Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Quadro Nuevo – Die Reise Nach Batumi – Istanbul »

Kemalizm’in nurlu ufukları »

 

Bir süredir şunu düşünmekteyim: “Toplumların belleğini bir kanser gibi sarıp sarmalayan, onları birer dokunulmaz kılan kişi ya da kurumlar bize özgü bir maraz mıdır, yoksa bu halet-i ruhiyeye ve onun mümbit örneklerine tüm dünyada sıkça rastlamak mümkün müdür?”

Cahil aklımla, üzerinde toplum olarak kuvvetle ittifak ettiğimiz bir kişi, kurum, bir duruma karşı davranış biçimi düşündüm ama zamanımı zayi ettiğim düşüncesiyle vazgeçtim. Atatürk’ten tutun da Türkiye’deki şike tartışmalarına, oradan Tayyip Erdoğan’a kadar, hatta ve hatta Van Depremine varıncaya kadar onlarca isim ve olay karşısında Read the rest

Maya (Leyla İpekçi) »

 “kaktüs mezarlığındaki cam kırıkları üzerinde yürüyen Maya için”

Maya Leyla İpekçi’nin ilk romanı. 1998 yılında Milliyet Sanat dergisinin düzenlediği “İlk Kitap, İlk Baskı” adlı roman yarışmasında birincilik ödülü alan Maya, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla[1] bundan on üç yıl sonra İpekçi’nin hazırladığı önsözle yeniden okurlarıyla buluşmuş bir eser. İpekçi önsözde Maya’nın oluşumu sırasında etkilendiği ve Maya ile ünsiyet kurduğu eser ve filmleri anarak birçok esere ve filme göndermede bulunmuş: Agota Kristof’un Büyük Defter’inden, Romain Gary’nin Onca Yoksulluk Varken’ine, Joanne Greenberg’in Sana Gül Bahçesi Vadetmedim’inden Ingeborg Bachmann’ın Malina’sına, J.D.Salinger’in Çavdar Tarlasında Çocuklar’ından Nietzsche’nin Ecce Homo ve Böyle Buyurdu Zerdüşt’üne… filmlerden ise Carlos Saura’nın Besle Kargayı adlı filminden, Mike Van Diem’in Karakter’ine ve David Helfgott’un Shine’ına.

Yazarın hayatından izler taşıyan Maya, onun yazarlığının başlangıcı, üslubunun ilk verimi, ona dair ipuçları barındıran bir eser. Önsözde kendisinin de “katmanlı yapı, iç ses akışı, hakikati metaforik olarak ele alma biçimi, bundan sonraki romanlarıma giden Read the rest

Liberalizmden Sonra (Immanuel Wallerstein) »

 “Liberalizmden Sonra“, bir fütüroloğun yeryüzünde hâkim konumdaki liberal anlayışın ilerde bir gün sona ermesinin ardından, dünyanın alacağı yeni şekil ve gerçekleşmesi muhtemel hadiseler hakkındaki öngörülerin yer aldığı bir inceleme değil. Kitabın yazarı Immanuel Wallerstein, sosyalist bloğun dağıldığı ve her tarafta liberalizmin zaferinin kutlandığı bir ortamda, yani 1990’ların başında zaten bu süreci yaşamaya başladığımızı öne sürüyor. Sosyalistlerin sosyalizm için ağıt yakmaya, liberallerin ise ellerindeki “nihai doğruların” zaferinden göğüsleri kabararak gurur duymaya başladığı bir zamanda yazar, tam tersine aslında liberalizmin mezarının kazılması gerektiğini iddia ediyor. Doğrusu öyle bir atmosferde cesaret isteyen bir duruş bu.

Wallerstein, tarihe bakışını oldukça geniş bir perspektif üzerine kuran bir yazar; olayları uzun vadeli belirleyen dip dalgaları anlamakta ve akışlarının yönünü kestirmekte oldukça mahir. Bir süre önce “Hayek’in Kölelik Yolu’nda otostop” yazısı vesilesiyle uzunca alıntı yapmıştık söz konusu kitaptan. Ancak ne kadar uzun olsa da alıntılar, Wallerstein’ın bu çalışması, daha dikkatli ve özenli bir okumayı hak ediyor. Birkaç kez gözden geçirdikten sonra ben de kitabın epeyce bir bölümünün altını çizdiğimi fark ettim. Kitabı okuduktan sonra kendinizi liberal, sosyalist ya da muhafazakâr olarak adlandırırken biraz daha dikkatli olmanız gerektiğini fark edeceğinizden eminim. Belki de bu sıfatlara hiç ihtiyaç duymadan kimliğinizi tarif etmenizin daha doğru bir tavır olduğunu düşüneceksiniz.

Kitabın ana tezi Read the rest

Kemalizmin Zararları(13): Şapka Devrimi »


“Şapka kanunu bu dönemde girişilen devrimlerin ilki ve en gözalıcısı olmakla beraber, aynı zamanda en beyhude, en anlamsız ve en sathisi idi.” (Halide Edip Adıvar)

[…]

Şapka giyimi etrafında Bakanlar Kurulu kararının alındığı 2 Eylül’den başlayarak kanunun çıkacağı 25 Kasım’a kadar olan 3 aylık bir süre içinde ilginç bir takım gelişmeler oldu. Şapka giyimi konusu bu sırada bazı yabancı şapka imalatçısı firmalar tarafından dikkatle izleniyordu. Nitekim kanun çıkmadan 1-2 ay kadar önce dünyaca ünlü fötr şapka imalatçıları İtalyan Borsalino Kardeşler’e ait, ağzına kadar şapka dolu bir gemi İstanbul Karaköy Limanı’na demir atmıştı. Eylül’ün ilk haftasında gerçekleştirilen bu olaydan sonra Borsalino Kardeşler hemen gümrük işlemlerini yaptırarak bir-iki gün içinde içi şapka dolu gemiyi boşaltmış ve bu işten büyük bir kazanç sağlamışlardı.

[…]

Garibtir bu fakir insanların, sırf maddi kaygılarla alamayıp, kendi imkanlarıyla şapkaya benzeterek diktikleri bu başlıklar “siz şapkayı protesto etmek için bunu yapıyorsunuz!” diyerek başındaki bu garip kıyafetle beraber kendileri de içeri alınmışlardı. Memur olmadıkları için onlara “şapka avansı” verilmediğinden şapka alamayan nice fakir fezginci ilk aylarda göze çarpmamak için işini gücünü terkederek evlerine kapanmışlardı.

[…]

 ‘Şapkaya karşı doğan tepkilerin şiddetle bastırılması üzerine, gerçekten pahalı olduğu halde, hiç kimseden şapka giymenin pahalı olabileceğini söyleyecek hal kalmamıştır. Çünkü görülmüştür ki, artık sorun fes ya da şapkayı değil, onlardan birinin giyileceği kafayı yerinde tutabilmektir.” [Eylül-Ekim 1925 tarihlerinde, artık Türkiye’de gelinen noktanın şapkayı veya fesi değil, onu giyecek kafanın yerinde kalması probleminin olduğunu,yani ölmek veya …” TAMAMI

Her Yer Karanlik (Rumca) »

USA, Demokrasi mi oligarşi mi? (1: Savunma Endüstrisi) »

Büyük görmek için resim üzerine tıklayın.

 

 

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

CHP ne partisidir? »

Biz Alevi partisi miyiz?

Tartışmaların fitilini Kılıçdaroğlu’na, “Partide mali işler sorumlusu Alevi, teşkilat başkanı Alevi, Genel Başkan da Alevi. Biz Alevi partisi miyiz? Git sen ya Dersim’in kitabını yaz ya da doğru dürüst genel başkanlık yap” diye çıkışan eski Genel Başkan Deniz Baykal’a yakınlığı ile bilinen Antalya Milletvekili Osman Kaptan ateşledi.

Kılıçdaroğlu ise PM üyelerinin tepkisini Read the rest

Tasavvuf ve Hz. İnsan »

Her devrin bir Ya’kûb’u var: Hz. Ya’kûb ve Ya’kûb Köse »

Peygamber kıssalarını ilk kez 8 yaşımda okumuştum, küçük boy, renkli kapakları olan minik kitapçıklardan oluşan bir set olan Peygamber Kıssaları seti Cin Ali’nin Maceraları setiyle yan yana dururdu kitaplıkta. Hâbil’in ve Kâbil’in, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’in, evladı kaybolduğu için acıdan ve kederden gözleri görmez olan Hz. Ya’kûb’un kıssalarını kâh anlayarak, kâh anlamadan ilk kez o kitapçıkları okuyarak öğrenmiştim. Bu kitapçıklar iyiliği-kötülüğü ve iyilik ve kötülüğün karşılığını okuduğum ilk kaynaklardı. Çok net hatırlamıyorum ama orada okuduklarımın masalsı olaylar olduğunu, belki gerçek hayatta karşılığı olmadığını düşünmüştüm. Gelin görün ki öyle olmadı…

   Kıymetli kardeşim Ya’kûb Köse, Yusuf gibi kardeşleri (kendi ülkesi) tarafından kuyuya atılmış kullardan sadece bir tanesi…  Ya’kûb Köse, özgürlüğü elinden kandırılarak alınmış, en sevdiklerin koparılmış, halen yanlış yargılamaların yakasını bırakmadığı insanlardan Read the rest