Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

ATAMIN ÖĞRETMENLERİ »

ata-741-atamin-ogretmenleri.jpgHani, 28 şubat 1997 çıkarmasıyla kamusal alanlarımız, zararlı örümceklerden temizlenmişti ya! 

Hani, o, temiz ve nezih okullarımız, görüntü kirliliğinden arındırılmış, mürteciler denize dökülmüştü! 

Hah işte! 

O günden bugüne , her bir yanı demir ağlarla örülmüş, on yılda onbeş milyon genç yarattığımız, Atamızın öğretmenleriyle kadrolanmış olan, güzide okullarımızda, ne gibi gelişmeler sağlandı, bu temizliğin ve imajinasyonun , çocuklarımızın eğitim hayatına, ne derecede katkısı oldu, hep birlikte, şöyle bir mercek altına alalım istiyorum.. 

Sakın ola ki, maksadımın , devlet okullarını yerip, özel okul teşvikçiliği yapmak olduğu sanılmasın! 

Ben sadece , bizler, başımızdan çıkıp, ayağımıza dolanan türban lakırdıları ile boğuşurken, pırıl pırıl dimağları yedi yaşında alıp, onyedi yaşında moronlar haline getirmeyi başaran, Ogün Samast’ lar yaratan, ÖSS de sıfır çeken yığınlar bırakan, Mısır piramitlerinin Türkiye de olduğunu sanan, şaka gibi insanlar üreten okullarımızın; dünya klasiklerinden henüz bir kitap bile okumamış, okul formasıyla elinde sigara, yaka bağır açık, küfürler savurarak konuşan, cep telefonu ile sınıftaki kızların etek altı görüntülerini gizlice çekip youtube a aktaran, futbol kültürü tavan yapmış, ama her şeye rağmen, “ÖLÜMÜNE LAİK ve ULUSALCI” bir Atatürk neslini(!) Read the rest

Ax! Welate min – Ah! vatanım »

kt-altinci-his-film-afisi.jpgBaşrollerini Bruce Willis ve Haley Joel Osment’in paylaştıkları Altıncı His adlı unutulmaz film birbirinden  çarpıcı sahnelerle dolu. Ancak hiç kimsenin aklından gitmeyen bir kare varsa o da Anna Crowe’un (Olivia Williams) elinden kocasının alyansının yere düştüğü ve kendini canlı zanneden Dr. Malcolm Crowe’un (Bruce Willis) çoktan öldüğünün (seyircilerle aynı anda) farkına vardığı sahne.

Filmin senaristi M. Night Shyamalan ölü insanlarla canlıları bir arada, aynı evde, şehirde “yaşatmak” için ilginç bir çözüm bulmuştu : Ölüler canlıları görebiliyor ama onlar tarafından görülemiyorlar ve tabi duyulamıyorlardı. İşte sözünü ettiğimiz sahnede Dr. Malcolm Crowe bu korkunç duyguyu tecrübe ediyordu : Yok sayılmak.

Bir insan için tahammülü hakaretten daha zor bir şey varsa o da yok sayılmak. Fiziksel bir saldırıya uğramak bile yok sayılmaktan daha kolay. Bir an için Shyamalan’ın atmosferinde farz edin kendinizi : Aynaya baktığınızda kendinizi göremiyorsunuz, eşyalarınızın üzerini yavaş yavaş toz kaplıyor… Sevdikleriniz yokluğunuza alışmış, siz onları görüyorsunuz ama onlar sizi görmüyor. Komşularınız size selam vermiyor. Çocuklarınız sizi çağırmıyor yere düşünce… Read the rest

Ramazan İzlenimleri »

Ramazan müslümanlar açısından önemli bir ay. İnanlar bu ayda oruç tutarak ve bazı ilave ibadetleri yerine getirerek hem yükümlülükten kurtulmaya, hem de sevap elde etmeye çalışırlar. Bu esnada özellikle Türkiye insanına ve toplumuna mahsus ilginç hadiseler cereyan eder. Bu yazıda kısaca çevremde gözlemlediğim Ramazan izlenimlerini aktarmaya çalışacağım. Konu dini bir ibadetle bağlantılı olduğu için Türkiye’de islam diniyle ilişkili insan tipleriyle ilgili düşüncemi de belirtmek isterim. Çevremde, izlenimlerime göre üç tür insan var. Bunların bir kısmı alenen dinle ilgisinin olmadığını beyan eden ve dolayısıyla Ramazanla bir alakası olmayan insanlardır. Diğer kesimler ise müslüman olduklarını söylerler, bunlar da dine yaklaşımlarıyla ikiye ayrılırlar. Read the rest

Fikir otobanına doğru »

up-hill1.jpgBundan yaklaşık bir yıl önce Mustafa Akyol’un blogunda tanışan bir grup yorumcu Derin Düşünce Platformu’nu oluşturmaya karar verdik. Yavaş yavaş bu birlikteliğin birinci yıl dönümüne yaklaşılan şu günlerde DD’nin (Derin Düşünce) yazarları ve yorumcuları ile birlikte önemli bir işin üstesinden geldiğini teslim etmek gerek.

Yayınlanan makalelere eklenen, muhalif fikirler, tamamlayıcı bilgiler ve ateşli tartışmalarla dolu yorum kısımları makalelerin kendisi kadar hatta bazen daha da fazla aydınlatıcı oldu. Read the rest

Mahalleler var mahallelerden içeri… »

before-after11.jpgSon günlerde bir “mahalle baskısı” tartışmasıdır gidiyor. Mahalle deyince insanın aklına, sakinlerinin birbirini tanıdığı, uzun yıllardır, belki birkaç nesildir beraber yaşadığı, bakkalı, manavı, kasabı, fırını ve diğer esnafı ile küçük, şirin bir semt geliyor. İnsanlar güler yüzlü, birbirini kollayan, birbirine yardımcı. Ama baskı kelimesi işin içine girince şirinlik gidiyor, yerine “Vurun Kahpeye” filminin sahneleri gözümüzde canlanıyor. Önce hayalimizdeki insanların elbiseleri değişiyor, sonra da yüzlerindeki tebessümün yerini öfke alıyor. Korkuyoruz. Böyle bir mahallede yaşamasak bile. Hiç böyle bir şeye tanık olmasak bile.

Read the rest

‘Derin Düşünce Grubu’ Atilla Yayla ile buluştu »

Bildiğiniz üzere Atilla Yayla ile ilgili cereyan eden üzücü olaylar neticesinde, Derin Düşünce Grubu olarak kendisine destek verdiğimizi sitemizden duyurmuştuk. Bu desteğimizi daha kanlı canlı hale getirmek için, Atilla Yayla ‘yı bir iftar yemeğine davet ettik.

Amacımız hem mağduriyeti ile ilgili olarak yanında olduğumuzu göstermek, hem de kendisi ile tanışıp sohbet etmekti. Sağ olsun, teveccüh gosterdiler, davetimizi kabul ettiler.

Read the rest

Yaratılan Beklenti “Makul” Sınırlar Yüzünden Buharlaştı… »

Hürriyet Gazetesi, 21 Haziran 2007 tarihinde “hurriyet.com.tr’den Çok Önemli Bir Karar” başlığı ile ana sayfasından bir duyuru yaptı. Duyuruyu merak edip de üzerine tıklayanlar şu başlıkla karşılaştılar: “Kadın teşhirinin rekabetini reddediyoruz”.

Alt başlık da şu idi: “Artık hiçbir haber değeri olmayan çıplak kadın fotoğraflarından oluşmuş foto-galerileri kaldırıyoruz

Sevindirici bir karardı tabii ki. Çünkü gazeteleri internetten okumayı tercih edenler, Hürriyet Gazetesi’ni okumak istediklerinde, çeşitli zorluklarla karşılaşıyorlar, zor durumda kalıyorlardı. Internete girdikleri mekanda ekranlarını herkes görebiliyorsa, ekranlarını görenlerin, haklarında ne düşüneceği endişesi ile haberleri, yazıları okuyamıyorlardı rahat rahat. Ne de olsa pornografik resimler uzaktan görülebiliyordu. “Ne yapıyor bu adam ortalık yerde, hem de iş yerinde?” diye yaftalanabilirlerdi. Read the rest

Maliyeti 5 YTL »

İstanbul müftülüğü Sultanahmet meydanında İngilizce Kuran dağıtacakmış. Müftü Mustafa Çağrıcı bana problemli görünen şu açıklamayla projeyi duyurmuş:

İstanbul Müftülüğü, 10 bin İngilizce Kuran-ı Kerimi ücretsiz dağıtacak. İstanbul Müftüsü Mustafa Çağrıcı, maliyeti 5 YTL olan 10 bin İngilizce Kuran-ı Kerim’in Sultanahmet Camii’nde dağıtılmaya başlanacağını söyledi. Çağrıcı, “Kur’an-ı Kerim ücretsiz dağıtılabilir. Bütün dünyada İnciller ücretsiz dağıtılıyor. Sultanahmet’e 10 bin İngilizce Kuran-ı Kerim koyacağız, dağıtacağız. Sipariş verildi. Bildiğim kadarıyla bu Türkiye’de ilk defa yapılıyor” dedi.

Mustafa Çağrıcı yaptığı işin doğruluğundan pek emin görünüyor, bakalım şu soruları kendisine soran çıkacak mı? Read the rest

Patates Baskısı »

Bir ara kadın olmayı düşünen Ertuğrul Özkök’ün “izlenimler” sitesinde az kulağını çekmedim, evyeyi levyeyi birbirine karıştırma, Friends ortamlı hibrid gazeteni Galatasaraylı şaşkın çocuklar ile budala CEO takımı seviyor diye şaşırma diyerek uyardım. Sonra çıplak kadın resimlerini kaldırın, medyanın bayrak gemisi yarın porno site diye filtreye takılır da dedim. Üstüne, POAŞ borcu için Başbakan ve Maliye bakanına yapılan yalakalığa benzemez bu iş, mahalle baskısı filan derken mahalleli tokatı patlatıverir, yüzde 47 şamarının üstüne bir daha yerinden kalkamaz hale gelirsiniz diye dostane tavsiyede bulundum. Fatih Çekirge türü “Paşa cephe selamı verdi, icabında amuda kalkarım dedi” şaklabanlıklarıyla, kıllı ayı, donk donk kafa, zihniyetiyle alınacak mesafe bellidir. Kabızlıktan ishale dönen adam misali eli karnında döneleyeceğine, adam gibi “asker darbe yapsın, biz de yolumuzu bulalım” desen ne güzel, hem rahatlarsın, hem de gazetendeki 3-5 şebeği boşa beslemek zorunda kalmazsın. Read the rest

Alternatif Karadeniz türküsü »

ramizengezerah31.jpgKaradeniz bir sudur,
Uşağı cok mertidur,
Kalbi sevgi dolidur,
O Fatih torinidur…

*   *   *
Çan sesi ile ezan,
Birliktedir bin yıldur
Araya tüşmanlık sokan,
Aldanma ittur, tur tur ittur.

*   *   *
Lazisu, Cerkezu,
Rumu, Ermenisu,
Oku bak fermanisu,
İslam işte bu idur.

Read the rest