Kapitalizm / Capitalism / капитализм / رأسمالية »
By my on Tem 4, 2015 in Derin Lügat, İnsan ve Para, Kapitalizm | 23 Comments
Gizli bir toplantı odasında puro içen şişman adamların dünyayı ele geçirme planı değil.
Nedir?
Kapitalizm insanlardaki sevgisizliğin tecessüm etmiş, cisme bürünmüş hali. Çünkü sevgisiz insan vermeyi değil almayı ister. Piyasa bir ülke dolusu insanın her gördüğünü almak istemesinden doğan, açgözlülüklerin toplamı olan bir kurum. Zira silahlı çatışmanın alternatifi olan ticaret barış değil bir ateşkesten ibaret. Oysa birbirini seven insanlar karşılık beklemeksizin ikram ederler. Muhtaç olanları tanımasalar bile merhamet ederler, verirler. Sadece sevmediğimiz ve/veya acımadığımız insanlar bizden bir şey istediklerinde onlardan karşılık bekleriz. Menfaatlerimizi değiş-tokuş ederiz; alış-veriş yaparız. Bu menfaat arayışı meşru ölçülerde kalırsa insan ticareti bile insanca yapar; meselâ muhatabını açlığa mahkûm etmez. Tersi durumda insan aşkı, dostluğu, dini bile ticaret gibi yaşar; vatanını kolayca satar.
İşçiyi sömüren, doğayı kirleten patronların hiç mi suçu yok?
Var tabi. Ama onlar zalim kralın cellatları. Zalim krala yani nefsimizin her arzusuna boyun eğen bizler cellatlara sövüp kral önünde secde ediyoruz. Bir çete kurulsa ve bütün zalim patronlar, şirket ortakları öldürülse ne olur? Yerlerine derhal birileri konur ve kapitalizm dimdik ayakta kalır. Demek ki celladın keskin baltası zulmün kaynağı değil. Ayrıca anti-kapitalist olması gereken komünist ülkelerde kapitalizmin en vahşi türlerinin yaşanmış olması, insanların birbirlerini yiyecek duruma gelmesi de sıkıntının kurumsal değil fıtrî olduğunu göstermez mi? (Bkz. Bir et parçası olarak komünist İnsan’ın kıymeti, Devlet kapitalizmi ve Aleksandr Soljenitsin’in Rusya hatıraları)
Kapitalizm neden herkesi mutsuz eder?
Bir insanın hayatındaki menfaat ilişkileri eğer ikram ve merhamet ilişkilerinden fazlaysa yani vermekten çok almaya meyilli ise o insan mutsuz olur; zenginlik de ilaç olmaz. Çünkü İnsan alarak tatmin olur ama ancak vererek mutlu olabilir. (Bkz. Mutluluk / Tatmin / Bonheur /Satisfaction / سعادة)
Bir tatmin oluş o tatmini çağıran, arzulatan açlığı asla doyuramaz. İnsan’ın her tatmin sonrasında gelen düş kırıklığını aşmak için yeni arzular peşine koşmaktan başka çaresi yok. Bu koşturma da müstakbel tatminler ve müteakip düş kırıklıklarıyla ölene kadar sürer ta ki mutlu olmayı öğrenebilsin. Sigmund Freud’un Mutsuzluk Kültürü’nde dediği Read the rest

























