Bilginin Arkeolojisi / Michel Foucault »
By Ayla Chignardet on Nis 12, 2016 in Akıl, Bilim, bilimcilik, Epistemoloji, Kitap Alıntısı | 0 Comments
Süreksizlik kavramı paradoksal bir kavram: çünkü o araştırmanın hem aleti hem de konusudur; çünkü o alanların bireyleştirilmesine, fakat bunun ancak birbirlerine kıyaslanmaları yoluyla gerçekleştirilmesine olanak verir. Çünkü sonuç olarak belki, o sadece tarihçinin söyleminde mevcut bir kavram değil tarihçinin gizli olarak varsaydığı bir kavramdır: Tarihi -ve kendi tarihini- ona nesne olarak sunan bu kopukluktan hareketle değilse eğer, gerçekte, o nereden hareketle konuşabilecekti? Yeni tarihin en temel çizgilerinden birisi, hiç şüphesiz süreksizliğin bu alan değiştirmesidir: engelden pratiğe geçişi; gidermek zorunda olduğu dışarıdan gelen bir alınyazısının değil de, kullanılan işlemsel bir kavramın rolünü artık oynadığı yer olan tarihçinin söyleminin içine geçirilişi; ve bu yolla, kendisi sayesinde tarihsel okuyuşun (arka yüzü, başarısı, gücünün sının) artık olumsuz olmadığı, fakat nesnesini belirleyen ve çözümlemesini geçerli kılan olumlu eleman olduğu işaretlerin tersine çevrilişi. Read the rest









çekiyorum. Eichmann ne Iago’ydu ne de Macbeth ve III. Richard gibi bir “cani” olmasıysa neredeyse imkânsızdı.











