Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Requiem (Ağıt) ve Kolaj »

20080805_requiem_agit.JPG“Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır”[1] diyen şair kadar yaşayamasam da İstanbul’un zevk ü sefasını, bu şehir hep bir başka oldu benim için, sanıyorum ki dünyanın merkezidir ve hayatın; aslolanın kendim için, kendi hayatımın merkez olmasını bile isteye es geçerek. Bu şehirden gitmiştim çok defalar, her seferinde geriye dönerek kimi isteyerek kimi istemeyerek  ama artık gidemezmişim gibi geliyor, ayrı kalırsam hayat bitermiş gibi ve de.
 
Gitmeler, bitmeler, gitmeler…                    
                                                                                       
Gitmek  hep  zordur. İnsanın  yürek  gardırobu  tıka  basa doludur.  Çünkü  hayallerini, Read the rest

Yassı Tavuklar ve ordu »

20080731_derindusunce_org_yassi_tavuk.jpg İstanbullu Karadeniz gezisine çıkmıştı. Bir köy yolunda ilerlerken önüne aniden fırlayan bir tavuğu eziverdi. Tavuğun sahibini bulup tazmin edebilmek için ezilmiş tavuğu bagaja koydu ve  köye yöneldi. Köylüler muhtarı çağırdılar. Bagajdaki tavuğu gören muhtar :

  • – Kimseye para vermeyin, bu tavuk bizim köyden değildir.

Köylüler şaşkın:

Türklerde Batı korkusu »

20080715_derin_dusunce_org_bati_korkusu.jpgBilindiği üzere Türkiye’de devletin ve toplumun değişimine ilişkin en önemli tartışma eksenlerinden biri, söz konusu değişimin ‘iç’ mi yoksa ‘dış dinamikler’den mi beslendiğidir. Ve temel dinamiğin dışarıdan geldiği -ithal edildiği- konusunda oldukça yaygın bir görüş vardır. Yani 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı’da başlayıp Cumhuriyet Türkiye’sinde sürdürülen reform hareketlerinin kaynağı Batı’dır. ‘Batılılaşma-çağdaşlaşma’ olarak yaşanan süreçte yurttaşlık kavramı, tarih, ırk ve milliyetçilik anlayışı, Latin alfabesi, Medeni Kanun, Ceza Kanunu, ordunun organizasyonu, askeri marşlar, ‘çağdaş yaşam tarzı’ gibi birçok kurum, uygulama ve pratik ithal edilip yeni bir toplum, yeni bir ulus ve yeni bir insan -adeta bir mühendislik hesabıyla- inşa edilmeye çalışıldı. Aslında Batı’daki modernite modelinin ışığı o kadar güçlüydü ki, ‘devleti kurtarmaya’ çalışan Türk modernleşmeci elitinin bu ışık karşısında gözlerinin kamaşmaması ve bu ışık tarafından cezbolmaması mümkün olmadı. Read the rest

ALLAH akıl yoluyla keşfedilebilir mi? »

2008_tanri_varlik.jpg Sunuş: İki kızımın da dünyaya geldikleri anda yanlarındaydım. Bu insancıkların doğumuna tanık olduktan sonra artık aynı kişi olmam mümkün değildi. Bir önce bir de sonra olacaktı…

İnsan doğarken bazı bilgilerle geliyor dünyaya. Mesela kızlarım “içeride” hiç gerek olmadığı halde “dışarıda” nasıl nefes alacaklarını biliyorlardı. Zaten onlara bunu öğretecek zaman da yoktu. Kendilerini doyurmak için ağızlarını kullanmayı da biliyorlardı. Sevmeyi, kıskanmayı, korkmayı, bozuk gıdaları tükürmeyi, kötü kokuları…

Ancak bana öyle geliyor ki bu yaşamsal bilgilerden daha da derinlerde bir yerde kaydedilmiş başka bazı bilgiler var. Bunları bize kimse ögretmedi. O bilgiler hep orada. Bu bilgileri kullanmak elimizde. Ama onları görmezlikten gelerek yaşamak da mümkün. Ve bu konuda tamamen özgürüz. Vicdan bunlardan biri.

Ahmet Altan dünkü Taraf Gazetesi’nde ilginç bir yazı kaleme almış Kur’an kursunda ölen çocuklarla ilgili. Aklının ve vicdanının sesini duyduğumuz bu güzel yazıyı beğenilerinize sunuyorum. Read the rest

TV’de Ben Böyle Şey Gördüm! (5) »

20080715_derin_dusunce_org_mutsuz_kadin_programi.jpg  Yazar: Zühre Meryem Kaya     

  … Hııım, herhangi bir televizyon kanalının müdürü ya da yayın yönetmeni gibi düşünelim. Bakalım neler yapabiliriz?  Evde televizyon karşısında en çok vakit geçiren kadınlar… O halde onları ekran karşısında tutmak için biraz dram koyalım; zira kadın ağlamayı sever. Tüm yapımcılar böyle düşünmüş olmalı ki televizyonlarda mısır patlağı gibi kadın programları başladı. Öyle eğlenmek için değil… TV’de eğlence morfininin etkisi çoktan geçmişti. Şimdi ise sıra ağlamada… Kadınlar ekranda Read the rest

Türk milleti ne kadar Türk? »

20080718_turkluk.jpg 

 1927 nüfusu sayımına göre Türkiye nüfusu 13 milyon 648 bin kişidir. Yani bugünkü ülkemiz yetişkin nüfusunun büyükanne ve büyük babalarının sayısı bu kadardı. Peki, bu insanların, Atatürk dâhil, ne kadarı Türkiye sınırları içinde doğmuştu? Araştırmalar, 19.yüzyılın ortasından Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar göç süreci içinde, Anadolu topraklarına, ölenler hariç, beş milyon civarında “Türk Müslüman” nüfus geldiğini öne sürmektedir. Bu 5 milyon kişinin geldiği tarih ve yerler şöyle detaylandırılmaktadır: (Bu arada sizin de ailenizde “göçmen” varsa aşağıdaki tarihlere bakıp sizinkilerin ne zaman geldiklerini tahmin edebilirsiniz.) : 1860-1922 arasında bir milyonu aşan Kırım Tatarı Türkiye’ye gelmiştir. 1859-1879 yılları arasında yine Kırım ve Read the rest

Bayraklar, topraklar ve insanlar »

20080701_derindusunce_org_kanli_bayrak2.jpgTürkiye katliamlar tarihine 27 Temmuz Güngören katliamı da eklendi…İnsanları önce bir merkezi alanda toplayıp ondan sonra da olabildiğince çok canın ölmesini ve sakat kalmasını arzulayan barbar ve alçak bir zihniyet 17 kişiyi katletti,yüzlerce insanı yaraladı…Açık konuşalım,bu topraklarda belki neredeyse hepimiz tarafından yaratılan bir katliam iklimi var…Bu topraktan o iklimin ürettiği kan çiçekleri bitiyor…Çiçekler büyüyünce koparıyoruz,ama kökler aynen kalıyor,o kökler kendini katliam ikliminin şartlarında yeniden büyütüyor ve yeniden kan çiçekleri başımıza musallat oluyor…Bu çiçekler kanla besleniyor,kan kokuyor ve ortalığı kana boyuyor… 

Evet,bunu yaratan bizleriz…Güngören katliamı sonrası verdiğimiz tepkilere bakıyorum…Her tarafa,balkonlara,meydanlara bayraklar asılıyor…Ansız,apansız bir canilikle katledilen 17 insan bir anda bu menfur olayın öznesi olmaktan çıkartılıyor.Böylece tüm o insanlar bir kez daha öldürülüyor… Read the rest

Üzüm Yemek »

20080731_derindusunce_org_uzum.jpgArif Egeli

 ”…AKP nin laikliğe karşı odak olma hali görülmüşse de, bunun kapatmayı gerektirecek düzeyde olmadığı kanaatiyle, hazine yardımından kısmen yoksun bırakılmasına karar verilmiştir.  AKP kapanmayacaktır…”

Hayli sinir gerici bir süreçten sonra, Anayasa Mahkemesi Başkanının ağzından çıkan bu sözlerle, Türkiye rahat bir nefes aldı. AYM kararı; bu kararın ne anlama geldiğini idrak kapasitesinden yoksun, olaylara siyasi taraf olma noktasından başka bir boyuttan bakamayacak olanlar ile; Türkiye’mizin rahat bir nefes almasını Read the rest

Feminist olma pahasına »

20080718_derin_dusunce_org_feminizm.jpgKadın hareketi bütün gayretlere rağmen hâlâ bir grup entelektüel kadının egemen olduğu bir hareket olarak gözüküyor ve “kitlelere” ulaşarak, ortalama bir kadının farkındalık seviyesini yükseltmek hâlâ bir amaç niteliğini koruyor” 

Azad edilmiş ama özgürleşememiş” Türk kadını, halen sorunlarını, 19. yüzyılda Osmanlı’da başlamış olan üç ana düşünce akımı, Batıcılık, İslamcılık ve milliyetçilik akımları çerçevesinde tartışıyor. Türkiye kadın hareketi, Cumhuriyet’in kuruluşundan hemen sonra “verilen” kadın haklarının kağıt üzerinde kaldığı ve bu hakların uygulamasını kolaylaştıracak mekanizmaların (neden) yeterince çalıştırıl/a/madığını konuşuyor. Ancak bu tartışma yine sözünü ettiğimiz bu üç düşünce akımı çevresinde gerçekleşiyor. 

Gerçekten de genel resme baktığımızda, ülke genelinde kadın haklarının Read the rest

Türkiye Gerçeklerinden Kaçmak »

20080729_derin_dusunce_org_turk_solu_ergenekon.JPG Yazar: Dr. Recai Yahyaoğlu

Son siyasi gelişmeler maalesef hepimize ülkemizdeki sol düşüncenin ağır bir hastalık yaşamakta olduğunu tüm açıklığıyla göstermiştir.
Hastalıklı hal neredeyse tedavisi mümkün olmayacak kadar da ilerlemeye başlamıştır. Özellikle Ergenekon Örgütü ortaya çıktıktan sonra
ayrıntılı bilgi ve belgelere sahip olunmadan bir çok solcu yazar ve aydının kendi dünya görüşü ile Read the rest