Sağol paşam, Büyüksün! »
By Tavit Kilimciyan on Nis 16, 2008 in Makale | 3 Comments
Eniştem Kirkor ablamla evlenmek için babamdan izin almaya gelmişti. Şakaklarından boncuk boncuk terler akıyordu. Yetim büyümüş olan Kirkor Gedik Paşa yetimhanesinin müdüründen başka kimseyi bulamamıştı bu zor gününde “baba” rolü için. Müdür Bey söz aldı:
“Kirkoru uzun yıllardır tanırım, dürüst çocuktur, sözünün eridir…”
Daha adam lafını bitirmeden babam kükredi:
“Dürüstlük haslet değildir, ödevdir! Dürüst diye bir adam övülmez!”
Komşu sitemiz Toplum ve Politika Enstitüsü‘nde Read the rest





Ömer Ulusoy’un son filminde en beğendiğim sahne tutuklanıp polis arabasına götürüldüğü sırada gazetecilere dönüp “Vatan sağolsun!” dediği o an. Tüylerim ürperdi, gözlerim doldu.
Etiler’deki Güveççi Abdullah lokantasının güler yüzlü sahibesi Nükhet Hanım her zaman yaptığı gibi masalara uğrayıp müşterilerine hal hatır soruyordu. Lokantanın müdavimlerinden Kenan Bey işkembe çorbasını afiyetle yudumlarken gördü onu. Kısa bir sohbetten sonra:
Türkiye’de şimdiye kadar oldukça muğlak ve ham olan bir saflaşma belirginleşiyor; eski saflar bozuluyor, bir taraftan kopanlar karşı taraftan kopanlarla yeni saflarda buluşuyorlar. Muğlaklık taşıyan bu yeniden inşa sürecini uzun zamandır gözlemlemek mümkün ama benim için kafamdaki en net ifadesi 2003’te gittiğim İran örneğiyle oluşmuştu. Sağ-sol, dindar olan-olmayan, geleneksel-modern gibi ayrımların yanısıra, o yılların ve bugünün İran’ı temel olarak demokrasi ve otoritarizm arasındaki kutuplaşmayı yaşayan bir toplum özelliği taşıyor. İran bu temel kutuplaşma nedeniyle, diğer bütün ayrışmaları aşan; yani solcuları, sağcıları, dindar olanı ve olmayanı demokrasi cephesinde buluşturabilen; aynı şekilde statüko yanlısı sağcıların, milliyetçilerin, dindarların, gelenekçilerin otoritarizm kampında buluştukları bir toplum örneği sunuyor.
“Habire ama habire başörtülü kadınları konuşuyoruz, benim gibi başı açık kadınlar hakkında nedense hiç konuşmuyoruz. Yıldıray Oğur da Taraf gazetesinde geçenlerde yayınlanan yazısında araştırma şirketlerinden başı açık kadınlar hakkında acil araştırma istedi. “Başları açık ama laikliğe yeterince sahip çıkıyorlar mı bakalım?” diye Oğur bir cumhuriyet çocuğu olarak çok tedirginmiş! Başıaçık kadınlar artıyor mu azalıyor mu? Zihniyetleri değişiyor mu? Yoksa başı açık kadınlar da dindarlaşıyor mu, onlarda mı yakında-Allah korusun- kapanacak? Başıaçık kadınlar henüz istatistik araştırma konusu/nesnesi olmadı ama ben bu yazıda biraz hemcinslerimi ampirik gözlem konusu yapayım….”




Paris’e 40 dakika mesafedeki Cergy-St Christophe kasabasında güneş yeni yükseliyordu. Bir bahar günüydü. Her perşembe olduğu gibi mahalle esnafı tatlı bir telaş içindeydi. Mahalle pazarına hazırlık yapıyorlardı.
“Beni bilirsiniz Sayın Bakanım,