Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Telekulak : Biri bizi dinliyor »

20080530_derindusunce_org_dinlemek.jpg1974 senesinde patlak veren bir skandal ile ABD başkanı Nixon‘un ekibinin Watergate Oteli‘ndeki Demokrat Parti bürolarına gizlice girdikleri ortaya çıktı. Yasa dışı yollarla elde ettikleri bilgileri siyasî rakiplerine karşı kullanma çabaları sonucunda açılan senato anketi Nixon’u istifaya zorladı.

AKP gerçekten CHP’yi gizlice dinledi mi? Dürüstlüğünden ve tarafsızlığından bir an bile şüphe etmediğimiz Türk polisi ve Türk yargısı gerçeği “pat” diye çıkaracaktır ortaya, hiç şüpheniz olmasın. Susurluk’ta, şemdinli’de cesaretle Read the rest

Her Türk yazar doğar! »

20080610_derin_dusunce_org_yazmak.jpg Türkiye’nin daha da güzel bir ülke olması için bizimle el ele vermeye hazır mısınız?

Derin Düşünce sitesi 1 yılını tamamladı. Emekleme yaşını da geride bırakan fikir platformumuz artık yürümeye, koşmaya başlıyor.

Bugüne kadar yeterince eğilemediğimiz, derinliğine inemediğimiz birçok konu oldu. Bizimle irtibata geçen değerli yorumcularımız da yazar olarak katkıda bulunmak istediklerini söylüyorlar.

Sizleri de aramıza katılmaya, Derin Düşünce Fikir Platformuna katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Bunun için aşağıdaki adrese yazmanız yeterli:

myilmaz.fransa@gmail.com

Not: Teknik bir sorundan dolayı geçici bir süre işlevini yerine getiremeyen iletişim sayfası yeniden çalışıyor. Eğer bu sayfayı kullanarak yazdığınız mesajlara yanıt alamadıysanız yukarıdaki adrese yeniden yazın. Bize gönderilen her mesaja yanıt vermeye büyük özen gösteriyoruz.

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Nefes Alma Özgürlüğü # Sigara İçme Özgürlüğü »

20080528_derindusunce_org_sigara.JPG19 Mayıs 2008 Pazartesi günü işyerleri de dahil olmak üzere kapalı alanlarda sigara içmeyi yasaklayan yasa hayata geçti. Konu ile ilgili olarak, yazarlarımızdan Kamer Yalçın yasağın detaylarını, çevresinin duygu ve düşüncelerini anlatan bir yazı yazmıştı. Kamer Hanım’ın çevresi yasağı olumlu algılamış ama uygulanacağına da pek inanmamışlar. Yasakların her daim delindiği bir ülke olarak endişelerinde haksız değiller ama bu yasağın uygulanması da Kamer Hanım’ın dediği gibi bizlere bağlı. Uygulamada yaşanacak sorunlar bir yana, ben daha böyle bir yasanın yürürlüğe girdiğine bile inanamıyorum. Sanki Türkiye bir kaç on yıl birden atlamış gibi hissediyorum. Yasak devreye girecek deniyordu denmesine de, ben içten içe, yakın bir zamanda insana değer veren böyle bir yasanın Türkiye’mizde hayata geçeceğine inanamıyordum. Sebebi de sigara içenlerin rahatlığı ve Türkiye’deki sigara içmenin çok doğal bir hak gibi Daha fazla...görülmesiydi daha ziyade.

Bu yasakla ilgili olarak benim en çok dikkatimi çeken ise tiryakilerin, sigara yasağını destekleyenlere, sigara içmeyenlere karşı takındıkları tavır oldu. Aslında pek şaşırmadım ama yine de hayal kırıklığı da yaşamadım desem yalan olur. Yasağı destekleyenlerin, sigara içenlerin özgürlüğünü kısıtladıklarını, faşist bir düşünceye sahip olduklarını söyleyen tiryakilere rastladık. Hatta yazar Pınar Kür sigara karşıtlarını teröristlere benzettiğini söyledi. (1) Tiryaki olmayıp özgürce sigara içmeyi nefes almaktan öncelikli algılayanlar da sigara içme özgürlüğünü savundular.

İngiliz The Guardian gazetesi, sigara yasağının “milyonlarca Türk için çok büyük bir kültürel şok olacağı”nı belirtmişti. “Gazetenin haberinde, bugünden başlayarak aşamalı olarak uygulanacak sigara yasağının, “bulundukları mekana aldırmaksızın, dokunulmaz bir şekilde sigara yakabilen milyonlarca Türk için büyük bir kültür şoku yaratacağı” öne sürüldü.”(2) deniyordu. Demek ki şok böylesi ilginç, hatta hakarete varan tepkiler verilmesine yol açtı.

Yasak gündeme girene kadar, sigara içmeyenlerin, özellikle çocukların, gençlerin maruz kaldıkları haksızlık pek gündeme getirilmiyordu. Bu da hayal kırıklığımı büyütüyor açıkcası. Sgara içenlerin özgürlüğünü savunanlara sormak lazım: Neden içmeyenlerin temiz nefes alma haklarını bugüne kadar savunmadınız? Sanki bu dünya sigara içenlerin dünyası ve onlara haksızlık yapılıyor. Sanki sigara içmek nefes almaktan öncelikli bir hak ve eylem! Yasakla gelen tepkilerin, ilk şaşkınlık ve şokla verildiğini düşünmek istiyorum. Ne de olsa düne kadar rahatlıkla yapabildikleri bir eylemi, bugün yapamıyorlar.

Tiryakilerin ve savunucuların ilk şaşkınlıkları geçtikten sonra, yıllarca, sigara içmeyenlerin en temel hakkının yani temiz hava teneffüs etme hakkının gasp edildiğini anlayacaklarını ümit ediyorum. Nefes almanın alternatifi yok çünkü… O an nerede bulunuyorsanız, o havayı teneffüs etmek zorundasınız. Ama kimseyi rahatsız etmeden sigara içilebilir. Bunu talep etmenin, içenlerden böyle bir beklenti içinde olmanın neresi faşistçedir, teröristçedir anlamakta zorlanıyorum. Efendim doğrular devlet eliyle zorla empoze edilemezmiş. Bu laf doğru da olsa sorunlarımızı halletmiyor. Madem devletin bu işe karışması doğru değil, keşke tiryakiler işi devlete bırakmasalardı! Keşke bu kadar pervasızca içmeyenlerin nefes alma hakkını -ki alternatifi yoktur-, ihlal etmeselerdi! Çoluk çocuk, hasta, hamile demeden, etraflarındakileri rahat ve umursamazca pasif içiçi yapmasalardı, zehirlemeselerdi! Sigara içme haklarını diğer tüm insani haklardan üstün ve önemli görmeselerdi! Önceliği hep kendilerinin bilmeselerdi! O zaman bu yasak devlet eli ile yapılmak zorunda kalınmazdı.

Etrafa “Denize çöp atmak yasaktır” diye uyarı levhaları asılması ne kadar insanı aşağılayan, küçümseyen bir uyarı ise, okullarda, hastanelerde, işyerlerinde, velhasıl kapalı alanlarda sigara içmeyin demek de o kadar garip! Ama biliyoruz ki denize çöp atanlar olabiliyor. Düne kadar tüm kapalı alanlarda, rahatsız olan var mıdır diye düşünülmeden sigara da içiliyordu. İnsanoğlu kendi kendine başkalarının en temel haklarına saygı gösteremediği zamanlarda, yasak ve cezalarla zorla saygı göstermeye zorlanabiliyor. Buna gerek olabiliyor. Garip ama gerçek…

Ülkemiz için bu yasanın hayırlı olmasını diliyorum. İçimden bir ses olacağını da fısıldıyor…Uygulanmasını da canı gönülden diliyorum. Yasadan bir büyük beklentim daha var: Zaman içinde sigaranın kafalardaki olumlu, karizmatik, havalı algısının da kendi gibi sönüp gitmesine, olduğu gibi algılanmasına vesile olması. Oldugu gibi yani zehirleyen, bağımlılık yapan, zararlı bir madde gibi algılanmasına yardımcı olması.

(1) “Sigara karşıtları terörist gibi”
(2) “Sigara yasağı: Kültür şoku yaşanacak”

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Bugün 27 Mayıs, geçmişi anlama zamanı »

20080527_derindusunce_org_d1960.jpg“… Son 40 yılın demokrasi teorisinin klasikleşmiş yazarı G. Sartori de 1987’de yayınlanan eserine ‘Demokrasi kavramında karmaşa çağı’ başlığıyla başladı, ‘Demokrasi hakkında yanlış fikirler demokrasiyi yanlış yola götürür’ cümlesinden sonra demokrasinin Batı uygarlığının meydana getirdiği siyasal eserin adı olduğunu yazdı. Türkiye’de de demokrasi kavramındaki kargaşa daha yoğun biçimde ve son dönemde artırılarak sürdürülüyor. Kargaşadan kurtulmak için önce Batı demokrasisinin tanımını yapmak, unsurlarını, şartlarını doğru belirlemek lazım. Demokrasi gibi demokrasiyle ilgili insan hak ve özgürlükleri, temsili sistem, anayasacılık, hukuk devleti gibi kavramların tamamı da Batılı 150 yılda geliştirilen siyaset ilminin konularıdır.

Türkiye’de maalesef bilimsel kalitesiyle dünyanın ilk 300’ü arasına girebilen üniversite eser veya fikirlerine dışarıda atıfta bulunulan siyaset, anayasa, hukuk bilgini veya tatbikatçısı yok. Bazıları profesör sıfatını kullanarak medya vasıtasıyla kavram kargaşasını körükleyerek,…”

Tamamı için

 

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Biz mi İstanbul’u fethettik yoksa o mu bizi? »

20080527_derindusunce_org_istanbul.jpgOnu ilk gördüğümde çocukluğumun sonları idi. Görmek demek aslında yanlış olur, üzerinden geçtiğimizde diyeyim, tam da Asya’dan Avrupa’ya kavuşmak üzereydik. Ankara’dan Edirne’ye uzanan uzun bir seyahatin en yorgun ve en uykulu anıydı. Uykuya teslim olmuş gözlerimi annemin kulağıma “bak boğazdan geçiyoruz” diye fısıldayan sesi ile zar zor aralamıştım. Read the rest

Afrika’da Niye İnsanlar Birbirinin Boğazını Kesiyor? »

20080525_derindusunce_org_afrika.jpgSunuş: Birkaç gündür içimi burkan bir haber var. Afrika’nın güneyi kaynamaya başlamış gene. Hem de ne kaynama! Hotel Rwanda ya da Kanlı Elmas’taki gibi film de değil üstelik. Zalimce kendi insanını öldürmekte insanlar. Medyaya yansıyan yöne bakılırsa, işsizlikten, açlıktan yapıyordu insanlar bunu. Öyle miydi acaba? Eğer öyle ise şu an orada yaşayan arkadaşım durumu bana izah edebilir, kendisi için endişelenmemizi gerektiren bir hal olup olmadığını aktarabilirdi. Mailleşmeler sonunda öyle bir tablo çıktı ki ortaya, kazın ayağı öyle değilmiş demekten alamadım kendimi. Kazın ayağı nasılmış peki? Afrika’da neler oluyormuş, bunu bir de oradaki gerilimi yerinde gören ve bölge siyasetini yakından takip eden bir arkadaşımdan dinleyelim:

“…Gelelim Afrika olaylarına. Neler oluyor insanlar neden yabancıları Read the rest

Derin Cumhuriyet iş başında…. »

20080524_derindusunce_org_sw3.jpgSiyaset politikacılara bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Ama son zamanlarda konuştuğum bazı dostlarım siyasetten soğuduklarını, bu çamurdan uzak durmak istediklerini söylüyorlar. Oysa hakları yok! Neden?

Anlıyorum, Yargıtay’ın muhtırası kabak tadı verdi, evet Mine Kırıkkanat’lı Bekir Coşkun’lu Türk basını mide bulandırdı. Ergenekon tiksindirdi. AKP umulan demokrat AKP olamadı.

Fakat aynı zamanda siyasetten soğuyan dostlarım zannediyorum ki biraz da kendi vehimlerinin kurbanı oldular. Okudukları kitaplar, yazdıkları makaleler ile katkıda bulundukları demokratikleşmenin Read the rest

Bu sitede sigara içilmez »

20080523_derindusunce_org_sigara.jpgDumansız Yaşam Alanları Genişliyor

 19 Mayıs 2008 tarihi itibariyle, ülkemizde yasa(*) ile belirlenen alanlarda, kamu alanları dâhil tüm kapalı alanlarda (akıl hastaneleri, ceza evleri ve konutlar hariç), tüm toplu taşıma araçlarında, dershanelerin, tüm okul öncesi, ilk ve orta öğrenim kurumlarının, kültür ve sosyal hizmet binalarının kapalı ve açık alanlarında, açık havada yapılan her türlü spor, kültür, sanat, Read the rest

Benim adıma karar verme! »

 Benim adıma karar verme sitesinden duyuru:

20080522_derindusunce_org_benim.jpg21 Mayıs 2008 günü, “adına yargı yetkisi kullanmaktan onur duyduğu Yüce Milletiyle paylaşmak gereğini duyduğunuz” bir bildiri yayınladınız. Adına yargı yetkisi kullandığınız bu milletin bir bireyi olarak, kullandığınız yetki ve sorumluluğunuzun çerçevesini hatırlatma ihtiyacı hissettim.

Demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti” idealine sonuna kadar inanan, Cumhuriyetin temel niteliklerini benimsemiş, sahiplenmiş ve onları koruyup yüceltme uğruna gayretle çalışan bir birey olarak;

Toplumun çözüm bekleyen sorunlarının başında gelen yargısal sorunların çözümünde hiç bir katkı yapmayacaksanız, Read the rest

Tuzla’ya tuz basmak »

20080522_derindusunce_org_tuzla.JPG Yandaki fotoğraf 1932’de ABD’de bir gökdelen inşaatında çekilmiş. Resimde en çok dikkat çeken nokta yerden yüzlerce metre yükseklikte mola vermiş işçilerin yüzündeki kanıksamış ifade. Sanki bir metrelik bir duvar üzerinde oturuyorlar!. Hiçbirinde emniyet kemeri yok. Ayakkabıları göründüğü kadarıyla bu işte çalışmaya hiç uygun değil. Ama hakkını yememek lazım, bazılarında eldiven var. Bu inşaatta birçok insanın öldüğünü tahmin etmek hiç de zor değil. Eminim bu fotoğraftaki manzaradan önce de aynı inşaatta ölenler olmuştur. Ve muhtemelen patronları işçilerini “daha dikkatli çalışmaları” konusunda uyarmıştır. Ve hatta hepsine kemer dağıtmış olduğuna da eminim. Peki ne oluyor da aynı hatalar sürekli tekrarlanabiliyor, ve 70 sene içinde ABD’de iş güvenliği konusunda neler değişti ki artık böyle bir manzara görmek mümkün olmuyor? Read the rest