Rönesansçı Körlükten Kurtulmak… »
By my on Eyl 12, 2015 in Figüratif Sanat, Mekân, mimari, Resim Sanatı, Tersten Perspektif | 0 Comments
Panoramik bir fotoğrafa bakarken gözümüzle serbestçe geziniriz; ilgimizi çeken noktalara odaklanırız. Sonra gevşetiriz bakışlarımızı ve bir başka noktaya yöneliriz. Pasifçe bakmayız, yaşarız adeta. Bu panoramik okuyuş tecrübesi müzik gibi, zamansal. Fotoğrafçının bize dayattığı mutlak doğru bir bakış noktası veya diğer nesnelerden daha önemli (merkezî) bir nesne yok. Dar açıyla çekilmiş fotoğraflara kıyasla geniş açı gerçek hayattaki görme tecrübesine çok daha yakın değil mi?
Zannediyorum fotoğraf sahası, Rönesans ile birlikte resim sanatı üzerine tahakküm kuran merkezî perspektifin sanattan uzaklaştırıcı etkisini anlamak için iyi bir başlangıç. Zira doğrudan Rönesans’ı eleştiren insanlar “sanattan anlamaz” damgası yiyor kolaylıkla. Ruhban sınıfı gibi davranan bu insanlara göre doğru anlaşılması gereken dogmalaşmış, tartışılması teklif dahi edilemeyen mutlak bir sanat var. Kendilerini sanat ile halk arasında özel bir yerde gören rahiplerce aforoz edilme tehlikesi var! Sanat eleştirmeni değil de vatikanist papalar gibi davranan bu insanları tartmayı okurlarımızın irfanına terk edelim.
Ama şunu unutmayalım: Rönesans’tan sonra yaygınlaşan merkezî perspektif resimde uygulanabilen tek perspektif değil. Mekânı tasvir ve tasavvur etmenin yollarından sadece biri bu. Zaten sıkıntıya sebep olan perspektif tekniğinin kendisi değil mevcut yollardan birini seçip doğru / mutlak / objektif diye diğerlerinin yerine bunun dayatılması. Merkezî perspektifi bir ilerleme, mükemmelleşme gibi gören, bunu kullanmayan toplumları “ilkel” diye damgalayan sanat tarihçileri hiç de az değil. Read the rest







Brod olmamış olsaydı, bugün Kafka’nın adını bile bilemeyecektik. Brod, dostunun ölümünün hemen ardından onun üç romanını yayımlattı. Hiçbir yankı olmadı. Bunun üzerine, Kafka’nın yapıtını kabul ettirmek için, gerçek ve uzun bir savaşa girmesi gerektiğini anladı. Bir yapıtı kabul ettirmek, benimsetmek, onu sunmak, onu yorumlamak demektir. Bunun üzerine Brod, yaradana sığınıp müthiş bir topçu saldırısı başlattı: Önsözler: Dava için (1925), Şato için (1926), Amerika için (1927), Bir Savaşın Tasviri için (1936), günlük ve mektupları için (1937), öyküler için (1946), Janouch’un Konuşmalardı için (1952); sonra, oyunlaştırmalar: Şato (1953) ve Amerika (1957); ama özellikle dört yorum kitabı (kitapların adlarına dikkat!): Franz Kafka, biyografi (1937), Franz Kafka’nın İnancı ve Öğretisi (1946), Yol Gösteren Kafka (1951), ve Franz Kafka’nın Yapıtında Umutsuzluk ve Kurtuluş (1959). Bu kitapların tümünde, Aşkın Büyülü ÜlkesFnde ana çizgileri belirlenmiş olan imge pekiştirilmiş ve geliştirilmiştir: Kafka her şeyden önce bir din düşünürüdür, bir ‘der religiose Denker’dir. O (Kafka) ‘Felsefesine ve dinsel dünya görüşüne kesinlikle bir dizgeli açıklama getirmemiştir. Ama buna karşın onun felsefesi yapıtından, özellikle aforizm alarmdan, ama aynı zamanda şiirinden, mektuplarından, günlüklerinden, nihayet yaşama tarzından (özellikle bundan) çıkartılabilir.’ Biraz ilerde: ‘Yapıtındaki iki akımın ayırdına varılmazsa Kafka’nın gerçek önemi anlaşılamaz: 1) aforizmaları, 2) anlatısal metinler (romanlar, öyküler.) Romanlarında ve öykülerinde, ‘Sözü (das Wort) duymak istemeyenleri ve doğru yoldan gitmeyenleri bekleyen korkunç cezaları betimler.’ Önem sıralamasına dikkat ediniz: Yukarda: Alınacak bir örnek olarak Kafka’nın hayatı; ortada: Aforizmalar, yani günlüğünün bütün özdeyişsel ve ‘felsefi’ bölümleri; altta: Anlatısal yapıtlar. 


Kitap Tanıtan Kitap 6





Amerika Tedavi Edilebilir mi?


