Sigmund Freud, Cinsellik ve Bilimsellik »
By my on Ara 26, 2013 in Epistemoloji, Kitap Sohbeti, Psikanaliz, Sigmund Freud, Uygar(?) Batı | 0 Comments
Freud okurken insanı en çok şaşırtan şey her taşın altından çıkan cinsellik ve ölüm. Daha doğrusu Freud’un baktığı her yerde bunları görmesi, vehmettiği her mevhumu bunlara bağlaması. İnsan sık sık durup “yaw ne alakası var? Takmış mı bu adam?” diye soruyor kendi kendine. Aslında dikkatli bir okuyucu bu kelimelerin mânâsının Freud’un kaleminde genişlediğini fark edebilir. Meselâ aşk / erotizm derken sadece karşı cinse duyulan ilgi değil profesyonel başarı arzusu ya da sanatsal “yaratma” çabası da mahdud yerlerde kapsama hududuna girebiliyor. Tabi bu anlam genişlemesi Freud’un başka yerlerde gerçekten abarttığı, hatta saçmaladığı gerçeğini değiştirmez. Yine de “adamımız” Sigmund’u ve yaşadığı devrin zihniyetini ihata etmek için Aşk – Ölüm ikilisi üzerine bir parça yoğunlaşmakta fayda var.
Yunan mitolojisinde mücerret (soyut) hislerin müşahhas kimliklere bürünmesi, nefsanî tutkuların tanrı, cin vs şahıs halinde hikâye edilmesi yaygın. Freud’un kitaplarında da bunun gibi bir temsil yöntemi görüyoruz. Özellikle de beşerî aşk, cinsellik ve üretici arzu için Eros (Grek. Έρως), biyolojik ölüm ve yıkıcı, yok edici dürtüler için Thanatos (Grek. θάνατος) . Fakat Batılı düşünürlerin çok sık yaptığı bir hataya düşüyor “modern psikanalizin babası”. Kendi ihdas ettiği kavramları bir müddet sonra a priori gerçeklermiş gibi Read the rest















