ATAMIN ÖĞRETMENLERİ »
By Ece Ari on Eki 2, 2007 in Eğitim, Kemalizm | 126 Comments
Hani, 28 şubat 1997 çıkarmasıyla kamusal alanlarımız, zararlı örümceklerden temizlenmişti ya!
Hani, o, temiz ve nezih okullarımız, görüntü kirliliğinden arındırılmış, mürteciler denize dökülmüştü!
Hah işte!
O günden bugüne , her bir yanı demir ağlarla örülmüş, on yılda onbeş milyon genç yarattığımız, Atamızın öğretmenleriyle kadrolanmış olan, güzide okullarımızda, ne gibi gelişmeler sağlandı, bu temizliğin ve imajinasyonun , çocuklarımızın eğitim hayatına, ne derecede katkısı oldu, hep birlikte, şöyle bir mercek altına alalım istiyorum..
Sakın ola ki, maksadımın , devlet okullarını yerip, özel okul teşvikçiliği yapmak olduğu sanılmasın!
Ben sadece , bizler, başımızdan çıkıp, ayağımıza dolanan türban lakırdıları ile boğuşurken, pırıl pırıl dimağları yedi yaşında alıp, onyedi yaşında moronlar haline getirmeyi başaran, Ogün Samast’ lar yaratan, ÖSS de sıfır çeken yığınlar bırakan, Mısır piramitlerinin Türkiye de olduğunu sanan, şaka gibi insanlar üreten okullarımızın; dünya klasiklerinden henüz bir kitap bile okumamış, okul formasıyla elinde sigara, yaka bağır açık, küfürler savurarak konuşan, cep telefonu ile sınıftaki kızların etek altı görüntülerini gizlice çekip youtube a aktaran, futbol kültürü tavan yapmış, ama her şeye rağmen, “ÖLÜMÜNE LAİK ve ULUSALCI” bir Atatürk neslini(!) Read the rest





Başrollerini
Bundan yaklaşık bir yıl önce
Son günlerde bir “mahalle baskısı” tartışmasıdır gidiyor. Mahalle deyince insanın aklına, sakinlerinin birbirini tanıdığı, uzun yıllardır, belki birkaç nesildir beraber yaşadığı, bakkalı, manavı, kasabı, fırını ve diğer esnafı ile küçük, şirin bir semt geliyor. İnsanlar güler yüzlü, birbirini kollayan, birbirine yardımcı. Ama baskı kelimesi işin içine girince şirinlik gidiyor, yerine “Vurun Kahpeye” filminin sahneleri gözümüzde canlanıyor. Önce hayalimizdeki insanların elbiseleri değişiyor, sonra da yüzlerindeki tebessümün yerini öfke alıyor. Korkuyoruz. Böyle bir mahallede yaşamasak bile. Hiç böyle bir şeye tanık olmasak bile.
Bir ara kadın olmayı
Karadeniz bir sudur,