RSS Feed for This Post

Irkçıya kızılmaz, acınır!

20080903_derin_dusunce_org_ikciya_kizilmaz.jpg Irkçıya kızılmaz, acınır!Irkçıya kızılmaz, acınır! Irkçılık bir düşünce değildir, saygı değil acıma ve şefkat gerektirir. Yaralı bir hayvanın saldırganlığı gibi bir refleks halidir. Yanan bir binanın 10cu katından kendini aşağıya atan insan “bu benim kararımdı, düşmeseydim inecektim” diyemez.

Kürtlere devlet eliyle yapılan haksızlıkları dile getirdiğimiz yazıların altına yorum bırakan bazı okuyucular düşünce olduğunu sandıkları bu panik halini dile getirdiler:

  • 1) Ama “onlar” da kaçak elektrik kullanıyor,
  • 2) Kürtler “bizim” gibi uygarlık kuramadılar,
  • 3) Vs.

Oysa bu zavallı çocuklar övünüp durdukları “şanlı” tarihimizin sadece “şanlı” kısımlarını öğrendiler. Daha doğrusu tarih dersi adı altında beyinleri yıkandı okullarda. Meselâ “kahraman” Türk ordusunun aslında devşirilmiş Hıristiyan çocuklardan oluştuğunu bilmezler. Osmanlı padişahlarının büyük bir kısmının annesinin Türk olMAdığını da. Ermeni asıllı Koca Sinan’sız tasavvur edemeyeceğimiz Osmanlı mimarisi ile gurur duyarlar da onun mezarının açılıp kafatasının ölçüldüğünü bilmezler. Türk Musikisi’nin yazılı notaya geçişinde Yahudi ve Ermeni bestekârların oynadığı rolden haberleri yoktur. Selçukluların da en büyük veziri, büyük reformcu Ebu Ali el-Hasan et-Tusi Nizamülmülk (خواجه نظام‌الملک طوسی) Türk değildir, hatta ihtimal Kürttür. Tıpkı Sokulluların Sırp kökenli bir aileden gelmesi gibi bütün “yabancı” kökenler aslında Türklerin dış ögeleri kolayca bünyelerine katabilen esnek devlet yapıları kurabildiğinin ıspatı değil midir? Türklerin kurdukları devletlerin kültür zenginliğine açık oldukları asırlarda ilerlemeleri, Türk milliyetçiliğinin güçlendiği 1900’lerde ise rezil ve sefil olmaları da aklı olanlar için büyük işarettir.

Irkçının ruh hâli

Dedik ya ırkçılık siyasî bir duruş, bir düşünce ve değerler manzumesi değildir. Bir ruh hâlidir. Kıskandığı kardeşlerini pencereden taşlayan çocuk gibidir ırkçı. Bilgiden yola çıkılarak varılmış bir tercihi ve siyasî projesi yoktur. Akıl ve mantıkla yapacağınız izahlara omuz silkecektir her seferinde. “Bana ne! Bana ne!”. Kulaklarını kapatıp annesinin nasihatlerini duymamamak için avazı çıktığı kadar bağırır: “istemiyoruuuum!” Aklın sesini bastırır nefsinin sesiyle.

Irkçı ne istediğini değil ne isteMEdiğini bilendir. Kürtler elektrik hırsızı(!), ermeniler vatan haini(!), yahudiler komplocudur(!). Irkçı baktığı her yerde iç düşman görür. Neyi yıkması gerektiğini bilir. Ama neyi inşa edeceğıni bilemez.

Hiç bir Kürtün, Ermeninin bulunmadığı yerlerde ırkçı uzun saçlılara, küpelilere saldırır. Olmadı Fenerbahçe/Glatasaray için ölür ve öldürür. Gittiği çay bahçesinde herkes onun kız kardeşine bakıyormuş gibi gelir, kavga çıkartır.

Onun için maçlarda “mezar taşımda Trabzonum yazacak” diye şarkı söyler. Kanı sarı-kırmızı akar ya da sarı lacivert. Herkes Beşiktaşlı olunca uymaz ona. Çarşı grubu olur. Ya da gruba girmez, öteki olur.

Irkçı nerede durur?

İnsan kendisiyle, geçmişiyle ve toplumla böyle sağlıksız bir ilişki kurarsa bu “kaynama noktasında” kalması imkânsızdır. Irkçı her geçen gün daha da ırkçı olmak isteyecektir. Asimilasyonu, köy boşaltmayı, işkenceyi hatta toplu imhayı, soykırımı gitgide benimseyecektir. Hatta ırkçı arkadaşlarını yeterince “sert” bulmayacak, onları liboşlukla, hümanistlikle suçlayacaktır. En vatansever kendisidir. Onun kadar kimse vatanını sevemez!

Irkçı aşırı yüksek hızla viraja giren bir araba gibidir. Yavaşlamadığı takdirde ya ölerek ya da öldürerek çıkacaktır o virajdan.

Bu keskin viraj 3 aşamalıdır:

  • 1) Kendine yalan söyleme (kanı ve soyuyla gurur duyma görüntüsündedir),
  • 2) Kendini korkutma (öteki nefreti görüntüsündedir),
  • 3) Eylem (vatan kurtarma görüntüsündedir).

Hırant Dink’i öldüren zavallının ruh hâlini analiz ettiğimiz “O gün bebek nasıl katil oldu?” adlı yazımız bu konuda düşünmek isteyen okuyucularımıza fayda sağlayabilir.

Irkçı tedavi olur mu?

Genellikle olmaz. İçindeki saldırgalığı boşaltabileceği bir yer bulana kadar kazan kaynamaya devam edecektir. Ya katil olup hapse düşecek ya bir kavgada öldürülecektir. Onun bir sınıra ihtiyacı vardır. Bu sınırı şuralarda bulabilir:

  • a) Polis ve adalet sistemi,
  • b) Kendisinden daha iyi kavga eden bir “öteki”,
  • c) Bedeninin biyolojik sınırları (Alkol veya uyuşturucu koması gibi)

Irkçı eğer torpilli ise yani zengin, nüfuz sahibi bir ailenin çocuğu ise kanunî sınırlar ilk etapta önünden kaldırılır. Kırıp döktüğü sümen altı edilir. Aslında bu onun sınır arayışını daha da kamçılayacaktır. Meselâ kendisiyle cinsel ilişkiyi reddeden sevgilisine tecavüz edebilir. Ateşli bir silah edinebilir. Ya da saldırganlığın hedefi olarak kendini alır. İntihar edecek kadar delirmediyse hayatını mahvedecek bir seri karar alır ve uygular:

  • 1) Okulu bırakır,
  • 2) Çok sık iş değiştirir.

Ağzında hep aynı laf vardır: “Gidecem buralardan”. O hep bir gün gidecektir. Yeni sınırlara…

Irkçılık denen hastalığın tedavisi aslında zor ama mümkündür. Yaşamını o ana kadar anlamlandıran bağların zayıflaması ve fakat aynı süreçte yeni insanlarla yeni bağların  kurulması gerekir. Bu en iyi koşullarda 4-5 yıl sürer. Bu koşullar nelerdir?

  • Onu ırkçılığa iten ortamdan uzaklaşması: Evlenme, iş sebebiyle şehir değiştirmesi,
  • Irkçılığı körükleyen Hürriyet, Türk Solu gibi yayınlardan uzak durması,
  • Eşinden anlayış ve şefkat görmesi, çocuklarının okuldaki başarısı,
  • Yaptığı yeni işi sevmesi, bulunduğu ortamda sevilmesi, birey olarak saygı görmesi,
  • Psikolojik destek alarak geçmişiyle barışması. (Alkolik bir baba, işsizlik, sefalet, üvey anne… Geçmişinde yaralar bırakmış olan her neyse onları olduğu gibi kabul etmeye başlamak için)

Trackback URL

  1. 32 Yorum

  2. Yazan:baran Tarih: Sep 8, 2008 | Reply

    Mehmet Bey ırkçılığın kahramanlıktan çok acınası bir hastalık olduğunu söyleyip hayatın içnden güzel ve ilginç örneklerle betimleminiz çok güzel bence bu sitenin şu anda ihtiyacı olan bir yazıydı
    kaleminize sağlık

  3. Yazan:Muzaffer Kazim Tarih: Sep 8, 2008 | Reply

    * 1) Ama “onlar” da kaçak elektrik kullanıyor,
    * 2) Kürtler “bizim” gibi uygarlık kuramadılar,
    * 3) Bütün mafya bunlardan cikiyor.
    * 4) Ne kadar kapkacci, tinerci varsa hepsi Kürt.
    * 5) Bütün namus cinayetleri bunlarda.

    Benim 2´den aldigim 5 maddeyi daha da genisletmek mümkün.
    O kadar cok ahlaki bozuk “Türk” var ki halbuki.Yine mensubu oldugum kafkas kökenlilerin de rus mafyasinin Türkiye subesi gibi calisanlari da var. Demek ki olay “insan” meselesi. Bunu görmek istemiyorlar.

  4. Yazan:elif dedim Tarih: Sep 8, 2008 | Reply

    Irkçılıkta derinleşmenin sonu yok galiba…
    Bu yazıyı okuyunca daha iyi anladım…

    Evet İttihat ve terakki ile başlayan, Osmanlının çöküşünü hızlandıran ve milletimizin gelişmesini durduran ve sonuçları itibarıyla sosyal, ekonomik ve siyasi hayatımızda derin tahribatlar bırakan ve etkisi günümüze kadar devam eden, hala yaralarımızı sarmakla meşgul olduğumuz bir hastalık bu…

    Evet hastalığın başlangıcını ve teşhisini kabul edersek yaralarımız çabuk iyileşir.
    Yeniden ayağa kalkarız.

    Bu güzel yazı için yüreğinize sağlık…

    saygılarımla…

  5. Yazan:Levent Cetin Tarih: Sep 8, 2008 | Reply

    Yasadigim yerde uyusturucu isi Lubnan’li ve Turk genclerin elinde. Kurtler ise daha tam girmediler.
    Turkler ve Kurtler arasinda ise irkci kapismalar zaman zaman yasaniyor.

  6. Yazan:fasist Tarih: Sep 8, 2008 | Reply

    Bize bu yazilarla soykirim uygulaniyor. Turklugumden bahsedemiyecek miyim yani? Misal vereyim, Superman “Ucan Turk” demektir, Orta Asya’dan cikmis bir kelimedir, bunu soyleyemeyecek miyim? Niye herkes benim gibi dusunmuyor anlamiyorum.

  7. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    Mehmet Bey yüreğinize sağlık.Kronik bir hastalığa bu kadar doğru tanım konabilirdi.Sanırım yapmamız gereken en doğru yol başlıktaki tembihe uymak olacak.

    Saygılar.

  8. Yazan:gercek fasist Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    Sadece superman degil yarsav da öz Türkce´dir.Türk milleti de asker millettir. Eminagaoglu da “baba” adamdir. Ne mutlu Türküm diyene!

  9. Yazan:Ömer Oduncuoğlu Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    Teşhislerinize katılmamak mümkün değil Mehmet Bey.

    Belki de bu konu bağlamında en dikkat çekici gerçeklerden bir tanesi, bu ırkçı ve aşırı milliyetçi tavırları tahkim eden bir zihniyetin bizzat devlet tarafından topluma enjekte ediliyor olması.

    “Varlığını Türk varlığına armağan etme” ülküsüyle yetiştirilen ve muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kanda bulacağına inandırılan nesiller, “kendini Kürt Alevisi zanneden vatandaşlarımızın bir kısmı maalesef Ermeni’dir” diyen bir Tarih Kurumu Başkanı, Sabiha Gökçen’in Ermeni olduğu iddialarını “milli bütünlüğe” aykırı bulan bir Genelkurmay…

    Acaba başkalarını suçlayıp dururken, bizzat kendi devletimizin içinde de faşizmin uzantılarının bulunduğunun farkında mıyız?

  10. Yazan:Reddiye Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    Herkese merhaba

    Uzun süredir yazılarını zevkle okuduğum bu siteye ilk kez yorum yazıyorum.

    Milliyetçi bir insanım. Irkçı sıfatını ne kadar reddetsem de nasılsa eninde sonunda mükafatım bana atılacak bu çamur olacak, en iyisi başından kabul edeyim ve yazıma başlayım.

    Yazı çok duygusal olmuş. Biz, kürtler hakkında hoşa gitmeyecek bir yorum yapınca “iyi” kürtlerden ve “kötü” türklerden örnek verilir ya hani, ona benzer bir şekilde yazıdaki asılsız iddialar için kendimi örnek göstereceğim, şimdiden mazur görünüz.

    Önce kaçak elektrik konusuna değinmek istiyorum. Bu kadar hayati bir mevzu konuşulurken “kaçak elektrik” çocuksu bir takıntı gibi görünüyor. Lakin gerçekten kürtler konusunda net örnektir. Beyefendi, istatistikler mevcuttur. Kürtlerin ezici çoğunluğu oluşturduğu bir kentte yüzde elli altmış civarında çıkıyorsa kaçak bunu nasıl açıklarsınız? Fakirlikle mi? Buna karşın gelirde kürt ortalamasının hiç de üstünde olmayan kastamonu ve giresun gibi türk illerinde kaçak oranının yüzde 3-5 gibi çıkmasını neyle açıklarsınız? Arkadaşlar samimiyetime lütfen güvenin. Objektiflik, eleştiri kültürü ve açık fikirlilik çocukluğumdan beri ne mutlu ki karakteristik özelliğimdir. Yaşadığım şehir kaçak elektrik kullanımında türkiye rekoruna sahip olsaydı ve biri çıkıp bunu önüme koysaydı sadece yutkunurdum. Aynı konuşmayı yaptığım bir kürt arkadaşım hiddetlenmiş ve sinirden titremeye başlamıştı. Anlayamamıştım kim faşist oluyor bu durumda? Neyse, kafidir, elektrik bahsini geçelim…

    “Oysa bu zavallı çocuklar” diye başlayan paragrafta bilmezler dediğiniz şeylerin hepsini biliyorum. Ama yine de milliyetçiyim! Tamam, akıl ve mantığın dışına bu kadar uğramış olmam sizin için kesine yakın derecede yüksek bir ihtimal gibi görünebilir ama bir kere de bizi anlamaya ve dinlemeye çalışın, kendinizi sorgulayın diyorum. “Türklerin kurdukları devletlerin kültür zenginliğine açık oldukları asırlarda ilerlemeleri, Türk milliyetçiliğinin güçlendiği 1900′lerde ise rezil ve sefil olmaları da aklı olanlar için büyük işarettir.” şeklindeki ifade ise tam bir felaket. Osmanlının neden geri kaldığını uzun uzadıya tartışmak yersiz bir çabadır diye söylerim hep. Rönesans, reform, aydınlanma ve bunların meyvesi olan sanayi devrimini kaçırmış bir toplum, ister demokrasi ister diktatorya, ister şer-i düzen ister laik yapı neyle ve nasıl yönetilirse yönetilsin batar zaten. Bir boksörün başka bir boksörü yenme ihtimali ne kadar iyi dövüştüğüne bağlıdır ama beni şimdi Tyson’ın karşısına çıkarsanız elimden gelenin en iyisini yapsam bile bir işe yaramaz. Osmanlının hali de budur. Yenilmeye ve dağılmaya mahkumdur.(Karnı aç sırtı çıplak mehmetçiğimiz çanakkalede zırhlı donanmayı nasıl da durdurdu ama şeklindeki vicdan mastürbasyonunu biz milliyetçilere bırakıp bunu bir argüman olarak öne sürmeyeceğinizi umuyorum)Sanki ittihatçılar başa geçtiğinde osmanlı dört başı mamur bir devletti de ittihatçılar çökertti. Onların yaptığı çılgınlıklar da tabi malumdur ama bu durum kesinlikle “çıkaran ideoloji hümanizm, batıran ideoloji milliyetçilik” sonucuna en ufak bir örnek olamaz. Kaldı ki cumhuriyeti kurup milleti esaretten kurtaranlar da milliyetçidir, onları ne yapacağız? Laik kesimin “Atatürk geldi herşey düzeldi kutlu-mutlu-ulusal” zırvasının bir benzerini sizin yaptığınızın bilmem farkında mısınız? Sürekli eleştirdiğiniz tutumu sizde görmek gerçekten beni güldürüyor şu an…

    Gerçekten üzülerek belirtiyorum ki kaliteli yazılar görmeye alışık olduğum bu sitede, düşünülmeden yazılmış (umarım yanılmıyorumdur, bu yazıyı düşünerek yazdıysanız durum vahim. Üç vakte kadar siz de, biz barbar gerici aptal denyo ırkçıların safında yer alırsınız yoksa) basit bir propaganda yazısının ötesine geçemiyor.

    Bir milliyetçi profili çizilmiş: Bu adam okumaz, maça gider, kavga çıkartır, küfür eder, süzme gerizekalıdır vs vs…

    Ben öss de bindelik nispette yer alıp ülkenin en iyi üniversitelerinden birinde okuyan, milli maç haricinde futbol karşılaşması izlemeyen (milli maçı da geri kafalı ırkçı faşist olduğum için izliyorum), kavga-dövüşten hazzetmeyen, bayanlarla da arası iyi olan bir insan evladıyım. Otobüs ve dolmuşlarda fortçuluktan ileri geçmedim ama nedense milliyetçi yazılar okudukça içimde bir tecavüz etme arzusu hasıl oluyor, aman tanrım siz haklıymışsınız… Mehmet dayı saçmalamanın da bi sınırı var be… Düşünün bir kere galatasaraylı biri insanları galatasaraylı ve diğer takımlı olarak sınıflandırır. Hatırlatırım: “Çarşı ırkçılığa Karşı”. Sürüden ideolojik tutum bekleyemezsiniz. İddialarınız iftira niteliğinde artık yazmayı gereksiz görüyorum.

    Son eleştirim son paragrafınıza dair: “Irkçılığı körükleyen Hürriyet, Türk Solu gibi yayınlardan uzak durması,” :))))) Hükümetle papaz oldu ya doğan hemen ırkçı oldu hürriyet. Gerçekten yerlerdeyim gülmekten. Hani diyordu ya filmde: -Faşist ne demek? -*bne gibi *uşt gibi bişey. Sizin mantığınız da böyle… Hürriyet ırkçıysa ben hitlerim be.. Adamların yerinde olsam samimi söylüyorum dava açarım

    Buraya kadar okuma sabrını gösterenlerin yanaklarından öperim. İddialarıma inanmayan benle görüşebilir tanışabilir. Herkese selam

    Saygılar

  11. Yazan:anonimus Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    @Reddiye
    – Yazıdan ben de hoşlanmadım.
    – Hürriyetin ırkçılığı için bakınız logo yazısı.

  12. Yazan:MY Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    @Reddiye,

    Milliyetçilik ne demektir size göre? Normal bir Türk ile sizin gibi miliyetçi bir Türk arasindaki fark nedir?

    Not: Hürriyet irkçi yayin yapar ve ben bunu yillardir söylerim. Sitede bu yönde yazdigim bir sürü yazi var. Zaman Gazetesi de irkçilik yaptigi zaman söyledim ve bu sitede yazdim.

    Kumas ayni kumas, AKP, MHP, CHP veya IP fark etmiyor.

    saygilar

  13. Yazan:brsk Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    mehmet bey elinize sağlık gerçekten güzel ve farklı bi yazi olmuş soylediklerinize gerçekten katılıyorum zaten katılmamam gözümün gördüğüne yok demek olur. ben liseyi ülkücülerin hakim olduu bi yerde okudum ve nerdeyse ordaki en samimi arkadaşlarim bile ülkücüydü onlarin nasil olduunu aile ilişkilerini ruh hallerini sürekli birilerini yada bi hayvanı kutsamadaki becerilerini bende sürekli bi türklük kemiği aramalarini kendilerinden başkalarini nasil gördüklerini adi üstünde efsane, onlara bile nasil gerçekmiş gibi inandiklarini gördüm ve yaşadim bence siz ozelliklerine bide kıt sınırlarının dışındaki düşüncelere sürekli gülüp yerlere yatmalarınıda eklemeliydiniz

  14. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    @Reddiye,

    Öncelikle,”samimiyet”ile “gerçek”lerin farklı şeyler olduğunu hatırlatmak isterim.Zira birey kendince doğru bulduğu bir görüşü benimseyebilir,bu inancında da samimi olduğuna inanabilir(burda samimiyetinizi sınamak gibi bir düşüncem yok).Fakat her ne şekilde olursa olsun,insanın duygu ve düşüncelerini,inançlarını,davranış biçimlerini,tercihlerini,hülasa kişilik ve karekter denen yapının şekillenmesini sağlayan asıl etken kişinin algı ve kavrayışıdır.

    Konumuza dönecek olursak…Daha doğrusu samimiyetinizden kuşku duymamamız gerektiğine ihtiyaç duyduğunuz “kaçak elektrik”kullanımının ırk ve genetik yapıyla ilişkilendirme tezinize bir bakalım.Aktardığınız bilgilerin ve kürt arkadaşınızla aranızda geçen diyalog anısının doğru olduğunu kabul edelim.Peki sizce bir kent halkının(tamamı kürtlerden oluşan bir kent)%5o-6o’ı kaçak elektrik kullanması ve sözünü ettiğiniz kürt arkadaşınızın sizden bu olayı dinlerken hiddetlenip öfkelenmesi neyi ifade ediyor?Size gayet açık ve net soruyorum,mümkünse cevabınız da net olsun,bütün bunları söylemekle acaba kürt halkının her türlü suça meyilli bir genetik yapıya sahip olduğunu mu iddia ediyorsunuz?

    Pekii şimdilik bu kısmını erteleyelim.Yorumunuzda son derece sosyal ve aktif biri olduğunuzu belirtmişsiniz.O halde Türkiye’deki kayıt dışı ekonomiden,vergi kaçakçılığından,(son bir kaç yılda biraz azalma gösterse de)naylon faturalardan,hayali ihracattan,sıradan ve rutin hale gelen rüşvetten ve daha sayamadığım bir sürü kirli işten eminim haberdarsınız.Peki sizce bütün bunlar suç kapsamına girmiyor mu,giriyorsa bunları hangi ırkın,dinin,cinsiyetin üzerine yıkabiliriz?Bir ırka mal etmek ne kadar ahlaki bir tutum olabilir?Demekki içimizdeki gizli ırkçılığa karşı çıkıp rededebilirsek gerçekleri görme şansımız çok daha fazla olacaktır.Ama bu tür eğilimlerimize yenik düşersek sevmediğimiz bir topluluk,ırk,din veya sosyal topluluk bizim için potansiyel suçlu olur.Ve samimiyetimizden en ufak bir kuşku duymaksızın “iyi”ve “kötü”ye dair ne varsa ırklara maleder,dilediğimizi yüceltirken ötekini yerin dibine batırabiliriz.

  15. Yazan:suzannur Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    Sn.anonimus,
    Logo ilkede sabitliği ifade etseydi, son reklamından yola çıkarak da Hürriyet’in tüm mağdurları savunduğunu ve insan odaklı yayın yaptığını şiddetle savunabilirdik. (Çocukluğumdan beri eve girer Hürriyet, sakın yanlış anlamayın, çocukluğumun gazetesidir, ha şimdi derseniz, değişmeyen tek şey değişimdir adlı yeni logodan! yola çıkarak tek gazetenin arkasından gitmemek gerektiğinin farkındayım) Ama ne reklamdı o, tüylerim diken diken olmuş arkasından gelen Hürriyet ifadesini duyunca da beynimden vurulmuşa dönmüştüm. Orada asıl merak ettiğim reklam şirketi olmuştu aslında, nefis iş çıkarmışlar. Timsahı bülbül gibi pazarlama becerisi :)İşte kapitalizmin büyülü rüyası, anında Şövalye olabilirsiniz.
    Şirketi olanlara önerilir, bulsunlar o reklam şirketini, imaj mı, ilke mi ne istiyorlarsa satın alsınlar 🙂

  16. Yazan:suzannur Tarih: Sep 9, 2008 | Reply

    reddiye’ye:
    Yazı baştan sona ırkçılık derken, milliyetçilik savunmasını ironik-eleştirel tarzda ve funny üslupla biz yorumculara ispatlamaya çalışmanız garip, çünkü bu tarz algı genellikle belirli bir genelin içine kendini dahil eden ve birey olgusundan önce aidiyetiyle(ait olduğu grupla) kendisini dillendiren insanlara mahsustur. Araya da binlik bir skalanın içinde olmak gibi bakınız ne kadar zekiyim bu yüzden hiç olmazsa zekama saygı göstermelisiniz, bir bildiğim var da söylüyorum, bilinçaltıda ortaya saçılmıyor değil. (Bu arada sizi ODTÜ’lü bir tanıdığıma benzettiysem de emin değilim)
    Ha bu demek değil ki, dedikleriniz yanlış, değil. Katıldığım yerler de var. Ama şunu sormadan edemeyeceğim, çünkü siz de bir ölçüt çıkartarak şu gerçeğe yaklaşmışsınız. Rönesans, aydınlanma, sanayileşme hatta (romantizm akımının körüklemesiyle) milliyetçiliğe bile uzak kalan ve onu birkaç yüzyıl sonradan takip eden Osmanlı ve onun devamı olan bu ulusta(burası reddiyelere açıktır, belki biz zırt diye oluşmuşuzdur), iki dünya savaşını yaşadığı için her türlü değeri yok kabul eden bir Avrupa’nın fikri alt yapısı oluşmamışken, siz modernliği sindiremeyen bireyin, (birden bire daktilo görmeden nette sörf yapan insanımızın) elinden alınan ya da elinde yozlaşan değerlerin yerine neyi koyduğunu düşünüyorsunuz? Bu boşluk doldurulmalı değil mi, ama neyle?
    Salt ırk kültü ve profanın kutsanması sizin o binlik skalada bulunan zekanıza biraz absrüd gelmiyor mu? Tabii diğer kutsamaları saymıyorum burada, konusu değil.
    Arayışlar dönemi ideolojilerin,
    İslamcılık, Türkçülük, Batıcılık günün şartlarında ortaya çıkan ve amacın vatanın birliği elde tutmak olduğunu bilirken, günümüzde kendi mecrasına oturmaya çalışan demokrasi fikrinin ve farklılıkların özgürlüğünün sağlanmasıyla birliğin sağlanabileceğini görmek gerekmiyor mu? Irk bu birliğin neresinde kalır?
    Ve en önemlisi, verilen değil, kazanılan bir şey için övünmek gerekirken, edilgenliğin doruk noktası olan, ırk mensubiyetinden yola çıkarak bir ırkın üstünlüğünü nasıl savunabiliyorlar kendilerine milliyetçi, ulusalcı vs. diyen kişiler? Es kaza Kürt, Laz, Çerkez… doğsalar neyi savunacaklar, bunların milliyetçiliğini mi? Ne iş?
    Derseniz ki vatan kavramından yola çıkıyorum ve ırk fikrini benimsemiyorum(3.paragraf bunu söylüyor), kimse size ırkçısın sen ırkçı kal edebiyatı yapmayacaktır. Ola ki siz de size yazılan her yorumu bu edebiyatın nüvelerinden sayıp yorumlarınızda milliyetçilikten ırkçılığa doğru renk tayfları arasında gezinen cevaplar yazmayın…

  17. Yazan:Selim Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    ooooo Ne acaip bi site burası kardeş ne kadar ERMENİ, RUM, KÜRT falan filan oldgunu iddia ederek TÜRKLÜĞE saldıran kim varsa buraya toplanmış. Zorunuza mı gidiyo beyler aynen ATATÜK’ün dediği gibi “Bu Memleket Tarihte TÜRKTÜ, bu günde TÜRKTÜR, yarında öyle kalacaktır.” Doktorlar size reçete yazmaz. İflah olmaz bir derde düçar olmuşsunuz. Varın oyalayın kendinizi bakın dalganıza kolay gelsin… (Mesele Irkçılık değil hala kalın kafalarınız anlayamamış demekki TÜRK MİLLİYETÇİLERİ TARİHİN hiçbir döneminde IRKÇI Olmadılar. “Ne Mutlu TÜRKÜM diyene dediler TÜRK olana demediler fakat dediğim gibi sizin derdiniz belli TÜRKLÜĞE saldırmak…)

  18. Yazan:Reddiye Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    Tüm yorumlara teşekkür ederek başlıyorum.

    anonymus’a:

    Hürriyetin logo yazısı sanıyorum epey zaman önceden kaldığı için milliyetçi. Hürriyet gazetesinin ırkçı olmadığını ispatlayacak değilim, gerçekten gülünç bir iddia.

    MY’ye:

    Milliyetçi görüşlerimi şu kısacık yazıda tam olarak ne kadar ifade edebilirim bilmiyorum. İleriki paragraflarda biraz açıklanacaktır.

    Aziz Yılmaz’a:

    Samimiyet ve gerçeklik tabi ki farklıdır. Kilisede rahip, baba-oğul-kutsal amcaoğlu için ağlarken yanıbaşında camideki hocafendi allahümmesallawallabilla diyerek ağlıyor. İkisi de samimi 😉

    Irk olgusuna değinelim: (Yanılmıyorsam) İnsam genom projesi çeşitli ırklardaki genetik mirastaki farklılığın sanılandan çok daha az olduğunu ortaya koydu. Başka ırka mensup biriyle genetik yakınlığınız neredeyse akrabanız kadar olabiliyor. Türkler için konuşacak olursak, kalıtsal açıdan uygur türkünden çok orta doğu ve balkan milletlerine yakın olduğumuz da görülür. Bir ırkın safkan mensubu olmak ise ender görülecek bir durum olup tarihe gömülmüştür. Safkan mensupları okyanusun el değmemiş bilmemne adasında veya afrikanın bilmemneresinde taş devri yaşayan kabilede bulabiliriz. Hele ki orta asyadan anadoluya kadar göç etmiş bir millet için ırk üzerinden edebiyat yapmak hayli zorlama gerektirir.

    Not1: Bütün bunlara rağmen ırk kavramı hala ayaktadır ve önemini korur. Belki ilerde bunun üzerine de konuşuruz

    Not2: Manevi sayılacak pek çok özelliğin de kalıtsal olduğu öne sürülüyor. Biyoloji uzmanı olmadığım ve bu konuyu net bilmediğim için girmiyorum. Bunun üzerine de araştırıp bi tartışma hazırlanabilir. Kavgacılık, cesaret, sahip olma içgüdüsü, metafizik varlıklara inanmaya eğilim gibi pek çok şeyin kalıtsal kökenli olduğunu okumuşluğum var. Ki bu durum doğrudan ırkçılığı destekler.

    Buraya kadar aynı fikirdeyiz ne hoş değil mi?

    Sizinle ayrıldığımız nokta kültürde yatıyor. Gerçek hayattan aldığım ve sevimli bulduğum bir örnek üzerinden açıklamak istiyorum: Yaşadığım şehirdeki X köyünün insanları kavgacı ve ziyankar insanlardır. Bu konuda adları çıkmış. Bu köyde doğan Y ismindeki vatandaş doğrudan böyle bir kültürle yoğruluyor, mecburen bununla yüzleşiyor. Çocukken sebepsiz yere yediği dayaklar onu dayanıklı ve acımasız yapıyor. Zamanla başka birini keyfi dövmek ona olağan geliyor, bunu kendi hakkı gibi görüyor. Sahip olduğu nesnelere o kadar zarar gelmiş ki, bir gün yolun kıyısında duran arabanın, sahibi ortalıkta görünmüyorsa tekerini patlatıyor, önünden yürüyen tavuğa taşı vurdummu bayıyor. Bunları gören Z köyünün W ismindeki vatandaşı ise “Bırak şu Y’yi yaw, o X köyünden” der ve sonuna kadar haklıdır. W’nun Y’yi rehabilite etmek gibi bir görevi yoktur. W’dan parasının bir kısmını Y’ye vermesi istenemez.

    Dünyanın binbir türlü hali var değil mi? Sizinle bir şekilde aynı odada kalsam aklınıza türlü şey gelir ürperebilirsiniz. Karşılaştığınız bir insanın psikopat olma ihtimali vardır illaki. Bakın türk iyi kürt kötü demiyorum. Ve ben de bu ihtimali almak istemiyorum. Kürtle yaşamak istemiyorum.

    Not3: Bunlara kızarsınız ama:
    http://www.nihalatsiz.org/kurd_sorunu.htm
    http://www.nihalatsiz.org/her_turlu_sucu_kurdler_isliyor.htm

    suzannur’a:

    Bindelik skalayı geçiver bi kalem. Milliyetçilik üzerine bir tartışma yapılırken “ben şöyleyim hem de böyleyim o halde dediklerim doğru” yapmışım gibi görünecek. Tanrı aşkına makaleyi okumadınız mı? Nesnel bir şey söylenmemiş ki… Futbol fanatiği boş beleş tecavüzcü adam tiplemesinin karşısına kendimi koydum. Ben burda übermenşi değil insan evladını oynuyorum.

    Bence “wishful thinking”in zirvelerinde geziyorsunuz. Kürtlere istedikleri bütün hakları tanıyınca “Hepimiz türkiyeliyiz kardeşiz çiçeğiz böceğiz heleloy” diyecekler öyle mi? Bağımsız olmak istemeyecekler?! Peki yunanlılar osmanlıdan neden koptu onlar gıcık mı? Yeryüzündeki devletlerin ezici çoğunluğu neden ulus tabanlı? Kürtler neden ulus tabanlı devlet istemesin? Evet tabi burda paranoyak ben oluyorum.

    Neyse sağlıcakla kalın

  19. Yazan:Cüneyt Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    Acaip bos bir yazi olmus, kas yapayim derken göz cikarmissiniz. Yazdiginiz genellemeler ve son derece sig baside indirgemeler(kahraman Türk ordusu devsirmelerden olusuyordu, padisahlarin anneleri Türk degildi vs.) yazinizi ciddiye alinmayacak derecede tek boyutlu ve bayagi kiliyor.

  20. Yazan:MY Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    @Reddiye,

    Verdiginiz Nihal Atsiz linklerindeki kin görünüsündeki sonsuz korku IRKÇI’YA KIZILMAZ, ACINIR! tezimizi teyid eder nitelikte olmus.

    Çok düzgün ve zengin bir Türkçe ile aktardiginiz korkunuz ve nefretiniz tipki Nihal Atsiz’inki gibi tam bir paranoya içinde oldugunuzu gösteriyor. Biyolojik irkçilik ile araniza mesafe koymaya calismissiniz ama kültürel farklara dayandirdiginiz sey düpedüz
    irkçilik.

    insan sevdigi vatani için bazi korkular tasiyabilir. Tipki sevdigi evladi için korkmasi gibi. Ama akil sagligi
    yerinde olan insanlar korkuya karsi önlem alir. çocugunu korur, kollar. Ama çocugun yasamasina mani olmaz.

    Paranoyaklar için ise korku kendi basina bir TATMiN ARACI olur. Tipki “vatan için ölürüm” diyenlerin
    vatan için yasamaktan aciz olmalari gibi. Mesela her gün bir agaç dikseler veya birisine okuma yazma
    ögretseler yapici bir proje olur. Ama onlar VATANI DEGiL ÖLÜMÜ SEVDiKLERi için bir sey üretemezler.

    Sizin için de durum buna benziyor. Kürt nefreti basli basina bir tatmin sagliyor size. Bu nefret
    hali ötesinde bir projeniz yok. Evlenmek için bi kizi kaçiran, ugrunda hapis yatan, sonuda
    evlenince de sabahtan aksama kadar televizyon seyredecek bir adamin durumu bu.

    Yola duydugunuz sevgi ve baglilik varacaginiz güzel sehri size unutturmus. Bölünmesinden korktugunuz
    vatan için dört kolla sarildiginiz milliyetçilik aslinda ne kadar da BÖLÜCÜ bir yaklasim.
    sadece Türklerin yasadigi, “küçük olsun, bizim olsun” mantigiyla en sonunda oturdugunuz
    mahalle kadar bir “vatan” kalacak elinizde. Türk’ü Kürt’ten nasil ayrid edeceksiniz? Sari saçta mi
    duracaksiniz yoksa mavi gözde mi?
    Babasi veya annesi Kürt olanlari ne yapacaksiniz?
    Ya sadece bir dedesi/ninesi? %50, %25, %75 diye yazacak misiniz nüfus kagitlarimiza?

    Sizin gibi zeki bir insanin böyle bir akil hastasinin pesinden gitmesi ne aci. Bir kez daha görüyoruz ki
    Türk olmak bizleri paranoyak olmaktan korumuyor.

    Kurtlu Hilal makalesinde sunlari anlatmistim Nihal Atsiz adli akil hastasi hakkinda:

    Milliyetçilik dünyaya aidiyet gözlüğü ile baktığı için dost-düşman ayırmak zorunda.
    Meselâ Ülkü Ocakları sitesinde tavsiye edilen yazarlardan Nihal Atsız’ın sahip olduğu dünya görüşünü vasiyetinden okuyabiliriz : (Nihal Atsız’a adanmış çok şirin bir site var, girer girmez bir kurt uluması duyuluyor : http://www.nihalatsiz.org )

    “Yağmur Oğlum!
    Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
    Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
    Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.
    Tanrı yardımcın olsun!”

    11’i Müslüman olmak üzere 28 halk düşman olarak belirlenmiş. Dünya’da 150 civarında ülke olduğunu hesaba katacak olursak ülkücülerin işi gerçekten zor.

    Nihal Atsız’ın vasiyetine değilse bile ona saygı duyan insanlara elbette belli bir ölçüde saygı duyuyoruz. Ancak bir Müslüman olarak bizim için bütün vasiyetlerin üzerinde olan bir vasiyet var ki o da Hz Muhammed’in Veda Hutbesi’dir:

    “Ey insanlar! Biliniz ki, RABB’iniz birdir; biliniz ki, babanız da birdir. Biliniz ki, hiç bir Arabın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın da Arap üzerine; aynı şekilde hiçbir siyahînin siyah olmayan, hiç bir siyah olmayanın da siyah olan üzerine üstünlüğü yoktur. Takva ile olan üstünlük müstesna”

  21. Yazan:TT Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    Yaşadığım şehirdeki X köyünün insanları kavgacı ve ziyankar insanlardır. Bu konuda adları çıkmış. Bu köyde doğan Y ismindeki vatandaş doğrudan böyle bir kültürle yoğruluyor, mecburen bununla yüzleşiyor. Çocukken sebepsiz yere yediği dayaklar onu dayanıklı ve acımasız yapıyor. Zamanla başka birini keyfi dövmek ona olağan geliyor, bunu kendi hakkı gibi görüyor. Sahip olduğu nesnelere o kadar zarar gelmiş ki, bir gün yolun kıyısında duran arabanın, sahibi ortalıkta görünmüyorsa tekerini patlatıyor, önünden yürüyen tavuğa taşı vurdummu bayıyor. Bunları gören Z köyünün W ismindeki vatandaşı ise “Bırak şu Y’yi yaw, o X köyünden” der ve sonuna kadar haklıdır. W’nun Y’yi rehabilite etmek gibi bir görevi yoktur. W’dan parasının bir kısmını Y’ye vermesi istenemez.

    Sayın reddiye
    Yaşadığınız şehirde X ve Z köyleri arasındaki husumet konuyu açıklamak için iyi bir örnek değil.
    Halbuki konumuzla ilgisi olan başka bir X ve Z köylerinin yapısını Türkiye geneli üzerinden değerlendirirsekk; Z köyünün aslında o kadar da steril ve homojen olmadığını, Z köylüleri ile X köylülerinin arasında herhangi bir problem bulunmadığını hatta bunların birbirleriyle akrabar bile olduğunu. Onca yıllık tahrik ve birbirine düşürme provokasyonlarına rağmen ayrı köylerde değil, iç içe yaşadıklarını, hatta o kötü denilen X köylülerinin nüfusunun, X’köyünden daha çok Z köyünde yaşadığına bile tespit edebiliriz.Z ve X köyü muhtarları gölge etmesinler yeter…:)

  22. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    @Reddiye,

    Yorumlarınıza gelen eleştirileri daha çok politikacıların başvurduğu taktiklerle(dioplamitik dil mi demeliyim) yanıtlamışsınız.En azından bana ayırdığınız kısmı bu görünümü arzediyor.Oysa sorularım çok açık ve netti.Her neyse,sonuçta kendi fikir tasarrufunuz;nasıl kullanılacağına karar verecek olan sizsiniz,hiç yanıtlamayabilirdiniz de.

    Samimiyet ve gerçeklik arasındaki fark konusunda verdiğiniz kilise-cami örneği şayet konuyu atlama amacı taşımıyorsa bile bence son derece alakasızdır.Örneklediğiniz din adamlarının kendi söz ve dualarında duygulanmış olmaları,gözlerinin yaşarması bambaşka bir şeydir.Tıpkı bir kürsüde hoşa giden bir nutkun atılmasıyla dinleyicilerden bazılarının duygulanmaları,gözlerinin nemlenmesi gibi bir şeydir bu.İnsanlar film izlerken bile aynı duygusal anı yaşayabiliyorlar.

    Dolayısıyla samimiyet ve gerçeklik arsındaki farka vurgu yaparken,başka noktalara işaret etmiştim.Doğru bildiğimiz ve inandığımız değerlerin sadece bize böyle görünmüş olabileceğinin,birbaşkası içinse çok daha farklı şeyler ifade edebileceğini belirtmeye çalışmıştım.

    Ve ırk konusu…Sanırım asıl mevzumuz biyolojiyi,kalıtımı,ırksal ve genetik şifreleri çözmek değildi.Zaten bana sorarsanız bütün insanlık aleminin aynı köklerden geldiğini ve kardeş olduklarını söylerim.Hangi ırk daha güzel,hangisi daha yüce gibi takıntılarım da yok(bunu Hitlere bırakalım,en iyi o bilirdi)Yani anlayacağınız bu tür mevzularla pek ilgilenmiyorum.

    Hani,bir önceki yorumunuzda koca bir paragrafı, elektriğin kaçak kullanımını ırksal özelliklere bağlamak gibi ciddi bir teziniz vardı.Bende merak edip sordum kaçak elektrik kullanımından hiç de dah az yüzkızartıcı ve topluma zarar verici olmayan diğer suçları nereye koyalım diye…Fakat sizden tek bir yanıt gelmedi.X li,Y li,Z li çokbilinmeyenli deklemlere başvurmuşsunuz.Oysa soruma çok daha kısa ve ikna edici yanıtların gelmesini ümidederdim.

    Verdiğiniz linklere gelince,bunu ne amaçla yaptığınızı bilmiyorum.Fakat emin olun kızmıyorum,sadece absürd buluyorum.Ve insanları böyle bir ruhsal çöküşe sürükleyen nedenlerin neler olabileceğini merak ediyorum.

    Sevgiyle ve dostça kalın.

  23. Yazan:Reddiye Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    Aziz bey

    Görülen o ki açıklamalarım yetersiz kalmış. İşbu başlık da yorumdan çok foruma döndü.

    Kaçak elektrik kısa ve öz:

    Elektrik kaçırma geni keşfedilmediği sürece durumun açıklaması, kürtlerin “devlet bize bakmıyür, ne yapsak hakkımızdır” şeklindeki anlayışı kültürlerinin parçası haline getirmesidir.

    Beyefendi siz söyleyiniz, neden orada kaçak peki? Hadi ben ve benim gibiler 1945 yılında göçtük diyelim.

    Ama onlar fakiiiirrrrr. Ay kıyamam.

    Böyle mi?

  24. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    @Raddiye,

    Sormak istediklerimin bu olmadığının gayet bilincindesiniz.Fakat verecek dürüstçe bir yanıta hazır olmdığınızdan vaziyeti alaycı(ve bir o kadar da saptırıcı)bir üslupla kurtarma yolunu seçmişsiniz.Neyse boş verin gitsin.Bence bundan sonrası pek verimli olmayacak.

  25. Yazan:TT Tarih: Sep 10, 2008 | Reply

    Kaçak elektrik kısa ve öz:
    Elektrik kaçırma geni keşfedilmediği sürece durumun açıklaması, kürtlerin “devlet bize bakmıyür, ne yapsak hakkımızdır” şeklindeki anlayışı kültürlerinin parçası haline getirmesidir.

    Beyefendi siz söyleyiniz, neden orada kaçak peki?

    Sayın reddiye,

    Kaçak elektirik bir suç ve denetim eksikliğinden dolayı doğu illerinde daha fazla görülüyor. Aynı şartlar altında kürtlerin yerinde Türkler’de olsa onlarında “nerede beleş oraya yerleş” atasözünü anında hayata geçireceklerine şüpheniz mi var?. Mesela Almanya’daki Türk vatandaşlarımızın profili bizim doğudaki vatandaşlarımızdan pek farklı gözükmüyor.

    Eğer suçlara göre insanları yargılayacaksak mesela Türkiye’deki “suç işleme” oranlarına bakarak batı şehirlerinin doğu illerine göre çok daha önde geldiğini görüyoruz. 2006 yılında alınan DİE’nin verilerine göre: Suç oranı en yüksek il Manisa, ikinci Balıkesir, üçüncü Muğla, dördüncü Aydın, beşinci Çanakkale. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise, son sıralarda yer alıyor. En fazla adam öldürme Kastamonu’da,En fazla ırza geçme ve sarkıntılık Sinop’ta,En fazla orman suçu Sakarya’da işleniyor,Aydın sahtekarlıkta,Antalya hırsızlıkta,Balıkesir sövüp hakarette bir numara…Sadece kaçak elektirik hakkında değil, diğer suçlar üzerinden de analiz ve yorumlarınızı bekliyoruz.

  26. Yazan:Tarik Tarih: Feb 23, 2009 | Reply

    Kaçak elektirik bir suç ve denetim eksikliğinden dolayı doğu illerinde daha fazla görülüyor. Aynı şartlar altında kürtlerin yerinde Türkler’de olsa onlarında “nerede beleş oraya yerleş” atasözünü anında hayata geçireceklerine şüpheniz mi var?

    Söylenen devletin bu tür küçük suçları “hoşgördüğü”.

    Daha ilginci, eskiden CİNE5 kanalı vardı hatırlarsınız. Malum gece 12’den sonra Playboy TV yayınlanırdı o kanaldan abonelere şifreli. Devletimiz saolsun, onu da kanalla anlaşıp şifresiz-ücretsiz “bölge halkına” sunardı.

    İşin güzelliği. Aynı geceler JITEM merkezlerinde “müslüman” gençlere PKK’ya karşı savaşabilmeleri için bomba, suikast, vs eğitimi de veren yine aynı devletti. Bknz: Hizbullah

    Laiklere Playboy, dindarlara Hizbullah. Hem elektrikte beleş. Bölgeden sosyal devlet manzaraları…

  27. Yazan:Turkmenbuke Tarih: Feb 23, 2009 | Reply

    Sayın TT’ye;
    Birde bu illerde suç işleyenlerin kökenlerine bakmak lazım..Batı illeri özellikle Ege ve Marmara doğudan en çok göç alan iller.Bunun karşısında doğuya gitseniz Memur-Asker haricinde yaşayan (oraya göçmüş) Türk bulamazsınız neden?Batıya gelen hiçbir kürde kimse niye geldin demez ama doğuda işler değişir.Bunun yanısıra batı olsun doğu olsun suç işleyenlerin ekseriyasının doğu kökenli vatandaşlar olduğu herkes tarafından biliniyor.Bu konuda elbette istatistiki bir bilgi yok.Ama araba yakanların,molotofkokteyl atanların,tecavüz edenlerin,haraç toplayanların vb suçların çoğunlukla kimler tarafından yapıldığı bilinmekte..Elbette bu demek değilki hepsi suçlu, her toplumun içinde iyiside-kötüsüde vardır.Ancak suç işleyen iller dağılımıyla suç işleyen bireyler dağılımına dikkat etmelisiniz.
    Kaçak elektrik olayına gelince bununla ilgili bir arkadaşımdan duyduğum bir olayı anlatmak istiyorum:
    Arkadaşım doğulu aynı zamanda kürt-alevi kökenli.Askerliğini Hakkari’nin kırsal bölgesinde yapmış.Birgün kendilerine köylere giden elektrik memurlarına koruma olarak refakat etme görevi verilmiş.Köyde ilk eve gittiklerinde kapıyı açmamışlar.Arkadaşım komutanının emriyle evdekilerle kürtçe iletişim kurarak kapıyı açtırmış ve memurlar eve girerek elektrik saatini kontrol etmişler.Tabii saat sökülmüş ve memurlar bunu tekrar bağlamışlar.Evden çıkarken evin sahibi kürtçe olarak arkadaşa “Bunlar size dua etsinler,siz olmasaydınız kapıyı açmazdık üstelik zorlarlarsa hepsini vururduk” demiş.
    İşte böyle,kendiside aynı topluma mensup arkadaşım bu olay karşısında hayretler etmiş.
    Dediğim gibi bu bir örnek,elbette bu herkes suçlu manasına gelmez ancak genel durum bu..

  28. Yazan:Hüseyin Orhan Tarih: May 16, 2010 | Reply

    Irkçılığı kim destekler. Cavabı belli olan bu soruya ben biraz farklı bir yorumla yada eleştiri ile cevap versem bilmem kızanlar olurmu? Olur sanırım ama ben yine de cevap vereceğim. Sakın sanmayın ırkçılığa karşı çıkanlarla yada ırkçılığı destekleyenlerle aynı görüşteyim. Çeşitli kitaplarda ve çeşitli internet sayfalarında bir ırkçılık karşıtlığıdır gidiyor. Herkes birşeyler yazıyor. Benim karşı olduğum bu ırkçılık karşıtlığı maskesi altında Türk toplumuna yapılan saldırıdır. Bu ırkçılık karşıtlığı altında Osmanlı toprakları içerisinde yaşayan Türklere yapılanlar hiç konuşulmuyor ve yazılmıyor. Hep ermenilerin nasıl öldürüldüğü yada katledildiği çok abartılı ve bizzat ermeniler tarafından katledilen Türklerin fotoğrafları kullanılarak da deliller gösteriliyor. Oysa gerçekler çok farklı. Yukarıdaki yazıda ne denmiş. Osmanlı ordusu devşirme. Bunu çoğu insan biliyor ve bu neyi değiştirir yada kanıtlar. Ben söyleyeyim. Türklerin ırk ayrımı yapmadığını gösterir. Osmanlı padişahları Türk değilmiş. Bunu da biliyoruz ama ermeni olmadıklarını ve çeşitli ülke prensleri ile padişahların evlendiklerini çok iyi biliyoruz. Tıpkı diğer krallıklarda olduğu gibi. Osmanlı ordusunda birçok zanaatkar ve sanatçı, üst düzey yönetici ermeni rum vb. olduğunu da biliyoruz ve bu neyi değiştirir yada kanıtlar. Neyi mi? Türk toplumunun ırkçı olmadığını ve bütün milletlerle barış içinde yaşayabilen bir toplum yada millet olduğunu gösterir. Peki ya ermenistan? Ne kadar Türk var orada? Kaç sanatçı ve üst düzey yönetici var ermenistanda? Peki ermeniler ile Türkler yıllarca kardeşçe yaşarken ne oldu da bir sorun yaşandı? Sizce ermeniler katledildi? Aslında katliam yapan, ayaklanan, köy basan hep ermenilerdi. Neden çarpıtarak asıl ırkçılığı sizler yapıyorsunuz? ermeniler ve diğer milletler tarafından katledilen Türk ve Müslüman sayısı ne kadar biliyor musunuz? Balkanlardan Anadoluya göç edenlerin sayısı ve bunların çektikleri çileleri biliyor musunuz? Peki Kafkaslardan kaçmak zorunda olanların sayısını biliyor musunuz? Ya kıbrıstsa olanlar hakkında bilginiz var mı? Maden ermeniler mazlum öyleyse o diktikleri soykırım anıtında neden katlettikleri Türklere ait (örneğin sünnetli Türk çocukları) resimleri kullanıyorlar. Madem masumlar o zaman neden Rus ressama ait o kafatası portresini sanki gerçekmiş gibi kullanıyorlar? Atatürkün önünde iki adet köpek yavrusu ile çekilmiş o fotoğrafı alıp köpekleri fotomontajla çıkartıp yerine iki adet çocuk cesdi resmini neden koydular? Bu ve benzeri o kadar çok hileli belgeler varki burada onları yazmak çok zaman alır. Asıl ve en önemlisi madem dürüst ve masumlar öyleyse neden tarihçiler yerine meclislerde karar aldırıp ve bence en önemlisi Türklerin kendilerini savunmalarını ve somut deliller ile bunun bir iftira ve yalan olduğunu ispat etmelerini engelleyen yasalar çıkartmalarıdır. Eğer ermeniler kendilerinden emin olsalar bu gayri ahlaki yola başvurmazlardı. Tam tersine ellerindeki kesin deliller ile oturup bunu müzakere ederlerdi. Suçlu suçu kanıtlanana kadar masumdur ve kendini savunması için de gerekli kolaylokar gösterilir. Oysa ermeni iftirasında bunun tam tersi yapılmaktadır. İşte asıl ırkçılık budur. Neden mi? Sorunu cavabı yazdıklarımda var anlayan için ama anlamayanlar için yazayım. İftiraları ile Türk toplumuna saldırmak ile asıl ırkçılığı yapanlar bu saldırganlardır ve bunu sırf Türk ve Müslümanlara düşman oldukları için yapmaktadırlar.

  29. Yazan:durhat Tarih: May 17, 2010 | Reply

    Hüseyin bey sorması ayıp ırkçılık denince neden parmak kaldırıp buradayım deme ihtiyacı duyuyorsunuz?

    ırkçılığı sadece Türkler yapıyor diye bir kural da yok.bunu iddia eden de yok ayrıca.

    bakın bir hastalık olarak tanımlanıyor.gerçekten de psikolojik bir bozukluktur.

    bu hastalığa kürdü’de,türk’ü de,ermeni’si pekala yakalanabilir.

    dolayısıyla kötü bir illettir.önemli olan tedavi edici yöntemler bulmak,insanlığı bu marazdan kurtarabilmenin yolunu bulmak.

    diğer yazıya düştüğünüz yorumda bu yönde düşünce belirteceğinizi umud etmiştim.giriş kısmı sanki ırkçılığa karşı iken ırkçılık tuzağına düşecek anlayışlara bir gönderme izlenimi veriyordu.

    fakat bütün yazdıklarınız,diğer bütün halklar zalim,kötü,suçlu;türkler ise süçten çıkmış ak kaşık!

    kusura bakmayın ama yaklaşım ırkçılıktan başka bir şey değil.

  30. Yazan:Tayfun_Korkut Tarih: May 17, 2010 | Reply

    @reddiye

    Son eleştirim son paragrafınıza dair: “Irkçılığı körükleyen Hürriyet, Türk Solu gibi yayınlardan uzak durması,” :))))) Hükümetle papaz oldu ya doğan hemen ırkçı oldu hürriyet. Gerçekten yerlerdeyim gülmekten. Hani diyordu ya filmde: -Faşist ne demek? -*bne gibi *uşt gibi bişey. Sizin mantığınız da böyle… Hürriyet ırkçıysa ben hitlerim be.. Adamların yerinde olsam samimi söylüyorum dava açarım

    Bu gazetelerin irkciligi ve tarafgirligi tartisma goturmez bir konudur. Dogan Medya Grubu AKP daha goreve gelmeden savas acmislardi zaten. Ordu gudumunde, belli bir kesimin borazanligini yapan bir medya kurulusundan bahsediyoruz.

    @MY

    * 1) Ama “onlar” da kaçak elektrik kullanıyor,
    * 2) Kürtler “bizim” gibi uygarlık kuramadılar,
    * 3) Bütün mafya bunlardan cikiyor.
    * 4) Ne kadar kapkacci, tinerci varsa hepsi Kürt.
    * 5) Bütün namus cinayetleri bunlarda.

    Bunlar ve benzerleri acidir, ama gercektir. Malesef mesele Kurtler oldugunda asiri duygusal tepkiler vermeniz meselenin kaynagina inmenizi engelliyor. Evet, “Almanya’da da Turkler boyle” dediginiz zaman hangi sorunu tahlil etmis ve cozume yonelik bir fikir uretmis oluyorsunuz? Almanya’daki Turklerle Turkiye’deki Kurtler bire bir kiyaslanamaz. Cunku, Almanya’daki Turkler gocmen, Turkiye’deki Kurtler yuzyillardir yerlesik. Almanya’daki Turklerin bircogunun amaci kisa yoldan koseyi donup, zengin olup, mal mulk sahibi olmak. Bu nedenle de is bulamayanlar careyi suca yonelmekte buluyor. Bu, butun gocmen alan ulkelerdeki gocmen milletlerde boyledir. ABD’de de Meksikalilar boyle.

    Kurtleri suca tesvik eden sebepler ise farkli. Bir kere islenen bir cok suc siyasi bir isyanin yansimasi… Aynen, Rusya’da bir donem(hala) hirsizligin gelir adaletsizligine karsi gelistirilmis bir siyasi eylem olarak gorulmesi ve bunun sonucu olarak bu fikrin sahiplerinin hirsizligi masum ve hatta erdemli bir hareket olarak gormesi bu eylemlerin bir kriminal vakadan cok ote anlamlar tasidigini bize gosteriyor. Ben, Turkiye’deki Kurtlerin suc istatistiklerinde onde gidiyor olmalarinda Kurtlerin insani ihtiyaclarina binaen bu suclari islediklerini, “zorlu hayat sartlarinin, issizligin” onlari bu suclari islemeye ittigini dusunmuyorum. Daha ziyade, ideolojik (PKK’nin ideolojisinin ne oldugu hepimizin malumudur) eylemler oldugunu dusunuyorum. Ornegin, hirsizliktan, kapkactan elde edilen gelirin PKK’ya aktarilmasi… Kapkac cetelerinin arkasinda siyasi PKK baglantilari… Bunlarin hepsi uydurma midir?

    Kabul ediyorum ki, PKK’li gencleri daga cikaran sebepler ortadan kalkmadan PKK’dan sikayet etmek yersiz. Hic kimse de durup dururken daga cikip, yillardir burada yasamak istemez. Burada soru su: irkciliktan bu kadar sikayet eden siz, Kurt irkciliginin kendine yol aradigini, ilk firsatta yirtik dondan firlar gibi firlayacagini ve Kurtleri ozerk Kurdistan dusuncesiyle daha da provoke edecegini, daha irkcilastiracagini dusunmuyor musunuz? Bugun gelinen noktada bagimsiz Kurdistan ve Kurt irkciliginin payi da oldugunu dusunmuyor musunuz?

    Nedir size gore bu gencleri daglara cikaran sebepler? Bence bunlarin tartisilmasi gerekiyor. Epeyce komplo teorileri var. Yabanci destekli olmalarindan tutun da, batili devletlerin Turkiye aleyhinde bir 5. kol faaliyeti olduguna kadar… Yazilarinizi begenerek okuyorum. Ve merak ediyorum, Kurt meselesiyle ilgili cozum onerileriniz nelerdir? Bagimsiz bir Kurdistan kurulmasindan baska care yok mudur?

  31. Yazan:Mehmet Tarih: May 18, 2010 | Reply

    Geçenlerde bir haber okumuştum.Yazınızı ve yorumları okuduktan sonra hemen haberi aramaya koyuldum;ama bulamadım.Sanırım bir iki ay öncesine aitti.Ssk’dan emekli aylığı alabilmek için yapılan anlaşmalı boşanmalar ve bunların il il istatistiki bilgileri vardı haberde.Bu istaistikler mahkemeye sevkedilmiş olanlar.Yani buzdağının görünen yüzü.Şimdi Reddiye kardeşin canını sıkacak kısma gelelim.Batı Karadeniz bu alanda en önde.Sadece Zonguldak’taki vaka sayısı birçok ilin toplamından daha fazla.Reddiye kardeş bunu neyle açıklar acaba?

  32. Yazan:Hüseyin Orhan Tarih: May 20, 2010 | Reply

    Kusura bakmayın Durhat Bey! Size katılamayacağım. Nedeni ise Türk halkına yapılan bunca aşağılama ve saldırı varken ben bunu sadece bir hastalık olarak görmem mümkün değil. Yazdıklarımda ırkçılık olduğunu da sanmıyorum. Yaşadıklarımıza bir bakın Türk toplumu mu ermeni vb. milletlere saldırıyor yoksa ham bir hayal peşinde ermeniler yada diğer milletler mi Türk toplumuna saldırıyor. Bu saldırılarında ne kadar haklılar ve ellerinde ne kadar geçerli delilleri var? Bu sorulara cevap aramak gerekmez mi? Kullandıkları deliller ne kadar samimi ve gerçek? Tarihte yaşanan acılar neden tek taraflı yansıtılıyor? Bu durumda ben ve bnim gibiler mi ırkçı yoksa tarihe tek taraflı bakanlkar ve bunu yaparkende kendi yaptıklarını gizleyip ters yüz edenler mi ırkçı? Bence daha başka bir şey yazmama gerek yok. Aslında her şey ortada.

  33. Yazan:Hüseyin Orhan Tarih: May 20, 2010 | Reply

    Göç yollarında yaşamını yitiren 50 bin Ermeni`ye karşın Ermeni isyanlarında ölen Türk ve Müslümanlardan hiç bahsedilmediğini belirten İsrafil Kurtcephe, sözlerini şöyle sürdürdü: `Yıl 1920, Paris barış görüşmelerine katılan Ermenilerin sunduğu raporda, Anadolu`daki Ermeni ayaklanmalarında öldürülen Türklerin sayısının 1 milyon 400 bin olduğu ifade ediliyor. Yani 1 milyon 400 bin Türk`ü öldürmekle övünüyorlar. Camilere, samanlıklara doldurularak, vahşice yakılan Türklerin hesabını kimse sormuyor, suçlanan maalesef biz oluyoruz.`
    http://www.yenimesaj.com.tr

  1. 3 Trackback(s)

  2. Feb 1, 2009: Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış : Derin Düşünce
  3. Jun 25, 2010: Irkçıların iç dünyası nasıldır? : Derin Düşünce
  4. Oct 29, 2011: Eskimeyen yazılar: Irkçıya kızılmaz, acınır! : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin