Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Genç Siviller… Solcu mu? Sağcı mı? »

20080715_derin_dusunce_org_genc_siviller.JPGYazılarımda çeşitli defalar bildirilerine, eylemlerine yer verdiğim Genç Siviller grubu 2004’ten beri vicdanlarının seslerini dinleyen, siyasal ve toplumsal talepler konusunda sivil ve demokratik bir duruş sergileyen, bu duruşu güleryüzle, çoğu zaman mizahi yollarla anlatan, panik yapmayan bir grup genç insanın girişimi.

İçlerinde “az Müslüman”ı, “çok Müslüman”ı, agnostiki, ateisti, Türk’ü, Kürt’ü, kadın ve erkeği olan Genç Siviller oldukça farklı alanlarda seslerini yükselttiler bugüne kadar. Örneğin “19 Mayısların stadyumlardan kurtarılmasını” istediler; “Kürt Sorunu’nda şimdiye kadar uygulanan tüm politikaların iflas ettiğini” söylediler; “Hrant Dink’in gerçek katillerinin bulunması için” yürüdüler; Hrant’ın anısına “Yükselen Hassasiyetler – İnişe Geçen Değerler” başlıklı konferans düzenlediler; paranoya karşısında gençliklerinin içinde büyüttükleri sağduyu ve bilgeliği dile getirdiler. Emniyet Genel Müdürü Nokta Dergisi’ne baskın yaparken Read the rest

Paşaları Uyku Tutmuyor »

sergentavatar2ub41.gif“…Genelkurmay “uyarı” amaçlı her açıklamasında olduğu gibi, yine hafta sonunu seçti ve “gece mesaisi” yapıp Akşam gazetesinin önceki günkü “Hava Kuvvetleri’nde Ergenekon soruşturması” haberi için “Kasıt var” dedi. Genelkurmay geçen yıl 27 Nisan e-Muhtırasıyla başlayan geleneği bozmadı. Akşam gazetesinin “Ergenekon soruşturması muvazzaf subaylara uzandı” haberine tepki için de yine gece çalıştı. Cuma akşamı mesai sonrası gelen duyurunun sonunda, habere Türk milletinin yasal ve demok ratik tepki göstermesinin beklendiği belirtildi. Ama bu açıklama heyecan yerine tepki getirdi…”

TARAF’tan

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

İyilik ve kötülük üzerine »

Kim kazanmış kötülükten… diye devam eden bir şarkı ve kültürel kodlarımıza işlenmiş standart öngörüler.
İyilik bulmak için iyilik yapmak… bulmak için yapmak. Kazanmak için ya da verdiğinin karşılığı olarak. Tüketim kültürünün global bireyleri olarak, kültürlerarası geçişliliğin en fazla olduğu, her bilginin bir tık ötenizde olduğu, insana dair olguların günlük keşmekeş ve ülke sorunlarıyla geriye itildiği, yalnızlaştırılan ve geleneksel yolla kazanılan kültürel Read the rest

A’mâk-ı Hayâl (Filibeli Ahmet Hilmi) »

20080710_amaki_hayal.jpgA’mâk-ı Hayâl i okudunuz mu?

Filibeli Ahmet Hilmi ‘nin muhteşem bir eseridir. Bir felsefî hikayeler dizisi diyebileceğimiz A’mâk-ı Hayâl, iyi bir eğitim görmüş, düşünen, arayan, gerçeğe susamış bir genç olan Raci adlı roman kahramanının şahsında bir mürîdin ’seyr-i sülûk’unu anlatır. Raci, Aynalı Dede lakablı, meczup görünümüne karşın kemal ve irfan sahibi bir rehberin manevi terbiyesi altında, gönül aleminin derinliklerine yaptığı yolculuklar neticesinde, alemde Allah’tan başka bir varlık olmadığını, bu alemin Allah’ın sıfatlarının tecellisi olduğunu anlar. (Tasavvufun bir yorumu) İnsan alemin özü, özeti, meyvasıdır. Alemin yaratılış amacıdır, Rabbinin halifesidir. Alemdeki her varlık, Allah’ın bir adının, bir sıfatının tezahürü iken, varlıkların sonu olan insan, Allah’ın tüm sıfatlarının tecellisine mazhardır.

Filibeli Ahmet Hilmi kitabın(1) girişinde “birkaç söz” başlığı altında şunları yazar:

Read the rest

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (3) »

20080715_derin_dusunce_org_nurseli-idiz.jpgYazar: Zühre Meryem Kaya 

  …Yıllar geçtikçe yerini koruyan ve ulaştığı kitle sayısını arttıran tek şey televizyon oldu. Televizyon biraz daha bilinçli kullanılsaydı, televizyonun hayatımıza adım adım girdiğini hatırlayan bizler çok daha farklı olurduk. Olmadı. İstenildiği gibi kullanılmadı, kullanılamadı… 

     TV’de bilgi yarışmaları “Bir Kelime Bir İşlem.” başladı. Biz üç kardeş TV’nin karşısına geçip, sorulan soruya kim daha çabuk cevap verecek diye yarışırdık ve inanın çok keyifliydi. Daha sonra birçok yarışma girdi hayatımıza ve hepsini pazar gününe yığdılar. Sonra bilgi yarışmalarına da eğlence yüklendi. Bununla yetinmeyip, yarışmaya katılan yarışmacıyı bilgisiyle değil, karakteristik özellikleriyle diğer insanlarla yarıştırıp sevgili bulmaya başladılar. Sanırım programın adı “Saklambaçtı” ve sadece Read the rest

Aleviler, Türk solu ve Ergenekon »

20080719_derin_dusunce_org_polis_panzer.jpg 

Haftaiçi açıklanan Ergenekon terör örgütü iddianamesinde Gazi mahallesi katliamının da bulunduğu belirtildi.12 Mart 1995 tarihinde vuku bulan Gazi katliamı,2 gün süren olaylara da neden olmuştu.Bu hadisede Alevi toplumunun toplandığı kahvelerden biri taranmış,çok sayıda insan katledilmişti.Öte yandan zenciyi zenciye kırdırtmak politikasıyla Alevi gençlerinin Gazi mahallesi etrafındaki Sünni yurttaşların evlerine ve işyerlerine saldırmasını Read the rest

Türk Dış Politikasının Yeni Evresi »

20080718_derin_dusunce_org_babacan.jpgYazar: Daniyar Kosnazarov

Daha önce Uiportal’da yayınlandı

Türkiye Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın 15 Temmuz 2008 tarihli Büyükelçiler Konferansında yaptıgı açılış konuşması (1), Türkiye’nin ileride izleyeceği dış politikasını kavrayabilmek açısından çok önemlidir. 

İlk kez düzenlen ‘beyin fırtınası’na yurt dışında görevli büyükelçiler, daimi temsilciler ve merkezde görevli 150’den fazla büyükelçi Read the rest

Çalışan Kadın ve Çalıştırılan Kadın »

20080718_derin_dusunce_org_calisan_kadin.gifGecekondusunda kocasından gizli gizli (ele güne karşı “karısını çalıştırtıyor” dedirtmemek için) sabahtan akşama sünnet pelerinlerine boncuk işleyen bir kadınla, uluslararası bir danışmanlık firmasında hem çalışıp, hem de akşamları bir MBA programına devam eden bir kadını kapsayacak bir “Türkiye’de Çalışan Kadın” makalesi yazmak oldukça güç. Nasıl dayak söz konusu olduğunda mankenini de, üniversitedeki anlı şanlı hoca/köşe yazarının karısını da ve kapıcının karısını da Read the rest

Normalleşiyor muyuz? (1) »

20080717_normallesen_turkiye.jpg      Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz bir hususla başlayalım yazımıza; bundan yıllar sonra torunlarımızın okuyacağı siyasi tarihimizde modernleşme süreci içerisinde ayrıca yer alacak normalleşme hikâyemizde yaşadığımız şu günler belki de en belirgin kırılma noktasını teşkil ediyor. Bu hikâye içtimai içerikte, bir o kadar da toplumla siyasetin adımlarını uydurma sürecinden ibaret… Yani milletimizle devletimizin barışma, siyasetin normal eksene esneme süreci… Tanımdan da anlaşılacağı üzere toplumun muhtevasındaki bu süreç günlük hayatımızla bire bir ilişkili kurum, kuruluş ve organlardan muaf tutulamaz. İlerleme adeta Read the rest

Deli Savcı »

20080717_derin_dusunce_org_deli_savci.jpg      “Buzlar Çözülmeden“, rahmetli Cevat Fehmi Başkut’un unutulmaz oyunlarından biriydi. Akıl hastanesinden firar eden iki “deli”nin, küçük bir kasabaya gelmesiyle başlıyordu oyun; tam da o esnada yoğun kar yağışı yüzünden kasabanın bütün yolları kapanıyor ve kendini kaymakam ve hâkim olarak tanıtan “deli’ler”, buzlar çözülünceye kadar kasabayı gül gibi idare etmekle kalmıyor, o zamana kadar birikmiş bütün problemleri de (biraz su götürür methodlar kullansa da) teker teker çözüveriyordu. Tabii buzlar çözülene kadar…

      Türkiye’de devlet yönetimini kuşatan Read the rest