Mesnevi Şerhi / M.Fatih Çıtlak »
By Ali P. on Haz 30, 2013 in Ben kimdir?, Hz Mevlânâ, Kitap Alıntısı, Mesnevî, tasavvuf nedir | 0 Comments
“… Ağlamayı bile zayıflık zannedersin, ağladığın zaman da sana ait olmayan şeylere ağlarsın. Malın gider ona yanarsın, çocuğun hastalanır ona üzülürsün. Halbuki onlar senin değildir. Gayrıya ağlarsın. Hiç ben bu mânâyı ne zaman kaybettim diye ağladın mı? İşte kalbi istilâ eden boş hayâllerin, seni kendi hakikatine bile ağlamaktan alıkor. Niçin ağladığını bilmezsin. Neye ağlayacağını bilmezsin. Hatta belki de iyice taşlaşmış kalbin yüzünden gözyaşı dökmeyi âcizlik ve psikolojik bozukluk diye bile yaftalayabilirsin …”
… Eser hakkında…
Mesnevî-i Mânevî tüm insanlık için yazılmış bir seyr u sülûk rehberidir. Dolayısıyla bir nev’î Kur’an-ı Kerîm’in tefsiri mahiyetindedir. Bu müstesna eserin ilk kıssası ‘Padişah ile Cariye’ hikâyesidir. Bu kıssa, hakîkatimizi ve aslımızı bulmak için çıktığımız yolculukta hangi merhalelerden geçeceğimizi, nelerle karşılaşacağımızı ve yapmamız gerekenleri bize remizlerle anlatmaktadır. Bizi alakadar eden tüm âlemleri ve neticede tahsil etmemiz gereken idrak, irfan ve yakınlığı Mesnevî-i Mânevî çok güzel bir şekilde hulâsa etmiştir. Hazine kıymetindeki bu eserin belki de en önemli anahtarı Padişah-Cariye kıssası olmuştur. Mesnevî’deki anlatım, usûl ve üslûbun rengini, dokusunu bu hikâye ile idrak etmemiz sağlanmıştır.
M. Fatih Çıtlak’ın elinizdeki şerhi ile, Hz. Pîr’in takip etmemiz için gösterdiği işaretler ve bizim için hazırlanmış seyr u sülûk haritasının ana hatları ortaya konulmuştur. Bu haritayı doğru okumanın ilk şartı samimiyetle dinlemek olacaktır. Zira Hz. Pîr; “Dinleyin ey dostlar şu hikâyeyi! Anlatacaklarım aslında hikâye değil, bizim hâlimizin aynısıdır.” buyurarak bu hakîkate nazarlarımızı ve gönül kulaklarımızı celb eylemiştir. Günümüzün insanı bu duyuş ve dinleyiş sayesinde Mesnevî-i Mânevî’nin ilk söylendiği ânın tazeliğini kalbinde hissedecektir. Benliği kendisine perde olmadıktan sonra, bu kıssayla birlikte kişinin içinde muhakkak mânevî bir zevk uyanacaktır.
“Ey dostlar, ey kalben buluştuğumuz, aynı îmânda biliştiğimiz, Hakk’a vâsıl olmak derdinde olanlar, Allah için beni dinleyenler! Şu anlatacaklarım sizlerdeki cevherlere birebir işaret etmektedir. Size Hak’la konuşmaktayım. Bu hikâye, sizler için aynaya bakmak gibidir hatta ondan da öte aslınızı bilmek, bulmak için hakîkî bir fikir verecek, yol gösterecektir.” diye seslenen Hz. Pîr’în bizlere tuttuğu aynada aslımızı görünceye kadar sürecek yolculuk, tüm hayatımızın mânâ ve gayesidir. Yeter ki ümidsiz olmayalım ve kerîmlerle birlikte olmanın güzelliğini kavrayalım… (Sufî Kitap)










“… Türkiye’de barış süreci ile birlikte gündeme gelen bu enerji atılımından ve Türkiye’nin kendi doğusuna doğru büyümesinden kimler, neden rahatsız oluyor size bir örnek: İngiliz petrol devi BP, geçen yıl Rus oligarlarının Rusya’da ortak olduğu TNK-BP ortaklığındaki yüzde 50 hissesini Rus devlet şirketi Rosneft’e satmıştı. Ama bu satışın şöyle bir yanı da vardı; BP, bu satışdan 17,1 milyar dolar nakit aldı ama bu satışla dünyanın en büyük kamu enerji şirketi olan Rosneft’e de yüzde 12,84’le ortak oldu. Ama BP, Rosneft’in yüzde 5.6’lık payını daha 4,9 milyar dolar ödeyerek satın aldı çünkü bu hamle, BP’nin Rosneft’teki payını yüzde 19,75’e çıkartıyor ve BP’ye Rosneft Yönetim Kurulu’na iki kişiyi atama hakkı veriyordu. Şimdi düşünün Britanya, Rusya ile böyle bir ortaklık kurarak, yalnız Rusya coğrafyasında değil, Hazar ve Ortadoğu coğrafyasında da yeniden sömürgecilik dönemlerine dönmek istiyor. Bu ‘alışverişten’ Rusya’da memnun çünkü Britanya’nın, eskiden olduğu gibi, Türkiye gibi ‘sorun’ olacak ülkelerle uğraşarak enerjideki tekelini yitirmesini engelleyeceğini umuyor. Nitekim Rusya’nın bu ‘umudunu’ bugünlerde güçlendiren gelişmeler de oluyor biliyorsunuz. Şimdi Rosneft-BP ortaklığının en büyük korkusu, Türkiye’nin hem K. Irak hem de Azerbaycan’la birlikte henüz hesap bile edilemeyen büyüklükteki fosil yakıt rezervlerini Güney Gaz Koridoru gibi projelerle denetlemesi ve BP-Rosneft-Gazprom tekelini kırmaya başlamasıdır. Bunun olması yalnız Rusya ve Britanya için bir kabus değildir, Almanya için de korkulu rüyadır. Çünkü Güney hattından ve daha düşük fiyatlardan enerji sağlayan Doğu Avrupa, Almanya’dan bağımsız büyüme konusunda büyük bir avantaj yakalacaktır. Kaldı ki, Almanya, özellikle Gazprom üzerinden, Rusya bağlantılı enerji projelerine ortaktır. İşte bunun için İngiliz basını Gezi olaylarının üzerine atladı ve bunu bir rejim sorunu gibi gösterme gayreti içinde oldu. Hatta The Economist, Kabakçı Mustafa ayaklanması ile tahtdan indirilen ve bir yıl sonra ‘eskinin’ silahlı gücü Yeniçeriler tarafından boğdurulan 3. Selim resmine Erdoğan’ı montajlayarak Başbakan’ı ( ve tabii Türkiye’yi ) tehdit etti …” (



