RSS Feed for This Post

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!

Basın orduya neden küstü?

20080304_vampir_gazeteci.jpg Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Türkiye‘de mürekkeple basılan gazeteler olduğu gibi bazıları da insan kanıyla basılıyor. TSK‘nın Kuzey Irak’tan « erken » çıkışı işte bu vampir basını mahvetti. Çok sevdikleri Genel Kurmay başkanını bile eleştirmekten alamıyorlar kendilerini:

“Biz daha çok kan isterük! Şehit cenazesi, ‘terörist leşi’ gösteremezsek ne yazarız? Ne çizeriz?”

27 şehit ailesinin yüreği yandı. Kardeş acısı, evlat acısı, sevgili acısı birer gök taşı gibi düştü yüreklere. Peki ya öldürülen 270 PKK mensubu? Adını bile bilmediğimiz köylerde 270 cenaze yapıldı. Kimi sessizce. Kimi intikam yeminleri edilerek.

Bu harekâtı tam olarak değerlendirebilmek için TSK’nın istihbarat bilgilerinin hepsine sahip olmak gerekmez mi? Öldürülenlerin ne kadarı yönetici kadrodandı? Yıkılan köprüler ve tahrip edilen sığınaklar ne kadar önemliydi PKK için?

Bu gibi konularda TSK’ya güvenmekten başka bir imkân yok. 24 kez yapılmış olan bu tip harekâtlar terör örgütlerinin hızını bir süre için kesebilir. Diplomaside Türkiye’nin elini bir parça güçlendirebilir. “Dediklerimizi yapmazsanız yaz-kış demez gireriz, bak ABD de bizimle artık” denebilir. Buların hepsi taktik seviyede işe yarayabilir.

Ancak stratejik bazda terörist öldürmekle terörün bitirilemeyeceğini artık herkes söylüyor. Genel Kurmay, Başbakan, dış işleri, Washington, Tahran, Bağdat, …

TSK polisiye bir operasyon yaptı. Önümüzdeki 6 ayda Türkiye’ye karşı kullanılması muhtemel askeri birimlerin bir kısmını imha etti. Bir ordunun üzerine de düşen budur. Bundan fazlasını ordudan beklemek hem TSK’ya hem de Türkiye’ye zarar verir.

Tam olarak ne oldu?

Şimdi geriye doğru bir adım atalım ve soğuk kanlılıkla ne olduğuna bakalım:

  1. Teröristlerce tehdit edilen bir devlet istihbarat yoluyla neyin ne kadar tehlikeli olduğu araştırmış,
  2. Siyasi idare ordusu ile hangi tehlikelerin hangi bedel karşılığında yok edilebileceğini saptamış,
  3. Ordu uzmanı olduğu güç kullanma konusunda bir harekâtı projelendirmiş yani takvim, maliyet, insan kaybı riskleri vb belirlenmiş,
  4. Siyasî idare ordusuna sınırlı bir yetki vermiş,
  5. Bu proje başlıca güçlü devletlere ve komşu ülkelere anlatılmış, destekleri sağlanmış,
  6. Bir hafta gibi kısa bir sürede harekât yapılmış ve ordu devletin sınırları içine geri dönmüş.

Resmî bilgilere göre sivil halka zarar verilmedi. Zannediyorum gerçekten de verilmedi. Zira verilseydi bütün dünya basınında boy boy fotoğrafları görürdük. “Bu harekâtı ben daha iyi yapardım, daha az şehit verirdim, daha az para harcardım” diyebilecek (bazı Türk gazetecileri dışında) kimse yok dünyada. Zira yurt savunması serbest rekabete açık bir piyasa değil.

Sürpriz sürpriz!

20080304__13074743241.jpg Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Harekâtın bitişi de başlangıcı gibi sürpriz oldu. Bazı gazetecilerimiz çok bozuldular bu işe. Çünkü onlar maç seyreder gibi en önde olmak istiyorlardı.

Bir askerî harekâtın başarısını belirleyen 6 faktör vardır. Bunlardan birincisi sürprizdir. İkinci dünya savaşından bu yana yapılan modern savaşları inceleme imkânına sahip okuyucularımızın bu konuda görebileceği iki nokta dikkat çekicidir:

  • 1) Onlarca çıkarma, paraşütle indirme ve karşı atak sürpriz etkisi sayesinde kazanılmış,
  • 2) Onlarca harekât ateş gücü üstünlüğüne rağmen sürpriz etkisi dikkate alınmadığı için kaybedilmiştir.

Harekâtın başlama ve bitiş tarihlerinin veya hedeflerin kamuoyuna duyurulması büyük bir hata olurdu. Başka bir ülkenin topraklarına 8 bin asker sokmak ve onları canlı olarak geri getirmek bikinili turist fotoğraflarının altına “Helga Türk erkeklerine bayıldı” yazarak gazete çıkarmaya benzemez. Hele bu toprakların altında dünya petrol rezervlerinin %7si yatıyorsa.

Kim kazandı? Kim kaybetti?

Eskiden yapılan sınır ötesi harekâtlar ortalama 1,5 ay sürerken bu sefer bir hafta sürmüş. Bu harekâtın kısa sürmesinden hemen herkes kazançlı çıktı. En başta askerde oğlu, kocası, babası olanlar.

Terörle mücadele bir yana, kısa süren operasyonlar (ki hiç gerekmese çok daha iyi olacak) ekonomi için de çok daha avantajlı. Yerli veya yabancı yatırımcı “Ah! Savaş başlamış” diyene kadar bitti bile. 8 veya 10 bin askeri 1 hafta 4000m yüksekliğindeki dağlarda barındırmanın büyük bir maliyeti var. Ama 1,5 ay barındırmanın çok daha büyük bir maliyeti var. Bırakın savaşmayı, bir an için 8000 alman turisti Nemrut dağına kampa götürdüğünüzü farz edin. Kaç litre mazot yakarsınız? Kaç kutu konserve alırsınız yanınıza? Kaç litre su? İlaç? Doktor?

Harekâtın kısa sürmesi hem insanların karamsarlaşmasını engelledi hem de hiç bir getirisi olmayan askerî harcamaları sınırlı tuttu.

Kuzey Irak’taki siviller de kazançlı çıktı. İster Türkmen olsun isterse Kürt veya Arap hiç kimse yaşadığı şehre 50-60 km uzakta bir silahlı çatışma istemez. Zaten ABD işgali yüzünden beli bükülmüş bir ekonomi var ve birçok insan geçimini güçlükle sağlıyor.

Tek kaybeden ise insan kanıyla basılan bazı gazeteler oldu. Siyaseti analiz etme ve anladıklarını okuyucuya aktarma kapasitesine sahip olmadıklarından tek bildikleri şey cenaze ve ceset saymak.

Show Time!

20080304_vampire-eyes-sm1.jpg Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Koca kameralarla gittikleri cenazeleri adeta bir TV şovuna dönüştürüyorlar. Cenazede kim kimin yanına oturdu? Kim yanlız kaldı? Hangi komutan hangi bakana yan baktı? Kameraları gören bazı insanlar sloganlar atarak cenazeye saygısızlık ediyor. Ama vampir basın memnun. Onlara zoom yaparak “ödüllendiriyor”. Sonra sıra şehitlerin çocuklarına, ağlayan zevcelerine geliyor.

“Kan ve gözyaşı. Ne güzel, ne güzel. İşte bu rating yapar abi!” Ama öyle olmuyor. 70 milyonluk ülkede toplam gazete satışları 10 milyonluk ülkelerin gerisinde seyrediyor. Halk gazetelere inanmıyor. Gazetecilere güvenmiyor.

En büyük zafer savaşmadan kazanılandır

Harekâtın çabuk bitmiş olmasından büyük mutluluk duyuyorum. Hem sivillerin hem de askerlerin üzerlerine düşeni yaptıklarını düşünüyorum.

Bu diplomatik, ekonomik, tarihsel ve meteorolojik koşullarda yapılan bir askerî harekâttan daha büyük fayda beklemek kanaatimce aymazlıktır. Eğer halkta bir tatminsizlik hissi oluşmuşsa bunu sorumluluğu “Teröre son darbe! – örgütün beli kırıldı!” çığlıklarıyla okurlarını aldatan vampir basınındır.

Terörle mücadelenin askerî olmayan “enstrümanlar” ile sürdürülmesinden yanayım. Milattan 500 yıl önce yaşamış Çinli komutan Sun Tzu‘nun dediği gibi “en büyük zafer savaşmadan kazanılandır”.

ail_de_lautrec1.jpg Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!

 

Kitap tanıtan kitap 1

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!

Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası

Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk! İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman Nedir?

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 

Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk!Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 50 Yorum

  2. Yazan:semih Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    bu harekat insan avlamak yada insan kurban etmek icin yapılmadı üc amacı vardı sizin icin güvenli bölge yok.ikincisi iş masaya getirildiginde bir haftada yapabileceklerini göstermek. 3 tüm hersey masada konusulacagı sürede üstümüze gelmesini engellemekti. benim kardeşimde oradaydı.hala sınırdalar.neden cekildik diyenleri toplayalım gönderelim kacı gider merak ediyorum.

  3. Yazan:fizikci Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    70 milyonluk ülkede toplam gazete satışları 10 milyonluk ülkelerin gerisinde seyrediyor.

    Türkiye’de plajları dolduran halktan çok denize giremeyen vatandaş gazete okuyor. Eğitim ve gelir düzeyi daha yüksek olan bu vatandaşların okudukları gazeteler de işte bu vampir gazeteler. Çok değil 10-15 yıl içerisinde (çocuklarımız iş güç sahibi olduğu zaman) plajları dolduran halkın da gazete okumaya başlayarak Türkiye’de gazete okuma oranının çok daha fazla yükseleceğini tahmin ediyorum. Ama vampir gazetelerin yerinde sayacağından, farklı gazetelerinse onları ezip geçeceğinden eminim.

    Mesela çıktığı günden beri her yıl düzenli olarak tirajı artan Zaman Gazetesi daha şimdiden 750 bin tirajla vampirleri ezdi geçti. – Biraz kehanette bulunayım 🙂 – 10, 15 yıl sonra zamanın 3 milyona yakın tirajı olacak. Taraf Gazetesi de Hürriyet’ten çok satıyor olacak. Çünkü Zaman’ın 3 milyon okurunun en azından 5’te 1’i Taraf da okuyor olacak. Evet sallıyor olabilirim ama 20 yıl önce 40 bin satan Zaman’ın birgün Hürriyet’ten çok satacağı söylenseydi kimse inanmazdı.

  4. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    fizikçi bey,

    Pazarlama stratejilerinde önemli olan bir ürünün satışı değil kitleye “ulaşma” halidir. Zaman Gazetesi satışını gidip “ben bir Zaman alayım” diyen kesimden değil, cemaat dersanesi gibi yerlere “toplu” halde gelmesinden kaynaklanıyor.

    Türkiye’nin en çok satılan gazetesi Posta’dır hiç kendimizi kandırmayalım. Çünkü içinde magazin, Haydar Dümen vb.vb.
    televole kuşağı Türkiye insanını çoğu yerinden kavrayacak silahlar vardır ve takdir edersiniz ki “topluca” hiç bir siteye, dersaneye bırakılmaz.

    Ayrıca bu “kan isteyen medya”ya Zaman dahil değil mi?
    Ne kadar MILITARIST olduklarını son operasyonla gördük.
    Zaman’ın Hürriyet’ten farkı, farklı bir sermaye grubuna hizmet etmesi o kadar. “denize giremeyen vatandaş” değil yani:)

  5. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Eğitim ve gelir düzeyi daha yüksek olan bu vatandaşların okudukları gazeteler de işte bu vampir gazeteler.

    İlginç, oysa benim Kayseri’deki “yüksek gelir düzeyine sahip” akrabalarım da Zaman okuyor:)

    Zaman halk, emek gazetesi falan değil hiç bir zaman da olmadı.
    “Tuzla işçisini” morfinleme gazetesi.
    Bak ben patron, sen işçi ama aynıyız çünkü “müslümaniz ve karılarımız türban takıyor”.

  6. Yazan:kapistonai Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    hem fikir olduğum cenaze sömürülerinin bir başka vampirlik boyutu varki onada dikkat çekmek isterim;
    “Şehitlerin anneleri hep başörtülüydü” vakit

    birde merak ettiğim diğer konu reklam bröşürü gibi dağıtılan zaman gazetesinin diğer vampirlerin tersine, sizin para verip almayın biz size ulaşıp damarınızı buluruz tavrı vampirlik açsından dahamı ahlakidir.

  7. Yazan:arif Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Türkiye ile terör üzerinden bir pazarlık yürütüldüğünü varsayarsak; bu harekatın bir cevap niteliği taşıdığı ortada. Adeta taşlar karılıyor ve yeniden yeniden dağıtılıyor. Bu operasyonla, Siyasi irade ve TSK nın en namüsait koşulda bile savaşmaktan çekinmeyeceği eli açıldı kanaatimce. Erken çekilişlede, küresel aktörle uyumlu davranılacağı temin edilmiş oldu.-Türkiye korku veren bir ülke,denetlenemez korkusu tüm batıda ve ortadoğuda var. Bunun yatıştırılması için özenli davranmak zorunda. AB de bu açıdan önemli bir çıpa- Zaten gelişmeleri oyunu anlayanların tavrı açısından okumak lazım. Mesela Baykal’ın alışılmışın dışında, TSK ve hele hele Yaşar paşaya -ki gelecek ve kodumu oturtucaktı-sert tacizleri, TSK nın siyaseti vesayet altında tutmak yerine, Türkiyenin bölgesel ve küresel meselelerde hükümetle uyum içinde çalışıp; içe kapanmacı çemberin dışına çıkmış olmasıdır…Olay çok taze ve oyunun henüz başında olunduğu görünüyor. Hükümetine ve ordusuna, birlikte çalıştığı için öfke duyan bir muhalefet, Suat beyin muhalefetsizlik yazısınada güzel bir atıf oluyor doğrusu…

  8. Yazan:fizikci Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    “Cemaat dersanesi” gibi bir yerde çalışıyorum Snowqueen Hanım. Çok daha büyüğü. 40 milyar dolara hükmeden cemaat holdinglerinden falan bahsediyorlar ya. Onun merkezi işte. Benim bulunduğum katta yaklaşık 50 civarında çalışan var. Bu kata gelen Zaman sayısı 10 tane kadar. 5 kişiye 1 gazete düşüyor. Gerçi diğerleri de evlerine alıyordur herhalde.

    Topluca bırakmak? Biz ona abonelik sistemi diyoruz. 🙂 Dünyanın en çok satan gazetesi de (Yomiuri Shimbun) abonelik sistemi ile satıyor. 10 milyon tirajı var. Yani bu gazete Japonya’da nerdeyse her eve giriyor demektir. Sitelere “topluca bırakıyorlardır” muhakkak. Zaman da öyle. Bizim apartmana her sabah iki tane topluca bırakıyorlar. 🙂 Şirkete en az 50 tane.

    Siz askerlik yapmadığınız için Posta’nın neden çok sattığını bilmezsiniz. Askerlik yapanlar bilir. Posta’nın çoğu kışlalarda, tugaylarda satılır. 🙂

    Daha önce de söyledim, elmayla armutu karıştırıyorsunuz. PKK’ya karşı yapılan operasyona destek olmaya militarizm denmez. Militarizm “askeri gücün devlet yönetimi veya hükümet üzerindeki hakimiyeti” demektir. Bunu “darbe çığıtkanlığı” şeklinde sizin pozitivist (ve dahi kemalist) rektörleriniz süper yapıyorlar dediydim. Operasyonun süpriz bitişiyle ilgili Hürriyet’le Zaman’da çıkan haberleri kıyaslayın. Farklı gazetenin farkını göreceksiniz. Hele yorumlara bakarsanız farkın ne kadar derin olduğu ortaya çıkacaktır.

    İlginç, oysa benim Kayseri’deki “yüksek gelir düzeyine sahip” akrabalarım da Zaman okuyor:)

    Ben de bunu söylemeye çalışıyorum ya. Bi 15-20 sene sonra Zaman’ın 3 milyon satmasının sebebi çocuklarımızın gelir ve eğitim düzeyinin bizim nesilden daha iyi olması olacak. Magazin ve cinsellik o kadar prim yapmayacak. Zaman, Taraf gibi gazeteler daha çok rağbet görecek.

    “Tuzla işçisini” morfinleme gazetesi.

    😀 Zaman’ın sırrını ortaya çıkarmışsınız. Evet tek amaçları var, Tuzla işçisini morfinlemek! Din de bir afyon ya zaten, o yüzden dinci takılıyorlar.

    Bak ben patron, sen işçi ama aynıyız çünkü “müslümaniz ve karılarımız türban takıyor”.

    O değil de, bizim binanın en alt katında mescit var. Holding’in yönetim kurulu başkanı eğer binadaysa namazları mescitte cemaatla kılıyor. Şirketin çaycılarından biri ile yönetim kurulu başkanı aynı safta yanyana el bağlayıp, yüzlerini yere koyuyorlar. Hatta cemaat kalabalıksa koskoca patronun başı önündeki bir işçinin ayağına değiyor. Bu tür manzaraları görünce aklınıza Efendimiz’in “İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir” sözü geliyor. Zaten namaz kılan cemaatin saf düzeni aynı tarağın dişleri gibi değil mi?

  9. Yazan:fizikci Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Kapistonai,

    birde merak ettiğim diğer konu reklam bröşürü gibi dağıtılan zaman gazetesinin diğer vampirlerin tersine, sizin para verip almayın biz size ulaşıp damarınızı buluruz tavrı vampirlik açsından dahamı ahlakidir.

    İlk çıktığı günden beri (20 senedir) takip ederim, Zaman’ın reklam broşürü gibi dağıtıldığına bir kere şahit olmadım. Sallıyor musunuz, yoksa bilmediğimiz bir şey mi biliyorsunuz?

    Milliyet’in, Hürriyet’in benzin istasyonlarında ve Migroslar’da ciklet alana bile bedava verildiğini gördüm ama Zaman’ı görmedim hiç. 20 senedir paşa paşa abonelik ücretini ödeyip öyle okuyabiliyoruz ancak. Siz o beleş kaynağı burada bize de söyleseniz de boşuna para ödemesek ne güzel olur. Minnettar kalırım.

    Sizi tenzih ederim, bazı arkadaşlar apartmanların önünde, kapıya sıkıştırılmış vaziyette gördüğü Zaman gazetelerini beleş zannedebiliyor. Böyle safdil arkadaşlarla çok karşılaştım. O gazetelerin abonelik sebebiyle geldiğini anlayamıyorlar, beleş geliyor zannediyorlar. Eh be kardeşim, eğer öyleyse sizin eve neden gelmiyor, hiç mi düşünmezsin? 😀

  10. Yazan:muharrem Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    @fizikci,
    Bilginiz olsun diye soyluyorum, NY’da yasiyorum. Burada bazi bakkallarda, konsoloslukda, envai turk faaliyetlerinde, orada burada bedava dagitiliyor Zaman gazetesi. Diger gazetelerin bu sekilde parasiz dagitildigina sahit olmadim.

  11. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Topluca bırakmak? Biz ona abonelik sistemi diyoruz. 🙂

    “topluca bırakmak” abonelik sistemi ile değil, sokakta “propaganda içerikli broşür dağıtmak” la kıyaslanabilir ancak.
    Fem dersanelerinde yapıldığı gibi.
    Elbette yasal bir hak fakat satış rakamlarının ve daha önemlisi kitlelere ulaşma değerinin başarısını buradan anlayamazsınız.

    Siz askerlik yapmadığınız için Posta’nın neden çok sattığını bilmezsiniz. Askerlik yapanlar bilir. Posta’nın çoğu kışlalarda, tugaylarda satılır. 🙂

    Posta’nın neden çok satıldığını yazdım. Haydar Dümen sayfası, “karımı/kocamı nasıl aldattım”, “sağlıklı diyet nasıl yapılır?”,”Hülya Avşar’ın yeni sevgilisi kim?” haberleri yüzünden.
    Bu eğitim sistemiyle daha fazla ne olmasını bekliyordunuz ki?

    PKK’ya karşı yapılan operasyona destek olmaya militarizm denmez.

    Denir.
    Kürt sorununun silahla, mermiyle çözülemeyeceğini hepimiz biliyoruz.

    Militarizm “askeri gücün devlet yönetimi veya hükümet üzerindeki hakimiyeti” demektir. Bunu “darbe çığıtkanlığı” şeklinde sizin pozitivist (ve dahi kemalist) rektörleriniz süper yapıyorlar dediydim.

    Bana dokunmayan militarizm kırk yıl yaşasın.
    Türk-islam sentezinin kendisi (bkz. Zaman Gazetesi) sapına kadar militaristtir, vatan, millet sakaryadır.
    Bülent Ersoy’un çikişi hakkında tavırlarına bakın, Zaman’ın okuyucu kitlesinin de.

    Magazin ve cinsellik o kadar prim yapmayacak. Zaman, Taraf gibi gazeteler daha çok rağbet görecek.

    STV’deki “Nuryolu, Sır Kapısı” gibi dizilerin magazin programlarından bir farkı yok. Aynı kulvardalar. Ucuz popülizm.
    Cinselliğin prim yapması bastırmayla, günah ve yasakla olmaz, normalleştirmeyle olur, kapitalizm de buna izin vermez.

    Şirketin çaycılarından biri ile yönetim kurulu başkanı aynı safta yanyana el bağlayıp, yüzlerini yere koyuyorlar. Hatta cemaat kalabalıksa koskoca patronun başı önündeki bir işçinin ayağına değiyor. Bu tür manzaraları görünce aklınıza Efendimiz’in “İnsanlar bir tarağın dişleri gibi eşittir” sözü geliyor. Zaten namaz kılan cemaatin saf düzeni aynı tarağın dişleri gibi değil mi?

    işte bahsettiğim buydu.
    Peki mescidden çıkınca ne oluyor?
    Patron Mercedesine biniyor, işçi tabana kuvvet diyor, ve hatta üzerine
    vinçten bilmene parçası düşüp ölüyor.
    Ama önemli değil neden?
    Namaz kılarken yan yana duruyorlar ya, patronun başı işçinin ayağına değiyor ya, yeter:)

  12. Yazan:MY Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Bedava olsun, iyi olsun 🙂

    ZAMAN veya bir baska gazetenin bedava dagitilmasi o kadar sorun degil bence. içerik dolu olmali.

    Meselâ köse yazisi olamayacak kadar “derin” çogu kez de oldukça uzun makaleler var. Bunlarin bir kismi yabanci yazarlara ismarlanmis veya yabanci gazetelerden çevirilmis.

    Bunun yaninda Türk akademisyenlere bol bol yer veriliyor. Bilmiyorum baska gazete var mi bunu yapan?

    Tabi Taraf’i okuyamiyorum, web sitesi açilinca görecegiz. RADIKAL bazi ezberlere karsi durabiliyor ama garip bir sekilde de bazen militarist bazen yobaz-laik çizgilerde haber ve yorum veriyor. “Hürriyet mi okuyorum?” diye soruyorum kendime.

    Geçenlerde ZAMAN irkçi mi oluyor? diye bir yazi yazmistim. “Sünnetsiz DTPliler kurban derisi topladi” haberini elestirmistim.

    Gerçekten de iyi bir gazeteye yakismayacak yazilar görüyorum bazen. “Kahraman Türk Askerleri sunu yapti, bunu yapti” gibi baslik atmanin alemi yok. Birak okuyucu karar versin kim kahraman.

    Bir de ZAMAN’in 20 yillik geçmisinde iki ayri gazete var. Ekrem Dumanli’dan öncesi ve sonrasi. Kendisiyle yapilan bir röportajda eski ZAMAN ekibinin degisime çok direndigini anlatmisti. Baslik illa Türk bayragi renklerinde olsun demisler, Etyen Mahçupyan
    gibi kimselere sayfalarin açilmasini istememisler, vs vs.

    Simdi bilmiyorum kaç gazeteci var ZAMAN’da. Ama haber ekibindekilerin bir kismi eski usül çalismaya niyetli. Aralarinda milliyetçi ve hatta militarist olanlar da var. Bu tabi sahsi görüsüm.

    Yorumculardan Bulaç, Gülerce gibi isimler iyi. Alev Alatli’nin orada ne isi var hala anlamis degilim. Dumanli da sakinlestirici ve birlestirici üslupta yorumlar yaziyor.

    Bunun yaninda Yalsizuçanlar gibi kalemler çok kaliteli. Bunlarin hepsini bir kenara itip “ZAMAN milliyetçi-militarist bir gazetedir” demek haksizlik olur. Belki de çok seslilik adina yapiyorlar bunu. BBP’yi yerli yersiz öven habercikler de oluyor bazen. Okurlara sirin görünmek için mi yoksa BBP casuslari mi var ZAMAN’da ? :))

    Sonra felsefi yönü olan ölüm üzerine, hayatin degiskenligi üzerine çok güzel makaleler yayinlaniyor. Bir sürü yazari tanitiyor halka. Bunlar iyi. Günlük hayattan basimizi kaldirip kendimize bakmamiz için birer firsat bu tip yazilar.

    Gelelim Son askerî harekattaki duruslarina: Tam not veremem. Ama militarizm deyince RADIKAL’de TSK’nin basin bürosu gibi isleyen 3 yazar geliyor aklima önce. Hürriyet ve Milliyet gibilerini zaten hiç anmayalim. ZAMAN “en az kötü” çizgideydi savas sirasinda.

    Bir de böyle ciddi bir çizgiye oturmak isteyen bir gazete “otobüs yandi, Kur’an’a bir sey olmadi” tipi haberler vermemeli. Zafer dergisinin bal peteklerini filan hatirlatiyor.

    Ne demis Peygamberimiz? “ümmetimin ihtilafi rahmettir”. Buyrun çarsamba günkü rahmetimiz :))

    Muhabbetle

  13. Yazan:MY Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    @SnowQueen,

    yahu bir tek ZAMAN yok ki, ZAMAN’lar var, bu gazetelerin içerisi renk renk.

    Meselâ RADIKAL’e bakin. Bir yanda Perihan Magden gibi durmadan 301’den yargilanan bir insan. Diger yandan “ordumuzzzz” diyen 3 köse yazari ki birtanesinin adi Kislali .

    Misyonerleri, Kürtleri ve Ermenileri savunurken gösterdikleri durusu neden basörtüsünde gösteremediler? Yobaz laik okurlarini incitmekten mi korktular? Bilmiyorum. ZAMAN da böyle saniyorum. Bir yandan DEMOKRAT olmak istiyor ama diger yandan milliyetçileri kolluyor.

    Aslinda söyle bir avantaj var simdi ki gençligimde yoktu:

    TESEV gibi vakiflarin raporlari,
    Hür Fikirler gibi siteler : http://www.hurfikirler.com/

    Bunlari okuyup TARAF ZAMAN ve RADIKAL’i de çapraz takip etmek lâzim. Zaten bütün halk ayni gazeteyi okursa iyi olmaz.

    Bu arada zannediyorum RADIKAL’de de fazla cinsel istismar yok. Bir de ZAMAN’a arti yazalim : Galiba iyi haber vermekten korkmayan tek gazete ZAMAN. Nedense digerleri spor disinda hiç bir iyi haberi vermiyorlar. Bunun sebebini bilen var mi?

  14. Yazan:TT Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    fizikci 20 senedir paşa paşa abonelik ücretini ödeyip öyle okuyabiliyoruz ancak. Siz o beleş kaynağı burada bize de söyleseniz de boşuna para ödemesek ne güzel olur. Minnettar kalırım.

    Fizikci bey boyle kazik sorular sorup bir sehir efsanesini yikmaya calismayin lutfen…

  15. Yazan:kemal Tarih: Mar 5, 2008 | Reply

    Zaman Turkiye’nin en yuksek tirajli gazetesidir

    http://www.medyatava.com/tiraj.asp

  16. Yazan:Bigalıoğlu Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    fırsatını bulmuşken daha çok kan istiyorduk,doğrudur.
    çünkü herşey meşruydu,biliniyordu,programlıydı,başarılıydı.

    yarım kaldı,pkk’nın kanını dökmek,kökünü kazımak istiyorduk.

    hepimiz biliyoruz ki,kanını dökemediğimiz pkk’lılar gelecek zamanlarda bizim vatandaşımızın,bizim mehmetçiğimizin kanını dökmeye devam edecek.

    evet çok daha fazla kan dökmek istiyorduk,cünkü biz onların kanını dökmezsek onlar bizim kanımızı dökmeye devam edecekler.

    çünkü onlar kendilerini Türkiye’li hissetmiyor.Kürdistan hayalinin özgürlük savaşçıları onlar.Roj tv ve Avrupa çekiyor bu filmi.

    demokrasi,özerklik,ve daha bir çok istem,hep kürdistan hayaline bir adım daha yaklaşmak için.

    biz daha çok kan dökeceğiz.kuklalar bir gün kendi iplerini çekene kadar bu devam edecek.

    nasıl sırp kasapları,veya cani israil askerleri gibi oldu dimi?

  17. Yazan:kapistonai Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Bu memleketin sanayideki kaportacısından,yedek parçacısına, boyacısndan berberine, asgari ücretle geçinen çırağından, esnaf ve eşrafı meğersem ne meraklıymıs Meselâ köse yazisi olamayacak kadar “derin” çogu kez de oldukça uzun makaleler okumaya. meğer ne ilgi duyarlarmış yabanci yazarlara ismarlanmis veya yabanci gazetelerden çevirilmis makalelere… Bu bilgi kaynağına ulaşmak için hep beraber kalkmışlar abonelik formları doldurup abone olmuşlar.hepsi düzenli olarak aidatlarını yatırır her gün gazetelerini beklerlermiş. vay be!! ve bunu biz anlamamışsız. e çünkü biz halktan kopuk yaşayan jakobenleriz.siz halkın içinden gelmiş memleket evladı.çünkü biz bilmiyoruz ekmeğin 40krş olduğu bir yerde 45krş luk gazeteyi her sabah gece kondu kapasında görmek çok mantıklı.asgari ücrete talim eden insanların abone olduklarını zanetmek de başka türlü bir safdil lilik olsa gerek. yani sizin patron işçi saf tutuğunuz, siteril ortamlardan bahsetmiyorum.
    Eh be kardeşim, eğer öyleyse sizin eve neden gelmiyor, hiç mi düşünmezsin?
    Nerden biliyorsun bırakılmadığını? özellikle hafta sonları,önceden yaşadığım muhitte sık karşılaştığım bir durumdu.mesela bize hiç rastlamadı ‘abi al bir bakya ne olacak’ diyen gazete dağıtan çocuklar.

    ZAMAN veya bir baska gazetenin bedava dagitilmasi o kadar sorun degil bence. içerik dolu olmali.

    İçerik dolu olsun.tamam bütün gazetelerimiz için koyulmuş güzel bir hedef. Zaman gazetesinin de içeriğinin göreceli olarak dolu olduğu kabulde ediyorum.(her ne kadar bu dolu içeriğine paralel ortamlarda karşılaşmasakda) Ama bedava olmasını önemsemiyişinizi anlamıyorum. Holding medyasını bir kenara koyarsak bir gazetenin kağıdından, basımına,dağıtımına nasıl bir maddiyat gerektirdiği hepimiz tarafından malumumuz.bunu kaynağıda şaibeliyken o zaman bağımsız,özgür basım kısmına ben teredütlü yaklaşırım.
    Galiba iyi haber vermekten korkmayan tek gazete ZAMAN. Nedense digerleri spor disinda hiç bir iyi haberi vermiyorlar. Bunun sebebini bilen var mi?
    Tabi haberlere nerden baktığınıza bağlı.ben mesela hiç hatırlamıyorum zaman nın şöyle bir yolsuzluk,talan..vs haberi patlattığını.yoksa memlekette herşey bu kadar güllük gülistanlıkmı?

    son olarak iyi bir çapraz takip yapmak istiyorsanız bence bir köşeyede BirGün gazetesini koymalısınız.her ne kadar berberde kaportacıyı koyun kenara çoğu gazete bayinsinde dahi bulamazsınız ya!!

  18. Yazan:fizikci Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Snowqueen Hanım,

    Kürt sorununun silahla, mermiyle çözülemeyeceğini hepimiz biliyoruz.

    Kürt sorunu silahla çözülemez çok doğru. Ama PKK sorununu çözmek için silah kullanmak durumundasınız. Adam yollara mayın döşüyor, sağa sola bomba koyuyor ne yapacaksın? Kürt sorunu ile PKK sorununu karıştırmayın. İkisi birbiriyle bağlantılı olsa da farklı şeyler. PKK sorunu da sadece silahla çözülemez ama vatandaşlarını/askerlerini öldürüp duran bir örgüte karşı silah kullanmak zorundasın. Komik olmayın.

    Türk-islam sentezinin kendisi (bkz. Zaman Gazetesi) sapına kadar militaristtir, vatan, millet sakaryadır. Bülent Ersoy’un çikişi hakkında tavırlarına bakın, Zaman’ın okuyucu kitlesinin de.

    Evet haklısınız. Devlete haddinden fazla önem veriliyor. Askeriye mehmetçik gölgesinde kutsanabiliyor. Bunlar birer vakadır. Ama liberalizmle temaslar büyük değişimlere gebe diye düşünüyorum. Devletin ve askerin kutsanması İslam’ın ruhundan kaynaklanmıyor. İslam’la hiç de ilgisi olmayan milliyetçiliğin tortuları. Bu tortular kolayca temizlenecek emin olun. Siz her ne kadar bu tarafı dogmatik, sabit görseniz de, değişimin büyüğü bu tarafta gerçekleşiyor. Karşı taraflar ise ya pozitivizmin güçlü olduğu zamanlarda, ya da 1930larda yaşamaya devam ediyor.

    STV’deki “Nuryolu, Sır Kapısı” gibi dizilerin magazin programlarından bir farkı yok. Aynı kulvardalar. Ucuz popülizm.

    Nuryolu? İlk defa duyuyorum. Pek tv izlemem. STV’yi siz benden çok izliyor olabilirsiniz. Sır Kapısı ile magazin programlarını nasıl aynı kulvara koyuyorsunuz? Hem de kadının metalaştırılması gibi konularda hassas bir insan olarak! Sizden beklemezdim.

    Peki mescidden çıkınca ne oluyor? Patron Mercedesine biniyor, işçi tabana kuvvet diyor…

    Tek yol devrim diyorsunuz yani. Devrimden sonra herkes otobüse binecek di mi? 🙂

    Mehmet Bey,

    Zaman Gazetesi ile ilgili söylediklerinizin tamamına katılıyorum. Sünnetsiz DTPli, cici BBP, otobüs yandı Kuran’a bişey olmadı gibi haberlerden ben de rahatsız oluyorum. Sizin de belirttiğiniz gibi Zaman’ın içinde bence de farklı dinamikler söz konusu. Ama Ekrem Dumanlı gibi değişimden yana bir insan gazetenin başında olduğu sürece endişe edecek bir şey yok. (Niye endişe edeyim ki diyecek olan arkadaşlara peşinen söyleyeyim Türkiye’nin en çok satan gazetesinden bahsediyoruz. Şu an Hürriyet kadar etkili olmayabilir ama yakın gelecekte gündem üzerinde son derece etkili olacak)

    “Sünnetsiz DTP’li” gibi rahatsız olduğumuz haberler genellikle iç sayfalarda yer alan haberler oluyor. Gelen eleştirilerle de Zaman geri adım atıp, özür diliyor. Bu güne kadar Zaman’ın bir manşet haberinden rahatsız olunduğuna şahit olmadım.

    Kapistonai,

    Bu memleketin sanayideki kaportacısından,yedek parçacısına, boyacısndan berberine, asgari ücretle geçinen çırağından, esnaf ve eşrafı meğersem ne meraklıymıs Meselâ köse yazisi olamayacak kadar “derin” çogu kez de oldukça uzun makaleler okumaya…

    Size kim söyledi ki okurların tamamının köşe yazısı okuduğunu? Bazıları sadece spor sayfasıyla ilgileniyor. Bazıları gündemi okur, bazısı ekonomi. İlkokul mezunu olan annem her gün gözlüğünü takar gazetede ilgisini çeken yerleri okur. Gene ilkokul mezunu olan kayınvalidem sırf Ailem dergisi için gazeteye abone olmuştu. Artık Ailem çıkmıyor ama o hala gazeteyi almaya ve hergün gözlüğünü takıp okumaya devam ediyor.

    Siz bu insanları ne zannediyorsunuz? Hani nerdeyse “gazete okumak bu vatandaşın neyine?” demişsiniz. Bidon kafa di mi bunlar? Ayıp yahu!

  19. Yazan:MY Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Neden ZAMAN iyi gazetedir? (madem ki irticayim sonuna kadar durarim arkasinda :))

    Tartismayi orjinal yazinin konusuna dogru çekmek için ZAMAN’dan bir köse yazisi (GÜLERCE’den) öneriyorum:

    “Birileri (Baykal), ‘ameliyat yarım kaldı, içeride parça bırakıldı’ diyor. Operasyonu siz mi yönettiniz? Parça kaldığını nereden biliyorsunuz?”

    Konuşan bütün komutanlar adına, silahlı kuvvetler adına en tepedeki insandır. Yalan mı söylüyor? Ona inanmak varken, sorumsuz yayın yönetmenlerinin manşetlerine inanmak, “hayır iş yarım kaldı, birileri istedi operasyon bitti” diye ısrar etmek neyin nesidir?

    Devami için:
    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=660896

  20. Yazan:fizikci Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Mehmet Bey, aynı yazıdaki şu paragraf çok önemli bence:

    Asker önceden 8 günlük bir plan yapmış. Planladığı gibi çekiliyor. O işe yanlış izlenimini veren, Amerikan yetkililerinin, Kuzey Irak Kürt yönetimine yaranma çabalarından doğan sorumsuzluk ve gayri ciddiliktir. Uydudan çekildiğimizi görüp, sanki kendileri demiş de çekiliyormuşuz, intibaını vermek için yaptıkları bir hafifliktir. Bir defa daha harcanmış olma psikolojisine giren Kürt yöneticilere Amerika’nın, çekildiğimizi gördükten sonra; “merak etmeyin biz durduracağız” havası atması, ciddî devlet anlayışı ile bağdaşmaz.

    Askerin çekilmesi Amerika’nın açıklamalarından önce başlamış. Bu bilgi sanıyorum ispatlanabilir bir bilgidir. İspatlandığı takdirde bir kısım medya ve siyasi partilerin TSK’dan özür dilemesi gerekir.

    Ayrıca darbe şakşakçılarıyla TSK arasındaki şu kavga bir kırılma mıdır, nedir, nerelere varacaktır, merak ediyor ilgiyle izliyoruz.

  21. Yazan:kapistonai Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    fizikçi bey siz benim neye dikkat çekmeye çalıştığımı gayet net anladınız. meseleyi çarpıtıp ucuz halk kahramanlığına soyunmayın.

    Tek yol devrim diyorsunuz yani. Devrimden sonra herkes otobüse binecek di mi? 🙂
    devrimden sonra herkez otobüse mi biner bilmem ama kesin olan bişey varsa patronların emekçinin sırtından ineceğidir.bundan emin ola blirsiniz.ayrıca bu otobüs mersedes kıyaslaması sizin eşitlik mantığınıza pek uygun düşmedi.hani namaz da herkez eşit oluyor sizinde içiniz böyle bir huşu ile doluyor.aynı eşitliği trafikde de yaklamak mümkün.zira otobüsle mercedes kırmızı ışıkta yanyana durabilir.bir eşitsizlikten bahsedemeyiz demi!

  22. Yazan:muharrem Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    @fizikci,
    Zaman gazetesini NY T.C. Konsoloslugu’nda bedava alabilirsiniz. Onlar da abone olmuslar herhalde, hepimiz icin:)

  23. Yazan:fizikci Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Muharrem Bey,

    Ben Türkiye’deyim. Tercihan İstanbul, Üsküdar’dan beleş gazete temin edebileceğim bir adres verebilirseniz çok memnun olurum. Siz Amerika’da olduğunuz için veremezsiniz belki ama kapistonai bey verir eminim. Kendisi beleş gazete konusunda çok iddialı. Hayat felsefesi “nerde beleş oraya yerleş” sözüyle özetlenecek biri olarak buradan Zaman Gazetesi yetkililerine böylesi kaliteli bir gazeteyi beleş dağıttıkları için çok teşekkür ederim. 😛

    (10 senedir ödediğim abonelik ücretini de tarafıma geri ödesinler lütfen, memleketin bi enayisi biz miyiz? Muharrem’le Kapistonai beleş gaste okusun, biz para ödeyelim. Ayıp olmuyor mu?)

    Kapistonai Bey,
    “Tek yol devrim” meselesine siz takılmayın, ona snowqueen hanım cevap verir. Siz şimdi bu memleketin “sanayideki kaportacısından,yedek parçacısına, boyacısndan berberine, asgari ücretle geçinen çırağından, esnaf ve eşrafına” kadar vatandaşlarının okuduğunu anlamaz bidon kafa falan olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa ben mi yanlış anladım, ona cevap veriniz lütfen.

    Patronlar emekçinin sırtından inecekmiş de bilmem ne!.. Hem vatandaşa hakaret eder, hem de sosyalist geçinirsiniz. Hayret bişey!

  24. Yazan:MY Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Yaw Türkiye’deki arkadaslar,

    ZAMAN gazetesine bir telefon etsenize,
    “Sizin gazetenizi bedava alan arkadaslar varmis, bir zahmet bana da yollar msiniz?” diye sorun bakalim. Hakikaten merak ediyorum ne diyecekler.

    Hatta ideali bir kaç degisik büroyu aramak, mesela Istanbul vb büyük sehirler, bir de küçük ilçeler filan.

    Böylece bir sey ögrenmis oluruz. Belki de ögrencilere filan 6 ayligina reklam için yolluyorlardir. Ne bileyim?

    Haa bu arada, bedava gazete konusunda Fransa’dan iki örnek: Le Figaro ve Les Echos. Bunlarin birincisi muhafazakar egilimli bir günlük gazete, ikincisi de sagi-solu olmayan ekonomi gazetesi.

    Her ikisini de pastahane, üniversite, hastahane vb yerlerde bedava bulurum ve çok sevinirim. Ikisi de iyi gazetedir. Le Figaro bazen Türk düsmanidir ama bizim Hürriyet’in sövenligi yaninda hiç kalir.

    Günlük gazete alma aliskanligi olmayan veya imkâni olmayan insanlar için bu BEDAVA olayi iyi bir sey.

    ZAMAN’i bedava alanlar okuyor mu? Anliyor mu? Önemli olan bu. ZAMAN’a kizmaktansa diger gazetelere “kardesim neden zaman zaman fakir fukara gazete dagitmiyorsunuz?” diye sormak lâzim. Fakirin ihtiyaci sirf ekmek degil ki. Insan okumak ögrenmek ister.

    KAPORTACI ZAMAN OKUR MU?

    Yukarida bir okuyucumuz (kapistonai) güzel bir noktayi yakalamis :
    “Meselâ köse yazisi olamayacak kadar “derin” çogu kez de oldukça uzun makaleler okumaya. meğer ne ilgi duyarlarmış yabanci yazarlara ismarlanmis veya yabanci gazetelerden çevirilmis makalelere…”(KAPISTONAI)

    Öncelikle Bravo! iyi yerden yakalamis:)) Bakalim kazi çevirebilecek miyim?

    Bir kaportacinin evine ZAMAN girmis, adam ilk okuldan terk, kafasi zaten çekiç sesinden kazan gibi olmus, ilk sayfaya bakiyor, birakiyor. Ama üniversitede okuyan kizi, oglu degisik ilgi alanlarina sahip.
    1) Amerikan tarzi Laiklik ile Fransiz tarzi laiklik arasindaki fark nedir?
    2) Menfi ve müspet Milliyetçilik olur mu?
    3) Yahudi gazeteleri Filistin hakkinda ne yaziyor?
    4) Ermeni Asilli Etyen Mahçupyan neden AKP’yi CHP’ye karsi savunuyor?

    Bunlari ZAMAN gazetesinde okuyabilir. Aslinda bu ve benzeri konularda bütün gazeteler RATING düsünmeden zaman zaman bir seyler yayinlasalar ülkemizdeki okuyucu için de çita yükselir.

    Bir yorumcu BiRGÜN gazetesini övmüs, hakli bence, iyi yazilar okudum bir kaç kez ama düzenli okumuyorum. (aslinda hata ediyorum)

    Bir de Fizikçi dostumuzun Ekrem Dumanli hakkinda yazdiklari var. Bu insani her yönüyle tanimiyorum ama Türkiye’ye duydugu sevgi RATING’e duydugu sevginin üzerinde bence. Keske bütün gazetelerimizin genel yayin yönetmenleri Ekrem Dumanli gibi olabilseler.

    Bu övgümü abartili bulan dostlarim Ekrem Dumanli‘nin yazilarina göz gezdirebilirler biraz. Sonra yeniden tartisalim diyorum. Hatta yeterince kaliteli fikir üretebilirsek “Gazeteci Nasil olmali?” makamindan bir yazi yazariz hep beraber.

    Dostlukla

  25. Yazan:muharrem Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Sayin Mehmet Yilmaz,
    “Her ikisini de pastahane, üniversite, hastahane vb yerlerde bedava bulurum ve çok sevinirim.”

    Bu ikisi farkli seyler. Evet pastahanelerde bir iki tane cesitli gazeteler olur, mesela burada Starbucks’larda genelde bir tane herkesin okudugu NY Times bulunur.
    Benim bahsettigim gazetenin dagitimi yapiliyor bedavaya, yani Zaman standi var ve icinde bir ton gazete var. Bunu yapan baska bir turkce gazeteye rastlamadim. Tartisacak bir sey yok, burada durum bu. Evet gazete dagitilmasi guzel bir sey ancak Zaman gazetesi tiraj verirken hic bir zaman bu konuya deginmiyor. Bir de bu paranin koku nereden geliyor onu da aciklamalari lazim diye dusunuyorum.

  26. Yazan:MY Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Muharrem Bey,

    Tam anlatamadim, müsteriler okusun diye konan gazeteleri demedim, onlarca(bazen yüzlerce) üstüste yigili gazeteden bahsediyorum.

    Sizin oralarda da var, hatta üzerine “your personal copy” diye etiket koyarlar bazen.

    Yani demek istedigim bedava gazete dagitmak ayip bir sey degil. Herkes yapmali. ZAMAN’a kizmayin yapiyor diye, yapmayanlara kizin diyorum 🙂

    (kizmak dediysem lafin gelisi)

  27. Yazan:muharrem Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Sayın Mehmey Bey,
    O zaman yanlis anlamisim, dediginiz gibiyse benzer bir durum var.

    Fransa’da birkac haftadan daha uzun sure bulunmadim. Amerika’da parayla satilan gazetelerin bedava dagitimi cok nadir gordugum bir sey, ancak onemli bir spor musabakasi filan oldugu zaman yerel gazetelerin bedava dagitildigina tanik oldum. Onun disinda sizin dediginiz sekilde dagitilan bir gazeteye rastlamadim acicasi.

  28. Yazan:TT Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    Muharrem Bey zamanın NY de tanıtım amaçlı ücretsiz gazete dağıtması size neden anormal geliyor anlamadım…

    Bunun hesabından kitabından habersizce ithamlar yapmanız değirmenin suyundan dem vurmanız, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın numunesi olarak derindusunce sayfalarında yerini almış durumda..

    Zaman tirajıyla ilgili süpekülasyonları sona erdirmek için bir uluslararası denetim kuruluşuyla anlaşarak kendisini denetletme yoluna bile gitti…
    Sırf sizi inandırmak için..yani size özel bir hizmet..:)

    Şu anda NY de ücretsiz dağıtılan bir miktar gazetenin bir süre sonra dağıtılmayacağı aşikar..
    Ancak bu bu tür promosyanlar sona erse de daha çook uzun yıllar birilerinin diline dolanacağını da görüyoruz…

  29. Yazan:MY Tarih: Mar 6, 2008 | Reply

    “Amerika’da parayla satilan gazetelerin bedava dagitimi cok nadir gordugum bir sey”(MUHARREM)

    walla sizin köyde en son 1991’de bulundum, Long Island’da bir firmada görevliydim. NY Times gibi kaliteli gazeteleri hep otel lobilerinden filan topladim bedawa! Para vermende okumayi hep sevmisimdir çünkü zaten bütün paramla kitap aliyorum, gazete bedava olunca baliklama dalarim :))

    Bakin internette bedawa ne kadar mükemmel siteler var, bilgi, feyz ve füzat kaynagi, mesela DERiN DÜSÜNCE!

    — Reklamlari izlediniz :)) —

    Neyse, ama alisik olmayinca insanin propaganda olarak düsünmesi normal galiba, itiraf edeyim ilk defa Le Figaro’nun okulumuza bedava dagitildigini görünce o zamana kadar hiç okumamis oldugum bu gazete için “pis herifler, sagci propaganda yapiyorlar” demistim. Sonra Financial Times gibi somon rengi kagida bastiklari günlük ekonomi eklerini okumaya basladim.

    Sonra sagci olmasina ragmen çok iyi politik analizler yapan köse yazarlarini fark ettim. Simdi de kafam Le Monde’un entellektüel dilini çekemeyecegi zaman parasini verip LE FIGARO aliyorum. Sonuçta adamlar uzun vadeli yatirim yaptilar ve kazançli çiktilar.

    Anladigim kadariyla siz ZAMAN’in fikirlerini çok begenmmiyorsunuz.

    Sözüm meclisten disari Anti-ZAMAN kimseler ne yapmali sizce? Sigara içtigi için öksüren bir insanin saglikli kimselere kizmasi mi gerekir yoksa sigarayi birakmasi mi?

    Cumhuruyet Mitingi denen toplantilarda 1 milyon kisi toplanmis. Hepsi 10ar tane Cumhuriyet gazetesi alip komsularina, is arkadaslarina dagitsaydi fena mi olurdu?

    O mitinglere gitmek ve taa Ankaralarda konaklamak için kimbilir ne paralar harcadilar. Diyelim adam basi 100 YTL.

    100 milyon YTL az para mi Muharrem Bey?

    300 milyon dolara bir bogaz köprüsü yapiliyor. Yeni bir köprü bile yaptirabilirler, üzerine de Atatürk resmi filan asariz, geçis de BEDAWA olur :)) Giselerde söförlere Cumhuriyet gazetesi veririz… Tabi ki … BEDAVA!
    Gisede arabalarin durmasindan istifade arka camlarina I HATE ZAMAN yazan çikartmalar da koyariz :))
    çikartma ücreti mi? Hayiiir, BEDAVA!!!

    Neyse ben uçmayi birakayim, gene dilimi tutamadim,
    size hayirli aksamlar diliyorum. (Gerçi sizin köyde su an saat 15:40 olmali degil mi?)

  30. Yazan:muharrem Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    evet bizim koyde henuz 5. Hallice otellerde usa today dagitilir genelde sadece musteriler icin.

    Zaman gazetesi’nin fikirleri evet bana cok uzak. Ancak Cumhuriyet’i (veya Hurriyet’i vs.) cok bir begendigimi nereden cikardiniz? (Bilim-Teknik ve kitap eklerini begenirdim turkiyedeyken). Cumhuriyet mitinglerine gitmedim, turkiye’de de olsam gitmezdim.
    saygilar.
    saygilar.
    ps. Arastirmasini yapmadim, ama mitinglere gidenlerin tuzu kuru mu demek istiyorsunuz. Daha once tartisildi burada cokca, bu elit laik-fakir inancli basitliginden bana gina geldi. Kendi ailemden genellestirmemin mumkun olmayabilecegi bir ornek verebilirim ancak, annem ve babam inancli insanlardir. vallahi ailemizde herhangi bir elitlik, tuzu kuruluk filan yok:) Katildiklarini soylediler (Balikesir’den), otelde de kalmadilar. Detayli konusamadim henuz yuzyuze ama nedeni de tahmin ediyorum CB secimi surecindeki inancli birini sectirmiyorlar soylemine vs. duyduklari tepki. Biri memur emeklisi digeri kucuk esnaf maasdan maasa (ve bazen benim katkilarimla) yasayan insanlar.

  31. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    Zaman’ın şimdi de trajina mi taktilar? Yahu Posta gibi bir pacavra, Hurriyet, Milliyet gibi sahtekarlar kacyuzbin satiyor, traja gore kalite mi belirlenir?

    Kim ne derse desin Zaman Turkiye’nin en iyi gazetelerinden. Radikal de iyidir ama orada pusulayi sasirmis askerlik subesi yazarlar var. Oyle ki onlardan İ. Berkan bile sikayetci ama emir buyuk yerden geliyor.

    Su anda Turkiye’nin en iyi gazetesi Taraf ve Zaman’dir. Gerek yazar profili gerekse yayin cizgileri acisindan. Bunu ozgurlukcu, demokrat ve antimilitarist herkes kabul ediyor.(“ama”siz olanlar elbette)

    İnsanlarin elestirecek birsey bulamayinca traja, promosyona vs ye dadanmasi ne kadar da komik. Mal meydanda arkadaslar, girin Zaman’in sitesine bakin, gazeteyi elinize alin bakin. Taraf bayiide, alin okuyun. Bir de digerlerini okuyun. Fark acik.

  32. Yazan:MY Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    Muharrem Bey,

    Ben size bütün CUMHURiYRT MiTiNGçiLERi zengin demedim. “Katilan herkes 100 YTL verseydi” dedim. Atatürk devrimleri için ölmeye hazir ise bu kemalistler neden 100 kâât çikamiyorlar? Muhtaç olduklari kudret cüzdanlarinda mevcut degil mi?
    illâ ki damardan mi çikacak bir seyler ? 😀

    CHP’li = zengin elit sinif denebilir mi?

    Bence bu kismen dogru. Bir kere CHP’nin kazandigi bölgelerin gelir seviyeleri TC ortalamasinin üzerinde. Ayrica anketlere göre de ortalama AKP’li ortalama CHPli’den fakir.

    Ama zengin AKPli çok. Fakir CHP’li de bir miktar var. Zaten CHP’ye oy verenlerin ahlâken CHP yönetiminden çok daha üstün insanlar olduklarindan eminim. Kimi çaresizlikten bu partiyi destekliyor kimi de “Atatürk seçimi kazanacak” diye gaza geldi 22 Temmuzda.

    “Elbette fakir ve onurlu AKP zengin ve kibirli CHP’ye karsi” diye edebiyat yapmanin bir alemi yok. Yanliz CHP askerlerden demokrasi molasi isterken “halka ragmen halk için” çalisirken çok elitist bir çizgideydi.

    Bunun zenginlikle ilgisi yok. CHP’lilerin seçim sonuçlarina saygi duymak yerine kendilerini üstün sinif, AKPlileri ise köylü-müslüman-göbek kasiyan diye asagilamalari onlari ELITIST duruma getirdi.

    Benim ailemde de bir sürü mütevazi gelir seviyesinde olup CHP’yi savunan var. Ama kibirlerinden yanlarina yaklasilmiyor. “Basörtülü CB karisi beni temsil edemeeeeez” diye bagiriyorlar hâlâ.

  33. Yazan:kapistonai Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    Fizikçi bey hadi sizin için biradaha izah edeyim. anlamak istediğinizden pek emin değilim ya, konu aslında eminim çok daha zorlarını çözdüğünüz fizik problemleriden zor değil.anlamak isteyen gayet güzel analıyor aslında. bu kadar yorumcu arasından hakaret de hakaret diye tuturran bir siz varsınız. Bu da 301 kafasının başka bir yansıması olsa gerek.
    Zaten yazımda belirdiğim gibi zaman gazeteciliği içerik bakımından kendi meşrebince dolu bir gazetedir.yani bir vakitle, milli gazeteyle karşılaştırılamaz.bu kabulüm. Ama snowqueen de vurgu yaptığı üzere sermaye birikimi, holdinglerle ilişkisi, iktidarla ilişkisi bakımından doğan grubundan ayrılamaz. Karşı tarafın muadilidir o kadar.
    Kaportacı meselesine gelince sizin iddanız değilmi ki herkez zaman gazetesine abone herkez aidatını ödeyip bu gazeteyi okuyor. Bende diyorum ki eğitim düzeyi belirli, gelir bakımından çoğu asgari ücretin altında çalışan, sigortasız, kimi borç kimi alacak peşinde olan insanların bir gazeteye üye olayımda alayım diye bir kaygısı olmaz.gece kondu da yaşayan insanların böyle bir kaygısı olmaz.hadi 3nün olur 5nin olur 10olur.hadi bu da kabülüm de hepsinin aynı gazeteye mi olur. Madem tarafla, radikalle bir görüyorsunuz bunlardan hangisine rastladınız, berberde, sanayide… yani diyorum ki Zaman gazetesi özellikle altgelir grubunun temsil gördüğü yerde bedava da-ğı-tı-lır. Gözden kaçırdığınız bir cümlem daha var orada sizin steril, hijyenik ortamlardan bahsetmiyorum. Ha şimdi diyeceksiniz zaten yukarda da denmiş bu kötü bir şeymi o insanlarda gazete okusun. Tamam ilk ağızda buna itiraz etmek zor. Zaten bir çok kişide buna hayıflanmış. Benim burada dikkat çekmek istediğim nokta sen o insanlara bedava ulaşıyorsun da o insanları içeriğin itabariyle ne kadar temsil ediyorsun. Sigortasız çalışan işçi için ne gibi bir söylemin var. Sosyal güvenlik yasasına yazarların hangi açıdan bakıyor, Sendika kurmak istiyen işçileri işten atan yörsan hakkında ne yazdın yoksa onun reklamını mı aldın…vs insanları hangi yöne kanalize ettin önemli olan budur .işte tam bu noktada da medya ahlakı açısından ben buna etiktir diyemem.
    Takıldınız kaldınız hakaret de hakaret. Nedir bir insana hakaret.klasik siyasetçi söylemiyle en iyisini halkımız bilir, ne eylerse güzel eyler deyip halkı soyup soğana çevirmek mi, halk yararına tek yasa çıkarmayıp, tek kalem oynatmamak mı? Bunu da dile getirince ey halk aptal olma bak bu insanlar bunu böyle böyle yapıyorlar ama bunda senin yararına birşey yok. Bunun aslı budur gle buna karşı çık muhalefet et demekmi. E sen gene birey olarak gidip gene aynı tür birbirinin türevi partilere oy atıp onlardan doğalarına aykırı hizmet beklersen bu bile bile ladestir. sonra dönüp eğitim şöyle kötü, sağlık böyle kötü… dersen kimse alınmasın sana yakıştırılacak sıfat bellidir. Kimse çıkıp benden halk dalkavukluğu beklemesin.

    Tek yol devrim” meselesine siz takılmayın, ona snowqueen hanım cevap verir.

    eminim ki benden daha güzel bir cevap verir snowqueen ama benim anlamadığım nokta siz fikirlerle mi tartışıyorsunuz kişilerler mi?

    Patronlar emekçinin sırtından inecekmiş de bilmem ne!.. Hem vatandaşa hakaret eder, hem de sosyalist geçinirsiniz. Hayret bişey!

    pardon hakaret!!mi dediniz. şöyle bir şey olsa gerek; ananıda al git.! buda hayret bişe

  34. Yazan:kemal Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    “Bedava verme” ve pastaneler konusuna gelince: Hicbir Gloria Jeans, Starbucks, vb. yerde Zaman gazetesini bulamazsiniz. Her beceriksizligi “karsi taraf bedava veriyor” (ekmek, komur meselesinde oldugu gibi) bahaesine yikmaktan vazgecelim. Daha iyi olan daha iyi satar ve Zaman eger daha iyi bir gazete olmaya devam ederse tiraj artisini surdurecektir.

  35. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 7, 2008 | Reply

    Tamam ilk ağızda buna itiraz etmek zor. Zaten bir çok kişide buna hayıflanmış. Benim burada dikkat çekmek istediğim nokta sen o insanlara bedava ulaşıyorsun da o insanları içeriğin itabariyle ne kadar temsil ediyorsun. Sigortasız çalışan işçi için ne gibi bir söylemin var. Sosyal güvenlik yasasına yazarların hangi açıdan bakıyor, Sendika kurmak istiyen işçileri işten atan yörsan hakkında ne yazdın yoksa onun reklamını mı aldın…vs insanları hangi yöne kanalize ettin önemli olan budur .işte tam bu noktada da medya ahlakı açısından ben buna etiktir diyemem.

    Hayatımda bu kadar anlamsız cümleyi birarada görmedim.

    Hem alt kesime bedava dağıtılmasından şikayetçi hem de bu kesime ne veriyor ki diyor. Dam üstünde saksağan olmuş. İyi işte onlara birşey vermiyorsa onlar da çekmece altı, cam silme kağıdı olarak kullanır, bu da fakir fukaraya hizmet; iyi ya daha ne istiyorsunuz? Laf ola beri gele.

    Bu bedava dağıtma işi de tam bir palavra. Pekçok esnaf arkadaşım var, şakır şakır ödüyorlar ay sonunda gelen adama parayı. Ben de ev için aboneyim, her ayın 3’ünde 4’ünde eleman damlar, hiç sektirmez. Bu bedavacılar kimler bir öğrensek da ayda 15 ytl den kurtulsak.

    Ben tirajdan bağımsız olarak söylüyorum, Zaman iyidir diye, isterse 50 bin satsın. Taraf 20 bin satiyor, daha bugün değiştirdi fiyatını 400 kuruşa indirdi, belki satışı artar. Gazetelerin kaliteleri tirajlarıyla ölçülmez. Zamanın tirajnını boşverin içeriğine bakın. Kadrosunda militarist yazar bulunmayan iki gazete var ülkede birisi Taraf, diğeri Zaman’dır

    Posta gibi bir pacavra, Hurriyet, Milliyet gibi manipulatör sahtekarlarlar varken Zaman, Taraf sütten çıkmış ak kaşık gibidir. Tabii ki “ama”sız özgürlükçüler “ama”sız demokratlar için, herkes için değil.

    **

    Hala “tek yol devrim, devrim” diyenlerin varlığını görmek de nostaljik oldu. 🙂 Dayanın, canı çıkan proleterya elbet isyan edecek burjuvanın çanına ot tıkayacak. Hele biraz zaman, az kaldı 😀

    Dünya gider Mersin’e, bunlar gider tersine.

  36. Yazan:BirDost Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    sermaye birikimi, holdinglerle ilişkisi, iktidarla ilişkisi bakımından doğan grubundan ayrılamaz.

    1-) Hükümet aleyhine yayın yapacak.
    İstediğini yaptırmak için bu yöntemi de kullanabilir. Eşleştirdiğiniz medya grubu bu yöntemi izliyor bildiğim kadarıyla.

    2-) Hükümet aleyhine yayın yapmayacak.
    Bu durumda;
    i-) Hükümetin icraatlarından genel olarak memnun olduğu, fikren uyuştuğu sonucunu çıkarabiliriz.
    ii-) Hükümetden ticari beklentileri olduğu için destekliyor olduğu sonucunu çıkarabiliriz.

    Anti-zamancılar için tabi ki seçenek belli. Zaman gazetesi bir şekilde kötü olması gerektiği için hükümetle parasal çıkar ilişkisi içinde olmak zorunda:)

    Zaman gibi bir gazetenin tirajının bu kadar çok olması hazımsızlık yaptığı için bu rahatsızlığa önerilen reçete de belli: Bu gazete olsa olsa bedava dağıtılıyor olmalı:) Ben zaman gazetesinin bedava dağıtıldığına neden hiç şahit olmadım? Bazen promosyon amaçlı dağıtıldığı zamanlar olabilir. Fakat, tirajı 1 milyona dayanan bir gazetenin bedava dağıtıldığına sık sık şahit olmamız gerekmez mi? Neden hep anti-zamancılar denk geliyor anlamıyorum. Biz keriz miyiz her ay tıkır tıkır paramızı veriyoruz?

  37. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    Hala “tek yol devrim, devrim” diyenlerin varlığını görmek de nostaljik oldu. 🙂 Dayanın, canı çıkan proleterya elbet isyan edecek burjuvanın çanına ot tıkayacak. Hele biraz zaman, az kaldı 😀

    Dünya gider Mersin’e, bunlar gider tersine.

    Öncelikle “tek yol devrim diyorsunuz yani” diyerek konuyu @Fizikçi açtı. Bir gece de sihirli bir değnek varmışcasına herşeyin halledileceğine inanmıyorum burada bahsedilen bir süreçtir.
    Hiç bir ideoloji ile de göbek bağım olmadğını da yazmıştım.
    ancak, sağ varsa solda durarım elbet ve evet, sağ fazlasıyla var.

    Size anlayacağınız dilden konuşayım, Nuh tufanı’nı hatırlayın(Hani şu orjinali Gılgamesh olan). İnsanları uyarmaya çalışan Nuh, alay konusudur. aynı bugün olduğu gibi, nükleer-kimyasal-biyolojik savaş
    tehlikeleri, sömürü dünyasının büyük bölümündeki açlık ve suyun, havanın toprağın kirlenmesi gibi bir gidişata karşı seslerini çıkarıyor
    dışarıda “tek yol devrim” diyenler.
    Buna gülene, öfkeden çok acıma duymak lazım ama maalesef batarken hepimiz birlikte batıyoruz öfke de kaçınılmaz oluyor.

    ve ne yazık ki beyler, siz Nuh’la dalga geçen kesimsiniz sadece bunun farkında değilsiniz.

  38. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    Patronlar emekçinin sırtından inecekmiş de bilmem ne!.. Hem vatandaşa hakaret eder, hem de sosyalist geçinirsiniz. Hayret bişey!

    Bir laf vardır, Türk milleti acaip millettir, söversin köpürür, başka birşey (…) yaparsın aldırmaz diye:)
    Neyin hakaret olduğunu bu bağlamda değerlendirmek lazım.

    “eşitlik eşitlik diyorlar bunlar gelip karılarımıza da eşit çikar” diyerek
    patronunun tarafında olmak kadar hayret birşey:)

    —-
    Su anda Turkiye’nin en iyi gazetesi Taraf ve Zaman’dir. Gerek yazar profili gerekse yayin cizgileri acisindan. Bunu ozgurlukcu, demokrat ve antimilitarist herkes kabul ediyor.(”ama”siz olanlar elbette)

    Kendimi futbol münakaşında hissettim birden.
    Türkiyenin en iyi takımları Galatasaray ve Fenerbahçe’dir!:) gibi.

    Kim o “herkesler” acaba?
    özgürlükçü, demokrat, antimilitarist=zaman ve taraf’ın Türkiye’nin en iyi gazeteleri olduğunu kabul eden.

    bu “kabul etme mecburiyeti” ne biliyorsunuz değil mi?
    fa-şi-zm…
    evet benim “ama”larım var, “özgürlükçüyüz AMA salak değiliz” gibi.

  39. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    Yurtdışında Fethullah Gülen hareketine “Gülenizm” diyorlar,
    “gülenizm” ve “gülenist”, ne kadar tanıdık değil mi? Kemalizm de böyle ortaya çıkmıştı.

    bu hareket antimilitarist falan değil aksine oldukça militarist, dolayısıyla antimilitarist birinin Zaman Gazetesini savunması çok anlamsız.
    Vicdani red diye birşey okudunuz mu hiç Zaman’da mesela?

    Demokrasi anlayışı ise anca türbana kadar gidebiliyor, ötesi yok.

  40. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    Buna gülene, öfkeden çok acıma duymak lazım ama maalesef batarken hepimiz birlikte batıyoruz öfke de kaçınılmaz oluyor.

    Yahu bu romantik isyankar modu da ne oluyor? Ben dünyanın iyiye gittiğini düşündüğümü mü söyledim?

    Evet, dünya pekçok bakımdan iyiye gitmiyor. Küresel ısınma yönünden de bir dönem tehlike çanları çaldığını düşünüyordum ama küresel ısınma söyleminin büyük çoğunluğunun rant amaçlı bir abartma olduğuna dair düşüncem ağır basıyor artık. Bu konuda yaptığım okumalar bana bu fikri verdi, bir başka başlıkta buna değinmiştim. Ama yine de ısınma var ve ne kadarı insani kaynaklı ne kadarı jeolojik zamanlardaki devir daimle alakalı çok net değil. Ne kadarını tolere edebilir insanlık, bu da belirsiz. Evet, önlem alınmalı, bu konuda insanlar ve devletler bilinçli davranılmaya itilmeli, bunu tolere etmek için bilimsel çalışmalar yapılmalı, -ki yapılıyor halihazırda- Nokta.

    İyi de bunların sosyalizmle devrimle ne alakası var? Böyle mi direneceksiniz küresel ısınmaya kapitalizme? Hiç gerçekleşmeyecek, geçmişte gerçekleştiğinde 100 milyon cana malolan totoriter rejimlerin felsefesini savunmakla?

    Bana kalırsa bu tip iktisata değien konularda müktesebatı olmayan ama okuduğu üç beş kitapla devrimciliği oynayan romantik isyankarlar akıllarını başına almalı, biraz okuma yapmalı. Sosyalizm nedir, nelere mal olmuştur, merkezi planlama nedir, bu nasıl yapılır? Bunun üretime etkisi nedir? Devlet olmadan bu mümkün mü? Değilse devlet eliyle planlama nasıl bir felakete yolaçar? Rekabet nedir, nasıl olur? Liberalizm nedir, Kapitalizm fakirlik mi getirmiştir yoksa varolan fakirliği mi devralmıştır? Ekonomik serbetlik olmadan siyasal özgürlük olur mu? Biliyor musunuz bunların cevaplarını? Hayır. Bilseniz böyle acayip yorumlar yazmazsınız.

    Dünyanın gidişatını durdurmak için nesli tükenmekte olan romantik sosyalistlerin yapacağı hiçbir şey yok. Söylemlerinin hiçbirisi gerçekçi değil. Öyle yeşil parka giymek, köprüye tırmanıp protesto bayrağı asmak, gemileri basmak, duvarları boyayan aktivist olmak bir anlam ifade etmiyor.

    Kapitalizmi böyle dönüştüremezsiniz. Bir yandan insanı kayıtlayan/dizginleyen her türlü metafizik temelli ahlaki otoriteye hücum edip özgürleşmeden sözedip bir yanda da “vah vah dünya nereye gidiyor” demek oksimoronluktur. Şu artık bir gerçek, ilerleme için kapitalizm başat motor güçtür. İnsanlık bundan vazgeçmez, geçemez. Kapitalizm ancak dönüşebilir, dönüştürülmelidir de. Bu da öyle romantik, gerçekçi olmayan eylemlerle, söylemlerle olmaz. Tek tek birey olarak insani erdemlerin artmasıyla olur, hani sizin şu saldırdığınız en yoğun olarak dinlerin empoze ettiği erdemle.

    Bugün tüm dünyada kapitalizmin acılarını giderme yönündeki uğraşlarda bulunan en büyük mekanizma dinlerin ahlaki temellerini almış yardım kuruluşlarıdır. Bunlar çok yetersiz ama bunların yetersizliği değil mesele. Pascal Salin başlığında da konuştuğumuz gibi, bu konularda öyle hazır reçeteler yoktur. Maaşallah Chomsky’in cevabını bilmediği sorulara cevap bulmuş gibi salına salına ortada geziniyorsunuz. Hele romantik sosyalizm bırakın reçete olmayı dünyayı felakete sürüklemiş bir zehirdir. Hala bunlardan medet ummak da nedir Allah aşkına.

    Bu tip romantik yazıları görünce aklıma Fethi bey’in şu yazısı geliyor:

    http://www.izlenimler.net/2008/02/02/evrim/

    Bir de ciddi bir link vereyim. Murat Karun, Ergün Babahan’ın bir yazısına bakın nasıl cevap veriyor:

    http://ucuncudalgageliyor.blogspot.com/2008/02/ydbe-282.html

    Lütfen biraz okuyun, dünyada neler olup bitmiş, neler olup bitiyor ilgilenin.

  41. Yazan:TT Tarih: Mar 8, 2008 | Reply

    snowgueen:Vicdani red diye birşey okudunuz mu hiç Zaman’da mesela?

    Haklısınız militarist Zamanda sürekli vicdani red aleyhinde yazılar yayınlanıyor…

    Bir vicdani redcii gazetenin okurlarının eline düşse ona neler yapar kimbilir…

  42. Yazan:blue Tarih: Mar 9, 2008 | Reply

    Zaman gazetesinin beleş dağıtılarak tirajın yükselmesi konusu kadar absürd bir şey olamaz. Bunu söyleyen reklamcı arkadaşların bana bu şekilde bir pazarlama örneği vermesini rica edeceğim. Hiçbir şirket her gün binlerce gazetenin masrafını karşılayamaz, karşılamaz. Manyak mı? Hani gazetenin içinde ideolojik, beyin yıkayıcı şeyler bulunsa anlarım.
    Çalıştığım şirketteki işçileri sürekli izliyorum. Uzunca bir süre en çok sevdikleri gazete Posta ve Fotomaç gibi futbol gazeteleriydi. Şimdi Zaman ve Sabah gazetesi alıyorlar. Konuşmalarına bakıyorum. Vallahi acayip bir gelişme var. İlkokul mezunu adamlar oturup makale okuyorlar, acayip şaşırıyorum. Cümle kuramayanlar, kendilerini daha iyi ifade etmeye başladı. Eskiden çay odasında karı-kız-futbol muhabbeti yaparlardı, şimdi politika konuşuyorlar. Eskiden bol bol birbirlerine komplo teorilerinden bahsederlerdi, artık daha aklı başında tezler ortaya koyuyorlar.
    Bu, çalıştığım şirkete özgü bir durum mudur bilmiyorum. Sanırım toplumsal bir gelişim var. Umarım haklıyımdır…

  43. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 9, 2008 | Reply

    Evet, önlem alınmalı, bu konuda insanlar ve devletler bilinçli davranılmaya itilmeli, bunu tolere etmek için bilimsel çalışmalar yapılmalı, -ki yapılıyor halihazırda- Nokta.

    nereye kadar kaçacaksınız?. Nokta.

    İyi de bunların sosyalizmle devrimle ne alakası var? Böyle mi direneceksiniz küresel ısınmaya kapitalizme? Hiç gerçekleşmeyecek, geçmişte gerçekleştiğinde 100 milyon cana malolan totoriter rejimlerin felsefesini savunmakla?

    “totoriter rejimlerin felsefesi” ha?
    diyene de bakın, şu dünya üzerinde din savaşları kaç milyon cana maloldu da kalkmış sosyalizm=totaliterlik denklemiyle, kendi yaşadığınız devri “tek gerçeklik” kabul ederek “hiç gerçekleşmeyecek”
    etiketini yapıştırıveriyorsunuz?

    Sizin küresel isinma, dogal kaynakların kirlenmesi vb. durumlarda medet umduğunuz nedir? vahşi kapitalizm mi, hangisi daha hayalci acaba:))

    Tek tek birey olarak insani erdemlerin artmasıyla olur, hani sizin şu saldırdığınız en yoğun olarak dinlerin empoze ettiği erdemle.

    Dinlerin empoze ettiği erdem mi:))
    O zaman arkeolojik bir kazıya girişip “dinlerin empoze ettiği erdemleri”
    gün ışığına çikartın zira etrafta erdem falan göremiyorum.
    Özellikle “muhafazakar Amerika” veya “dindar İran”da:)
    Erdemi başka erkekler görmesin diye kadını sarıp sarmalamada veya içkiye el sürmemekte arıyorsanız daha çok ararsınız:)
    Kuraklığın sebebi de bunlardan geçiyor ya, o bakımdan.

  44. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 9, 2008 | Reply

    Çalıştığım şirketteki işçileri sürekli izliyorum. Uzunca bir süre en çok sevdikleri gazete Posta ve Fotomaç gibi futbol gazeteleriydi. Şimdi Zaman ve Sabah gazetesi alıyorlar.

    Aman yarebbi, nasıl da bilinç kazanmışlar, patronlarıyla aynı gazeteyi okuyorlar:))

  45. Yazan:fizikci Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    Blue Bey,

    Bu, çalıştığım şirkete özgü bir durum mudur bilmiyorum. Sanırım toplumsal bir gelişim var. Umarım haklıyımdır…

    O gelişimi ben de farkediyorum ve onu son bir kaç senenin son derece ilgi çekici gündemine bağlıyorum: “Yeter! Söz milletindir” konusu.

    Bu konuya tamamen yabancı olanlar bundan haberdar oldu, bizim gibi zaten haberdar olanlar bu konu üzerine epey düşünme/okuma fırsatı buldu.

    Bu konu futboldan, magazinden falan çok daha ilgi çekiyor. Anlamak isteyenler aradığını Posta’da bulamıyor. Zaman gibi gazetelere, DD gibi bloglara başvuruyorlar. Bir zaman şöyle bir yorum yazılmıştı. Konuyla ilgili:

    Biraz memleket işleriyle ilgilenen fakat gerçek dünyaya giden yolu bir türlü kestiremeyen milyonlar var memlekette. Bu bloglar otobana giden yolun işaret levhaları onlar için.

    Akyolun önemli başarısı biraz da bunda. Fikir otobanına ilk defa girmeye çalışanlara pat diye ceza yazmıyor, ne kadar cahil olsa da azarlamıyor. Adamcağız bir sure ilerledikten sonra mevzuyu kapıyor zaten ve birkaç ayda akil almaz evrimden geçiyor. Fikir Otobanı’na [yeni blog ismi 🙂 gibi] giren kimseler buradan öğrendiklerini etrafındakilere anlatıyor ve alkış topluyor, saygı görüyor. Böylelikle demokrasi mesajı etrafa kökleri ile yayılıyor.

    İste size [DD’ye] bakarken gördüğüm resmin şu andaki aşaması bu. Önce toplumu otobana teşvik etmek, sonra otoban inşa etmek… Yani think tank malzemesini bir araya getirmek.

    iyi şanslar!

    Tek başına DD değil elbet. Mustafa Akyol, İzlenimler, Derin Sular, Düşünceler, BekirLYildirim ve diğerleri.. Bu siteler toplamda ciddi bir trafiğe karşılık geliyor.

  46. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    “Vallahi acayip bir gelişme var. İlkokul mezunu adamlar oturup makale okuyorlar, acayip şaşırıyorum. Cümle kuramayanlar, kendilerini daha iyi ifade etmeye başladı. Eskiden çay odasında karı-kız-futbol muhabbeti yaparlardı, şimdi politika konuşuyorlar. Eskiden bol bol birbirlerine komplo teorilerinden bahsederlerdi, artık daha aklı başında tezler ortaya koyuyorlar.”(BLUE)

    Ayni konuya Fizikçi de deginmis. Sanirim bu bir NORMALLESME süreci. 12 Eylül darbesiyle politikanin disina itilmisti halk. O zamanlar özellikle solcu aydinlar “apolotik bir gençlik var” diye yakiniyorlardi.

    Sadece isçiler degil orta halli veya zengin aile çocuklari da marka hastasi olmuslardi.

    Herkes birden bire DESCARTES filan olacak demiyorum ama bir ülkede yasayan insanlar o ülkenin yönetimi hakkinda elestiri yapabilmeliler. Ayni zamanda günlük kosusturmanin içinde durup “biz neyin kavgasini yapiyoruz? Gerçekten önemli olan nedir hayatimizda? En degerli seylere en fazla zamani ayirabiliyor muyuz?” diye düsünmeliler.

    Yanlis hatirlamiyorsam FILOZOFI kelimesi “bilgi sevmek” anlamina geliyor. Bir çok filozofun da eserlerine “mutluluk veren bilgi” vb isimler vermesi bir raslanti degil sanirim (Kutadgu bilig gibi)

    Insan kendini ve hayati anladikça mutlu olabiliyor. Günlük gazetelerde yazanlar da bu mutluluga katkida bulunsalar iyi olur, kendileri de daha mutlu olabilirler bence.

  47. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    O çok beğendiğiniz Zaman Gazetesinden bir yazı
    Ali Ünal/İki anahtar kavram:din ve devlet
    (12 Eylül sonrasi mi demiştik?)
    http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=662525

    Türkiye’de bir avuç azgın azınlık, Müslüman halka âdeta hayat hakkı tanımak istememektedir.

    Cumhuriyet mitinglerine katılanlar ateist miydi?

    Allah, dini O’nunla kemale erdirmiştir. Bu sebepledir ki, Peygamber Efendimiz’in temsil ettiği evrenselliği ve nihaî kuşatıcılığıyla İslâm, önceki peygamberlerin temsil ve tebliğ ettiği şekillerindeki bütün doğruları, hem de nihaî boyutlarıyla kapsamakta, onlara zamanla sızmış yanlışları ise kendinde barındırmamaktadır.

    birşeyin kusursuz olduğunu düşünmek, onu geliştirmenin düşmanı
    fakat totaliterliğin dostudur.

    O, bir saray, önceki şekilleri ise, o sarayın birer odası veya müştemilatının parçaları gibidir.

    Yapıların içine, taş üstünde kurumlara hapsolmayı ne ironik bir şekilde anlatmış.

    Yine bu gerçekler dolayısıyladır ki, İslâmî bütünleştiricilikten uzak kimlik arayışları ise ancak parçalayıcı fonksiyon görmüştür ve görecektir.

    Bu incecik demokrasi kaplaması o kadar sakat ki, biraz altını kazıyınca
    her türlü faşizm, indirgemecilik ve ayrımcılık peydahlanıveriyor.
    Yeter söz milletin demek ne zamandan beri “en az üç çocuk doğurun haydi kadınlar” demek oldu?
    islami bütünlükten uzak kimlik arayaşlarını tü kaka ilan etmek ne zamandan beri demokrasi savaşçılığı oldu?
    Aleviler de o kimlik bütünlüğüne dahil mi?
    Müslüman olmayan Kürt hiç varolmayan Kürt mü olacak?
    Cumhuriyet mitinglerindekiler zaten ateistmiş öğrendik.
    önce elittiler, şimdi de ateist oldular.

    “ordu göreve pankartı” açanları, sırtını orduya yaslayanları “antidemokratik” duruşla suçlayanlar ne çabuk “anlı şanlı Türk ordusu ve zaferleri” methiyeleri düzmeye başladı hayret.
    Demekki sorun, ordunun militarist tavrı değil sadece arzu edilen
    noktada durmaması imiş.

    Zaman gazetesi savunuculuğu yapıp, sapına kadar militarizme ve
    islami faşizme batmış, kapitalizme devamlı fazilet atfeden insanların
    demokrasi kavramı, demokrasi sosu olabilir ancak.

  48. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    Vatian’ın yeni ölümcül günahlar listesine göz atarsak:
    -sosyal adaletsizliğe yol açmak
    -çevreye ve dünyaya zarar verecek faaliyetlerde bulunmak
    -insanların fakirleşmesine neden olacak kadar zenginleşmek
    vb.vb.

    Fethullah Gülen “kuraklığın sebebi günahlarımız” derken bunlardan mı bahsediyordu yoksa en büyük günahlar listesini seks, şarap falan mı dolduruyordu:))

  49. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    @SnowQueen,

    Benim ZAMAN’i elestirdigimi görüyorsunuz. Siz de elestirilerinizde büyük ölçüde haklisiniz.

    Gelin görün ki su siralar Türkiye’nin en iyi gazetesi gene de ZAMAN. Hatta diger gazetelerin (TARAF gazetesi hariç) en iyi taraflarini toplasaniz bir ZAMAN etmez.

    Haydi, bir büyüklük gösterin, kabul edin bu gerçegi 🙂

    çekincelerinizi biliyoruz. Ama siz de fanatik bir anti-ZAMAN olmadiginizi bize ispat edin.

    Ha? Ne dersiniz? Küçücük bir adim atin bize dogru, haydi 😀

  50. Yazan:snowqueen Tarih: Mar 10, 2008 | Reply

    @Mehmet Bey,

    Türkiye’nin en iyi gazetesi neden “gene de” Zaman?
    Elle tutulur neyi var şu an iş sadece Kemalizmi eleştirmek mi?
    İktidarı eleştiremeyen medyayı savunmak sizce etik mi?

    Kadın özgürlüğü deyince sadece türbanı algılayan zinanın suç olduğunu bile yazan, eşcinselleri görmeyen, Alevilere giysi biçen, vicdanı redçileri ve savaş karşıtlarını hedef gösteren, Yusuf Halaçoğlu gibileri öven bir yayın grubunun “en iyi” olabilme ihtimalini
    düşünmeyi ne kendime ne sizlere yakıştıramıyorum.

  51. Yazan:kapistonai Tarih: Mar 11, 2008 | Reply

    Vallahi acayip bir gelişme var. İlkokul mezunu adamlar oturup makale okuyorlar, acayip şaşırıyorum. Cümle kuramayanlar, kendilerini daha iyi ifade etmeye başladı. Eskiden çay odasında karı-kız-futbol muhabbeti yaparlardı, şimdi politika konuşuyorlar. Eskiden bol bol birbirlerine komplo teorilerinden bahsederlerdi, artık daha aklı başında tezler ortaya koyuyorlar.”(BLUE)
    off bu ne derin sosyolojik tespittir böyle ya.
    5 yılda bu kadar yol kat edip bilinçlenen ve sözün artık kendiside olduğunun farkına varan işçi sınıfının yüzüne gelen nurun nedenide şimdi anlaşıldı. bu hızla bilinçlenmeye devam edilirse 3-5 yıla kalmaz bunlar ellerine capital falan da alır, bir bakarsınız ‘üreten biziz yönetende biz olacağız türünden’ aklı başında tezler ortaya koymayada başlarlar. yok böyle bir şeyi arzuladığımdan değil, sizi düşünerek söylüyorum. işler bu boyuta gelmeden siz en iyisi bu zaman gazetesini fazla ortalıkta gezdirmeyin.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Sep 17, 2008: Deniz Feneri, Doğan ile kavga, Aydın kime denir? : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin