Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Türk solunun yeni misyonu »

20080715_derin_dusunce_org_turk_solu.jpgBeyaz Türk ırkçılığının artık giderek sıradanlaşmaya başlayan hezeyanlarının yeni bir örneğini, Birgün gazetesinde Mithat Sancar’ın, “Türkiye’den Irkçılık Manzaraları: İzmir’in Mardinlileri” başlıklı yazısından öğrendim. Sancar, Hikmet Çetinkaya’nın 30 Kasım 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazısında okumuş bu son cevheri…

Çetinkaya şöyle yazmış:

“İzmir Konak Belediye Meclisi’nde meclis üyelerinin çoğunluğu Mardinli… İzmir’de Mardinliler Konak’ı işgal etmiş. Dönerciler, kokoreççiler o güzelim Halit Ziya Bulvarı’nın içine etmişler… Bir süre önce İzmir’de o çirkin görüntüleri görünce çok üzüldüm… O güzelim kent giderek İzmirlilerden uzaklaşıyordu…”

Bir de bir zamandır beyaz Türk ırkçılığının klasikleri arasına girmiş olan ve kendisine yakıştırdığı isimle tam bir mizah örneği sunan “Türk Solu” dergisinin en son performansı çıkmış piyasaya; “Alışverişimi Türk’ten yapıyorum, param PKK’ya gitmiyor” yazılı rozetler dağıtmaya başlamış bu derginin promosyon sorumluları… Read the rest

Ayıp fikirlerinizi örtünüz »

20080727_derin_dusunce_org_gungoren.jpg Bu akşam Güngören’de meydana gelen iki patlamada ilk haberlere göre 14 insan öldü 140’tan fazla insan yaralandı. Siyaset dışı güçlerin yönetime müdahele edebilmek için her yola başvurdukları, köşeye sıkıştıkça saldırganlaştıkları, savunmasız masum insanları hedef aldıkları acılı bir gün bugün.

Bu siyaset dışı güçlerin üzerine giden savcılar ve gazeteciler ile dalga geçenleri, mafya ile mücadeleye “siyasi hesaplaşma” diyerek ülkemizin kanseri ile laubali olanları, kalemini satanları edebe davet ediyorum. “Ergenekon Masalı” diye başlık atan insanları bir parça hicab duymaya çağırıyorum. Ayıp yerlerinizi örttüğünüz gibi ayıp fikirlerinizi de örtünüz bir kaç günlüğüne.

Yokluğunda diğer hak ve özgürlüklerin anlamını yitirdiği yaşama hakkı elinen alınan 14 insan toprağa verilene kadar susun. İnsanlık adına, kutsal kabul ettiğiniz bütün değerler aşkına susun. Lütfen.

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (4) »

20080715_kurtlarvadisi_pusu.jpgYazar: Zühre Meryem Kaya     
 

 – Onların adına dizi deniliyor bacım. Yerli ve yabancı diye ikiye ayrılıyor. Hangisinden vereyim yerli, yabancı? Seçim şansınızda var ha! Duygusal, şiddet, komedi, gerilim, sosyal sorunları içeren bile var.

– İyi ya madem ben şu “Tilkiler Tepesini” alayım. Hangi gün oynar bu? Read the rest

Etnik Türk solculuğu ve Ankara yürüyüşü »

20080726_derin_dusunce_org_turk_solu.jpgEtnik milliyetçilik tabirini biliyorsunuz.Bu ülkede Türk siyasi aktörleri tarafından milliyetçilik her şekilde “iyi” bir kavram olarak algılandığı için “kötü” olanı belirtmek amacıyla etnik Türk milliyetçiliği tabiri kullanılır.Tüm sağ-kanat milliyetçilerimiz de “Biz asla etnik Türk milliyetçisi değiliz” diye vurgulama ihtiyacı duyarlar.Apaçık ırkçı tavırlar içinde oldukları zaman bile asla “etnik milliyetçi” değillerdir.Gerçi nevzuhur ulusalcılık cereyanı bu “tabu”yu da yıktı,”Emperyalizmin maşası” Kürtlere ve Ermenilere nefret kusup,etnik Türkçülük yapan ve bununla da gurur duyan ulusalcı-sol çevreler var.  Read the rest

Ölüm üzerine »

20080719_derin_dusunce_org_olum.jpgMichel de Montaigne‘in denemelerinden birinin adı gibi oldu bu başlık. Fazlasıyla sıradan. Montaigne taştan yapılmış evinin kendisine ayrılmış bahçeye bakan odasında kitaplarının arasında mı yazmıştı onca denemeyi, fildişi kulesinin güvenliğinden dışarıya/dünyaya/hayata bakarak? Oysa ben hep o koca taştan binayı nasıl ısıttıklarını düşünmüşümdür, soğuklarda ne yapardı acaba Montaigne? Küçük bir soba? Çini sobası? Belleğim beni yanıltıyor mu?
Onun fildişi kulesi, kalabalıktan uzak ve yalnızlığa yakın.

Sessizlik, duran zaman, boşluk… Bir hastane dönüşü arabanın içinde herkes sessizliğe gömülmüşken, dalmışken iç dünyasına, ışıkların aydınlattığı yola, sarı-siyah etrafa bakarken kendini bir anda, Michael Mann‘in yönettiği Collateral filmindeki bir sahnenin içinde buluvermek. Bir an bir kurdun gözleriyle karşılaşacakmış gibi hissetmek. Neden? Read the rest

Psikolojik harbin yarattığı psikopatlar »

20080715_ezan.jpgBen “YouTube”ta gördüm; belki siz de bir yerlerde görmüşsünüzdür. “Üniversite mezunu” mu yoksa “üniversitede çalışan akademik kadınlar”dan mı oluştuğunu anlamadığım “Üniversiteli Kadınlar Derneği” adlı bir derneğin toplantısından enstantaneler geçiyor video klipte (http://www.youtube.com/watch?v=xCJZCR1Twao)… Görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla 50-60 kişilik bir salonun yarısı dolu… Sahnedeki masada 4 döpiyesli kadın sırayla konuşuyorlar; ayrıca ayağa kalkıp konuşan dinleyiciler arasında “Ahlak Felsefesi” adını taşıyan profesörlük tezini üç ayrı İngilizce kitaptan tercüme yoluyla -kaynak belirtmeden!- derleyerek hazırlamış olan, geçen senenin Cumhuriyet mitingleri organizatörü Necla Arat da var…

Konuşmacıların hepsi çevrelerindeki islami tezahürlerden dert yanıyor: “Ezan.. hadi ezan (“hadi ezan neyse, kabul ettik diyelim” vurgusuyla söylüyor)… Ama bir de 11.00 civarında Kuran okunmaya başlandı… ve her gün…”

Başka bir konuşmacı parmağını sallayarak konuşuyor: “Türban için başa bağlanan, o Kuran’da adı geçmeyen baş sargısı için beyaz çarşaf giyiyor ve ortaya çıkıyorlar.. Bu ne utanmazlıktır arkadaşlar! (…) Read the rest

Normalleşiyor muyuz?(2) »

20080717_normallesen_turkiye.jpgCumhurbaşkanlığı seçimine yakın ve ardından yapılan yorumlarda milletle devletin barışması hususu çok kez vurgulanmıştı. Çevre-merkez paradigmalarıyla yapılan analizlerde bundan böyle Çankaya’nın dolayısıyla da Ankara’nın kapılarının Anadolu’ya açılacağı söylenmişti. Görünürde haklılık payı taşıyan yorumlardı ancak gerçekler sadece gördüklerimizden ibaret değildir. Sahneye vuran gölgeleri bir kenara bırakıp asıl aktörlere odaklandığımızda Read the rest

Tam Bağımsızlık masalları, Kuzey Kore ve Juche »

20080719_derin_dusunce_org_tam_bagimsizlik.JPG  Bir varmış bir yokmuş. Bir zamanlar, Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti diye bir yerde (hem demokratik, hem de cumhuriyet, yeme de yanında yat!) Kim il Sung diye bir adam yaşarmış. Bu adamın ideolojisine Kimilsungizm derlermiş. Kimilsungizm’in en önemli politik prensibinin ismi ise “Juche”ymiş. Buna, yaklaşık olarak tam bağımsızlık diyebiliriz. Juche’nin üç temel prensibi şunlarmış:  Read the rest

Bir Yemeğin Ardından »

20080719_derin_dusunce_org_bir-yemegin-ardindan.jpg  Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah‘ın başlangıcını, Ahmet Cemil’in gözlerinden Servet-i Fünun dönemi aydınlarını ve onların görüşlerini, hal ve hareketlerini, tutumlarını anlatmak için Tepebaşı’ndaki bir yemekli toplantıyla açar. Aslında bu yazı tam da böyle bir toplanmayı anlatmak için yazılıyor.Derin Düşünce yazarlarının cumartesi günü bir öğle yemeğinde bir araya geldiği Üsküdar Buluşması’ndan bahsedeceğim sizlere.

Romanlarında ya da anılarında okuduğum yazarların sofralarına davetli olmak gibi bir histi bugün yaşadığım . Sabahattin Ali‘nin İçimizdeki Şeytan‘ında yer alan entelektüel toplantılar, Elif Şafak‘ın bir yazısında dile getirdiği aydınların buluşmaları, Yahya Kemal, Peyami Safa, Hilmi Yavuz, Selim İleri ‘nin…  bu yemeklerden birini anlattığı Read the rest

70 Milyon Adım Ankara’da »

20080722_derin_dusunce_org_70_milyon_adim.JPG21 Haziran’da Istanbul’da yaptigimiz “Darbelere Karsi Dur De!” yuruyusumuzden sonraki gelismeler yanilmadigimizi maalesef ortaya cikardi.

Gelismelere baskip da “nasil olsa birseyler yapiliyor iste ne geregi var” diyenlerin rehavete kapilmamasini dileriz.

Unutulmamasi gerekiyor ki henuz hic “birsey” yapilmadi.

Unutturucu ve kafa karistirici malum mekanizmalar ise herzamanki gibi mutemadiyen calismaya devam ediyorlar.

70 Milyon Adim altinda toplanan birbirinden cok farkli ama ayni ufka gozunu dikmis gercek sivillerden olusan Sivil Toplum Kuruluslari, sivilligine sahip cikan tum vatandaslari asagidaki metinle 26 Temmuz Ankara yuruyusune Read the rest