Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

KAPATILMA KORKUSU »

20080505_derindusunce_org_uyku.jpgAkıllı ve çok katlı bir binanın, zevkle döşenmiş bir toplantı odasında 7-8 kişi toplantı yapıyorduk. Toplantı sonuna doğru, konu toparlanmış ve herkes önündeki içeceğini içerken, bir hanım dün gece gördüğü rüyasını anlatmak istedi. Rüyayı şöyle özetleyebiliriz: Ülkemizde her evde dört tane kara çarşaf bulundurmayı zorunlu hale getiren bir yasa yürürlüğe girmiş. Herkes önce güldü ama endişeli bakışlar da gözlerden kaçacak gibi değildi. 4 rakamı üzerinde de duruldu, malum espriler yapıldı. Rüyanın devamı şöyle: Read the rest

Kürtçe yasaklama kolu başkanlığı »

20080504_kurtce_yasaklama_kolu.jpg “Okulun en başarılı öğrencisi olduğum için öğretmen bu önemli görevi bana vermişti. Kürtçe konuşanları tespit ediyor ve tek tek öğretmene bildiriyordum. Yaptığım işin ne anlama geldiğini bilmiyordum, ama öğretmenimin gözüne girmek için en iyi şekilde yapıyordum. Öğrenciler bu şekilde birbirini denetliyordu.”

Haberin tamamı için

 

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Türban demokratısın! Hayır değilim! »

20080504_turban-demokrati.jpg AKP’ye dönük “Türban demokratı” suçlamaları yükseliyor. AKP yanlıları ve karşıtları adeta aynı kalıptan çıkmış değer yargılarıyla,  aynı şekilde akıl yürütüyorlar. Tayip Erdoğan’ı bir kurtarıcı, reformcu, demokrasi kahramanı gibi görenlerin yanında karşıtları da onun söylemindeki ve eylemlerindeki tutarsızlıkları işaret edip yükleniyorlar.

“…Hani özgürlüklerden yanaydın? İşçilere reva gördüğün bu zulüm ne? Başörtüsü için gösterdiğin çabayı neden 301 konusunda göstermiyorsun? Demek ki sen Türban demokratısın. Kendine kadar demokratsın. Değişmedin…” Read the rest

Kanlı 1 Mayıs 1977 »

Kanlı 1 Mayıs 77 ‘de 3 yaşındaymışım. O yüzden ilk elden hatıralarım yok.

Aşağıda 77′deki o günün videosunun linki var. O zamanın şartlarına, bu şartları besleyen/yönlendiren dünya düzenine, bunların meyvası olan ideolojik kamplaşmaların eksenine dikkat. O zamanın şartlarının bugünle zerre kadar alakası var mı, üzerine düşünmek gerek.

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :)

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Molotof kokteyli, işçi hakları ve polis devleti »

20080502_derindusunce_org_isci_haklari.jpgBir şişenin içine yanıcı bir sıvı doldurma ve ağzından içeri bir parça bez sokup tutuşturma fikri sanırım ilk kez ispanya iç savaşında kullanılmıştı asimetrik savaş taktiği olarak. Ama Finlandiya’nın Rusya tarafından işgali sırasında direnişçiler Rus dış işleri bakanı Molotof’un adını bu “silaha” verince doğmuş Molotof kokteyli efsanesi.

İspanya iç savaşının yol açtığı ölüm sayısı Read the rest

Doğru Din Algısı Açısından Kapatma Davası »

Yazan: Arif Egeli

20080502_derindusunce_org_kd.jpgGünümüzde insanların ençok ilgisini çeken konu olarak din olgusunu göstermek sanırım yanlış olmaz. Çok ünlü bir haber yorumcusu, sunduğu
haberler geçidinde, din ile ilgili konuların izlenme oranını sıçrattığını, bu yüzdende din ile ilgili haberler yapmaya gayret gösterdiklerini anlatıyordu.
Din, insanoğlunun hayatı kavramak yolunda, kendisine yapılmış en sistemli ilahi yardımdır diye özetlenebilir. Read the rest

1 Mayıs Çatışma Bayramı Kutlu olsun »

20080501_1_mayis.jpg Adet olduğu üzere 1 Mayıs çatışma ve boğuşma şenlikleri coşkuyla açıldı. Polis halka çeşitli renklerde su sıkarken göstericiler de neşe içinde kaldırımdan söktükleri taşları polise attılar.

Rahmetli Uğur Mumcu’nun üniversitedeki sınıf arkadaşlarından biri aile dostumuzdu. Mumcu’nun bir gösteri sırasında « ah şurada bir ölen olsa, ah bir olsa, devrim yaparız devrim ! » dediğini anlatır. Tabi aradan geçen yıllar Mumcu’ya da Türkiye’ye de ölümlerin bir fayda getirmediğini öğretti.

Bugünkü olaylarda “taraf” olan aklı başında göstericilerin, polisin, işçilerin ve sağa sola taş atan kışkırtıcıların hemen hepsi Read the rest

Ufukta görünen tek şey savaş! »

20080430_derindusunce_org_sbk.jpg Sunuş: 1966 doğumlu şair Yusef Bazzi Lübnan’da kendi kuşağının en başarılı edebiyatçılarından. 2005 yılında Yasser Arafat looked at me and smiled (Yaser Arafat bana baktı ve gülümsedi) adlı bir romanı yayınlandı.

Ufukta görünen tek şey savaş!

Yazan: Yusef Bazzi Çeviren : Aisha Benghazi 

Savaş bizim kaderimiz. Buna hiç şüphe yok. İster yarın başlasın isterse bu yaz, iki yıl sonra. Erken gelsin veya geç kalsın. Sivil savaş, yarı-sivil savaş, bölgesel… Güney Lübnan’da başlasın veya Beyrut sokaklarında. Bekaa vadisinden başlayıp Şam’a kadar yayılabilir veya Şeba’dan Tahran’a. Bunun hiç bir önemi yok. Önemli olan savaşın başlayacak olması. Siyaset arızalı olunca savaş « gerekli » oluyor. Read the rest

Komik Müslüman olur mu? »

20080429_derindusunce_org_kmo4.jpgIlımlı İslam lafı oldum olası rahatsız etti beni. Sanki ılıklaştırılması gereken, fazla sıcak bir şeyden bahsediliyormuş gibi geliyor insana. Militarizmin, bedava şiddetin, intiharın dinimizde yeri olmadığını bilmeyenler kullansınlar. Ama bazen Türkiye’de doğup büyümüş yarı aydınlar da kullanıyor bu tuhaf sözü…

Eğer geçirdiği cinneti İslam zannedenler ile bizi ayırd etmek istiyorlarsa normal İslam diyebilirler ya da sadece İslam. Ilıklaştırılmış, su katılmış halinin daha iyi/farklı olduğunu düşünenler ise önce İslam’ın ne olduğunu bir anlatsınlar da bakalım ne biliyorlarmış.

Geçelim. Benim gibi, çoğunluğu Müslüman olmayan yerlerde yaşayanların çevresi ister istemez yaşadıkları ülkenin gelenekleri, kanunları ve tabi Read the rest

Kemalistler ve ulusalcılar neden başarısız? »

20080426_derindusunceorg_knb.jpgGalatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olan Tolga Çevikel doktora tezi kapsamında Pakvizyon sitesi ile yaptığı röportajda çok temel bir soru sormuş:

Ulusalcı/Kemalist ya da milliyetçi blog yazarları neden yok (ya da çok az) sizce?

Bu soruya net bir yanıt verebilmek için önce politik bloglar âlemine genel olarak bakmak gerekiyor. İnternet gerçekten çok kaliteli yazıların bulunabildiği bir ortam haline geldi.

Gazeteler ve televizyon kanalları ister istemez büyük şirketlerle, şirketler de politikacılarla iyi geçinmek zorunda olduklarından 4cü kuvvet denen basın Read the rest