Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Yeni Şafak Vatikan’ın yardımıyla krizi çözdü! »

20081015_derin_dusunce_org_kriz.jpgPapa 16cı Benediktus ve Yenişafak yazarı 1ci Karaman küresel krize açıklık getirmişler.  Dinler arası diyaloğun bu kadar ileri gidebileceğin hiç düşünmemiştim.  Kur’an’dan ayetlerle de desteklenen bu açıklamayı mutlaka okuyun!  

 AB 

  Küresel kriz ilahi bir uyarı mı?

 TAMAMI

‘Ülküm yükselmek ileri gitmektir’ gerisi lafı güzaf »

20081008_derin_dusunce_org_andimiz.jpgYazar: Turgay Oğur (Genç Siviller)

 Hemen hemen hepimizi gözyaşlarına boğan efsane film Babam ve Oğlum‘un en can alıcı sahnesi kuşkusuz baba ile oğulun tarihi hesaplaşmasıydı. Sadık üniversite okumak için kasabasından ayrılmış ancak babasının istediği gibi ziraat mühendisi olmamıştı. Hüseyin Efendi mühendis yerine devrimci olan Sadık’ı evlatlıktan silmişti. Yıllar sonraki ilk karşılaşmada ise Sadık babasına şöyle diyordu: ‘Benim adım Sadık, abimin adı Salim. Neden bu isimleri koydun bize baba. Bu kadar mı korktun ta en başında bizden.’ Evet, baba evlatlarının ne olacağından korkmuştu. Oğulları için seçtiği isimler sadakat göstermek ve sağlam durmak anlamına geliyordu.

Türkiye’de baba figürünün toplumsal karşılığı olan devletin, altı yaşından onbeş yaşına kadar biz evlatlarına her sabah yaptırdığı yemin Read the rest

Dokuz Yüz Katlı İnsan »

20081015_derin_dusunce_org_900_katli_insan.jpg 

“A güzelim yoldaşım, sen alelade tek bir adam değilsin ki. Sen bir alemsin,sen bir derin denizsin. O senin muazzam varlığın yok mu, O belki dokuz yüz kattır. O, dibi, kıyısı bulunmayan bir denizdir, yüzlerce alem o denize gark olur gider. “ ( Mesnevi’den…)

Hayatımızda zaman zaman çok şiddetli med-cezirler yaşarız. Bu dalgalanmalar çoğunlukla doğum sancısı gibi yeni duruşlar, yeni varoluşlarla birlikte yeni sorular da yaratır. Ayşe Şasa’nın, anılarında anlattığı bir şey vardır. Ayşe Şasa, şizofreniden muzdarip hastane odasında yatıyor ve derin acılar çekiyorken, kimliği belirsiz biri tarafından masasının ucuna Fusus’ul Hikem’in bırakıldığını ve bunun ,kendi hayatını kurtardığından bahseder.  Leyla İpekçi de, 6-7 ay önce, bana  Mustafa Merter’in Kaknüs yayınlarından çıkan ” Dokuz Yüz Katlı İnsan” adlı kitabını önermişti. Kitabı o ilk okumamdan sonra da çok beğenmiştim, ancak şu sıralar tekrar okudum ve kitap hakkında o sıralar yazdığım bir yorum yazısını tekrar revize edip göndermek istedim, büyük bir istekle.

Mustafa Merter, uzun yıllar yurt dışında psikiyatristlik yapmış ancak kabına sığamamış bir yolcu. Bana Rene Guenon’un yolculuğunu hatırlatır şekilde, hayatını anlamlandırmak, kendisini tanımak, huzur bulmak için oldukça fazla şey deneyimlemiş. 10 yıldan fazla meditasyonla uğraşmış, hatta bu konuda usta seviyesine gelmiş ve sonunda da İslam Tasavvufu ile tanışıp hayatına ve psikiyatristlik anlayışına yepyeni bir yol çizmiş birisi. Çoğumuzda olduğu gibi hayatında çok yoğun depresyonlar, kaçışlar yaşamış. Kitap, aslında Mustafa Merter’in kendi iç yolculuğunu psikiyatrinin ve psikolojinin insanla ilgili arayışlarıyla yoğurduğu oldukça samimi bir iç döküş Read the rest

Ölüm Sevgisi Nedir? »

20081013_derin_dusunce_org_olum_5.jpg 15 yıl oluyor. Taksi ile Boğaz Köprüsü’nü aşırı yüksek bir hızda geçerken şöförden yavaşlamasını istedim. 40 yaşlarındaki adam hızını biraz daha arttırdı ve sağ koluyla yan koltuktan destek alarak yüzünü bana çevirdi. “Ne o? Rahatsız mı oldun?”

Taksi’nin içinde şoförün çocukları olduğu anlaşılan iki ufak kızın fotoğrafları vardı. 100 km’nin çok üzerinde bir hızla köprüden çıktık. Bir kaç saniye boyunca şöförün yüzü bana, sırtı da yola dönük kaldı. O bir kaç saniye içinde bir hayli yol aldık. Etrafımız otomobil, içleri de canlı insan doluydu. Bir kaza olsaydı muhtemel ölü sayısına bakarak manşetlerde olacağımız kesindi.

Aradan geçen yıllarda öğrendiklerimle bu olaya baktığım zaman şöförün bizi kurtarmayı “başardığından” emin değilim. Daha çok bir başarısızlıktan söz etmek gerekir bence. Söylemek istediğim şu: Biz o gün ölmeyi başaramadık aslında.

Biraz açayım. Paris’te çalıştığım binada yangın Read the rest

İşkence burada, AKP, yargı, muhalefet nerede? »

Confessing Witches: Under Torture, Accused Witches Would Confess to Almost Anything“Metris Cezaevi’nde dövülerek komaya sokulan Engin Ceber’in götürüldüğü Şişli Etfal Hastanesi’nde öldüğü haberlerinden günler sonra Adalet Bakanlığı’ndan ses geldi. Bakanlık kısa bir yazılı açıklamayla müfettiş görevlendirildiğini duyurdu. Önceki gün iddiaları araştırmak üzere Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen Savcı Cevdet Doğan’ın suçlamaların muhatabı olan görevlilerden biri olması ise soruşturmanın selameti konusunda kuşku uyandırdı.”

DEVAMI : TARAF

Gene Hrant’ız! »

20081012_derin_dusunce_org_gene_hrant.JPGHrant Dink hâlâ, 19 Ocak’ta, sokağın ortasında,
katledildiği yerde yatıyor.
Olacakları önceden bilenlerin ve onları çok öteden beri tanıyanların
birarada planladıkları kaçıncı cinayet bu?
Hükmedenler, hükümet edenler, hakimler, savcılar…
Gene yitirilecek bir hafızanın, gene adresinde bulunamayan
bir vicdanın yalanını paylaşacak mısınız?
Bizler, Hrant Dink davasının mağdurları ve tanıkları olarak,
gene zaman aşımına uğramak,
gene öldürülme korkusuyla yaşamak,
gene ölenlerin arkasından gözyaşı dökmek istemiyoruz.
Biz, gene davamızın peşinde olacağız.
Gene, aynı yerde,
gene “Hrant için, adalet için“,
13 Ekim sabahı, saat tam 9:30’da,
Beşiktaş İskelesi’nde olacağız.
Hrant’ın Arkadaşları

“Cenâb-ı Hakk” »

allah-gravure-medium.jpg

İhsan Eliaçık

 Allah’a “Cenâb-ı Hakk” demişiz…

Ne büyük , ne muhteşem bir söz!

“Cenâb”: Saygınlık, yücelik ve ululuk ifade eden bir deyim.

“Hakk”: 1- Gerçek, gerçeğin ta kendisi 2- Doğruluk, hak, adalet…

“Cenâb-ı Hakk”: Büyük, Saygın, Yüce Gerçek, Doğruluk, Hak, Adalet…

Esmaü’l-Hüsna’dan olan el-Hakk Kur’an’da on yerde doğrudan Allah yerine, 218 yerde gerçek, doğru, adalet, hak anlamında Read the rest

Böyle Gitmez, Bir An Önce Bir Şeyler Yapılmalı »

20081011_derin_dusunce_org_boylo.jpgLafı eveleyip gevelemeden, kafamızı kuma gömmeden söylemek lazım ki Kürt meselesi siyasi bir meseledir. Ekonomik ve sosyal  yönleri olmakla beraber meselenin özü siyasidir. Kürt meselesi bir “açlık meselsi” değil. Çankırı,  Çorum çok mu zengin… değil, ama, onlar dağa çıkmayı düşünüyor mu? Mesele “mide”ye indirgememeli, bu mesele bir “kimlik meselesi” ve o kimliğin gereklerini kabul etme meselesidir. Read the rest

Kürtler için de İmralı’ya itaatsizlik vakti… »

20081010_derin_dusunce_org_imrali.jpgDaha evvel yazmıştım,okulların açıldığı günden itibaren 4 hafta boyunca Bodrum’daydım…Bodrum,bilindiği gibi çok sayıda Kürt yurttaşın da yaşadığı,çalıştığı bir yer… 

Orada kaldığım 4 hafta boyunca arada beni tanıyanlar çıkıyordu…Yüzüme bakıp bir süre tereddüt ettikten sonra,bana ismimi soruyorlardı ve ardından yüzlerinde Read the rest

En kısa Anadolu tarihi »

20080909_derin_dusunce_org_anadolu.jpgEtyen Mahçupyan yazılabilecek en kısa Anadolu tarihinin yazmış bugün. Bir bölümünü alalım:

Orta Asya’nın Türkik kavimleri 11. yüzyılda yaklaşık 400 bin kişi ile Anadolu’ya geldiklerinde, bu topraklarda 5-6 milyon insan yaşamaktaydı. Anadolu bu göçmenlere daha önce de başkalarına davrandığı gibi davrandı… Onlara bağrını açtı, içine aldı ve kültürel olarak asimile etti. Bu yeni göçmenlerle o toprağı sahiplenenler arasında siyasi çatışmalar yaşansa da, kültürel benzeşme belirleyici oldu. O kadar ki, karşılıklı din değiştirmeler sonucunda, kimin yönettiğinden bağımsız olarak çok kültürlü, kozmopolit bir medeniyetin arandığı bir döneme girildi ve Osmanlı İmparatorluğu bu harmanlanmayı taşıyabilen bir siyasi şemsiye Read the rest