Önemli Bir Konferans
By Editörden on Şub 20, 2007 in Makale

Bilimi dinin karşısına bir alternatif inanç olarak koyan “pozivitist” düşünce Türkiye’de hala etkili olmasına rağmen, çağımızın bilim dünyası bu anlayışı çoktan marjinalleştirmiş durumdadır. Dahası, bilim ve dinin uyumuna dair çok önemli yeni anlayışlar geliştirilmektedir. Bilimsel düşünmeyi “ateist olmak”la özdeş gibi gösteren 19. yüzyıl yaklaşımının tam aksine, bilimsel verilerin Tanrı’nın varlığına dair işaretler sunduğunu düşünen bilim adamlarının sayısı günümüzde giderek artmaktadır. 20. yüzyılın en önemli bir kaç ateist düşünüründen biri sayılan ünlü İngiliz felsefeci Prof. Anthony Flew’un 2004 yılında “yeni bilimsel veriler ışığında ateizmden vazgeçtiğini, evrenin hassas dengesi ve canlılığın temelindeki bilgi nedeniyle bir Yaratıcı’nın varlığını kabul etmeyi seçtiğini” açıklaması, bilimin yeni yönüne işaret eden çok sayıdaki örnekten biridir.
Peki nedir bilimin yönünü değiştiren ve Flew gibi düşünürleri farklı bir felsefi noktaya getiren gelişmeler? Bu soruya cevap aramak için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, “21. Yüzyılda Bilim, Din ve Felsefe Konferansları” başlıklı yeni bir etkinlik hazırladı. Bu seri konferansların ilk ayağı, “Yeryüzünde Yaşamın Kökeni” sorusunu ele alıyor. 100 yılı aşkın bir süredir Darwinizm paradigması altında açıklanmaya çalışılan bu soruya farklı bir cevap getiren bilim adamlarının görüşlerini yansıtacak olan konferans, bilim alanındaki bazı önyargı ve ezberleri sorgulamayı hedefliyor.
Tarih: 24 Şubat 2007, Cumartesi, 14.00-17.00
Yer: İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonu
Giriş: Serbest
Dil: İngilizce veya Türkçe yapılacak olan konuşmalar, simultane olarak her iki tercüme edilecektir.
PROGRAM
“Türkiye’deki Din-Bilim İkilemini Yeniden Düşünmek” | Mustafa Akyol
“Darwin Nerede Yanıldı?” | David Berlinski
“Akıllı Tasarım Teorisi” | Paul Nelson
“Bilimde ve Ahlakta Materyalist İndirgemecilik” | John Lennox
“İslam’a Göre Bilim, Doğa ve Yaşam” | Alpaslan Açıkgenç
Sorular ve Cevaplar
KONUŞMACILARIN ÖZGEÇMİŞİ
David Berlinski: ABD’deki Princeton Üniversitesi’nde felsefe doktorası yapan David Berlinski, daha sonra Columbia Üniversitesi’nde matematik ve moleküler biyoloji alanlarında post-doktora çalışmaları yürüttü. Sistem analizi, differasiyel topoloji, teorik biyoloji, analitik felsefe, ve matematik felsefesi konularında pek bilimsel araştırma ve makale yayınladı. Stanford, Rutgers, City University of New York ve Universite de Paris gibi dünyanın önde gelen üniversitelerinde felsefe ve matematik dersleri verdi. Paris’te yaşayan Dr. Berlinski halen genetik algoritmalar üzerine bir kitap hazırlamaktadır. Darwinizm’e özellikle moleküler biyoloji alanında yönelttiği eleştiriler bilim dünyasında geniş yankı bulmuştur.
Paul Nelson: Doktorasını Chicago Üniversitesi’nde felsefe bölümünde yapan Paul Nelson, daha sonra “evrimsel gelişme” ve “gelişimsel biyoloji” alanlarında doktora sonrası çalışmalar yürüttü. Biology & Philosophy gibi bilimsel dergilerde pek çok makale ve Akıllı Tasarım teorisi ile ilgili çeşitli bilimsel kitaplara bölümler yazdı. Halen Biola Universitesi’nde “Bilim Ve Din Çalışmaları” kürsüsünde yardımcı profesör olarak görev yapmaktadır ve Uluslararası Kompleksite, Bilgi ve Tasarım Derneği adlı kuruluşta araştırma yürütmektedir.
John Lennox: Oxford Üniversitesi bünyesindeki Green College’da matematik ve bilim felsefesi dersleri veren Dr. John Lennox, yine Oxford Üniversitesi bünyesindeki Matematik Enstitüsü’nde de ders vermektedir. 2002 yılında yayınlanan “Bilim Tanrı’yı Reddetti mi?” adlı kitabı Almanca’ya da çevrilip yayınlanmıştır. Bilim ve din ilişkisi konusunda pek çok makale yayınlamış ve konferansta söz almıştır.
Alpaslan Açıkgenç: Ankara Üniversitesi Felsefe Tarihi bölümünde lisansını tamamladıktan sonra Wisconsin ve Chicago üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora yaptı. Halen Fatih Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde öğretim üyesidir. Din, bilim ve felsefe konularında pek çok uluslararası makale yayınlamış ve konferans vermiştir.
Mustafa Akyol: Gazeteci-yazar Mustafa Akyol Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu ve aynı üniversitede tarih yüksek lisansı yaptı. Bir dönem ABD’de “Akıllı Tasarım” (Intelligent Design) hareketinin öncülüğünü yürüten Discovery Institute bünyesinde çalışmalarını yürüttü. Din, bilim ve materyalizm gibi konularda ABD ve İngiltere’deki çeşitli üniversitelerde konferanslar verdi. 2005 mayısında ABD’nin Kansas Eyaleti Eğitim Bakanlığı’nda eğitim müfredatı değişikliği tasarısı konusunda “bilirkişi” olarak dinlendi. Akyol’un din, bilim ve felsefe konularındaki makaleleri Türkiye ve yurtdışında çeşitli gazete ve dergilerde yayınlanmaktadır.
9 [?]

85 Yorum
Yazan:ahmet tunahan Tarih: Şub 20, 2007 | Reply
21.asrın dünyası kötülüğün zirvesine ulaşmış durumda.Gelinen nokta insanın bütün kodlarına aykırılık içerdiği için adeta feryat ederek çıkış yolunu aramaya başaldığı noktadır.Bu tür toplantılar bu çığlıklara fnere olacaktır diye ümid ediyoruz.Allah çalışmlarınızı hedefine ulaştırsın.
Yazan:Özkan Tümer Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Keşke bize yakın olsaydınızda gelebiyseydik. Üzgünüm
Yazan:Bekir L. Yildirim Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
Darwinian Doubts (Darwin Şüpheleri)
Kategori: Toplum, Guncel-Politik, sosyal, kulturel, Amerika — Bekir L. Yildirim @ 5:48 am Bunu Düzenle
Akilli Tasarım (AT) teorisinin önde gelen savunucularından Dav id Berlinski, yarin İstanbul’da yapılacak “Yeryüzünde Yaşamın Kökeni” konulu konferansın konuşmacılarından. Aşağıdaki makalesini ilginç buldum.
(Tercume orijinal metinden sonra)
Darwinian Doubts
By: David Berlinski
Wichita Eagle
March 9, 2005
Original Article
NOTE: The article below is the full version by Dr. Berlinski. The Wichita Eagle opted to shorten the piece to only 400 words.
The defense of Darwin’s theory of evolution has now fallen into the hands of biologists who believe in suppressing criticism when possible and ignoring it when not. It is not a strategy calculated in induce confidence in the scientific method. A paper published recently in the Proceedings of the Biological Society of Washington concluded that the events taking place during the Cambrian era could best be understood in terms of an intelligent design – hardly a position unknown in the history of western science. The paper was, of course, peer-reviewed by three prominent evolutionary biologists. Wise men attend to the publication of every one of the Proceeding’s papers, but in the case of Steven Meyer’s “The origin of biological information and the higher taxonomic categories,” the Board of Editors was at once given to understand that they had done a bad thing. Their indecent capitulation followed at once.
Devami:
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/02/23/darwinian-doubts-darwin-supheleri/
Yazan:Mustafa Ajlan Abudak Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
Konferans beklenilendende iyi geçti.Katılım kötü havaya rağmen oldukça iyiydi.Sunumlar harikaydı sadece Alparslan hocanın sunumu uzun kaçtı gerçi bilgilendirme acısından tatmin edici idi fakat uzunluğu, bazen konu dışına çıkması ve etkileşimli olmaması(powerpoint vs) dinleyicinin sonlara doğru dikkatini dağıttı.Berlinski snob üslubuyla Darwinci evrimin matematiksel zayıflıklarını paleantropoloji ve fosil bulguları üzerinden nüktedan bir şekilde açıkladı.John Lennox bir ara kendisini Wesminister katedralinde zannetsede oldukça etkileyici bir Mantık çatışması oluşturdu.Darwinci evrimin kendi içindeki mantıksal paradokslarından bahsetti.Paul Nelson ise son derece sempatik ve akıcı bir üslubla fazla akademik olmadan etkileşimli bir sunum yaptı.Sorularla sorgulamayı ve cevapları dinleyiciye bırakan önermeleri ile biyolojik hayatın kökeninde neden tasarım gördüğümüzü açıkladı.Sonuç olarak gerçekten umulmadık denli başarılı bir konferans bir ilke göre çok doyurucu ve etkili idi.Buradan Bize desteklerini esirgemeyen İstanbul Büyük Şehir Belediyesine ve çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyoruz son derece düzeyli bir ortam sağlanmış ve misafirlere mümkün olan en iyi olanaklar sağlanmıştı.Konferansla ilgili daha detaylı bilgiler birkaç güne kadar sistemizde olacak..daha nice konfrerans ve etkiliklere diyerek bitireyim..
Yazan:H.Basri Tarih: Mar 7, 2007 | Reply
Bir süredir internet bağlantımda bir sorun vardı, “derindüşünce”deki yazı ve yorumları takip edememiştim. Gurbette gibi hissettim kendimi… :)
Konferansta emeği geçenlere teşekkürler.. Faydalı sunumlar oldu. Aynı gün, hemen karşı taraftaki FOX TV ‘nin Kenan Doğulu açılış konserine ilgi yoktu ancak, olumsuz havaya ve ilk olmasına karşın konferansa katılım gerçekten iyiydi.
Yeni konferanların haberlerini bekliyoruz..
Yazan:fuatoglan Tarih: Eyl 12, 2007 | Reply
Bizim buralarda eglence konusu olan sey bizim memleketde bas ustune konuluyor. Arkadaslar ben Novo Nordisk in yazilim bolumunde calisiyorum Danimarkada. Evolutionary computing asil ilgi alanim. Novonun yada benzeri firmalarin yeni nesil ilaclarinin nasil uretildiginden haberiniz var mi? Novonun Turkiyeye kac milyon dolarlik satis yaptigini biliyormusunuz? Evrimin kac tane disipline temel olusturdugunu, o olmadan anlam ifade etmiyecegini biliyormusunuz? Cok degil, 10-15 yil sonra bunlari kimse savunamiyacak. Irreducably Complexity “teori(!)”lerini okudugumda, hafiften gulumsemistim. Ama bizdeki panelleri duyunca icim cis ediyor. Memleketimize, bilimimizin gelisimine ve gelisemiyecek olan teknolojimize yazik ediyoruz.
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eyl 12, 2007 | Reply
Fuat Bey,
Evrim - Evrimcilik bir tür kirli çiki oldu. Kendisini evolutionist olarak tanimladigi halde birbiriyle çelisen o kadar arastirmaci ve düsünür var ki. Darwinci evrim mekanizmalarinin ancak alt tür geçislerini açiklayabileceginden tutun da …
Siz hangi takimi tutuyorsunuz? :)
Yazan:fuatoglan Tarih: Eyl 13, 2007 | Reply
Mehmet bey uzunca bir cevap yazdim fakat karsiliginda bana su verildi:
SELECT post_status, comment_status FROM wp_posts WHERE ID = ‘48′
Tekrar yazmak zor simdi bu saatte, sadece yanildiginizi soyliyebilirim artik.
Birde benden kucuk bir oneri, SQLlerinize sahip cikin. wp acik kaynak ama, birilerini tahrik edebilir ;)
MY’den not : Bu gibi durumlarda F5 (Refresh) tusuna basarsaniz mesajinizi kaybetmeden yeniden gönderebilirsiniz. Bu seferlik yazik olmus. Gene bekleriz :)
Yazan:blue Tarih: Eyl 13, 2007 | Reply
Evrimin ilaç yapımında nasıl kullanıldığını merak ettim doğrusu. Fuat bey size zahmet olmazsa tekrar yazıp gönderebilirseniz memnun olurum.
Yazan:takva Tarih: Eyl 13, 2007 | Reply
Blue kardeşim, ne kadar hazır lokmacısın? Biraz okuyun, araştırmacı olun. Bu ülke sizin gibi hazırcılar yüzünden bu hale geldi.
Yazan:Ece Tarih: Eyl 13, 2007 | Reply
Takva bey,
Acilen okumamızı önereceğiniz kitapların listesini rica etsek??
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 14, 2007 | Reply
Evrimin ilac yapiminda nasil kullanildigina dair bir ornege suradan ulasilabilir:
“Maxygen, a company in Santa Clara, California, has used a DNA shuffling technique to create interferons that are dramatically more effective against viruses than any produced naturally by the immune system… The best ones can be screened out and shuffled to produce whole lineages of superior descendants, in a process mimicking evolution by natural selection“.
Evrim kuraminin “ne olmadigini” (evrim kurami uzerine bircok populer inanis, ve bu sitede de sikca tekrarlanan “evrim karsiti” ithamlarin cogu cok net bir ifadeyle yanlistir) anlamak icin insanlarin onyargisiz olarak literaturu biraz gozden gecirmeleri gerektigi fikrine katiliyorum. Bunun Berkeley’deki Kaliforniya Universitesi’nin hazirladigi Evrimi Anlamak adli site yararli bir baslangic saglayabilir. Ben su aralar Bioinformatics and Molecular Evolution adli bir kitap okuyorum, evrimi molekuler duzeyde anlamak ve evrim teorisinin bugunku biyolojik verilerden bilgi cikarmak icin ne ise yaradigini takdir etmek icin oldukca yararli, guzel ve sade yazilmis bir kitap.
Turkce kaynak oneremedigim icin uzgunum, ne yazik ki Turkiye’de evrim konusunda kamuoyunu dogru bilgilendirebilecek az sayida insanin ekonomik gucu ve orgutlenmesi yok, TUBITAK tarafindan eskiden tercume edilen kitaplar da siyasi nedenlerle artik yayinlanmiyor.
Yazan:Red Tarih: Eyl 15, 2007 | Reply
Sağolsun Balbazar evrimi doğru anlamamız için elinden gelen gayreti gösteriyor. Verdiği Berkeley Kaliforniya Universitesi linkinde Homoloji evrimin kanıtı olarak veriliyor.
Halbuki evrimi hararetli bir şekilde savunuyor gördüğüm Freedom şöyle demişti:
Bu saygın üniversitede mi yoksa evrimde mi problem var? Bir de sözkonusu üniversitenin verdiği kanıtlar mikroevrim örneği gibi görünüyor. Acaba evrim gerçekten makro ölçekte başarısızlığa mı uğruyor?
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 16, 2007 | Reply
Sayın Red,
Homoloji, temel bir kavram. Bundan dolayı, tanım mı çıkarım mı olduğunun pratikte birbirine karışması kaçınılmaz. Nitekim homolojinin nasıl tanımlanması gerektiği kendi başına bir tartışma konusu.
Homoloji şu nedenle totolojik bir kavram değil: Homolojiyi bir düzeyde tanımlayıp, başka bir düzeyde bununla tutarlı bir homoloji tespit ederseniz, bu elbette homoloji kavramını dayandırdığınız modelin tutarlılığına delil oluşturur.
Homoloji kavramı ilk tanımlandığında genetik bilginin kaynağı (DNA) bilinmiyordu. Homoloji, daha çok organlar düzeyinde kullanılan bir kavramdı. Son 20 yılda farklı organizmalardan elde edilen DNA’lar karşılaştırıldığında homoloji kavramının DNA dizilimleriyle de tutarlı olduğu görüldü. Yani organlar düzeyinde tanımlanan homoloji ilişkileri, moleküler düzeydeki homoloji ilişkilerini öngörebildi. Eğer beklentilerin aksine bir durumla karşılaşılmış olsaydı, homoloji kavramı elbette geçerliğini yitirecekti. Aksine, daha da güçlendi, çünkü moleküler biyoloji bize şunları öğretti: (i) benzer işlevi olan moleküllerin dizilimi de birbirine benzer (ama hemen hiçbir zaman tıpatıp aynı değildir), (ii) organizmalar arasındakı akrabalık azaldıkça (filogenetik ağaçta yukarıya çıkıldıkça) işlevsel benzerlikler görece korunurken dizilim benzerlikleri giderek artar, (iii) homolog olduğu öngörülen organlara sahip canlıların, bu organlardaki hücrelerde kullanıldığı bilinen (dizilim benzerliğine göre tespit edilen) homolog genleri de vardır, (iv) aynı organizmada dizilim açısından birbirine çok benzeyen birçok gen bulunsa da, bunların işlevsel farklılıkları, farklı organizmalardaki dizilimleri daha az birbirine benzeyen genlere oranla daha fazladır (yani, dizilim benzerliğinin tek nedeni işlevsel benzerlik değil, evrimsel tarihtir).
Homoloji, canlılar arasındaki benzerliklerin anlaşılması ve çalışılması için çok önemli bir kavram. Bundan dolayı, Jonathan Wells adında biri homoloji kavramını beğenmemiş diye bu değerli kavram çöpe atılacak değil. Eğer homoloji kavramının geçerliliğinde bir problem varsa, Wells ya da bir başkası buna örnek oluşturan gözlemlere işaret ederek bunu pekala gösterebilirler (örneğin, insan kolu ile balık yüzgecinde kullanılan homolog gen çiftlerinin çoğunun birer homoloğu da şempanzede bulunmuyorsa, şempanzeyle balıktaki homologlar da insanda bulunmuyorsa bu homolog kavramı için sorun oluşturabilir).
Yukarıdakş örnekte de görüldüğü üzere homoloji yanlışlanabilir bir kavram. Onun için de totolojik olamaz. Buna karşın Berkeley’in sayfasında makroevrimin delilini bulamamanız şaşırtıcı değil, çünkü makroevrim yaradılışçı literatürde totolojik olarak tanımlanan bir kavram: Delili olmayan her türlü evrim makroevrimdir. Gerçekteyse makroevrim türler seviyesi ve üstündeki evrim anlamında kullanılmış bir kavram ve türler seviyesinde de (labaratuvarda ve doğada gözlenerek) üstünde de (genelde paleontolojik kalıntılara dayanarak) evrimin oldukça fazla delili var.
Gandi’den güzel bir alıntı yapılmıştı başka bir başlıkta, alıntılamak uygun olur sanırım: Seni önce görmezden gelirler, sonra alay ederler, sonra kavga ederler, sonra kazanırsın. İyi yoldayız yani. Saygılar..
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 16, 2007 | Reply
Merhaba, 2 defa f5 ledim fakat karşıdan ikisinde de timeout aldım. Cache den de bişi çıkartamadım. Bulunduğum ağın tüm trafiği loglanıyor ama ona dalıp abartmak istemedim işi :)
Şimdi önce şunu söylemek istiyorum. Bu evrim teorisi denilen şey bilim dünyamızda çok sağlam temellere basıyor. Öyle az buçuk da değil, birçok alanda kapsayıcı ve birleştirici bir teori. Her türlü disiplinde, muazzam bir birikim oluşmuş durumda. Bizdeki yoğun propaganda dan dolayı sanki 3-5 gominist ateistin savunduğu birşeymiş gibi sunuluyor, birçok kişi krizde filan olduğunu düşünüyor bizde. Birde Amerikadaki köklü bir geçmişe sahip olan hristiyan organized-religion denen gruplar özel bir çaba sarfediyorlar böyle göstermek için. Dünyanın yaşını 6000 yıl zannedenlerden tutun da hudson/discovery Institute tarzı think-thank lerin özel üretimi, pek sofistike(!) intelligent-design teorisi savunucularına kadar. Bunların ürettiği, kusura bakmayın ama, çöp literatürün görece bolluğu karşısında birçok kişi bilim dünyasında büyük bir çarpışma olduğunu zannediyor. Ama işin gerçeği pek öyle değil. İnanın alakası bile yok, hatta alakasızlığın bile ötesinde diyebilirim. Bu işlerin en çok döndüğü yer Amerika, ve orada Ulusal Bilimler Akademisinin yaptığı bir araştırma bu çevrelerin akademik desteğinin 0.05 civarında olduğunu gösterdi. Yani teolog, felsefeci vs. hepsini beraber sayarsak bu fikirleri savunanların oranı bırak 1%i 0.1% bile değil bilim dünyasında. Ki dünyanın diğer taraflarında mümkün değil bi ülkede 100 tane akademisyen çıksın evrim teorisi bilimsel değildir diyebilecek. (Türkiyenin bu konuda Amerikayı geride bırakacağını inanıyorum artık, bilimsel şahlanışımızdan da belli oluyordur:)
Demek istediğim, bilim evrim teorisini reddediyor iddiası resmen saçmalık.
Bizdeki propaganda dan bir örnek vermek istiyorum:
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=432280
http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1541283-1,00.html
Normalde aynı haber olması gereken bu ikisi arasındaki farkı bulabilecekmisiniz bakalım :)… Komik belki,ama ingilizce bilmediğimizi ve bu haberi yuttuğumuzu farz edelim. Daha sonra da haberin aslını öğenmiş olalım, ne hissederdik? İnsanlar resmen aptal yerine konuluyor propaganda uğruna. İnsanların cahilliğini kullanıp fikir yaymaya çalışmak yapılabilecek en kötü şeylerden bir tanesidir diye düşünüyorum.
Yukarıdaki açık çarpıtma propagandanın düzeyi hakkında çok iyi bir örnek veriyor. Harun Yahya çok daha fütürsuzca ve açık olarak yaptığı için hoş görebiliriz,en azından insana fırsat sunuyor söylediklerinin gerçekdışılığını görmemiz için. O kadar açık bir şekilde çarpıtıyor ki adamı kötü niyetle şuçlama imkanı kalmıyor neredeyse. Yada belki vardır ona inanan??
Bu tazr haber “aktarma” yada minik(!) çeviri ve alıntı hatalarının, bağlamdan koparmaların binlerce örneği var bilim ve fikir piyasamızda. Bizde “Abi sen ne diyorsun, bilim adamları evrimi çoktan çürüttü, hey yavrum hey” diyebilen bir sürü insanla karşılaşabiliyor olmamız bundandır. Üzülelim mi gülelim mi bilemiyorum. Keşke çürütebilseler bunu savunan insanlar. Bu gerçekleri daha iyi açıklayan bir teorimiz olduğu anlamına gelir. Fakat yalan yanlış bilgiler üzerine kurulu kavrayışımız ile birşeyi çürütemeyiz maalesef.
Şimdi bu amerikadaki son yıllarda çıkan propaganda da aynı minvalde ilerliyor fakat biraz daha gelişmiş. Tabi bunlar para pul sahibi, think-thank lerinde bolca vakit harcayıp iddialarını özel bir şekilde hazırlama imkanları var. Politik ve lobi güçleri ile de okullarda uygulamaya sokmaya çalışıyorlar. Çok afili, kulağa bilimsel gelen bir ton karmaşık terimlerle “yeni(!)” iddialarla geliyorlar. İrreducable Complexity, Specified Complexity, Front loading vs.vs. Hepsi de gerçekten özel olarak ince noktaları gözeterek insanın içinde kaybolmasını hedefliyen “teoriler”. Ortalamanın altında bilgi sahibi olan insanda bir “wauww, adamlar döktürüyor abi” duygusu verebilmek için tasarlanmış. O yüzden bilim insanları eğlence düzeyinde ele alırken, diğer tarafda sıradan bir sürü insan kulağa bu çok bilimsel gelen şeylere inanıyor. Buda aslında normal. Eğer yöntem ve niyetiniz bu ise, kendinizden daha az bilgili insanlara kolayca birşey yutturabilirsiniz. Yutan da bir kabahat görmüyorum, ama bunu bilerek yapana sarf edecek yeterince güçlü ama adaba uygun bir kelime bulamıyorum açıkcası.
Uzun uzun iddialarını bu kısa yorumumda elden geçirmeyi istemiyorum ama… Özel olarak dikkatimi çeken bir isbatları vardı. Dembski nin Specified Complexity şeyine dayanan matematiksel(explanatory filter) isbatı var. Matematik deyince özel olarak dikkatimi çekti kaç yıl önce, çünkü öyle kolay kolay laga luga yapamazsınız matematik de. Matematiksel bir isbata karşı çıkmak öyle kolay değildir, kelime oyunlarına pek yer olmıyan açık ve net birşeydir. Ve bakıyoruz, resmen ve açık açık IQsu 90(Bush dan akıllı olanlar) ve üzeri olan insanlarla dalga geçiyor adam. Yıllardır söylenen şeyleri almış, o şeylere teker teker matematiksel notasyonlar takmış. “Şu böyledir(nasıl?), şu şöyledir(nasıl yani?), bak topluyoruz, hooop, bak akıl almaz bir sayı çıktı, öyleyse allahtan korkacaksınız. Matematik bile öyle diyor” gibi bir ispat yapmış. Olasılık ve set teorisinden den 3-5 notasyon alıp dizmekle, biraz da destekleyici kelam, denklemine temel teşkil ettiği 2-3 tane varsayımın sağlamasını yapmadan ve basit olanı mümkün olduğunca karmaşık göstermeye çalışarak tüm bilinen metotlara aykırı akla ziyan bir isbat yapmış. Tüm bunlar bilimsellik intibasını verebilmek için sadece. Çok az da olsa matematik bilgisine sahip olanlara şiddetle incelemelerini tavsiye ediyorum. Öyle yüksek düzeyde,riemann matematiği poincare denklermleri filan bilmek gerekmiyor. Aptal yerine konulma duygusuna kapılacağınıza eminim (PR stunt yapmıyorum!). İki öğrencinin akıllı tasarım üzerine bir bitirme tezini okumuştum(bulabilirim isteyene), bahsettiğim matematiksel şarlatanlığa özel bir bölüm ayırmışlar, inceden de dalgalarını geçmişler. Ne tesadüf onlarda aynı sonuca varmış. Sonra biraz google yapıyorsun Harward prof.larından tutunda bilmem ne üniversitesinden hocalara kadar hepsi “açık açık sahtekarlık” diye açıklama yapmış. (şurada da bir inceleme var http://www.talkreason.org/articles/dem_nfl.cfm#filter) Hatta Dembski herhalde kendisi de pek güvenmemiş olacak ki tamda bu konuda bilirkişi olarak katılacağı mahkeme sorgusunun hemen öncesinde katılmama kararı alıyor.
Bunların hepsi tesadüf mü? Yoksa bu adamların savurdukları şeylere saçmalık diyen o kadar insan gerçekten kapasitesiz geri zekalılar mı? Yada biz hepimiz ateist,darwinci tüm dünyanın üniversitelerini ahtapot kollarımızla sarmış gizli siyonist bir örgütün sapık üyelerimiyiz? Bana sorarsanız aklı en az zorlıyan olasılık bu adamların resmen düzenbaz olduğu. İspat dedikleri şeyler ancak onu ispatlıyabiliyor.
İlaç demiştim… Evrim teorisinin türevi olan diğer disiplinlerdeki istatiksel/matematiksel yöntemler ilaç dizaynlarında kullanılıyor. bu kadar berbat bir teoriden çıkan şeylerin başarılı sonuçlar vermesi çok garip. Hatta bu alandaki gittikce “özelleşen” gelişme o kadar ilerliyor ki yasa filan çıkartıyorlar etik kaygılarla…. Directed evolution ile moleküllere doğrudan evrim geçirtip, hastalıklara karşı daha etkili ilaçlar yapılıyor… ilaçlar doğrudan evrim mekanizmaları ile “fit” leştiriliyor… Hastalıkların evrimi direktman tesbit edilip ona göre tedavi stratejileri geliştiriliyor…. Evolutionary computing ve moleküler genetiğin karışımından tonlarca yeni bilgiler elde ediliyor. Yeni enzimlerin tamamen evrimsel prensiplere göre türetilip ilaçlarda kulanılması, insülin direncinin evriminin takibe alınması vs.vs tüm bu bilim, halkanın en son ucunda mesela bizim Türkiyede bolca satılan novo insülün ilaçlarının teknolojisine temel oluşturuyor. Her alanda binlerce çalışma makale bulabilirsiniz evrim teorisi ile ilintili. 1-2 tane değil, on binlerce. Doğa blimlerinde hemen hemen istediğiniz her konuda bişi bulabilirsiniz. Self-organizasyon, stochastic süreçler vs.vs tüm bunları es geçip sonrada akıllı tasarımcılar gibi “bunu kafamız almıyor, o yüzden mutlaka doğa üstü bir güç olmalı” demenin hiçbir kıymeti yok. Argument from ignorance yada Argument from lack of imagination hiçbirşeye kanıt değildir.
Evrim Teorisi ile sorunları olmayan insanların her dalda somut birşeler yapıyor olmaları, ve bunun karşısında duran insanların tekbir somut çalışmalarının olmaması, ne bir araştırma, ne bir deney, ne bir peer-reviewed makalelerinin olmaması zaten kendi başına açıklayıcı bir durum. Ve biz kendimiz neler yaptık yada yapıyoruz? “Şu, dinimize uyuyor, bu uymuyor” şeklinde işleyen mantığımızla neler yapabiliriz?
Ve ayrıca bu rezil Amerikalı sağcı çevrelerin bu kadar etkisi altında olmamız çok üzücü gerçekten. Başka birşey bulamadık mı ithal edecek. İşin içinde yahudi sermayesi, aşırı sağcı/hristiyancı cemaatlerin paraları ile yürüyen ilişkilerin neden bu kadar çok etkisi var üzerimizde? Bu akıllı tasarımın merkez üssü olan Discovery İnstitute u araştıran var mı? Hudson İnstitute un altında kurulmuş bir think thank olduğunu bilen var mı? Ne kadar ilginç. Daha da ilginç olanı, Türkiyenin Akıllı Tasarım masası şefi olan Mustafa Akyol bizzat Discoverinin yönetim kurulunda(yada öyle birşey), ve yine ne tesadüf Hudson enstitüsü ile ilişkili rapor çalışması filan olmuştu sanırım yeni evlenen Zeyno bacımız ile. Yavru Discovery bilim kavrayışımızı yönlendiriyor, abi Hudson ise ne idüğü belirsiz ilişkiler ile Türkiye üzerinden manipule edici garip garip senaryolar tartışıyor pek vatanperver insanlarımızla. Bu amerikan aşırı sağının bu kadar etkisi altında olmamız pek hayra alamet değil. Yada lüzumsuz yere fazla mı derin düşündüm acaba?
“Allah hepimize akıl fikir versin!”
Mustafa Kemal Atatürk :P
Yazan:Red Tarih: Eyl 16, 2007 | Reply
Sayın Balbazar,
Bilgilendirme için teşekkürler. Yaklaşık 1 senedir bu tür tartışmaları takip etmeye çalışıyorum. Bu konuda hala çok net değilim. Mikoevrim de sorun yok ama diğer kısımlar hala ciddi bir soru işareti. Ben sizin kadar kolay karar veremiyorum(Belki siz de zor karar verdiniz. Bilemiyorum). sanırım Fuatoğlan ve siz evrim için kesinlikle yadsınamaz bir gerçeklik diyorsunuz. Peki bu kadar kesin bir gerçeği yaratılışçılar veya ID’ciler (ki gördüğüm kadarıyla hiç de aptal değiller) nasıl inkar edebilirler? Hepsinin evrim gerçeğini yok etmek için örgütlenmiş kaba bir güruh olduğunu mu düşünüyorsunuz? Gerçi ID’ciler evrimi inkar etmiyor sanırım. Onlar ne yapmaya çalışıyor sahiden? Evrimin açıklayamadığı bir şey mi var acaba? Daha deterministik bir model üzerine mi çalışıyorlar? Hani front loading filan. Ya da dediğiniz gibi amaçları çok mu kötü? ID’ciler hakkında çok kötü şeyler söylüyorsunuz hele Fuatoğlan’ın söyledikleri oldukça sert ve alaycı.
Gerçekten ortak tasarım fikrini çok mu yanlış buluyorsunuz? Homoloji de olduğu gibi ortak tasarım yaklaşımı da (uygun bir tanım yapılsa filan)olumlu sonuçlar veremez mi?
Bir de Uluğ, sanırım yaratılışçı, olasılık hesapları ve genetik algoritmalar ile ilgili bir şeyler yazmış. Orda sistemlerin kendiliğinden oluşamayacağını filan söylüyordu. Argümanlarını(Sistem/Alt sistem, mekanizma, düşük ihtimal, deneme sayısı) fena bulmadım. Sanırım son kararımı Dembski’nin Specified Complexity’sini çürüttüğü söylenen şu yazıyı okuduktan sonra vereceğim. Gerçekten mutasyon ve doğal seleksiyon gelişmiş sistemleri(Makro ölçekte) üretmek için yeterli mi emin olmak istiyorum. Biyolojiden, paleontolojiden filan çok anlamadığım için yine iş matematiğe kaldı. Bahsettiğim yazıyı çok ciddi sorgulayacağımdan emin olabilirsiniz.
Özellikle Fuatoğlan’ın yaklaşımında olduğu gibi genel olarak ID’cilere ve yaratılışçılara söylenenlere bakınca kim kimi görmezden geliyor, alay ediyor, kavga ediyor emin olamadım (vice versa sı da var tabiki. Evrimi savunanlar bu konuda bir adım önde olmamaya dikkat etmeli. Yoksa kazanan öbür taraf olabilir.). Neyse bunlar çok önemli değil, gerçek herneyse eninde sonunda ortaya çıkacaktır. Biz de verileri değerlendirip eninde sonunda safımızı tutacağız tabiki. Şu anda size hitap ettiğim için sanki biraz evrimci tarafa yakın gibi görünebilirim. Dediğim gibi emin değilim. Çünkü evrimle birlikte teist olmak mümkün olsa da bu işin sonu ateizme doğru gidebilir. Dikkatli olmak lazım. Şu anda teistim ve bilimsel çerçevede nötr kalmaya çalışıyorum. Ama bilimsel çerçevede de safımı belirleyeceğim.
Kusura bakmayın biraz dağınık oldu.
Saygılar
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 16, 2007 | Reply
Red arkadaşım, birşeyi belirtme ihtiyacını hissettim. Benim birazcık alaycı bir noktadan yaklaştığım konusunda size hak verebilirim. Fakat bu kesinlikle başka teorilere ve açıklamalara karşı tahamülsüz olduğumdan değildir. Farklı ve karşı argümanlara tahammül sinirimin oldukça yüksek bir seviyede. Ve elimin tersi ile alaycı bi şekilde bir kenara itmiş değilim birşeyi. Söz konusu iddiaların büyük bölümünü incelemiş birisi olarak yorum yapıyorum. Ve beni küçük düşüren, zekama hakaret eden bir sürü şeyin olmasından dolayı kızgınım, karşı tezlere tahammülsüzlüğümden değil. Bilerek bir bilim insanının sözlerini bağlamdan koparıp benim önüme “bak bilim insanları ne diyor” demelerine tahammül etmek zorunda değilim. Bu bilimdir deyip kullandıkları apaçık yanlış yöntemlerle bilgisizliğimden medet umup beni resmen kafalamaya çalışmaları, sonrada Michael Behe nin çıkıp “ID nin bilim olarak kabul edilmesi için, bilimin astrolojiyi de kapsıyacak şekilde tanımı genişletilmelidir” diye itiraf etmesi karşısında en azından alaycı bir tutum sergilememiz fazla görülmemelidir diye düşünüyorum. Yada yukarıdaki zaman ve times dan verdiğim linkleri bir inceleyin. Bunu iyi niyetle açıklayabilirmisiniz? Bunun karşısında insan kızması sizce doğal değil mi? Sırf bu yüzden bile derin epistemolojik bilim tartışmalarına girip, sanki öne sürdükleri şeyler bilimselmiş gibi ciddiye alıp haksız bir konum vermek istemiyorum ve apaçık sakat olan bilim üretme yöntemleri üzerinde durmak istiyorum şahsen.
Ayrıca yaratılışcıları ve ID yi ayırdığınızı gördüm. ID nin yaratılışcıların yillardir karşılaştıkları “bilimsel değildir” duvarını aşmak için özel tasarlanmış bir hareket olduğunu çok rahatlıkla söyliyebiliriz. Tamamen Amerikadaki mücadelelerinin taktik bir ayağından başka birşey değildir bu yeni halleri.Biraz revize edilmiş bir hali. Örneğin eskiden olduğu gibi bugün artık “micro evolution” denilen şeye karşı çıkmanın hiçbir dayanağı kalmadı, dün yaratılışcı olan bugün evrim vardır noktasına geldi. Yönlendirilmiş evrim vs denmesinin sebepleri hep bunlardır. IDciler için akıllı adamlardır demenize de katılıyorum. Beni asıl kızdıran nokta da bu. Bu yaptıkları açık hataları ve yöntem çarpıtmalarını bilerek yapıyorlar. Bu aynı politikacıların yaptığı gibi. Yanlış olduğunu bile bile doğru imiş gibi göstermek. İşlerine öyle geldiği için. Sıkça karşılaşılan bir durum. Bu şekilde yorumlamak için fazlasıyla kanıt ve olgu mevcut. Tahammülsüzlükten söylenen birşey değil inanın. O açıdan Gandhi nin söyledği şey bu duruma pek uymuyor. Bu kadar ayak böyle bir statüyü hak etmiyor bana sorarsanız. Her bilimsel görüş gibi bu işin kuralları ne ise one göre mücadele edip fikrinizi bilimsel temellerde kabul ettireceksiniz. Aynen Einstein ın yaptığı gibi. Takır takı kanıtlarını döşedi, kimse linç etti mi adamı koca fiziği altüst ederken? Hiçbir somut şey göstermeden “bize komplo kuruyorlar” deyip, sonra politik ayak oyunları ve lobi gücünüzle okulların müfredatını değiştirmeye çalışmanız derdinizin bilim olmadığı gösterir sadece.
Yani bilimsellik duvarını aşmak ve ders kitaplarına girme vs.vs stratejilerine uygun olarak oluşturduklari bir taktiktir ID. Tam bir Trojan. Discovery den zamanında sızan “The Wedge” belgesinde bunu kendi ifadeleri ile görebilirsiniz. Bir bilgisayar Trojanının, “benim asıl derdim bilgisayarınızda şunu şunu yapmak” demesi karşısında kurulu olan virüs programı onu ciddiye alıp heuristic analize girişir mi?, yoksa gördüğü gibi anında siler mi?
Çıkış kaygılarının bilimsellik değil tamamen ideolojik bir motivasyonla olduğunu kendileri apaçık bir şekilde belirtiyor. Hem yaratılışçılardan ayrı birşey olsaydı, okullarda okutulmak için hazırladıkları ID ders kitabının eski bir yaratılışcı kitabın kopyası olurmuydu? Adamlar resmen kitabı almış, açık açık copy paste ile “Creation” geçen yerlere “İnteligent Design” yapıştırmışlar. Bunu istatiksel bir grafik ile gösteren adamın alaycı halini hatırlıyorum. Adama hak vermemek mümkün mü? Bu kadar uyum mümkünmüdür iki farklı teori(!) arasında? Bu tarz samimiyetsizlikler karşısında insanın asabının bozulması gayet normal bana sorarsanız. Kimseyi aptal yerine koyma hakları yok.
Yoksa ben şeker gibi adamımdır :)
Yazan:Turker Yılmaz Tarih: Eyl 16, 2007 | Reply
Evrim teorisinin açıklarını kapatmak için sonradan bir çok iğreti yama vurulmuştur.(Mutasyonlar, Punctuated Equilibrium )Herhangi bir bilimsel teoriden beklenecek şey,delilden neticeye doğru bir gidişattır,Darwinin teorisinde izlenen yol ise biraz farklı :)
Bu teoride evrim peşin bir hüküm olarak kabul edilmekte, arkasından bu hükmü doğrulayacak deliller aranmaktadır.Bolca rastlanabilir.Fakat yama iğreti durmaktadır .Gerçek tüm çıplaklığıyla ortadır.
Gökyüzündeki güneşi görmeye yanaşmayanlar, bir su damlasında güneşin aksiyle değil, bizzat varolduğuna deliller araştırmakta, takılıp kaldıkları yerleri ise, “Bu da henüz çözülemeyen bir sır” diyerek geçiştirdiklerine inanmaktadırlar.Sayısız karşı delil varken ortalıkta kendi argumanlarımıza karşı hiç bir veri yok diyecek kadar cüretkar olan Darwinistlerimiz kalkmış birde kendi hurafelerine inanmayanları çağdışıklıkla suçluyor.La havle
Son zamanlarda moda oldu Tasarım argumanı an argument from ignorance dır demeler.Da Vincide pek dilinden dusurmez
Buna Dembskiden bir cevap verelim
.
________
Mikro evrimle ilgilide iki kelam edeyim
yeni _ kompleks genetik bilgi ya da fizyolojik organ, vasıf vs yi meydana getiremediği açıkca görülmüştür.Sadece varyasyon için zaten populasyonun kombine genetik potanseyilinde varolandan seçer. (Gen Havuzu)Mikro evrim aynı canlıda başlar aynı canlıda biter.
___________
Homolojiye geçersek
Çoğu yerde homoloji aynı tanımlanmaktadır ve bir kısır döngünün içine saplanılmaktadır.
Bkn
+ Glosarry For Biological Systematics
Homology - similarity of features based on common descent :D
+Starr ve Taggart : Biology: The Unity and Diversity of Life (8. baskı , 1998)
pattern of macroevolution–that is, change from the form of a common ancestor–is called morphological divergence…. Homology [is] a similarity in one or more body parts in different organisms that share a common ancestor…. Homologous structures provide very strong evidence of morphological divergence.”
Sayfa 318-319
+Campbell, Reece ve Mitchell: Biology (5. baskı, 1999),
“similarity in characteristics resulting from common ancestry is known as homology, and such anatomical signs of evolution are called homologous structures. Comparative anatomy is consistent with all other evidence in testifying [to] evolution.” (p. 424)
+ Raven and Johnson: Biology (5.baskı , 1999),
Makro evrim yaygın kanıtları başlığı altında
“Homology: Many organisms exhibit organs that are similar in structure to those in a recent common ancestor. This is evidence of evolutionary relatedness.”
Bir kaç sayfa sonrada homologları şöyle tanımlamaktadır
“structures with different appearances and functions that all derived from the same body part in a common ancestor.” (sayfa. 412, 416) :))
+Audesirk, and Byers: Life On Earth (2.baskı , 2000)
Internally similar structures are called homologous structures, meaning that they have the same evolutionary origin despite possible differences in function. Studies of comparative anatomy have long been used to determine the relationships among organisms, on the grounds that the more similar the internal structures of two species, the more closely related the species must be, that is, the more recently they must have diverged from a common ancestor.” (sayfa 236)”
Ayrıca
.
Benimkiside biraz dağınık oldu ama :D
İyi Aksamlar
T.Y.
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
A. Benim pozisyonum, öncelikle gerçeklerin hakkının verilmesi gerektiği yönünde. Şu aşağıdakiler tartışma götürmeyen, nesnel gerçekler:
1. Bugünün bilim dünyasında (üniversiteler, bilimsel yayınlar, bilim örgütleri ve resmi-sivil kurumlar tarafından oluşturulan bilim toplumundan bahsediyorum) canlılığın çeşitliliğine dair genel kabul gören tek kuram, evrim teorisidir.
2. Bugünün bilim toplumu tarafından akıllı tasarım vb. evrim teorisine alternatif olduğu öne sürülen yaklaşımlar bilimsel olarak kabul edilmemektedir.
3. Evrim teorisinin bilim dünyası tarafından kitle halinde terkedilmekte olduğuna dair tek bir gösterge (istatistiksel veri, kurumsal tavır) yoktur.
4. Gelişmiş ülkelerin hemen hepsinde orta öğretim kurumlarındaki biyoloji derslerinde okutulan canlılığın çeşitliliğine dair tek kuram evrim teorisidir.
Eğer birisi yukarıdaki gerçekleri inkar ediyor, aksi ifadelerde bulunuyor, yahut aksini ima ediyorsa ya yeterli bilgi sahibi değildir, ya da sizi kandırmaya çalışıyordur. Bu, bu kadar basit. Fikirler ve farklı düşünceler önce gerçeklerin hakkı verilerek sağlıklı olarak tartışılabilir. Örneğin, bugünki bilim dünyasının tavrını yanlış buluyor olabilirsiniz, ama gerçeğe aykırı olarak bilim dünyasındaki yaygın kanaatin sizin arzu ettiğiniz şekilde olduğunu iddia etmeye hakkınız yoktur.
Yukarıdaki gerçekler yaradılışçı kamuoyu tarafından sistemli olarak saklanmakta, hatta kamuoyuna tam tersi şekilde aktarılmaktadır. Örneğin, Zaman gazetesi yukarıda bahsi geçen ve alenen yalan olan haberin dışında, haberlerinde evrim kuramının 100 yıl önce çürütüldüğünü iddia etmiştir. Evrim kuramı karşıtlığının güvenilirliğini ve fikirsel tutarlılığını değerlendirirken bunları göz önüne almak zorundayız.
B. Yaradılışçılık ve evrim kuramı arasındaki önemli bir nitel fark da şu:
Evrim kuramı anaakım kurumlarda, herkese açık olarak, tartışılarak, denetlenerek araştırılmaktadır. Yegane amaç canlılığı anlamaktır ve bütün bilimsel disiplinlerdeki kurallar evrim kuramına da uygulanırr: Çıkarımlarınız bulgularınızla tutarlı olmak ve farklı bakış açıları tarafından nesnelliği onaylanmak zorundadır. Bir iddiada bulurken iddianızın zayıf yönlerini de tespit etmek, mevcut bilgiyi bütün yönleriyle tartmak ve göze almak zorundasınızdır. Bu özelliğinden dolayı, evrim kuramı sürekli gelişmeye, değişmeye ve yanlışlanmaya açıktır. Yukarıda ayıpmış gibi gösterilen ve alay edilen gelişmeler, evrimin nasıl işlediği konusundaki fikrimizin Darwin’den bu yana çok değiştiği ve geliştiğinin delilidir. Bu da bilimsel yöntem ve bilimsel düşüncenin olmazsa olmaz ve en değerli özelliğidir. Ayrıca, evrim kuramının popüler savunusu, konuyla ilgilenen kişilerin çok küçük bir kısmı tarafından yapılmaktadır. Konuya ilişkin popüler materyal konuyla ilgili derinlemesine teknik dökümanların ancak küçük bir kısmına değinir.
Yaradılışçılık ise bir asırdır varolan ve en önemli amacı evrim kuramını çürütmek, yıpratmak vb. olan bir akımdır. Varlığı evrim kuramına endekslidir. Gündemi politiktir, ekonomik desteğini köktendinci kurumlardan alır. Evrim kuramının derslerde okutulmasını önlemek ya da yanlış okutulmasını sağlamak için hukuki, politik her türlü çabayı gösterir. Entelektüel faaliyetinin hemen hepsi popüler olup, felsefi, soyut tezlere dayanır. Hipotez üretip test etmek, labaratuvar deneyleri, yeni bilgi üretmek yoktur. Hemen bütün yaradılışçı literatür evrim kuramının açıklarını yakalamak üzerine alıntılar ve yorumlarla doludur. Yaradılışçı yayınların bir denetleme mekanizması yoktur. Olgular ve gözlemler nesnel bakışla ve bütün yönleri ele alınarak değerlendirilmez. Gündem, zararlı bulunan bir bilimsel kuramı çürütmektir, nesnel doğrulara ulaşmak değil. Akıllı tasarım vitrin gereği genelde oldukça derinlikli bilgiye dayansa (önde gelenlerinin evrimi reddetmemeleri bundandır) da, yöntem olarak yine yaradılışçı geleneği izler, ısmarlamadır, konuyu bütün yönleriyle değil varmak istediği sonucu merkeze koyarak işler. Eğer akıllı tasarımcılar samimi olsalardı “evrim teorisini yıpratan herşey iyidir” anlayışıyla bilimsel kılığına sokulmuş argümanların yanına klasik yaradılışçı argümanları eklemezlerdi. Yaradılış sözcüğünü akıllı tasarım terimiyle değiştirip aynı kitapları şimdi bilimsel olarak kakalamaya çalışmak aczin ve ahlakın güzel bir göstergesi.
C. Evrimi bir “gerçek” olarak kabul edip etmemek konusu herşeyden önce gerçeğin ne olduğu konusunda felsefi bir tartışma gerektiriyor. Şunu söyleyebilirim: Evrim teorisi “sadece bir teori” değildir. Farklı kaynaklardan delillerle desteklenen birçok hipotez, matematiksal model, gözlem ve bulgunun toplamıdır. Bugünkü canlılığın bir atadan başlayarak bugünkü çeşitliliğine ulaştığı önermesinin ne kadar gerçek olduğuna dair Murat Belge güzel bir metafor kullanır: Evrime inanmamak, Tokyo (uzak, çoğumuzun gözüyle görmediği, ama varlığına dair birçok delil bulunan) diye bir şehrin varlığına inanmamak gibidir. Evrimden Darwiniyen mekanizmanın (varyasyon+seçilim) sorumlu olup olmadığına gelince. Bilgimizin bugünki detayıyla temel mekanizma o, önemi ve etkisi labaratuvarda bile gözleyebildiğimiz birşey, tek mekanizma olmadığını (örneğin genetik kayma var) biliyoruz, ve mekanizma hakkındaki bilgimiz elbette çok daha detaylanacak.
D. Evrim teorisi ile tek tanrılı dinlerin uyuşabileceği giderek daha yaygın kabul gören bir fikir. Papa II. Janpol, 1996 yılında Katolik Kilisesi’nin evrim konusundaki bilimsel delillerin hakkını verdiğini, kilisenin bununla bir problemi olmadığını, gerçeğin gerçekle çelişemeyeceğini söyledi. 2004 yilinda bir biyolog önderliğinde açılan imza kampanyasında, dinsel inançlar ve bilimsel bulguların birlikte varolabileceğini ve evrim kuramının temel bir bilimsel gerçek olduğunu açıklayan bildiriye, bugüne dek 10000’in üzerinde Amerika’lı din adamı imza koydu.
Önde gelen bilim insanları dahil, yönlendirilmiş evrime inanan ve evrimin mekanizmasında ilahi bir güzellik gören çok insan var. Elbette, evrimin Tanrı’sız bir evrene işaret ettiğini savunan çok insan da var. Buna karşılık, bilimsel bulguları inançlarımızla bağdaştırmak adına evrimi reddetmek ve Allah’ın varlığına bilimsel delil aramak inançlarımızı küçük düşürmekten başka bir işe yaramıyor (Yaradılışçılık 100 yıldır evrim kuramına saldırıp karşısında geri adım atıyor, akıllı tasarım noktasına gelinmesi yenilginin açık bir göstergesi). Artık bilimsel yöntemin mutlak gerçeklere ulaşamayacağı yaygın olarak kabul ediliyor, bilimsel yöntemin ilkeleri (metodolojik doğacılık, yaradılışçıların materyalist önkabul dediği, aslında bilimin haddini bilmesi anlamına gelen) buna göre belirleniyor ve din ile bilimin entelektüel faaliyet alanları net olarak birbirinden ayrılıyor. Onun için “ortak tasarım” gibi eldeki verilere “ortak köken”den çok daha az uyan (bir önceki yorumumumda verdiğim ii ve iv numaralı gözlemler ortak kökenin gereğidir, ama tasarımın gereği değildir), açıklayıcı ve tahmin edici gücü olmayan, ve hiçbirşeyin nasılını açıklamayan alternatifler, gerekli ve geçerli değil.
E. Makroevrim, yaradılışçıların “evrimleştiğine dair delil olmayan şey” anlamında kullandıkları joker bir terim haline geldi. Çok zorlarsanız bugün bu işlevselliğin (tamamen yeni özelliklerin) doğal seçilimle ortaya çıkması olarak tarif ediliyor. Bu konuda çok örnek verdim, bu kez başka bir örnek vereceğim: 2003 yılında yayınlanmış şu makalede herhangi bir aminoasit diziliminden başlayarak, rastgele değişimlerle bir bakterinin başka bir organizmayı başarıyla enfekte edebileceği (işlevsel) bir proteine sahip olması için yeterli varyasyonun bir süre sonra ortaya çıkacağı deneysel olarak gösteriliyor.
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Tekrar merhaba,
Türker Yılmaz Bey,
Bilimsel teoriden ne anladığınızı bilmiyorum ama, delilden neticeye gitmek den kastınız nedir? Netice dediğiniz şey ne oluyor burada? İkincisi teoriler sürekli bir şekilde refine edilir, elekten geçirilir daha az açıklayıcı olan yada yanlış olduğu öğrenilen varsayımlar atılır vs.vs devam eder ve eldeki durumu daha iyi açıklama yönünde sürekli ilerler bir teori. Dogma olsaydı bilimde, sabit fixed bir açıklama beklememiz doğru olurdu. Fakat durum öyle değil. İğreti yama şeklinde göremeyiz bunları, her teori için bu geçerlidir. Bugün birçok güçlü teorinin orasına burasına geçici sabitler eklenmiştir. Herhalde Einstein da iğreti bir yamacı değildi. “Gerçek tüm çıplaklığı ile ortadadır” diyorsunuz. Fakat şunuda unutmayalım, bilgilerini kullandığınız insanlar, yani bilim yapan insanların hepsi sizin çıplak dediğiniz şeyi göremiyor. Milyonlarca, her ırktan ve farklı dinden bilim insanının bilmeyip sizin bildiğiniz birşey var demek ki. Üstelik onların ürettiği bilgiden yola çıkarak! Başka bir açıklaması yok. Nedir bu diye çok merak ediyorum?
Evet, ID yani yaratılışcıların mantık yürütme biçimi hem Argument from ignorance hem de Argument from lack of imagination dur, daha farklı kategorilere giren şeyleri de vardır yukarılarda göstermeye çalışdığım gibi.
Demski nin aynı mantık yürütme biçimini sürekli görüyoruz her yerde;
hay hay! Demskinin imagination u kıt ve gösterilen şeyler karşısındaki ignorant tavrından başka birşey değil. Who are you, and what are your experiences? Neredeyse tüm argümanları yukarıdaki gibi tamamen “subjektif” yargılara dayanıyor. Yukarıdaki şeyin bilimsellik kantarındaki ağırlığı tüy den hafiftir, neredeyse zıt yönde bir ağırlığı var. Destek olması için ortaya sunduğu kanıt ise bir üniversite öğrencisinin yemek arasında çürütebileceği cinsten. Yukarıdaki arkadaşın verdiği linkten bu çürütmelerden bir tanesini görebilirsiniz. Yada isterseniz üzerine yazılmış bitirme tezi bulayım. Herhangi bir şekilde alıp bilimsel olarak üzerine birşey bina edebileceğimiz birşey değil. 1 tanecik olsun bilimsel bir kriteri tatmin edebilecek düzeyde değil.
Micro evrim hakkında yazdığınız evrim konusundaki sürekli vurgulanan “ignorant” tavırdan başka birşey değil kanımca. (Kızmayın sakın, bunları hakaret olarak kullanmıyorum) Kaynak copy-paste etmiyeceğim, çünkü minik bir gayret ile netten birkaç bin tane belge bulabilirsiniz o düzeyde evrimin kesin bir şekilde gözlemlenebildiği hakkında. Ve ayrıca diyorsunuz ki;
Bana bir tane eli ayağı düzgün bir bilim insanı gösterebilirmisiniz micro evrim ile 3-5 günde organ vs. gelişebilir diyen? Sizin bu yaptığınız, dağa ava çıkıp, kümesden çaldığımız tavuğu vurmak gibi birşey :) Acaba neden micro evrim deniyor?
Ayrıca alıntı yaptığınız Michael Denton micro evrimi hatta türleşmelerin proven bir fact olduğunu kabul ediyor. Kim neyi nasıl savunuyor karışıp gidiyor bu alıntı yapma işlerinde. Stratejimiz illa karşı çıkmak(ignorance) üzerine kurulduğu için sunduğunuz şeyler de çok eklektik, bütünlükten yoksun oluyor gibime geliyor.
Ve Denton dan alıntı yaptığınız pasaj tamamen onun bilgisizliğinden kaynaklanıyor(idi). Hemen ekliyelim bu arada; argument from personal incredulity :) Yani kişi kendi bilgisinin tam olduğuna inanıyor. Onun bilmediği şey, ona göre var olmayan birşey. Ama öyle değil işte,böyle süpersonik insanlar bulunmuyor. Onun bilmediği şeyi başkaları kafa yorup bilmeye çalışıyor. Bugün çok açık bir şekilde söz konusu genetik yapıların değişiklik gösterip fakat yinede benzer yapılar şekillendirebileceğini gösterildi. Ben kendi işimde bile görüyorum benzer şeyleri. nöron ağlarının(Neural Network) belirli bir patern e uygunluk göstermesinden sonra, yine aynı seçici süreçten defalarca geçirmeniz benzer sonuçları verebiliyor. Fakat ağın konfigurasyonu değişmiş olabiliyor bu süreç de. Bundan bir sonuç çıkartamazsınız. Çıkartabilmeniz için konfigurasyon uzayındaki tüm mümkün varyasyonları biliyor olmanız lazım.
Herhangi bir çelişki yada problemin olmadığı açıktır o noktada.
O kişilerin istediği gibi illa düz mantık ile, tornadan çıkmış kafamıza uygun bilgiler her zaman mevcut değil. Hemen apaçık önümüzde odun gibi birşey görmek istiyoruz, göremeyincede tümden yok sayıyoruz. Lego değil ki bu, karmaşık biyolojik yapılara lego muamelesi yapıp bize herşeyi apaçık göstermesini bekleyemeyiz ki. Ne gerek var o zaman bilim yapmaya üniversite kurmaya mikroskopla alet edevatla uğraşmaya, türlü türlü matematiksel modeller kurmaya? Harun Yahya da size yukarıdakileri aktarırken bunları anlatmıyor tabi. O ekip direktman alıp çevirip yayınlıyor (telif ödüyor mu acaba?). Ki size aktardıkları şey 15-20 yıl önce Amerikada tedavülde olan şeyler idi. O yüzden terar tekrar bizde aynı şeyler çıkıyor 15-20 geriden gelerek. Bugün ID bile birçok şeylerini savunmuyor. Mesela Behe bile ortak atayı filan savunuyor, tasarımlı masarımlı da olsa. Gerçi sizin akıllı tasarımcı olup olmadığınızı tam olarak bilmiyorum, haksızlık etmek istemem şimdi.
Şunu da lütfen anlayın, sürekli bir şekilde aynı iddiaların sanki yeni imiş gibi sunulması insanı yoruyor gerçekten. Sonsuz bir deja-vu içersindeymişiz gibi. Mesela yukarıda problemli dediğiz konular ben diyeyim bin siz deyin 10bin farklı çalışma ile tamamen yanlış dayanaklar üzerinde kurulduğunu gösteriyor. Tamda bu yüzden ID “yeni nesil” kanıtlarını piyasaya sürdü, boşuna değil. Eğer gerçekten öğrenmek istiyorsanız internette bile konu ile alakalı tonlarca yazı ve makaleye ulaşabilirsiniz. Eğer onlar sizi kesmez ise Denton un daha sonra kendi yazdığı kitabına başvurmanızı öneririm. Alıntı yaptığınıza göre güveniyor olmalısınız? “Nature’s Destiny” diye bir kitabı var. Kendi savlarının apaçık yanlışlığı kabul ettiği bambaşka bir evrim tahayyülü var. Bak bizzat Denton diyorum, başkası değil. Onu bırakın, ortak atayı(common descent) da kabul eder noktasında artık. Tabi işin içine hala Adam Smith vari bir “gizli el” sokuyor ama o kadarlık da olsun artık canım. Micro evolutiondan evrimleşip common descent diyor adam. O yüzden 1-2 tane şartın lafı olmaz bu saatten sonra.
Neyse,.. adamın artık kendisinin bile savunmadığı “kanıt”ları siz bize kanıtmış gibi sunuyorsunuz. Ve “gerçek tüm çıplaklığıyla ortadır” diyorsunuz. Evet, bencede gerçek tüm çıplaklığı ile ortada.
Yazan:blue Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Ben bu işlerden pek anlamıyorum. Zira mühendislik okudum, evrim filan pek anlamıyorum. Anladığım şu:
Bir grup insan inancını zedelediğini düşündüğü için a-priori evrimi reddediyor. Bir grup insan da a-priori evrimi kabulleniyor.
ID’ciler konusunda, benim bildiğim kadarıyla genel eğilim evrimin olabileceği ama Darwin’in açıkladığı şekliyle bunun kör tesadüfler ve mutasyonlarla açıklanamayacağı; ayrıca tür içinde varyasyonlar olabileceğini ama bir türden diğerine geçiş olamayacağını düşünüyorlar. Dolayısıyla Novo Nordisk’in yeni nesil ilaçlarının ID’cilerle ne işi olduğunu anlayabilmiş değilim.
ID’cilerin crypto birer yaratılışçı oldukları, bilim dünyasına “sızabilmek” için farklı argümanlar seslendirebilmelerini de alaturka bir komplo teorisi olarak değerlendiriyorum. Hem bence ID’cilerin neci olup olmadıkları değil sordukları sorular ve bekledikleri cevaplardır önem arzeden. Behe’nin sorularına verilen cevaplar, ID’nin bilim dünyasında o kadar da hafife alınmadığını gösteriyor. Dicovery’nin Hudson’la bağlantı kurma çabalarının Harun Yahya’nın evrimle siyonizm bağlantıları kurmasından pek bir farkını göremiyorum. “Heyooo evrim dünyada bitti, uyanın” diyenlerle “heyooo, evrim tek gerçekliktir uyanın” diyenler arasında da yakın bir fikri paralellik görüyorum.
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Sayın daha ne göstermemizi istiyorsunuz? Yukarıda balbazar olayı daha iyi ve açıklayamazdı herhalde. Her iki tarafdakileri “a-priori” birşeyi kabul eden insanlar olarak göstermeniz hiç doğru değil. En hafif deyimiyle haksızlık. Ayrıca birilerinin kabul edip etmemesini tartışmıyoruz Blue bey. Beni şahsen pek ilgilendirmiyor başkasının neyi kabul ettiği. Fakat ortada yalana dayalı bir kampanya var. Bunu daha açık nasıl gösterelim? Bilim olmıyan şeyi bilim imiş gibi göstermeye çalışanlar var, ve bunu yaparken her türlü yöntemi kullanıyorlar. Bu kadar yazılan çizilenden sonra lütfen bunu görmezden gelmiyelim. Galatasaray Fenerbahçe maçı değil bu.
A-priori evrimi kabul eden de yok, yöntemlerini sergilediğimiz insanlarla bütün bir bilim camiasını aynı kefeye koyamayız bu kadar kolay bir şekilde.
Peki o zaman buna dayanak olarak gösterdiğimiz şeylere tek kelam etmiyecekmisiniz? Heşeryi boşverin de, şu kitap olayını lütfen açıklayın o zaman. Başka fikileri savunan bir kitabı alıp “creation” geçen yerleri “intelligent design” ile değiştirmelerini nasıl açıklarız? Komplo teorisi değil, bence gerçekler apaçık bir şekilde yüzümüze karşı bağırıyor. Görmek istemiyorsak görmiyelim ama aksini iddia edeceksek ortaya konulan şeylerin dayanaksız olduğunu gösterelim.
Bilimsel bazde bu adamları ciddiye alan yok, ama bu insanların para,politika ve lobi güçlerini ciddiye alıyorlar. Yukarıdaki aşırma kitabı çocuklara okutmaya çalışıyorlar! Dünyanın en önde teknoloji üreticisinden birisi olan amerika buna izin verir mi sizce? O yüzden elbette ciddiye alıp bunların neden bilim olmadığını gösterecekler. Ve yaratılışcıların bilim dünyasındaki hafifliği yaklaşık olarak 0.05% altında yapılan araştırmalara göre.Bunları savunan insanların yaklaşık sayısı 600-700 akademisyen, teologundan din bilimcisi dahil. Bilimsel output ları ise yaklaşık olarak ~%0.0. Bu Amerikadaki durumları. Dünyanın geri kalanında pek varlıkları yok. Yani sunulduğu gibi ciddiye alınmış, bilim dünyasını allak bullak etmiş birşey değil. Ben yazılım mühendisiyim. Bizim ülkemizin bilim ile kurduğu garip ilişkisi kafama taktığım için zaman ayırıp arada yorum yazıyorum. Yoksa konunun uzmanları panik içinde ne cevap vereceklerini şaşırmış değiller.
Hemen farkı göstereyim. Harun Yahya yalan ve dolanı yöntem olarak seçmiş bir insan. Eğer buna karşı çıkan varsa çok somut ve açık olarak gösterilen çarpıtmalarına bir açıklama isteme hakkımız var diye düşünüyorum. Discovery ve Hudson arasında bağlantıyı da ben kurmuyorum, bağlantı zaten kurulmuş, ben sadece olanı gösteriyorum :)
Kendileri zaten inkar etmiyor da, şöle bir link vereyim. Bu insanların profilini göstermesi açısından iyi bir örnek:
Bruce Kerry Chapman(kurucuları), John Wohlstetter… male,white,conservative,straight,christian, republican, reagan, bush vs.vs.. Amerikanın gülümseyen aydınlık yüzü. Bakınız bir mektuba kardeş kardeş imza atmışlar bu enstitüler. Mektubun içeriği de dünya barışı ile ilgili (ayyy ne cici), bir bakın isterseniz. Bakalım şuradan ne deniyor. Yada zehir hafiyecilik oynıyacağımıza wiki ye bakalım şuradan… Bunlar bana pek komplo teorisi gibi gelmiyor. Kim ve hangi zihniyetin temsilcisi oldukları apaçık belli. ki çok da önemli değil bu illaki bilimselliklerine (hani olsa) gölge düşürmez. Fakat dediğim gibi amerikan aşırı sağınından bu kadar etkileniyor olmamız pek ilginç geliyor bana.
O yüzden;
demeniz zannedersem dayanaksız. Ki bizler, balbazar ın dediği gibi popüler yönündeyiz.
Yukarılarda da bu kadar yazılandan sonra, herhalde daha iyi açıklanamaz durum. Balbazar ın yorumu gayet açık ve net olarak durumu gösteriyor kanımca.
Yazan:blogGezer Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Arkadaslar, kusura bakmayin ama; bu tasarimcilara karsi cikan arkadaslarin soyledikleri biraz dogru gibi, an azindan daha ikna edici. bilimin vardigi yeri inancimiza dusmanmis gibi gostermek kendimize ve ulkemize yazik etmektir. Sahsen allahin bole ikide bir maddesel dunyaya mudahale ediyor olmasi pek benim aklima yatmiyor. evrenin en basinda, bir defa da yapimiyor mu ki iki de bir genetik duzeyde yada baska seylerde mudahale etsin? doga kanunlarini evrime izin verecek sekilde yapamiyacak bir allah tasavvuru allahi kucultur bana kalirsa. bilime karsi cikacagimiza ulkemizin bu alanda ilerlemesine on ayak olmaliyiz. yoksa bu sekilde devam eder gideriz, el ogluna bagimli kaliriz her alanda.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Klasik “evrim = gerçektir” ve buna karşı çıkan rezildir, aptaldır saçmalıkları devam ediyor.
O kadar büyük bir dogma ki “evrim gerçektir” ifadesi, evrimi sorgulayan herhangi bir araştırma bir veri, bir fosil bir bilim adamı anında çöpe gönderiliyor üstü örtülüyor.
Körler ve sağırlar birbirini ağırlayabilir mahzuru yok. Fakat yadsınamaz gerçekliklr var. O da darwinian mekanizmaların evrimin gerçekleşmsi için yeterli olmadığını ispatlandığı gerçeği.
Behe “Darwin’s Black Box”u yazalı 10 yıldan fazla oldu. Yukarıda darwinian evrim lehine uzun yazılar döşeyen arkadaşlardan birisine sormuştum, “okudunuz mu?” diye, “okudum” diyememişti. Kim ile neyi tartışacağız?
Halen Behe’nin İK argümanına ilişkin olarak ona verilmiş sağlıklı ve ikna edici bir cevap yok. Bir kaç ciddi cevap denemesi dışında sadece saldırı var, “yaratılışçı” diye etiketleme var. Sanki bilim materyalist/naturalist olmak zorunda imiş gibi.
Darwinan evrim naturalizmi doğaya doğrulatma çabası, lakin bunu ne teorik ne de fosil tarihi bakımından gösterebilmiş değil. Doğayı incelerken nedensellik muhakkak başat rol oynamalı ama kafasına vura vura olmayan birşeyi gerçekmiş gibi göstermek ancak dogmatik bir ideologun tavrı olabilir. Şu an darwinistlerin yaptığı bu; hem ellerinde iddialarını doğrulayacak verilerden mahrumlar hem, teoriye çok ciddi itirazlar var hem de bunları yanıtlamak yerine “rezil, yaratılışçı tu kaka” diye hakaret ederek “illaki bizim dediğimiz doğrudur” diye müthiş bir dayatma içindeler.
W.Dembski’nin “The Desing İnference” kitabındaki matematiksel çözümlemele de cevap verilmiş değil.
Tüm bunların yanında geçtiğimiz aylarda Behe ” The Edge of Evolution: The Search for the Limits of Darwinism” adlı yeni kitabını çıkarttı. Bu kitapta da darwiniam mekanizmaların sınırları açık şekilde gösterilmiş. Yani darwinian mekanizmalar türlerin kökenini açıklayamıyor.
Daha büyük sorun “yaşamın kökeni” üzerine. Şu ana kadar hayatın kökeni üzerine hiçbir tutarlı materyalist teori ileri sürülemedi. Aklı başında darwinistler “bu darwinian teorinin konusu değil” diyerek manevra yaparak sıyrılmaya çalışıyor.
Bir de bilimsel gerçek olarak lanse edilen darwinian evrime yonelik eleştirel bakışından dolayı başına neler geldiğine ilişkin olarak R. Minton Darwinizmin Mitleri kitabının özsözünde bakın ne diyor:
Bu mu bilimsel teori? Bilimsel teoriler böyle savunuluyor demek ki.
Darwinian evrim gerçekliğinden tamamen bağımsız bir şekilde -ki gerçek olma ihtimali beni hiç rahatsız etmiyor- tam anlamıyla naturalizm dininin itikadı olmuş durumda.
Çünkü naturalizm/materyalizm darwinian evrime mecbur.
Benim işim evrim ile değil, gerçek ile. Gerçekten olan ne ise onu bilmek istiyorum ben, darwinist evrim ise darwinist evrim, yönlendirilmiş evrim ise yönlendirilmiş evrim. Işınlanmış bir yaratılış ise ışınlanmış yaratılış.
Materyalist bakışın özeti şu: “Evrim mutlaka gerçekleşmiş olmalıdır, çünkü materyalizm için başka yol yok.” İyi de bundan bana ne kardeşim, sizin felsefi inancınızı doğrulatacağım diye varlığına dair kanıt göremediğim şeyi niçin kabul edeyim?
Bir de yukarıda homoloji konusu tartışılmış. Homoloji ne darwinian ne de farklı türeme yöntemileri (Mesela evrimci AT) için kanıt olamaz. Kendi aralarında bile neyin kanıt olup olmadığını tartışıyorlar. Daha önce elli kere sordum cevap alamadıım. Tekrar sorayım.
Aşağıdaki dioalog J.Wells’in kitabında (Icons of Evolution) anlattığı hayali bir zeki öğrenci-öğretmen diyaloğu. Burada Wells evrimsel açıdan temel anlamı olan homoloji kavramının ne derece önkabullerle bezeli olduğunu gösteriyor:
İşte moleküler evrim konusunda da anotomik karşılaştırmalarda da yapılan bu değil mi?
Bu mu bilimsellik? Yahu bu vıcık vıcık inanç?
Sadece kavramsal hatalar mı? Hayır. Detaya inildiğinde ve incelemeye herhangi bir önkabulle başlanmadığında görülen M.Denton’un şu tespitidir: “Moleküler seviyede balıktan amfibiyene, amfibiyenden sürüngene ve sürüngenden memelilere evrimsel geçişin hiçbir izi yoktur. ” (Shattering The Myths of Darwinism)
Zaten spesifik olarak da milyonlarca tür arasından sadece bir tanesinin bile başlangıcından bugüne kadar hem teorik ve hem de fosil bakımından darwinist aşamalara uygun soy ağacı ortaya çıkarılamamıştır. Mevcut soyağaçlarının hepsi sadece yetersiz teorik varsayımlara dayalı, fosil bakımından tutarsız, çok eksik, kronolojik sıraya uyumsuz ve a priori kabullere göre şekillendirilmektedir. Yine tamamı “evrim gerçekleşmiştir” önkabulü ile başlanmış totolojik varsayımlara dayalıdır?
Darwinist evrim ancak biyokimyasal düzeyde ve yaşamın fosil tarihine bakılarak doğrulanabilir. Fakat bu ikisinde de darwinizm müthiş bir biçimde çuvallamıştır.
Yani böyle totolojilere göz yumsak bile önkabulsüz yaklaştığımızda, ortada ne türlerin ortak atadan geldiğine dair ne de yaşamın doğal yollarla oluştuğuna dair HİÇBİR KANIT yoktur.
Darwinizmin sorunu sadece bunlar da değildir, yukarıda da dediğim gibi en önemli soru “hayatın başlangıcıdır” ama ne buna ne de türlerin kökenine dair verilmiş hiçbir darwinist cevap yoktur.
Ortada bir hopkuspokus teorisi varsa buna en çok uayn darwinizmdir fazla uzağa gitmeye gerek yok.
Tanrı yaratılışın yöntemi olarak darwinist evrimi de kullanmış olabilir. Ama ya delil? Darwinizm mekanizma olarak gösterilemedikten sonra fosil açısından doğrulansa bile -ki bundan çok uzaktır- anlamsız bir felsefi akıl yürütme olarak kalacaktır. Çünkü Tanrı türleri aşamalı olarak da yaratmış olabilir.
Darwinian evrimden hiç de rahatsız olmadığım halde gerçekliğin bu kadar ters yüz edildiği, önkabullerin bilimsellik diye kakalanmaya çalışıldığı farklı görüşlerin çeşitli sıfatlarla aşağılanlandığı, eleştiriye bie tahammul edilemediği bu tip darwinian evrim tartışmaları artık bana gına getirdi.
Entellektuel namusa önem veren insanlar bu kadar ön kabullerle bezeli olamaz, olmamalı. Yaşam mutlaka ve mutlaka naturalist bir biçimde türemiş olmak zorunda değil.
Delilleri takip edelim ve bizi nereye götürürse oraya gidelim, hiç gocunmadan.
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
1. Kendisi dışındaki bir entelektüel faaliyet alanına tecavüz etmeyi iş edinmiş ve 100 yıldır bu konuda hem entelektüel hem de hukuki düzeyde sürekli yenilgiye uğrayan bir hareket için, saldırdığı faaliyet alanı ile “eşit” sayılmak büyük bir zafer olsa gerek.
2. Evrim kuramının canlılığın çeşitliliğine dair tek genelgeçer bilimsel açıklama olduğunu kurumsal düzeyde beyan etme gereği duyan üç kurumun adını yeniden düşeyim: Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi, Avrupa Konseyi, Katolik Kilisesi. Üçü de alanlarında otorite kabul edilen, ana akımı temsil eden, ciddi denetleme ve temsil mekanizmalarına sahip köklü kurumlar. Üçünün de faaliyet alanları birbirinden farklı.
Bu ve diğer birçok kurum tarafından hakkı verilen bir bilimsel kuram ile köktenci akımlarca desteklenen bir siyasi hareketi aynı kefeye koymak biraz insaf gerektirmez mi?
3. Olayları değerlendirirken tarihsel bağlamından çıkarmamızın gereği nedir? Tarihsel gerçeklerin ucunun birilerine fena halde dokunması mı? Kendi kendimizi kandırmak mıdır amacımız?
Akıllı tasarım, yaradılışçılık adlı köktendinci akımın devamıdır, organik bağları güçlüdür ve akıllı tasarımı değerlendirirken bu gerçekleri dikkate almak boynumuzun borcudur. Çünkü bu gerçekler olayları doğru değerlendirebilmek için hem önemli, hem gereklidir. Mesela, IDciler de yaradılışçı geleneğe devam edip quote mining (bağlamından çıkararak cümle alıntılama) yaparlar, quote mining yaptıklarını göz önüne almazsanız iddialarının tutarlı olduğu sanısına kapılmak çok kolaydır.
4. Evet, akıllı tasarım entelektüel düzeyde hakettiği ölçüde ciddiye alınmış, bilimsel olarak ciddiye alınabilecek argümanlarının yanlış olduğu hem teorik hem deneysel olarak gösterilmiş, temelde bilimsel değil ideolojik olduğu savı hukuki olarak da onaylanmıştır. Bütün bunlar yok sayılarak ve gerçekler gizlenerek fanatikleri tarafından evrim kuramına alternatif bilimsel kuram olarak gösterilmeye devam etmesinin nedenlerini anlamak için ise tarihsel bağlama bakmak zorundayız.
5. Size sorayım: Bir önceki yorumumun A kısmında saydığım gerçeklerin doğruluğunu kabul ediyor musunuz? Bunların akıllı tasarımcı yahut yaradılışçı cenah tarafından kamuoyundan gizlenmesini doğru buluyor musunuz? Evrim kuramı ile yaradılışçılık arasında B kısmında listelediğim farklar geçerli midir? Geçerliyse neden önemli değildir?
6. Evrimin a priori kabul edildiği savı en basit ifadeyle yanlış. Şu gerçekleri üstüne basarak tekrar söyleyeyim: (i) Bilimsel literatüre giren herşey nesnel delillere dayanmak zorundadır ve denetlenir, (ii) bugünkü bilimsel literatürde evrim kuramı çok fazla delille desteklenen ve çok önemli yer tutan bir paradigma olarak kabul görür. Bu gerçeklere mi inanacağız, yoksa sürekli aynı kitle tarafından ezbere tekrarlanan savlara mı? Bu tezi desteklediği öne sürülen “homolojinin totoloji olduğu” savının neden geçerli olmadığını yukarıda detayıyla açıkladım. Cevap veren oldu mu? Hayır. Okuyup anlamaya çalışan oldu mu? Sanmıyorum. Aynı ezberi bağırmaya devam eden oldu mu? Çok.
Yiğidi öldürün ama hakkını yemeyin Sayın Blue. Yeni bilgilere ulaşmak için çaba gösteren milyonlarca bilim insanını, gerçekleri saptırmaktan medet uman bir grup fanatikle aynı küfeye koymayın. Eğer bunu iddia edecekseniz de iddianızı sağlam temellere ve objektif bilgilere dayandırmanız gerekir, bu sitede estirilen havaya değil.
7. Evrim kuramına göre canlılığın bugünkü biçimini alması tesadüf değil, dünyadaki koşulların gereğidir. Yaradılışçı literatürün saptırmalarına itibar etmeden önce, ekşi sözlükte sirius’un kısaca listelediği yanılgılara (sirius imzali olanlari) bir göz atmakta fayda var. Gerçekten, yeterli entelektüel donanıma sahip insanlarsınız, “uyanın”.
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Tarık Bey, homoloji konusundaki detaylı açıklamamı okumaya ve cevap vermeye gerek duymadan çok değerli diyaloğunuzu yine copy-paste etmişsiniz. Bu mu entelektüel namus?
Aynı şeyleri ezbere tekrarlayarak ve sıkıştığınızda kişisel hakaretlere başvurarak sadece kendinizi küçük düşürüyorsunuz.
Beni düşünce terörizmiyle itham edecek kadar ileri gittiğiniz başlıkta size samimiyetle detaylı cevap vermiştim, tek cümlelik cevap vermeye bile gerek duymadınız, okuduğunuzdan bile şüphe ediyorum. Ama bu başlıkta yeni bir tartışma ortaya çıkınca hemen yetiştiniz ve yazılanları okumadan aynı şeyleri tekrar tekrar copy-paste ettiniz. Gerçekten, ayıp.
Size şu noktaya kadar yürekten saygı duyuyordum, ama insanları salak yerine koyarak, ne söylendiğini umursamayarak, tekrar tekrar aynı içi boş şeyleri söylediğiniz yukarıdaki yazınızı görmek beni hayal kırıklığına uğrattı. Gerçekten üzüldüm. Umarım yanılıyorumdur.
Yazan:T. Suat Demren Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Benim sizinle olan diyalogum, ilgili başlıkta şahsıma yönelik ağır ithamlarda bulunduğunuz o yorumunuz (en son olan değl, ondan daha önceki(ler) dan sonra bitmiştir Sayın Balbazar.
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Aslında size teşekkür etmeliyim, çünkü yukarıdaki tablo yaradılışçılar ile bilimsel düşüncenin rahat bırakılmasından yana olanlar arasındaki tavır farkını sergilemek açısından eşi bulunmaz bir delil oluşturuyor.
Bir yanda her soruyu dinleyip tek tek cevaplamaya çalışanlar, öte yanda kimseyi kaale almadan monolog yapanlar…
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Okumadınız yani? Teşekkür ederim.
Bundan üç-beş ay önce siyasi bir tartışmada karşısındakinin “olgun”luğu hakkında yorum yapmaya kendinde hak gören birisinin, başka bir konuda tartışılırken karşısındakine “kurt adam”, “düşünce teröristi” gibi yakıştırmalar yaptıktan sonra “şahsıma hakaret ettin” diye tartışmayı kesmesini, kusura bakmayın ama, samimi ve tutarlı bulmuyorum.
Kendi sorununuz elbette, benim kendimi açıklamak boynumun borcuydu, yazdım, okuyup okumamak size kalmış.
Ben sizin değerli bir insan olduğunuzu biliyor ve yaptığınız hatayı kabul edecek potansiyele sahip olduğunuzu biliyorum. Onun için kızgınım ama küs değilim, size, düşüncelerinize ve dostluğunuza her zaman kapım açık.
Bu fazla kişisel oldu, ve yukarıdaki paragrafımın kamuoyuna karşı “göstermelik iyi niyet” olarak algılanmasını istemem. Onun için isterseniz bunu yayınlamayın. Hatta bir öncekini de silerseniz memnun olurum.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Sayın Balbazar,
Hayır silmeye gerek yok –bence- tartışmanın atıfları için gerekli de.
Ben okumadığımı söylemedim, sadece diyalogum bitti dedim. İkisi çok farklı şeyler.
Karşımda şimdiye kadar darwinian evrime yapılmış en sağlam eleştirinin birincil kitapları olan “Darwin’a Black Box”, “The Desing İnference” “The Edge of Evolution: The Search for the Limits of Darwinism” gibi kitapları okumamış birisi var.
Ben mi monolog yapıyorum siz mi?
Anadolu’da “sidik yarıştırmaya vaktim yok.” derler. Şimdiye kadar yazdığınız herşeyi çürüten deliller getirdim, yazdıklarınızın tamamına madde madde cevaplar verdim (O bahsettiğiniz başlıkta) Siz ne yaptınız? Bir sürü etiketleme ve aşağılama.
Önce farklı fikirlere tahammul etmeyi öğrenin. Ben darwinian evrimden hiçbir bakımdan rahatsız olmuyorum ve yeterli delil olsa çıkar onu savunurum. Peki siz darwinian evrimden yetersiz delil ya da çürütülen argümanlar yerine vazgeçmeye hazır mısınız? Naturalizm dışı açıklamalara tahammülünüz var mı? Yok değil mi?
Benim darwinizm üzerine okuduğum kitap okuduğum roman sayısından fazladır. Eleştirimi işkembeden yapmıyorum ana kaynakları okuyup öyle yapıyorum. Ya siz? Daha AT hakkında başta 10 yıl önce yayınlanmış ana kaynağı olmak üzere birçok eseri okumadan AT’yi çürütmeye AT’cileri etiketlemeye çalışıyorsunuz. Ben sizin yerinize olsam AT hakkında tek kelime etmezdim.
Entelektüel namus demiştik değil mi?
Felsefe hikmeti seven demektir. Hakikat değerlidir, bu arayışı yapanlar da. Benim işim hakikatle, kör dövüşü ile değil. Siz hakikati aramıyorsunuz siz inancınızı doğaya doğrulatmaya çabalıyor aksi gösterilince de saldırganlaşıyor, etiketlerle kategorize ediyorsunuz.
Kulvarlarımız çok farklı.
Dostluk apayrı birşey, benim buradaki kastım bilimsel tartışmadır. Ben dostluğa kapımı hiçbir zaman kapatmam, bundan siz de azade değilsiniz. Ki ta en başlarda sizin için en hüsnü zan içeren düşünceler de benimdi bu sitede.
Selamlar.
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Suat bey, sanki bir çurumun kenarında boşluğa konuşuyormuşuz hissi uyandırıyorsunuz bende. Tonlarca copy paste yapmadan önce burada söylenilenleri takip etmezsek anlamsız bişi çıkar ortaya, bunun adı da diyalog olmaz.
Yukarıdakilere rağmen şunu
nasıl iddia edebiliyorsunuz? Görmek istememek bir kanıtlama yöntemi değildir!!!
Söylenilenlere tek tek bakıyoruz insanların, ama siz copy paste ile ortamda hava bırakmıyorsunuz. Bi bakın hele ne diyor başkaları. Ben Behe nin kitabını 75% okudum. Konu açıldıkça tekrar tekrar okumalarımdan herhalde o kitabı 3-4 defa okumuş sayılırım. Yukarıdaki arkadaşların iddialarına tek tek bakıyorum, ama sonra lap diye 30 paragraf yeni bir alıntı gelyor bir yerden. Bunun bu şekilde sonu yok. Demskinin matematiksel denilen kanıtına yukarıda güzel bir inceleme var. Bide şurada var. Bi bakın bakalım ne diyor adam. Hatta orada programın kaynak kod vesairesi var. Madem bu kadar iddialısınız bi deney de siz yapın sonuçlarını tartışalım. Ele avuca gelen somut birşey olur. Hem belki bizi ikna edersiniz.
Yada karşımızdaki insanların dediklerini ciddiye almıyacaksak burada boşuna vakit kaybetmiyelim.
Ve Türker Bey sizin yazdığınız yorumu okudum(yani zaman ayırdım), ve elimden geldiğimce inceledim (yani ciddiye aldım), şundan şundan dolayı temelsizdir dedim (yani kafa yordum). Bir cevap vermiyecekmisiniz? Denton hakkında bir yorumunuz yok mu o kadar alıntı yapmanıza rağmen? yoksa sizde mi yeni alıntılarla devam edeceksiniz?
Yazan:T. Suat Demren Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Fuat bey,
Ne tesadüf bende de sizin yazdıklarınız aynı hissi uyandırıyor, neden acaba?
Buraya eklenen her yorumu okuyorum, çünkü benim mailime geliyor ve ben onaylıyorum.
Buraya yazılanları yine bu sitede defalarca konuştuk, çeşitli başlıklarda bulabilirsiniz. (Bilim kategorisinde bulabilirsiniz.) Tekrara girmekten usandığım, darwinist tarafın önkabullerini yakınen müşahade ettiğim için ve tartışmanın faydasızlığına inandığım için sesimi çıkartadım/çıkartmıyorum.
Çünkü kimse ile “inancını” tartışmak istemiyorum.
Onca şey yazdım verdiğiniz cevabın kısalığı da zaten bu konu hakkında karşılıklı tartışmanın ne kadar zor olduğubelli oluyor. Verdiğiniz linkten de başkalarından da haberim var. Peki sizin Dembski’nin cevaplarından haberiniz var mı? http://www.arn.org da yüzlercesini bulabilirsiniz.
Dembski’nin yazdıklarından ikna olmamak başka Demski’yi vb.lerini çalışmalarından dolayı (evrime itiraz ediyorlar diye) aşağılamak kategorize etmek çok başka şey.
Ben de darwiniam mekanizmalardan, macro evrim denen hokus pokusa dair kanıtsızlıktan dolayı darwinian evrime ikna olmyorum mesela.
Neyin örneklemesini istiyorsunuz? “Bu bundan evrimleşmiştir” gibi mi? Ya böyle bir modelleme yoksa? şapkadan tavşan mı çıkartacağız, naturalizmin ulu hatırına?
Naturalist önkabul o kadar “gerçek” bir hal almış ki farkli bir açılım düşünülemiyor bile.
Copype paste olan kısımlardan birisi, fundemantalist darwincilerin dinlerine saldırılmış gibi olan tavırlarına dair ampirik bir örnekti. cevap? Yok. Diğeri de bu başlıkta konusu geçmiş, başlıca çarpıtma yöntemlerinden olan homoloji kavramına yönelik olarak mantıksal açıdan totolojik olduğuna dair çıkarım. Ne yukarıda ne de sizin yazdıklarınızda bu ikisine de bir cevap yok.
Ya bunlar dışında diğer yazdıklarıma? Bunlara da cevap yok.
Turker’in yazdıklarına da. Akıl oyunu tapmaya çalışmayın, başka yzılar da istemeye gerek yok, yazılanlara cevaplar verin yeter.
Bir kere burada yöntemsel olarak anlaşamıyoruz. Önce sizler darwinian evrimin “tartışılabilir” olduğunu kabul edecek bilimsel teorilerin “yanlışlanabilir” olduğunu söyledikten sonra sözkonusu darwinizm olduğunda çamura yatmayacaksınız. Sizin AT için ilk bu başlıkta ilk söylediğiniz sözler bu konuda ne kadar tahamüllü olduğunuzu gösteriyor.
Ve eğer amacınız “hakikati arama” ise natıuralizm dışı açıklamalara baştan kapıyı kapatmayacaksınız. Siz kendinizi bir takım gözlüklerle sınırlandırıyorsunuz diye herkes aynı şeyi yapmak zorunda değil. Hakim bilimsel paradigma materyalizm olduğu için darwinian evrim bu kadar güçlü ve saldırgan, delillerden dolayı değil.
Selamlar.
Yazan:Uluğ Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Yorumlar yine almış başını gitmiş. Nerden başlasam bilemedim. Yine yeni bir monolog başlatmanın kimseye bir faydası olur mu acaba? Size cevap verilmemiş hiç bir husus yoktu sayın Balbazar. Hiç birini anlamadınız. Anlamak için bir çaba da göstermediniz. Anlamadığınızı ve çelişkilerinizi defalarca gösterdim halbuki.
Sayın Red de iyi yakalamış: Homolojinin totoloji olduğunu. Açıklamalarınızı çürütmek hiç de zor değil. Kademeli yaratılış bile yazdığınız dört maddeyi çürütmek için yeter(Gerçi değişik versiyonları olan bilgisayar program örneğimi tercih ederim.). Homolojiyi hala bir delilmiş gibi kullanmanız bile sizin yaratılışçı/IDci dediğiniz gruba ithaf ettiğiniz bütün sapıkca düşüncelerinize yeterli cevabı verir. Sizi gidi sütten çıkmış ak kaşıklar sizi! Gören de evrimcileri gerçekten entellektüel bilim insanları zannedecek.
Yorumlarımda ben nerdeyse hiç bir alıntı yapmadım. Harun Yahya’nın hiç bir kitabını okumadım. Akıllı tasarımla ilgili de hiç bir kitap okumadım. Hiç bir grupla hiç bir bağım yok. Zeyno Baran’ı da sevmem. Kendisinin Türkiye’de başka gruplarla bağlantısı var zannediyordum. Meğersem benimle ilgisi varmış ve bizler Türkiye’nin bilimsel geleceğini karartıyormuşuz. Meğersem biz ne fena adamlarmışız. Emin olun benim bu ülkenin bilimine olan katkım sizin hayal gücünüzün çok ötesinde.
Sadece aldığım eğitim ve biraz internet araştırması ile size cevaplar yazdım. Hiç birini anlamadınız. Bunu gayet net bir şekilde görüyorum ve söylüyorum. Evrimi ispatlamak(!) için yaptığınız psikolojik harekatlardan dolayı da sizi kınıyorum. Bu kadar bilim adamı salak mı da inanıyor şeklindeki propogandayla ve yukarda bilmem kaç tanesini bulabileceğimiz diğer propagandalarınızla kurduğunuz titan halk topluluğunun değerli birer üyesi olan sizleri kutluyorum. Yaptığınız her türlü çarpıtmadan dolayı da siz evrimcileri kınıyorum. Yukarda Red’in verdiği Dembski’nin fikirlerini çürüttüğü söylenen sitede olduğu gibi. Sanırım yazılan doğru ise Dembski information’ın tanımını doğru yapmamış. Fakat o sitede daha önce parmak bastığım bir hata yapılarak (GAlar darwinyen süreci doğru yansıtmaz) -her ne kadar Dawkins’in uyduruk Weasel programından farklı olduğunu iddia etseler de- yanlış sonuçlara varılmış.
Biraz insaf diyorum siz çok değerli evrimci biyologlara(Balbazar’ın biyoloji ile ilgili bir şahsiyet olduğunu tahmin ediyorum). Siz hayatınızda hiç tasarım yaptınız mı? Her şeyi hzır bulup da uçmak ne güzel değil mi?Tasarımın ne olduğu konusunda bir fikriniz bile yok. Yazık. Ne söylediğinizi bilmiyor ve olan biteni anlamıyorsunuz. iki altsistemden oluşan bir sistem ve bu alt sistemlerin haberleşmesi üzerine biraz derin düşünün lütfen hiç olmazsa. Ya da boşverin hayatınızda bir kere düşünün derin olmasa bile.
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Sayın uluğ, ben nerede ne cavap yazdığınıı göremedim. Tamamen öznel yargılarla bir yere varmıyaçalışıyorsunuz. Ben yukarılarda sanırım söylediğim şeyleri yeterince açıklık getirdim.
Bunu diyebilmek için yukarıda balbazar ın sorduğu sorulara cevabınız vardır diye düşünüyorum. Bilim dünyasındaki evrimin konumu ile ilgili somut verileriniz varmı? Eğer yoksa yukarıdaki cümleniz havada kalır.
Türkiyenin bilimine bizim hayal edemiyeceğimiz katkıları sunmuş bir insan olarak birde lütfedip bunun nasıl olduğunu bize gösterebilirmisiniz? Aldığınız eğitim ve bilime büyük katkılarınızdan yola çıkarak matematiğinizin(müthiş olması gerekmiyor) sağlam olduğunu düşünmek yanlış olmaz sanırım. Nasıl ve nerede yanlış olduğunu gösterin lütfen. Bu yöntem size yabancı olmasa gerek?
Ve bizi birilerini karalıyormuş gibi göstereceğinize, yukarılarda çok somut bir şekilde sıralanan nedenlere “hayır böyle değil bak şuradan şurada şöyledir” deyin ki söyledikleriniz sağlam temellere dayansın. Yoksa bu sizin herşeyi bilen halinizin kendinden menkul yorumu ise, sorry, I dont buy it.
Herkese iyi günler.
Yazan:fuatogl Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Suatbey nasıl cevap yok ama?
1- mesela,
Yukarıda verilen şey etiketleme mi? kendi ifadelerini yada bunlar kolkola birçok şeyi paylaştıklarını boverelim. Şu kitap olayını bir açıklarmısınız o zaman? İkna edici somut birşey söyleyin bende bunun düpedüz ahlaksız bir kandırmaca olduğu yolundaki sözümü geri alayım.
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Benim inancımın ne olduğu konusunda spekülasyon yapılmazsa sevinirim, herhalde herkes buna kimsenin hakkı olmadığını takdir eder.
“Şu kitabı okumadıysan cahilsindir” yaklaşımı bana üniversitedeki Ortodoks Marksist arkadaşların tavrını hatırlattı: “Komünizmin kutsal kitaplarını okumayanın yorum yapmaya hakkı yoktur”. Benim bu sitede bütün yazdıklarım o anda ve kendi bilgilerime dayanarak, araştırılarak, doğrulanarak, üstünde düşünülerek yazılmıştır. Şimdiye kadar yazdığım sayfalarca yazının akıllı tasarım hakkında yeterli bilgiye sahip olduğumu gösterdiğini düşünüyorum. Eğer Behe’nin herhangi bir iddiasını yanlış anladıysam, yahut akıllı tasarım hakkında yanlış bir ithamda bulunduysam bunu açıklarsınız, “kitap okumadıysan ben tartışmam” nasıl bir yaklaşımdır, çocuk muyuz biz?
Siz evrim teorisi hakkında gerçeğe uymayan sayısız ithamda bulunuyorsunuz, hepsini defalarca düzeltiyor ve açıklıyorum, hiçbir karşılık vermeden aynı dili kullanmaya devam ediyorsunuz. Bu mudur hikmete değer vermek?
Uluğ’un kısıtlı bilgisiyle yorum yapma hakkına sonuna kadar saygı duyuyorum. Onun gündeme getirdiği konuları derinlemesine açıklamaya çalıştım, ama çok net ifade edilmiş argümanları anlamamakta direnmesi beni pes ettirdi. “Bütün bilim adamları salak mı” propaganda değil, savunulan tezi güçlendiren ek bir argümandır ve yukarıda tekrar tekrar saydığım sebeplerden (denetleme) geçerlidir de. “Sen sus” anlamında değil, “bu kadar kesin iddia etmeden önce bunu da hesaba kat” anlamında kullanılmıştır. Buna karşılık, “Bakın Anthony Flew bile imanına geldi” propagandadır, çünkü işe gelen fikri savunan tek bir kişiyi mutlak otorite gibi gösterir.
Yazan:Turker Yilmaz Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Fuat bey;
Zaman sıkıntısı çektiğim için yorumlarınıza hemen cevap yazamıyorum.Yazmak istediğim o kadar çok şey var ama bu yorumumuda kısa tutmak zorundayım.
______
Öncelikle(Balbazar beye de hitaben)
Benimsediğimiz ya da bize saçma gelen gelen bir çok partinin yüz binlerce milyonlarca oy toplamasını nasıl yadırgamıyor ve bunu akıl ve mantıktan başka sebeblerle izah etmekte nasıl zorluk çekmiyorsak, durum itibariyle bir siyaset veye ideoloji meselesi haline getirilmiş evrim teorisinin de büyük bir kesim tarafından desteklenmesini garip karşılamamak gerekir.
Piltdown sahtekarlığına yaklaşımım biraz farklı.Kimin ne maksatla gerçekleştirdiğini bilmiyoruz.Dawsonun söhret kazanmak için yada ne bileyim Dawsonu çekememezlik
(ki çekememezlik bilim camiasında çok gerçekleşir :D )ten ötürü birleri hazırlamış olabilir.
Fakat bu olayda şu açık ve bir o kadar seçik ki,Bütün insanlar gibi bilim adamlarıda hata yapabilirler.Amacım bilim insanlarını küçük düşürmek falan değil bende bir bilim insanı adayıyım , amacım bilim insanların da bir ideolojiye, felsefeye takılıp kalmasının bunu yaptığı işin önüne koymasının olabileceği…
Birde buna kesif bir propaganda eklendiği zaman evrim teorisinin bolca kabul edilmesi için yeterli koşullar hazırlanmış oluyor.
Bir fizikçiyi düşünün : Ona göre bu kadar biyolog bu teoriyi benimsediğine göre evrim bilimsel ve güçlü bir yapıya sahiptir.
Bu sefer biyolog düşünün: Onun gözünde de kendisinden daha birikimli vs (ünlü) kişiler tarafından benimsenmektedir o halde dayandığı sağlam bir bilimsel zemin olduğunu düşünecektir.
Bir de bilim meraklısını düşünün: Doğal seleksiyonu binlerce defa işitimiştir.Artık onun nasıl bir şey olduğunu ve gerçekten türlerin kökenini vs açıklamakta başarılı olup olmadığını araştırma işine girmeyecektir.
Mesaj: Aptallık etmeyin onlar sizden iyi bilirler. : )
Günümüz bilim adamlarının mantığı şöyle ;
Biz buradayız çünkü canlılk cansızlıktan ortaya çıktı.Hayat tasarlanamaz çünkü bilim kuralları bellidir.Tasarımcı bilimin bir parçası değildir.Bütün deliller onun varlığını gösterse bile Lewontinin belirttiği gibi biz sadece materyalistik açıklamalara yer veririz.Biz “a Divine Foot in the door “ a izin vermeyiz
Bilim böyle mi olmalı ?
Kendini naturalizm ve materyalizmin hizmetine mi sunmalı?
Gerçeği aramak bu mudur?
________
Jeffrey O. Shallitten CSI üzerine bir makale önermişsinz.
Filanca yıldız bizim mahsulumuzu kullanıyor” ilanını yapan sabun imalatcası gibi Jeffrey O. Shallit de sık sık bazı püf noktalarını dikkatlerden saklamaya çalışıyor. Sunulanlar Alice Harikalar diyarındaki fantezilerden farksız. Aynı yeteneğinizi kullanıp VERİLMİŞ cevaplara ulaşma çabasına girebilirsiniz.
____________
AT’nin ısrarla argument from ignorance olduğunu iddia etmişsiniz.
Bende evrim teorisinin Argument from ignorance olduğunu düşünüyorum.:))
Şöyle:
Biyolojik bir sistemin nasıl tasarlandığını bilimiyorsunuz .Bundan ötürü tasrımın ezici kanıtına rağmen siz onun evrildiği sonucuna varıyorsunuz.
Ne bu?
Argument from ignorance değil mi?
Not: Yapmayın bunlar duygusal şeyler…
_____________
Homoloji üzerine tek kelam etmemişsiniz.
Homolojinin evrime neden kanıt teşkil edemeyeceğine dair bu makaleyi okumanızı öneririm
http://www.arn.org/docs/odesign/od182/hobi182.htm
__________
Mikro evrim üzerine
İddialarınıza karşılık bir makale öneriyorum (Uzun uzun size izah edecek vaktim yok kusura bakmayın)
http://www.discovery.org/scripts/viewDB/filesDB-download.php?id=118
Darmadağınık bir yorum olduı artık idare edin :)
Sürcü lisan ettiysek affola
İyi Aksamlar
TY
Yazan:Balbazar Tarih: Eyl 17, 2007 | Reply
Türker Bey,
Bilim ve siyaset aynı şey değil, siyasette hile serbesttir, bilimde yasak. Siyasette propaganda zorunlu, bilimde hoş değil. Nesnel kriterlere uymayan çıkarımlar bilimde ancak bir noktaya kadar gidebilirler. Sizlerin evrim teorisini hakir göstermek için kullandığınız iki olgu da bundan dolayı evrim kuramının güvenilirliğini sağlar: (i) Evrim kuramına hileyle delil göstermeye çalışanlar yine evrimciler tarafından yakalanırlar, kimse bunlar bizim çocuklar, göz yumalım demez, (ii) Evrim kuramıyla ilgili birçok anlayış ciddi şekilde değişmiştir. Bunlara “yama” adını vermeniz, bilimin ne olduğunu zerre takdir etmediğiniz anlamına gelir, amacınızın “üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek” olduğunu açıkça ortaya serer. Hem bunlardan bahsedip, hem de evrim kuramının dogmatik olduğunu iddia etmek gerçekten gözbağı ister.
Bakınız yukarıda ne demişim: Fikirler ve farklı düşünceler önce gerçeklerin hakkı verilerek sağlıklı olarak tartışılabilir. Örneğin, bugünki bilim dünyasının tavrını yanlış buluyor olabilirsiniz, ama gerçeğe aykırı olarak bilim dünyasındaki yaygın kanaatin sizin arzu ettiğiniz şekilde olduğunu iddia etmeye hakkınız yoktur.
Sizin bu konuda gerçeklerin hakkını verecek noktaya gelmeniz için bu kadar ısrar etmemiz mi gerekiyor?
En baştaki yorumlarımdan birinde yaradılışçı güruh ile bilim kamuyonun üretimlerinin güvenilirliklerini belirleyen faktörler arasındaki farkı açıkladım. Hayır arkadaş, senin dediğin gibi değil, diyebilen oldu mu? Hayır, yaradılışçılığın bilimin içinden çıkmış bir alternatif bir akım olmadığını, dışarıdan dayatıldığını herkes biliyor.
Sonuç: Tartışacaksak, fikrimize saygı istiyorsak önce doğru konuşalım. Karşımızdaki bilgili çıkınca “bilim kamuoyu yanlış düşünüyor” gibi savunulması gerçekten zor bir argümana sarılırken, meydanı boş bulunca kolaya kaçıp “bilim kamuoyu evrim düşüncesini terk etti” demeyelim. Evrim kuramı konusunda yanıltıcı propaganda yapmayı sürdürdükçe sadece kendi güvenilirliğinizi zedeler, kamuoyundaki yanlış bilinçlenmeyi daha da derinleştirirsiniz. Amacınız zaten buysa, onu bilemem.
Benim en başından beri sürekli vurguladığım, öncelikle kamuoyundaki yanlış izlenimin düzeltilmesi gerektiğidir. Buna katılmayan, “ben hakikati arıyorum” demesin, hiç inandırıcı olmuyor.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Eyl 18, 2007 | Reply
Fuat Bey,
Tesekkur ederim aydinlatici ve uzun cevabiniz icin. Epey aciklayici olmus.. :-)
Once bilim adamlarina ve ugraslarina saygi duyun, farkli dusunuyorlar diye ahlaksizlik gibi bir suclama (Sayın Balbazar buraya dikkat etsin, neye niçin karşı çıktığımızı belki anlar) yapmayin sonra size pedogojik acilimlar yaparim. Bu haliyle yukarida verdigimden daha fazla cevabi hak etmiyorsunuz. (Kaldi ki onlara da tek kelime etmemissiniz.)
***
Bulasmayayim ama yapamiyorum. Soyle yazmis Sayin Balbazar,
Sadece bu soz bile naturalist dogma ve baskisi hakkinda yazdiklarimi kanitliyor.
Afedersiniz de buradaki “herkes” kim? Disarisi neresi? Bu “icerisi-disarisi” ayrimina kim neye gore karar veriyor? İcerisi dediginiz naturalist on kabul degil mi?
Bu “herkes” in icine mesela ben giriyor muyum? Aldigim egitim bana konusma hakki vermek icin yetiyor mu? Bunu bana kim lutfedecek? Giriyorsam ben oyle dusunmuyorum mesela. O halde ne olacak? Oyle dusunmedigim icin huysuz kisi, kaka kisi mi oluyorum?
Gercekten merak ediyorum, yahu bu nasıl entelektuel namus işle ozdeslesir?
Yukarida Fuat Bey ahlaksizliktan (bu tanımın içine ben de giriyorum) bahsediyor, bir cevap denemesinde bile bulunmadan, bu mu entelektuel namus?
Bilim bu kadar “dislayici” olabilir mi? Bir norm dayatmasinda bulunabilir mi? Baslica kistasi yanlislanma uzerine kurulu bir ugras olan bilimin, sozkonusu olanin darwinian teori oldugunda ne hale geldigi gercekter iç parcalayici birsey.
Bazi kisiler sekukler ve/veya fundemantalist bir materyalist diye bilimi ve bilimsel buna zorlamak hakikat arayisini egip bukmek demek. Bu algi carpik bir bakistir, Johanson “kama”dan soz edince de inanan gormus laikcinin firlayip “onuncu yil marsi” soylemesi gibi “pis yaratiliscilar, vay reziller, ahlaksizliklar” deniyor.
Bu naturalist bakisa yapilan itiraz yine naturalist bakisla elestirmeye calisiiyor. Bu haliyle cok tutarsiz bir yaklasim. Wikipwedia bilim icin “Science refers to the system of acquiring knowledge – based on empiricism, experimentation, and methodological naturalism … rejecting supernatural notio