Requiem (Ağıt) ve Kolaj »
By Suzan Nur Basarslan on Ağu 5, 2008 in İnsan | 1 Comment
“Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır”[1] diyen şair kadar yaşayamasam da İstanbul’un zevk ü sefasını, bu şehir hep bir başka oldu benim için, sanıyorum ki dünyanın merkezidir ve hayatın; aslolanın kendim için, kendi hayatımın merkez olmasını bile isteye es geçerek. Bu şehirden gitmiştim çok defalar, her seferinde geriye dönerek kimi isteyerek kimi istemeyerek ama artık gidemezmişim gibi geliyor, ayrı kalırsam hayat bitermiş gibi ve de.
Gitmeler, bitmeler, gitmeler…
Gitmek hep zordur. İnsanın yürek gardırobu tıka basa doludur. Çünkü hayallerini, Read the rest





İstanbullu Karadeniz gezisine çıkmıştı. Bir köy yolunda ilerlerken önüne aniden fırlayan bir tavuğu eziverdi. Tavuğun sahibini bulup tazmin edebilmek için ezilmiş tavuğu bagaja koydu ve köye yöneldi. Köylüler muhtarı çağırdılar. Bagajdaki tavuğu gören muhtar :
Bilindiği üzere Türkiye’de devletin ve toplumun değişimine ilişkin en önemli tartışma eksenlerinden biri, söz konusu değişimin ‘iç’ mi yoksa ‘dış dinamikler’den mi beslendiğidir. Ve temel dinamiğin dışarıdan geldiği -ithal edildiği- konusunda oldukça yaygın bir görüş vardır. Yani 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyet Türkiye’sinde sürdürülen reform hareketlerinin kaynağı Batı’dır. ‘Batılılaşma-çağdaşlaşma’ olarak yaşanan süreçte yurttaşlık kavramı, tarih,
Sunuş: İki kızımın da dünyaya geldikleri anda yanlarındaydım. Bu insancıkların doğumuna tanık olduktan sonra artık aynı kişi olmam mümkün değildi. Bir önce bir de sonra olacaktı…
Yazar: Zühre Meryem Kaya

Arif Egeli
Kadın hareketi bütün gayretlere rağmen hâlâ bir grup entelektüel kadının egemen olduğu bir hareket olarak gözüküyor ve “kitlelere” ulaşarak, ortalama bir kadının farkındalık seviyesini yükseltmek hâlâ bir amaç niteliğini koruyor”