Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Akıncı’nın jeopolitik satranç tahtasındaki neticeleri »

  • Libya’da Rus PANTSIR’lere kan kusturan Bayraktar TB2 150 kg faydalı yük taşıyordu. 5 tonluk Akıncı ise neredeyse 1.5 ton! 12 km servis tavanı ile Akıncı F16’ya yaklaşıyor. Tabi kimse SİHA’ların (şimdilik) dog fight yapmasını beklemiyor ama artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
  • PANTSIR’lerin vurulması, teknik üstünlüğün zafer için yetmediğini gösterdi. Neden? Tek bir TB2, çölün ortasında tek bir PANTSIR’e saldırsaydı, SİHA füzesini ateşleyemeden radarda görülür ve düşürülürdü. Ama…
  • Ama gerçek muharebede bir hava savunma ağına entegre olmayan birimler kördür. Zira PANTSIR gibi araçlar teknik olarak farklı irtifalardaki uçakları vurma kapasitesine sahip olsalar bile savaş ortamında bunu yapamazlar. Bir tür “dayanışma” gerekir. Bir benzetme ile açalım…
  • Sayı üstünlüğüne sahip ve silahları daha kaliteli bir grup askerin ormanda savaştığını kabul edin. Zayıf birliğin tek üstünlüğü telsiz olsun. Haberleşme sayesinde zayıf olanlar düşmanlarını pusuya düşürebilirler; küçük gruplara bölüp etraflarını sarabilirler.
  • Kısacası savaşan birimler arasındaki bilgi akışı ve kaliteli komuta, düşmanın teknik üstünlüklerine rağmen zafer getirebilir. İşin ilginç yönü, Ruslar daha önce bu entegrasyonu ABD’ye karşı kullanmış ve bir “hayalet” uçak düşürmüşlerdi.
  • Başka veçhe: Seyir füzesi atabilen Akıncı’nın yeni versiyonlarında mutlaka jet motoru kullanılacak. Çin ve ABD gibi Türkiye’nin de çok yakında ses hızına erişebilen SİHA’lara sahip olması muhtemel. Bugünkü kapasitesiyle bile F16’larımızın üzerindeki yükü hafifletebilir. Meselâ?

Read the rest

Karbon 14 testine ne kadar güvenebiliriz? »

  • Zaman zaman gazetelerde okuruz: “Filan cisim İsa’dan (a.s.) kalmış olamaz çünkü ahşap malzemesi karbon 14 testine göre 700 yaşında”. Bazen de tablolar, heykeller incelenir; sahtekârlar ortaya çıkarılır. Peki bu test gerçekten tarihi gösterir mi? Nasıl çalışır? Hata payı nedir?
  • Başlangıçtan başlayalım: Atom, bildiğiniz gibi çekirdekteki proton ve nötronlar ile etrafında “dönen” elektronlardan oluşur. (Dikkat: Bu basitleştirilmiş bir modeldir; gerçeğin kendisi değildir.) Pozitif yüklü proton sayısı atomun kimyasal vasıflarını tayin eder. Meselâ?
  • Meselâ 8 proton oksijen, 2 proton helyum, 6 proton karbon… Ya nötron? Genellikle protona eşit miktarda olsa da, nötron sayısı bazen değişir ve aynı elementin farklı sayılarda nötronlu şekillerine “izotop” denir.
  • İzotoplar, nötron ve proton sayıları toplanarak ifade edilir ve atom simgesinin sol üst köşesine yazılır: Helyum 3, Helyum 4,…
  • Teorik olarak bir sürü izotop hayal edebiliriz ve bunları laboratuvar şartlarında suni olarak üretebiliriz. Ama tabiatta bulabileceğimiz izotoplar çok daha azdır ve “istikrarsız” durumdadır yani nükleer tepkime ile dönüşme temayülündedir.

Read the rest

Bir kelebeğin kanat çırpması fırtına başlatabilir mi? »

Not: Bu silsile önemli grafikler ve formüller içermekte. Twitter’daki yayından görselleri incelemenizi tavsiye ederiz.

 

  • Edward Lorenz’in “Brezilya’daki bir kelebeğin kanat çırpması Texas’ta bir kasırgaya neden olabilir mi?” başlığını taşıyan makalesi bilim dünyasında fikrî bir kasırgaya sebep olmuş ve insanları kaos üzerine düşündürmüştü. Neden?
  • “Kaos” denince aklımıza karmaşa, beklenmedik felaketler gelir. Ama matematikte bu kelimenin mânâsı farklıdır. Kaos teorisi (teorileri) dinamik sistemleri yani zaman içinde değişen sistemleri inceler: Bir sarkacın hareketi, gezegenlerin dönüşü, Kenya’daki zebraların nüfusu…
  • Bilim adamları tabiatı incelerken bir soyutlama yaparlar yani gerçek dünyayı sadeleştirip formüllerle ifade ederler. Bu formüller onlara “geleceği görme” imkânı verir. Meselâ bir sarkacın ilk bırakılma anındaki açısı vs biliniyorsa “t” zamanı yerine 15 koyarak 15ci saniyedeki yerini bulmak gibi.
  • Burada bilim adamının işini kolaylaştıran şey, dinamik sistemin öngörülebilir (determinist) olmasıdır. Sürpriz, şans yoktur. Biyolojik sistemlerde dahi böyledir. Meselâ kuraklık sırasında ölecek zebraların sayısını hesaplayıp çiftleşme, doğum vs tahminler (asgarî bir hata payıyla) yapılabilir.
  • Bu tip basit sistemlerde ikinci bir ortak nokta şu: Parametrelerdeki küçük bir değişik sonucu pek fazla değiştirmez. Meselâ bir gülleyi 48° değil de 49° açıyla fırlatırsanız izleyeceği yol ve düşeceği nokta diğerine çok yakın olacaktır.
  • Aynı sebepler aynı sonuçları doğurur; yakın sebepler ise yakın sonuçları. Bu illiyet, nedensellik,  determinizm, tahmin edilebilirlik, Newton fiziği… Bütün bunlar insanların sezgisine uygundur. Bu yüzden kolaylıkla öğreniriz.
  • Ama bazen işler bu kadar basit değildir. Bilardo oynadıysanız ufak bir açı farkının ne çok şeyi değiştirdiğini görmüşsünüzdür. Fizikçilerin yakından incelediği bir diğer örnek çift sarkaç yani bir sarkacın ucuna bağlı ikinci bir sarkaç. Sistemin davranışı, başlangıç verilerine çok farklı olabiliyor.
  • Çift sarkaç tamamen kontrolsüz, öngörülemez bir hareket mi yapıyor? Hayır; onun da bir formülü var ama tek sarkaca kıyasla çok daha karmaşık ve ilk değerlerdeki ufacık bir sapmaya karşı çok hassas…
  • İşte bu hassasiyet yüzünden sistem insan zekâsı için “öngörülemez” oluyor. Yani gerçekte yine bir determinizm var ama bizim tahayyül gücümüzün ötesinde… (Bkz. Kaos / Chaos / хаос / χάος / فوضى)

Read the rest

Marx neden sömürgeci devletleri savunuyordu? »

  • Marx anti-emperyalist miydi? Marx, Hegel’den “tarihsel uluslar / tarihsel olmayan uluslar” kavramını devşirmişti. Marx’a göre “ilerleme” ve “uygarlığı” temsil eden büyük “Tarihsel Ulus”lar medeniyet şampiyonlarıydı.
  • İlerlemeyen, pasif “tarihsiz halklar”a uygarlık götürme görevi, Tarihsel Uluslara ötekilerin topraklarını işgal etme hakkı veriyordu. Marx ve Engels’e göre bu sonuna kadar meşru ve o “tarihsiz halk”ların da lehineydi.
  • 1845-47 arası süren ve sonucunda ABD’nin Meksika’nın epeyce toprağını ilhak etmesiyle sonuçlanan savaş için Marx şöyle dedi: “tembel ve çaresiz Meksikalılara karşı uygarlaşmanın lehine bir netice”.
  • Fransa’nın Cezayir işgali de “ilerleme ve uygarlık için önemli ve talihli bir olay”dı, çünkü “Bedeviler bir haydutlar ulusu” idi. Marx, İngilizler’in Hindistan’ı işgalini de aynı mantıkla desteklemişti, çünkü Hint toplumsal hayatı Marx’ın tabiriyle “değersiz, durağan ve bitkisel” idi.

Read the rest

Yaklaşan küresel açlık tehlikesinin gerçek sebepleri ve Türkiye için tedbirler »

  • Küreselci medya, bir açlığın yaklaşmakta olduğunu söylüyor ve sebebin Corona Virüs olduğunu iddia ediyor. Doğru mu?
  • Dünyanın en büyük buğday ihracatçısı Rusya, stokların kritik seviyeye indiğini söyleyerek Nisan ayında buğday ihracatını durdurdu. Kazakistan ve Ukrayna da gıda ihracatına sınırlama getirdi.
  • Pirinç, buğday, mısır, şeker… Üretici ülkeler yiyecek stoklarını arttırıyor ve ihracatı kısıtlıyor. Açlık tehlikesindeki insan sayısı 250 milyona çıktı. Küresel açlık korkusuyla alınan tedbirler sertleşmeye devam ederse yakında 1 milyar insan aç kalabilir. Neden?
  • “Açlık sınırındaki” insan/ ülke derken neyi kastediyoruz? Ulusal gelirinin %70’i ile gıda ithal eden her ülke ve hane gelirinin %70’ini ekmeğe harcayan her aile. Zira gıda fiyatlarındaki ufak bir yükselme bile bu ülkeleri/ insanları ölüme kilitliyor.
  • Corona Virüs ne yaptı? Yaklaşık 3 milyar insanın yaşadığı büyük şehirlerde hayat durdu; sınırlar kapandı. Sonuç? Gıda sevkiyatı durma noktasına geldi. Ayrıca mevsimlik tarım işçileri sınırları geçemediği için hasat yapılamıyor. Gelecek ayların üretimi sakata girdi.
  • Fransa’daki patates misaline benzer olaylar dünyanın her yerinde, hemen her mahsulde yaşanıyor. Nedir? Lokantalar kapanınca hazır püre ve donmuş kızarmış patates tüketimi sıfırlandı; dünya patates talebi %40 düştü. Sadece Fransa’da 600.000 ton patates depolarda çürüyor.
  • Peki bu patatesi neden ucuza satıp stokları eritmiyorlar? Çünkü ulaştırma ve depolama maliyetleri kurtarmıyor. Öğütüp gübre veya hayvan yemi yapılsa? Aynı sıkıntı: Bu işler için yeterli endüstriyel kapasite yok. Az sayıdaki işleme noktasına taşınması, depolanması pahalıya geliyor.
  • Yani dikkat ederseniz G20 ülkelerinde tarım ve gıda altyapısı, insanları doyurmak için değil, kartelin daha çok kâr etmesi için tasarlanmış. Meselâ 40 bin zengin için yüksek fiyatla ananas, kiwi ithal etmek, 40 milyon kişiye buğday üretmekten çok daha kârlı ve daha az riskli.
  • Kim bu kartel? Küresel emtia ticaretinde söz sahibi olan firmalar. Merkezleri Londra, Lüksemburg ve İsviçre’de. Meselâ Glencore (250 milyar $), Louis Dreyfus (57 milyar $), ADM (90 milyar $), Bunge (60 milyar $), Cargill (136 milyar $), Vitol (300 milyar$)…
  • Evet, küresel açlık korkusu yayılıyor. Cezayir, Fas ve Filipinler, tahıl rezervlerini artırdılar. Dünyanın üçüncü büyük pirinç ihracatçısı Vietnam da Rusya gibi denizaşırı satışlara kısıtlamalar getirdi.
  • Dünyanın en büyük tahıl ithalatçısı Mısır’da, Sisi ülkenin stratejik gıda rezervlerini arttırma emri verdi. En büyük pirinç tedarikçisi Vietnam’a güvenen Filipinler’de, bakanlar kurulundan Karlo Nograles hükümetin stratejik stoklar için pirinç ithal etmeyi planladığını söyledi.
  • Gıda borsalarında Nisan ayında pirinçte %14, buğday ve arpada %8 – %10’luk sıçramalar yaşandı. Bu fiyat artışları hem korkudan hem de kamyon ve tren sürücülerinin, liman personelinin eksikliğinden doğan lojistik darboğazlarla boğulmuş lojistik ağından kaynaklanıyor.
  • 250 milyon insan aç ama 20 milyar insanı doyuracak buğday, pirinç ve mısır depolarda bekliyor. Çin’deki gıda stokları 1 yıllık. Dünyada stoklanan pirinç miktarı son 20 yılın en yüksek seviyesi. Yani açları doyurmak değil mesele; zenginlerin gözünü doyurmak.

Read the rest

Can Çekişen Fransız Endüstrisi »

Resim

  • Türkiye’nin düşmemesi gereken bir tuzak; can çekişen Fransız endüstrisi…
  • Corona virüs salgını başlayınca Fransızlar en basit bir maskeyi bile üretemediklerini fark ettiler. Fransa hızlı bir sanayi-SİZ-leşme yaşıyor: 2000 yılından bu yana Fabrikaların % 40’ı kapandı.
  • Fransa’nın elektriği %80 nükleer santrallerden geliyor ama bu santrallerin türbinlerini üreten ALSTOM’un bir Amerikan devi olan General Electric tarafından yıkılması hükümeti rahatsız etmedi…

Read the rest

Bozkurtların Ölümü / Hüseyin Nihal Atsız »

Kılıcına el atma,

Şimdi deyiş çağıdır.

Ortalıkta dolaşan

Ak kımız çamçağıdır.

Yad elde oturanlar

Bil ki yurt kaçağıdır.

Senin kılıç dediğin

Türk’ün oyuncağıdır. (Kitaptan bir alıntı)

 

Oturduğunuz yerden sadece sayfaları çevirerek kendinizi uçsuz bucaksız Türkistan bozkırlarında at üstünde Çinlilere kılıç savururken bulacağınız, kah çadırda uyuyup kah çamçaktan kımız içeceğiniz, barındırdığı zamanın ötesindeki betimlemeleriyle sizi yaşadığınız dönemden soyutlayacak bir kitap var desem şüphesiz bu yorumu abartılı bulacaksınız. Fakat, Orta Asya ruhunu kitaplarında çok iyi yansıtan Cengiz Aytmatov bu kitap için şöyle diyor:

“  Bozkırda doğmuş olan ben bile, bozkır hayatını, hiç bozkır görmemiş Hüseyin Nihâl Atsız kadar canlı anlatamazdım “

Her Türk gencinin başucu eserlerinden biri olması gereken bu kitap, Türk tarihinin mahir kalemi şair, yazar ve düşünür Hüseyin Nihal Atsız tarafından 1946 yılında yazılan ve iki ciltten oluşan kitap serisinin ilk eseridir. (İkincisi, 1949 yılında yazılan Bozkurtlar Diriliyor adlı kitabıdır). Milli bilinç oluşturması açısından kilometre taşı kabul edilecek bir kitap olmasının yanında, ihtiva ettiği öz Türkçe kelimeler ve Türk töresine ait gelenekleri ile aslında geçmişimizden nasıl uzaklaştığımızın görülmesi açısından da gayet üzücüdür. Kitap, Nihal Atsız’ın dünya görüşleri nedeniyle maruz kaldığı sistematik kara propagandaya rağmen eşsiz eserler arasındaki yerini çoktan almıştır. Read the rest

Kitap Tanıtan Kitap 8 »

2015 senesinde Google arama motorunun yapay zekâsı, zencilerle gorilleri karıştırdığında çoğumuz bunu basit bir programlama hatası olduğunu ve firmanın uzman programcıları tarafından halledileceğini düşündük. Oysa mesele çok daha derin. 1980’lerden beri algoritma hataları yüzünden kanserli hastalara birkaç kez öldürücü dozda radyasyon verildi. Yine aynı sebeple, simülasyon sinyalini gerçek saldırı zanneden yapay zekâ, nükleer silahla karşılık vermek için Pentagon’dan izin istedi…

Hollywood filmlerini hatırlatan bu felâketleri bir kenara bırakırsak… Yapay zekâ tarafından teröristlerle karıştırıldığı için uçağa alınmayan, ülkesine dönemeyen, işe giremeyen yahut işten atılan insanların sayısı hızla artıyor. Big Data, yapay zekâ ve diğer bilgi teknolojileri şuursuz ellerde birer kitle imha silahına dönüşmekte. İşte Kitap Tanıtan Kitap 8’in kapak konusu da bu: Cathy O’Neil’in harika kitabı Weapons of Math Destruction.

Başka kimler var 80 sayfalık bu kitapta? John Steinbeck, Tolstoy, Dostoyevsky, Arthur Schopenhauer, Virginia Woolf, Ignacio Ramonet… 13 yazarın 13 eseri üzerine yazılmış uzun kitap sohbetlerinin yanısıra, felsefe ve edebi eserlere, fikriyata bakışınızı değiştirecek, size yeni ufuklar açacak üç makale. Kitap Tanıtan Kitap 8,  yaz tatilinde hangi kitapları okuyacağınıza karar verirken işinize yarayacak bir yol haritası… Buradan indirebilirsiniz.

Önceki kitap sohbetleri:

Matematiksel Kitle İmha Silahları / Cathy O’Neil »

  • 2015 senesinde Google’ın resim tanıyan yapay zekâsı, gülümseyen iki zenciyi “goril” diye işaretlemişti. Tabi arkasından şikâyet, bol bol özür filan. Google ile dalga geçmeler… Peki 2015’ten beri yapay zekâ algoritmaları kaç masum insanı bir teröristle karıştırarak uçağa binmesini engelledi?
  • Bu hata daha az komik değil mi? Kaç masum insan, algoritma hataları yüzünden işe giremedi; bankadan kredi alamadı? Görsel tanıyan yapay zekâ programları kaza geçirmiş otomobilin tamiri için fiyat tahmini yapıyor ve çok küçük bir hata payı ile faturayı kestirebiliyor… Ama…
  • Ama insan ile gorili karıştırabiliyor. Ya siz? Çok kesin kabul beklediğiniz halde bir kredi isteğiniz yahut iş/ üniversite başvurunuz reddedildi mi son zamanlarda? Evet, siz de bir algoritma tarafından reddedilmiş olabilirsiniz.
  • Bilgisayara aşina değilseniz henüz fark etmediniz belki ama… Hâlihazırda hayatınızla ilgili birçok kararı insanlar değil algoritmalar veriyor. İnternette haber okurken göreceğiniz manşetler, uçak bileti ararken size teklif edilen saatler, CV’nizin işe uygunluğu, krediyi düzgün ödeme ihtimaliniz…
  • Evet, yanlış okumadınız, hayatınız (=haklarınız) ile ilgili birçok kararı, algoritmalar belirliyor. ABD’de suçluların hapisten sonra yeniden başlama ihtimali gizli bir formülle hesaplanıyor ve hâkime bir ekranda görünüyor. Hâkim, yasanın öngördüğü aralıkta 5 veya 10 yıl cezayı buna göre veriyor.
  • Big Data çağında İslâmî devlet olur mu?
  • Bu gece bahsetmek istediğimiz kitap henüz Türkçeye kazandırılmamış. Müellifi O’Neil “kitle imha silahları” (Weapons of mass destruction) ifadesiyle güzel bir kelime oyunu yaparak matematiğin tehlikesine dikkat çekiyor… Daha doğrusu matematiğin tarafsız/adil zannedilmesinden doğan haksızlıklara.
  • Cathy O’Neil, Harvard Üniversitesi’nde matematik doktorası yapmış; Barnard College’de ders vermiş. Daha sonra özel sektöre geçip finans sektöründe risk modelleme yapmış. Kısacası işin mutfağını iyi bilen bir isim… Biz de evvelâ biraz teorik bilgi verelim… Read the rest

Petrol fiyatının negatif olması ne anlama geliyor? »

  • Dün WTI (West Texas Intermediate) -38$’a çakıldı. Dünya tarihinde bir ilk. “Elimdeki petrolü alın, üstüne para vereceğim” gibi bir durum… Nedir tam olarak? Bundan sonra ne olur?
  • Goldman Sachs emtiya nazırı Jeffrey Currie “Petrol fiyatlarının yükselmesine fazla ümit bağlamayın” demiş. Yani birilerinin kalemi kırılmış çoktan. Evet, biz bu çakılmanın kaza yahut #coronavirus’un beklenmedik bir yan etkisi olduğunu düşünmüyoruz. Paranoya? Okuyun ve kendiniz karar verin…
  • Evvelâ… kalemi kırılanlar kim? Amerikalı küçük üreticiler. Daha önce de böyle bir darbe yemişlerdi. Nedir? Petrol 60$’ı görünce ABD bankalarından muazzam kredi alıyorlar. İthal petrol ile yaşayan devler fiyatı 30$’a indirip bunları batırıyor ve rekabeti öldürüyor.
  • Peki petrol fiyatı nasıl negatif oldu? Bu “saçmalık”, daha önce satın aldıkları ham petrolün fiziksel teslimatından kaçınmak için vadeli işlemler piyasasındaki pozisyonlarından çıkan treydırlar yüzünden oldu. Panik tetiklemek için manipülasyon yapılmış olabilir mi? Evet.
  • ABD dışında ne oldu? Rusya ve Suudi Arabistan aptalca bir fiyat savaşına girdi. OPEC sonradan üretimi kısma kararı aldı ama… çok az ve çok geç…
  • “Aptalca” diyoruz çünkü Suudilerin bütçesi açık veriyordu ve Rus kuyularında ortalama üretim maliyeti 50$. Suudiler 15-20$ seviyesinde ihracat yapabilir ama Ruslar için bu imkânsız. Ruslar neye güvenerek paraşütsüz atladı uçaktan? Bazen çok aptal olabiliyorlar: Bkz. Afganistan 1977.
  • Peki petrol fiyatı düşerken neden üretici firma ve ülkeler kuyuları hemen durdurmuyorlar? Çünkü üretimi durdurmanın da bir maliyeti var. Hatta bazı kuyularda çökme olabilir; kalıcı hasar meydana gelebilir. Sonuç? 160 milyon varil petrol, tankerlerin içinde satılmayı bekliyor.
  • Ayrıca tahmin edersiniz ki petrol tankerini depo gibi kullanmak pek akıllıca değil. Kaptan ve mürettebat maaşından gemi kirasına, sigorta masrafından liman vb masraflara kadar gidiyor. Yani petrol yerin altında durduğu gibi durmuyor. Ya karadaki depolar?
  • ABD’de federal hükûmet stratejik petrol rezervleri için kullanılan depoları üreticilere açmak için pazarlık ediyor. Ama 720 milyon varil kapasitenin 650 milyonu zaten dolu. Yani “al şu petrolü, üstüne para vereceğim” noktasından pek uzak değiliz.
  • Nasıl bu hale geldik peki? Rusların aptallığı, Suudileri maymun gibi oynatan Texaslı devlerin küçük üreticiyi boğmak istemesi… Tabi corona virüs salgını ile petrol talebinin çakılması. Karantina yüzünden dünya kerozen (uçak yakıtı) talebi %70 düştü. Deniz taşımacılığı %50 azaldı.

Read the rest