Doğal kaynaklar gerçekten tükeniyor mu? Nüfus kontrolüne gerek var mı? »
By my on Tem 11, 2020 in Aforizmalar, Çevre, Ekonomi | 0 Comments
- Su krizi, gıda krizi, salgın hastalıklar… Hemen her gün bir “uzmancık” çıkıp dünyada herkese yetecek gıda ve su olmadığını söylüyor. Diğer yandan dünya nüfusunu azaltma komploları duyuyoruz: Savaşlar, hastalıklar… Nedir bu meselenin aslı?
- 2000 yıl önce 100 milyon insandık yeryüzünde. 1800’lerin ilk yarısında ilk defa milyar sınırını geçtik. Neden 1800? Endüstriyel tarım ile artan verim? İlerleyen tıp, cerrahi, aşılar? Hepsi? Bugün 7 milyarız; 2050’de 9 milyarı geçiyoruz. Çok mu? Kimilerinin savunduğu gibi fazla mıyız bu gezegene?
- Gelin, bir hesap yapalım: 6-7 kişilik bir aileyi doyuracak büyüklükte, 1 dönüm araziyi insanlara eşit dağıtsak, ne kadar toprak gerekir? 7 milyar insan için Brezilya’nın toprakları yeterli, hatta %15’i de artıyor. Neyi paylaşamıyoruz peki?
- Diyebilirsiniz ki, “biz şehir insanıyız; asansör, metro, hastahane, pastahane ve disko lâzım”. Tamam, hesap edelim: 7 milyar insan New York’un şehir merkezindeki yoğunlukta yaşamış olsa Türkiye’nin üçte biri kadar bir alan yetiyor. Tekrar soralım; neyi paylaşamıyoruz?
- Aslında bu nüfus paranoyası yeni değil. 1798’de ekonomist ve Anglikan bir rahip olan Thomas Malthus bir makale yayınlıyor: “An Essay on the Principle of Population”. İngiltere’de nüfusun katlanarak, gıda üretiminin ise eklenerek (doğrusal) biçimde arttığını saptamış; yani açlık tehlikesi.
- Çare? Fakirlerin doğurmasını engellemek, sokakları ve evleri daraltıp vebanın artmasını sağlamak… Aynı bugünkü komplo teorileri gibi. Kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren bu operasyon çocuğu hem ekonomist (bilim adamı) hem de Hristiyan rahip (din adamı) ama adam değil!
- 1986’de moda “din” artık Hristiyanlık değil bilim. Haliyle iki biyolog; Paul R. Ehrlich ve karısı, Anne Ehrlich “The Population Bomb” diye bir kitap yazmışlar. Ne söylüyorlar? Fakirleri öldürmek isteyen rahip ile aynı şeyi. Meselâ ?
- Fazla otomobil, fazla deterjan, fazla tarım ilacı… Ama bunlara sebep olan Batı tarzı tüketim toplumunu eleştirmek yerine çare olarak fakirleri azaltmayı öneriyorlar. Sanki sömürülen fakir(!) ülkeler olmasa kapitalist ülkeler kendilerini doyurabilirmiş gibi.
- “İnsanlık” diye bütün sorunları küreselleştirmek meselenin çözülmesini engelliyor aslında. Hangi ülke kaç kişi olacak ve kim ne tüketiyor? Bir bakalım…















