Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Şebekler ve Kemalistler »

Kemalistlerin en sevimlisi Ayşe Arman’ın empati çabasıyla Afrika’daki bir şebek türü arasında bağlantı kurunca bazı okuyucularımız mail atarak fazla sert olduğumu söylediler. Kendilerine hakikatin daha da sert olduğunu anlatmak isterim:

 Dişi aslan bir seferde 3-4 yavru doğurur. Yeni doğan yavrular kördür. Gözleri 5-6 gün sonra açılır. Doğum sonrası dişinin cinsel istekleri tamamen yok olur. Bu sebeple erkek aslan kendi yavrularını boğarak öldürür. Bundan sonra dişinin cinsel arzuları yerine gelir. Read the rest

Aileni mi seversin devletini mi? İmam-Hatipli Bireyin dramı… »

Okan Arslan

Laiklik konusunda belki de yeryüzündeki en hassas ülke olan Türkiye’de yıllardır  çözümlenemeyen ve üzerinde uzlaşılamayan konu bizzat “Laikliğin”  kendisidir. Zira, Türkiye’de devletin kendine has bir Laiklik algılaması ve uygulaması vardır; insanların kendi çaplarında bambaşka bir Laiklik algılaması. Devletin Laiklikten anladığı Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren, Devletin dini hususlara göre yönetilmemesi ve dini (daha doğrusu İslamı) kontrol altında tutmasıdır. Cumhuriyetin Laiklik anlayışı, sadece Devletin değil aynı zamanda toplumun ve hatta bireylerin de “Laikleşmesi” şeklinde empoze edildiğinden; aslında Cumhuriyetin Laiklik dediği şey, “Sekülarizm” olarak da kabul edilebilir. Devlet, dini devlet hayatının tamamen dışına atmakta; toplumda da dini kontrol etmekte ve dini, önemli ölçüde bireyin kendi alanına çekmektedir. Öte yandan Cumhuriyetin Laiklik anlayışı, aynı zamanda Milliyetçi bir tandans da taşımakta ve Evrensel İslam dinini, Türkleştirme şeklinde cereyan etmektedir. Nitekim, Ezan’ın Türkçeleştirilmesi Cumhuriyet Devrimi ile birlikte Arap-Acem ekseninden uzaklaşan Türkiye’de İslam’ın Millileştirilmesinin en somut örneklerinden biridir. Read the rest

Laik mahalle’nin yeni Ahmet Hakan’ı… »

Geçtiğimiz hafta sonu lise yıllarımda benim zihinsel yolculuğuma yoldaşlık etmiş bir arkadaşım ile birlikteydim… O yıllarda yaptıkları işler beni etkilerdi bu arkadaşımın… Arkadaş dediysem zihin ve gönül yoluyla arkadaşımdı o zamanlar, o sebeple karşılıklı sohbet etmemizin tarihi epey yeni olmasına rağmen 12-13 yıldır O’nu tanıyor gibiydim…

O zamanlar kendi içinden geldiği mahallenin yıldızlaşan bir adamıydı… Kendi içinden çıktığı mahallesinin insanlarına alçakça baskıların Read the rest

Bir Peygamberin Mirası 3 »

Amerikan PBS kanalının yayınladığı ve çok ses getitren The Legacy of a Prophet Hazret-i Muhammed’in hayatını anlatan belgeselin 3. bölümü (Türkçe altyazılı).
 

Alevilerin tuzu kuru! »

Empatisatör Ayşe Arman Alevi kılığına girerek müthiş bir toplumsal araştırmaya daha imza attı. Alevi kıyafeti içinde Sarıyer’de börek yiyen Ayşe Arman daha sonra Reina’ya gitti ve dans etti. Ne köfte yerken ne de diskoda dans ederken hiç bir baskıya maruz kalmayan DEV gazeteci Ayşe Arman şöyle dedi : “Bir tek kapıdaki korumalar ‘aa gene o manyak karı geliyo’ dediler ama galiba AKPliydiler. Kısaca Türkiye’de Alevilerin rahatı iyidir. Baskıya uğradıkları yalandır. Bu iddialar islamcı-şeriatçı-fetulahçı ABD ve AB kölesi sorosçu yeşil basın tarafından uyduruluyor. Kalıbımı basarım!”

 Cennet vatanımızda insan hakları ihlâl ediliyor diye yaygara koparanlara kapak olsun bu bilimsel araştırma.

Arz ederim.

Hülasa kelam,olmayı istediğim şey olamadım ben, sayenizde! »

İslam sobe (Cemile Bayraktar)

 Karmakarışık hissettiğim zamanlardan birinden daha merhaba.
Öfke, üzüntü ve korku ruhumda kol geziyor. Her geçen gün daha güçlü olacağımı umarak tutunmaya çalıştığım hayatta son bir kaç gündür yine yalnız kaldığımın hatta yalnız kaldığımızın ıspatlarıyla yüzleşiyorum. Bu ilk değil belki ama sanırım en etkililerinden biri.Türlü türlü çirkinliklerinizden nasiplendim ben,hepsinde içimden bir parçayı alıp koparttınız.Nereden aldığımı bilmediğim bir güçle yine tek başıma belki birkaç dost desteğiyle doğruldum ben,yığdığınız yerlerden.Her seferinde oram buram sızlayarak.Bu kez daha etkili iki yüzlülüğünüz yine yapması gereken ‘ yıldırma ‘ etkisinin tam aksi,olması gerekenden daha fazla itme gücüyle birlikte döküyor beni yollara.

 

DEVAMI KUYEREL

Bir Peygamberin Mirası 2 »

Amerikan PBS kanalının yayınladığı ve çok ses getitren The Legacy of a Prophet Hazret-i Muhammed’in hayatını anlatan belgeselin 2.bölümü (Türkçe altyazılı).

Milliyetçiliğin Anatomisi »

Bir önceki yazımızda, batıdan doğup topraklarımıza ve tüm İslam topraklarına yayılan ve şeytani bir bakış açısı olan ırkçılığın batıdaki teorik geri planına değinilmişti. Bunun yanında, müspet ve menfi milliyetçilik kavramları üzerinde durulmuştu. Konuyla ilgili söyleyeceklerim henüz bitmemiş olsa da, özellikle müspet milliyetçilik kavramı yoğun eleştiriler almıştı. Evet öğretici olmaları sebebiyle yapıcı eleştirileri sevdiğimi belirtmeliyim.  

Bir önceki yazıda şöyle bir ifade kullanmıştım;

“Maalesef insanımızın çoğu müspet milliyetçilik fikrinin kapısından girip “menfi milliyetçilik” fikrine kayabiliyorlar ve çoğu kez bunun farkına dahi varamıyorlar” 

Buna mukabil yazılarını ve yorumlarını  çok beğendiğim Sayın Enver Gülşen Bey,

“Bunda şaşıracak birşey yok Mehmet kardeşim. Müspet milliyetçilik kapısı zaten her zaman oraya (menfi milliyetçilik durağına) çıkar. Ben müspeti ya da menfisi olsun milliyetçiliği bir kaydırağa benzetirim. ona binip aşağı kaymaya başladığınız andan itibaren Read the rest

Uygurlar’a baskı maskı yok ! »

Araştırmacı gazeteciliğin DEV ismi Ayşe Arman Uygur Türkü kılığına girerek Uygurlara yapılan baskının uydurma olduğunu ispat etti. Geleneksel Uygur kıyafeti içinde Bebek’te köfte yiyen Ayşe Arman daha sonra Reina’ya gitti ve dans etti. Ne köfte yerken ne de diskoda dans ederken hiç bir baskıya maruz kalmayan DEV gazeteci Ayşe Arman şöyle dedi : “Uygurların rahatı iyidir. Baskıya uğradıkları yalandır. Bu iddialar islamcı-şeriatçı-fetulahçı ABD ve AB kölesi yeşil basın tarafından uyduruluyor. İşte ispatı!”

 Arz ederim.

Bugün Pazartesi, yobaz laikler iyi günler diler »

Bugün 20 Temmuz 2009, Pazartesi, yobaz laikler iyi günler diler.

 İnsan psikolojisi kadar hayvanların toplumsal yaşamları üzerinde de önemli çalışmaları bulunan Boris Cyrulnik Dünyanın Tılsımı (L’ensorcellement du monde) isimli ilginç kitabında empatiden bahsederken bir şebek sürüsünden örnek verir:

“Üzeri meyvelerle dolu bir ağaca yaklaşırken dişiler tam ters yöne bakarak büyük bir gürültü koparırlar. Fiziksel olarak daha üstün olan erkekler yiyecek bulunduğunu sanarak o yöne atılınca dişiler meyve ağacına hızla koşar ve erkekler gelmeden yiyebildikleri kadar yerler.”

 Kendini başkasının yerine koyma, davranışlarını önceden tahmin etme yetisi hayvanlarda da var. Üstelik sadece merhamet değil avlanma gibi ihtiyaçlar için de gerekli empati. İşte yobaz laiklerin en akıllısı Ayşe Arman da geçen hafta empati kabiliyetini gösterdi… Ama Boris Cyrulnik’in anlattığı dişi şebeklerle aynı seviyede kaldı kanaatimizce. Empati geldi randevuya ama vicdan ekti bizi…

 Çünkü kadın olmak için önce adam olmak gerekir, gazeteci olmak için ise insan olmak.

 Peki hem insan hem gazeteci olunmaz mı? Olunur tabi. Meselâ Alman gazeteci Günter Wallraff 21 Ekim 1985’te de Türk işçisi Ali Levent Sığırlıoğlu’nun kılığına girerek kiralık işçi olarak çalışmıştı. O dönemi anlatan “En Alttakiler” kitabı yayınlandığında kıyamet koptu. Zira siyah peruk ve koyu renk lenslerle bir Türk işçisi kılığına giren Wallraff iki yıllık “Modern köle ticareti” gözlemini Read the rest