RSS Feed for This Post

Geldikleri gibi gitmediler II:Lozan tehdidi

Sunuş: Gazze’de ölen bebeklere ağladığımız şu günlerde her zamankinden fazla soğuk kanlı olmak gerekiyor. Filistin neyin parçasıdır? Büyük Oyun’a ışık tutan bu yazı dizisini dikkatinize sunuyoruz. (Birinci bölüm burada)

Editör

Stratejik Güvenlik ve Potansiyel Tehdit Unsuru Olarak LOZAN : 

İkinci Dünya Savaşından sonra muzaffer devletler, Almanya’yı işgal etmiş, orada bulundukları süre zarfında kendilerine göre yeni ve özgürlükçü bir sistem inşa etmiş ve yine  kendileri açısından tehdit unsuru olarak gördükleri “Führer Rejimi”ne benzer bir ortamın tekrar doğmamasını temin ettikten sonra “geldikleri gibi” gitmişlerdi!   

Olayı bu çerçevede düşünürsek Lozan’da işgalci kuvvetlerin kuracakları yada kafalarında tahayyül ettikleri “Yeni Dünya Düzeni”ne tehdit unsuru olabilecek tehlikeler nelerdi ? İşte bu sorunun cevabı flu resmi biraz daha netleştirecektir. 

Öyle sanıldığı gibi, milli mücadele yapıldıktan sonra, İstanbul’daki işgalci güçler, “Aman bu Türkler ne yamanmış. Gelip bizi de denize dökmeden gedelim bari” deyip geldikleri gibi gitmediler!

 
Geçmişimizi ve geleceğimizi tarumar edip öyle gittiler.

Ve hatta Lozan’da kovduk dediğimiz adamların karşısına oturunca bize hiç de galip gibi davranmadılar. İlk devrede uzlaşmaya bile varmadılar. Ne zaman ki; yüzyıllardır var olan bir kültürü yok etmek ve yerine başka bir medeniyetten ithal edilmiş olan tamamen yeni bir kültür koymak gibi zor ve travmatik bir proje ve uygulama şekilleri devreye girince birinci devresinde bağımsızlığımızı tanımamakta direnen itilaf devletlerinin, ikinci devrede nasıl olup da maddeleri tartışma gereği bile duymadan kabul ettikleri anlaşılmış oldu.. 

“Hep önde, hep ileri !” diyen 10.yıl marşımızdan aldığım cesaretle, biraz daha ileri gidiyor ve diyorum ki: İtilaf devletlerinin esas amacı; 

Temellerini İslamiyet’ten alan, 600 yıldır dünyaya adaletiyle hükmetmiş, “Osmanlı kültür ve medeniyeti” Kurulan Yeni Dünya Düzenine, en büyük tehdit unsuruydu ve temelleriyle beraber yok edilmeliydi.  

Osmanlı’yı haritadan silmenin yetmeyeceğini bildikleri için, daha etkili; Lord Gladistone’nun dediği gibi ‘Türklerin kendiliğinden Kur’andan vazgeçecekleri’ bir yönteme ihtiyaç vardı.

İslam’ın bazı sembolleri, medeniyetimiz bütünüyle imha edildi. Önce dedelerimizin yazdıklarını anlamaz hale gelmeliydik. Onların mirasını reddetik. Böylece, dalından koparılmış bir çiçek misali geçmişimizle bağımız koparıldı. Kütüphaneler dolusu kitap bir gecede okunmaz hale getirildi.

Tarihçiler, İslam medeniyetinin çöküşünde, Cengiz ordularının İslam yurtlarındaki kütüphaneleri ateşe vermesinin büyük rol oynadığına sık sık vurgu yaparlar. Haksız da sayılmazlar. Ama hiç kimse, geçmiş yüzyılın başında yapılan bir inkılâp ile İslam ve Osmanlı Medeniyetinin yaşayan bütün kaynaklarının bir gecede imha edildiğinden söz etmez!

Nitekim medeniyet ve tarih kaynaklarımızın bir gecede okunmaz hale getirilmesi yetmez. Sayısız camiler haraç mezat satılır. Vakıfların bünyesindeki tekke, zaviye, han, hamam… hasılı Osmanlı’yı ve İslam’ı hatırlatacak her simge yok pahasına ehil olmayan insanlara devredilir. Çoğu yıkılır. Bir kısmı ise, dükkân, meyhane ve bir kısmı da bar yapılır. 

İstanbul Büyükşehir Belediye’nin 2003′te yaptırdığı bir envanter çalışması sonucu, sadece Tarihi Yarımadada altı binden ziyade tarihi eserin yok edildiği belirlendi ki, bunların tamamına yakını, Osmanlı eseriydi. Mesela Rumelihisarı sahnesinin yeri camii idi. Beş - on yıl öncesine kadar mihrabı hala ayaktaydı.

Bir de, Suudi Arabistan’ın Ecyad Kalesi’ni yok etmesine veya Sırp militanların Mostar Köprüsü’nü yıkmasına, Balkanlardaki Osmanlı eserlerinin yok edilmesine kızanlar, öncelikle kendi medeniyetimizi kendi ellerimizle nasıl yok ettiğimizi idrak etmek zorundadırlar. En azından günahı ve sevabıyla tarihimizle yüzleşebilmeliler. 

Bunlarla da yetinilmedi. Osmanlı’nın dünyaca ünlü arşivleri dahi haraç mezat satılmış ve büyük bir kısmı da hurda kağıt yapılmıştır. Allah’tan Bulgaristan işe erken uyandı da, en azından kendi tarihini ilgilendiren arşivlerin büyük bir kısmını alıp yok edilmekten kurtardı…

Siz bu milletin kendi tarihine duyduğu bu hıncı anlayabiliyor musunuz? (Kendi kültür ve medeniyetine yabancılaştırılmak böyle bir şey olsa gerek!)

Kısaca, İngiliz veya Amerikan mandasını kabullendiğimizde bize zorla yaptırmaları ihtimali bulunan her şeyi veya onların asırlardır bize yapmak istediklerini, biz kendimiz yapmaya karar verdik.

Gelecek bölüm: Halifelik Açısından Lozan

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 2 Yorum

  2. Yazan:Hasan Tarih: Oca 16, 2009 | Reply

    Wilson, yenilen devletlerle imzaladığı barış anlaşmaları için “a peace to end all war” demişti..

    Ama kimse kendilerine dayatılan enayi barışını kabul etmedi..

    Almanya’da Nazizmi, İtalya’da faşizmi doğuran bir nebze bu anlaşmaların ağır şartlarıydı.

    Yani aslında “a peace to end all peace” demek gerekir..

    Peki bizimkisi neydi?

    İlber Ortaylı’nın dediği gibi: uzlaşı.

    Türkiye, emperyalizme karşı verilecek bir savaşın parçası olmamak ve İslam ülkeleri arasında bir tevhid oluşturmaya çalışmamak gibi şartlara karşılık “özgürlük(!)” aldı..

    Devletler kuruluş dönemlerini kendi hegemonyalarını daha işler kılmak adına mitolojik bir dille anlatır..

    Oysa ortada 9 bin kişinin öldüğü üç savaştan ibaret bir savaş ve uzlaşma içerikli bir anlaşma var..

    Resmiyete sorsanız dünyanın en büyük özgürlük mücadelesi, emperyalizme karşı savaş vesaire..

    Gerçek ise her zaman olduğu gibi bu konuda da oldukça sade.

  3. Yazan:soner Tarih: Oca 16, 2009 | Reply

    Uzun insanlık tarihi içinde M.Ö.IV ve M.S.II binli yıllara kadar Türk tarihi izlenebilmiştir.

    Türk’ler tarihleri boyunca birçok harf kullanmış ve bir çok inanışa mensup olmuşlardır. Türk kültür ve medeniyetine sadece Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti perspektifinden bakmak son derece yanlıştır.

    En önemli kültür miraslarımızdan biride “Türk” dilidir. Harf devrimi ile birlikte ‘medeniyetimizin ihmal edildiği’ yorumu, gerçeklerle örtüşmemektedir.
    Hali hazırda Türkçe yerine İngilizce, Almanca vs. dilleri kullanıyor olsaydık işte o zaman medeniyetimizi ihmal hatta ortadan kaldırmış olmaz mıydık? Eski Fransız ve ingiliz sömürgelerinin kullandığı gibi.

    Tarihi kaynaklarımızı harfler değişsede okuyabiliriz; ancak dilimiz değiştiği anda kültür mirasımızı kaybetmiş oluruz.

    Geçmişimizle bağlarımız sımsıkı şekilde devam etmektedir, günümüzde de tarihimizin bir parçası olan Osmanlı arşivleri rahatlıkla okunup incelenmektedirler.

    Osmanlı’yı sadece (osmanlı=İslam+hilafet) yaklaşımıyla formülüze etmek, travmadan kurtulamamazın en büyük etkenlerinden biridir.

    Bu yüzdendir ki; Türk tarih ve medeniyetini bilmeden dar çerçeve içerisinde, basit formüller oluşturup “STRATEJİK GÜVENLİK ve POTANSİYEL TEHDİT UNSURU OLARAK LOZAN” demek fikir, medeniyet ve kültür dünyamıza katkıda bulunmaz.
    Kaldıki nerede bunun stratejisi, güvenliği, tehditi?
    Gelecek bölümlerde devam edeceğiz.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Şub 17, 2009: Osmanlının Yıkılışında Tekke ve Zaviyelerin Rolü Var mıydı ? : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin