir eden? […] Artık Anadolu insanının %100 safkan Türk olmadığını, tersine bütün bu etnik unsurların karışımı ve mirasçısı olduğunu idrak etme vakti gelmedi mi? Artık TEK BİR “BİZ” olduğunu, atalarımızın bir kısmının Kürt, diğer bir kısmının Rum, Gürcü, Arap, hatta ve hatta Ermeni olduğunu idrak etmemiz gerekmiyor mu? Buradan indirin.
Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisinihukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor. Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.












Bu kafayla bir Hırant Dink olamazsın diyorum. Yani adam olamazsın. Hırant’ı Hırant yapan şey mağduriyeti değildi. Hakkında açılan davalar, aldığı tehdit mektupları büyütmedi onu. Onu öldüren kurşuna da ihtiyacı yoktu. O zaten büyüktü. Senin gibi değildi. Daha çocukken yetimhanede kendinden küçüklere sahip çıkardı. Sen bir de kendine bak.

“… CHP’nin İzmir’deki seçim taktiği, partinin şimdiye kadar ‘halktan kopuk’ imajını düzeltmeye yönelik oluşturuldu. Buna göre parti görevlileri seçmeni ikna etmek için, ev ve işyeri ziyaretlerine “selamünaleyküm” diyerek girecek, “Allah’a ısmarladık” veya “Allah’a emanet olun” diyerek müsaade isteyecekler. Milli-manevi değerlerle ilgili hatırlatmaların ağırlıkta olduğu kitapçıkta şu tavsiyeler yapıldı: “Kesin yargılardan, olumsuz önyargılardan arının. Ziyaret öncesinde heyecanınızı yatıştırın. Konuşmaya ‘günaydın’, ‘iyi günler’, ‘selamünaleyküm’ diyerek başlayın.

