Arkadaşlarla yapılan eğlence gibi bir şey! »
By Bahar Pinar on Eyl 18, 2007 in Makale | 9 Comments
Malum, yaz ayları düğün aylarıdır. Yazın, nerede ise her hafta sonuna ya nikah ya düğün, olmadı bir kına gecesi denk gelir. Bu sene de öyle oldu. Bir çok hafta sonunu düğünden nikaha, oradan kına gecesine gitmekle geçirdik. Yuva kuran herkese mutluluklar diliyorum. Yuvaları huzurlu, evlilikleri ömür boyu olsun.
Bu kadar düğün dernek dolaşınca, düğünlerdeki ortak manzaralar dikkatimi çekti. Özellikle de kentte doğup büyümüş, az-çok okumuş, bir yerde çalışan, modern hayatın etkilerine karşı korunmasız büyümüş gençlerin evlilik törenlerinde. Nasıl manzaralar derseniz, anlatayım: Read the rest





Ülkemizde çeyrek asırdır bitmeyen bir silahlı mücadele sürüyor. Zaman zaman hızlanan bu savaşta Leninist-Maoist devrimci şemaya göre kurulmuş bir örgüt olan PKK bir ulus devlete, “laik ve demokratik” Türkiye Cumhuriyeti’ne kafa tutuyor. 1980’li yıllardan beri duyduğumuz “bölücü örgütün beli kırıldı” tarzı nutuklara rağmen PKK eylemlerine devam ediyor.
Eylül ayı geldiğinde hüzünlenmek için çok sebep var. Dökülen yapraklar misali hafızamızdan şanlı tarihimizin şansız sayfaları dökülüyor. İnsan yırtıp atmak istiyor o sayfaları, “keşke hiç olmasaydı” diyor. Ama kul hakkı yendi, günahlar işlendi bir kere.
Türkiye’nin AB üyeliği kadar Avrupa ülkelerini bölen, birbirine düşüren bir konu olmadı. Gündemdeki hemen her konu Avrupalı siyasi partilerin sağ-sol ayrımına uygun tartışılırken Anadolu “kıtası” adeta güneydoğudan gelip tosladı Avrupa kıtasına ve aslında Avrupa’da hep var olmuş olan bir çatlağı, bir fay hattını ortaya çıkardı.
İnsanın içini yakan, yüreğini dağlayan, doğal ruh dengesini bozan bir kelime söyle deseler aklınıza ne gelir? Benim aklıma ilk gelen kelimelerden biri pedofili. Bizim dilimizdeki karşılığı ile sübyancı. Yani “ergenlik çağına girmemiş çocuklara karşı cinsel ilgi duyan”(1) ve kimi zaman da bununla kalmayıp çocukları cinsel sapkınlıklarına alet eden, ağır ruh hastalığından muzdarip kimse. Daha da açık dille söylersek çocuklara, hatta bebeklere cinsel taciz uygulayan, tecavüz eden, bu emeline ulaşmak için işkence yapabilen ve hatta o masumları öldürebilen bir günahkâr. İşte bu kişiye verilen ad olan pedofili ya da sübyancı, insanın yüreğini yakan ve dünyanın güvenli bir yer olduğu hissini baltalayan bir kelime.
Sonsuz aşkın ve derin bağlılığın sembolü olarak pazarlanan ve son yıllarda evlenme teklifi yapmanın, nişan törenlerinin olmazsa olmazı haline gelen pırlantaların şecereleri, göründükleri kadar parlak mı? Sevdiği kızı evlenmeye ikna etmek isteyen erkeklerin ve sevdiği adamdan pırlanta bekleyen genç kızların, ya da yeni modaya uyarak “tek taşını kendi alan” hanımlarımızın aklına bu soru gelmiyor olabilir. Ama ne yazık ki tüm pırlantaların geçmişleri göründükleri kadar parlaktır, tertemizdir diyemiyoruz. Romantik düşler içindeki insanların, yaşayacaklarını düşündükleri güzel dünya hayaline, pırlantaların üzerine bulaşmış kanların gölgesi düşüyor. Geçmişi kirli elmaslar yüzünden görüntü bulanıklaşıyor, dünya giderek daha kötü bir yere dönüşüyor.