Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Şu kamplaşmadan kurtulalım mı? »

20080716_nota.jpg20080719_derin_dusunce_org_kamplasma.jpg Yönetmenliğini Giuseppe Tornatore‘nin yaptığı La Leggenda del pianista sull’oceano (Okyanus üzerindeki piyanistin* efsanesi) buram buran insan kokan bir film. Bütün hayatını SS Virginian adlı bir transatlantikte geçiren, geminin dışındaki dünya ile her türlü teması reddeden bir piyanistin duygu yüklü öyküsü aslında insan doğası ve Türkiye’deki siyasî kamplaşma üzerine birçok ipucu veriyor.

Müziğe hâkimiyeti ile ün salan piyanist (Tim Roth) en yakın arkadaşı trompetçi Max’a (Pruitt Taylor Vince) neden karaya ayak basmadığını şu cümlelerle açıklıyor:

“Gemimde evimdeyim. Benim dünyam geminin kıçından burnuna kadardır. Kara benim için fazla büyük bir gemi. Fazla güzel bir kadın gibi, fazla uzun bir yolculuk, fazla kokan bir parfüm.”

Kamplaşmakta ısrar eden Türkler sonsuz dünyadan korkarak gemisine sığınan bu piyaniste benziyorlar. “Kafamı karıştırmayın benim, dostum kim? Düşmanım kim? Bilmek istiyorum” diye öfkeleniyordu Kurtlu Hilal makalesine yorum bırakan bir ülkücü. Kendimizi savunmak için ördüğümüz mutlak gerçek(!) duvarları bizim zihinsel hapishanemiz oluyor.

Dönek damgası yeme korkusuyla körlüğe mahkûm ediyoruz kendimizi, Sovyet Rusya’nın demir perdesi veya İsrail’in utanç duvarı ile yaptığı gibi bedenlerimizle beraber düşlerimizi de bu mutlak gerçeklerin(!) arkasına hapsediyoruz. Read the rest

Kıymetlimiss »

20080717_derin_dusunce_org_gollum.jpg İnsana dair hallerin sembollerin ve metaforların ardına gizlendiği en güzel filmlerden biridir Yüzüklerin Efendisi üçlemesi. Tüm bu hayal dünyanın ürünü gibi duran kahramanlardan en gerçeği Smeagol’dur, tüm o insanların, Elflerin, cücelerin, Eltlerin, hayaletlerin, hobbitlerin içinde. En gerçek, en insana dair olandır. Read the rest

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Açık Mektup »

GENÇ SİVİLLER RAHATSIZ 

20080617_derin_dusunce_org_ataturku-sevmek2.jpg16 Temmuz Çarşamba 12.30
TBMM Milli Egemenlik Parkı (Meclis Çankaya Kapısı)
  
Sayın Milletvekilleri,
 
Genç Cumhuriyetimizin kısa tarihi askeri müdahalelerle dolu.
 
Türkiye’de bugüne kadar adı konmuş 5 askeri müdahale oldu. Hiç biriyle yüzleşilemedi. Hiç birinin hesabı sorulamadı.
 
Yüzleşilemeyen, hesabı sorulamayan her darbe bir sonraki darbe ihtimalini meşrulaştırdı.

Read the rest

Ergenekon iddianamesi hukuka uygun mu? »

20080714_derindusunce_org_iddianame.jpg Oyların %47’sini AKP’nin aldığı 22 Temmuz seçimlerinin yıldönümüne sadece bir kaç gün kaldı. 2007 Eylül’ünde “AKP eleştirilebilir mi?” adlı bir yazı kaleme almış ve “AKP kalkınmanın K’sından geçer not aldı ama adaletin A’sından ikmale kaldı” demiştik. Çünkü adaletsiz kalkınma hırsızların iştahını kabartmaktan başka bir işe yaramıyor. “Vatan kurtarmak” için eline silahını alan “Atatürkçü” örgütler işe koyuluyor.

Çetelerle mücadele konusunda ağır eleştirilere maruz kalan AKP şubat 2008’de Read the rest

Derin Düşünce Tatilde »

20080714_derin_dusunce_org_tatilde2.jpgAslında yayınımız devam edecek ama birçok arkadaşımızın tatilde olması sebebiyle yorumların onaylanması bir parça yavaşlayabilir. Ayrıca bize yazdığınız mesajlara yanıt vermemiz her zaman ki gibi 3 – 4 gün değil biraz daha geç olabilir. Bu arada yaz boyunca etrafınıza iyi bakın. “Evlâdım giysene şu şapkayı başına güneş geçecek” diye bağıran birini görürseniz bilin ki yakınlarınızda bir yerlerde bir Derin Düşünce yazarı olabilir 🙂

 

 

 

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Madımak,Alevifobia ve Bataklık »

20080714_derin_dusunce_alevi_kizilbas.jpg  Madımak katliamı bağlamında Alevi meselesini irdelediğim yazılarda en çok rahatsız olunan şey altını çizmek istediğim Alevifobia histerisi oldu…Bu ülkenin Sünni toplumunun hepsinde değil ama ciddi kısmında,değişik derecelerde de olsa bir Alevifobia histerisi olduğuna inanmayan(yada inanmak istemeyen) buna itiraz eden epey okur mektubu aldım…Bir yönüyle “inanmak istememe” duygusu,inkar etme arzusu asil bir hissiyattır.Bu toprakların yüzyıllar,binyıllar içinde ürettiği bir bilgelik varsa,işte tam da o kadim bilgeliğin temsilcisi olan merhum Hrant Dink,1915 meselesi bağlamında Read the rest

Suudi Turistlerin şizofrenisi »

20080714_suudi_arabistan_seriat_kadin.jpg Sunuş: İlerici ve reformcu bir gazete kabul edilen AL-WATAN Suudi Arabistan’da 2000 yılında kurulmuş. 40 bin satan günlük gazete. Her ne kadar “kırmızı çizgileri” aşmamaya gayret gösterse de ülke koşullarında cesur sayılabilecek köşe yazılarını yayınlıyor.

Yazan: Amal Zaher, Özet çeviri: Aisha Benghazi

Suudi Arabistanlılar yurtdışındaki tatilleri için bavullarını hazırlamaya koyuldular. Bütün komşular Lübnan’ın serinliğinden istifade ederken Riyad veya Cidde’nin sıcaklığına katlanmak ne mümkün? Vatandaşlarımızın yüzleri daha hava alanında tatili yansıtmaya başladı bile. Erkeklerin gergin yüzleri gevşiyor hanımlarınsa başörtüleri.

Ama ya bir tanıdığa rasgelirse? Erkeğin yüzü yeniden geriliyor, karısından yüzünü örtmesini istiyor hatta mümkünse gözönünden kaybolmasını. Onları Londra’da, Paris’te Read the rest

SÖYLENTİ dokuz; EYLEM sıfır »

20080715_vatan_kurtarmak2.jpg     Haftalardan beri “Çok şükür bu günü de atlattık. Ya darbe olur da yine her şey eskisi gibi olursa…” diye düşünürken bir gün tiyatroya gitmek hasıl oldu. Rasyonel mantığıma itibar ederek Arnavutköy Kültür Merkezine gittim ve biletimi alıp koltuğuma oturdum, sahne yavaş yavaş hareketlenmeye başladı. Bu durum bana, sonradan görme zenginin özel şoförüyle şehirlerarası yolculuk yapmasını hatırlattı. Zira kendimi o kadar boş, aciz ve de kendini bilmişlik havasında hissediyordum ki. Birden perde açıldı tiyatronun zevkini çıkarmaya başladım. Oyunun adı, Türkiye’nin Yönetimi! Read the rest

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (2) »

20080714_derin_dusunce_org_munir_ozkul1.jpg  Yazar: Zühre Meryem Kaya      

      … Vedası bile izlenen ve ardından hasret kalınacak sevgiliye bakılıyormuş gibi öylece bakılan TRT artık en az izlenen kanal olmuş, kumanda ayarlarında yapılan sıralamada sonlara atılmıştı. Ard arda yayına katılan yerel ve ulusal özel kanallar kumandada yerini alırken “Aaa bak bilmem ne kanalı çıkmış.” diye, sevindi insanlar. O özel kanallar telaffuzu bile zor özel paralar kazandılar ve halen de kazanmaktalar. 

      Televizyonda ki kanal sayısı arttıkça Read the rest

Türk faşistlerine iki çift laf »

Engin Ardıç

ENGİN ARDIÇO temel hatayı yapmasaydınız, Amerika sizin tasfiye edilmenize bu kadar çabuk göz yumar mıydı?
“Kullanılıp atılmanın” ne kadar kolay olduğunu gördünüz işte…
Ne yani, NATO‘culara karşı” oynadığınız maçı kazanabileceğinizi sanacak kadar saf mısınız siz yahu? Nereye doğru gittiğinizi göremeyecek kadar kör müsünüz?
Size “komünistlere bulaşın” denilmişti, “kendi kafanıza göre jeostrateji oynayın” diyen oldu mu?
Defalarca yazdık yıllardır: Avrupa’yla köprüleri atacak, Amerikan ittifakından çıkmak isteyecek, Rusya-Çin-Hindistan, hatta utanmadan şeriatçı İran ittifakı arayacaksanız, Amerika bunu size Read the rest