Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Liberaller İle Demokratlar Arasındaki Farklar »

Günümüzde liberalizm ile demokrasi kavramları genellikle birbiriyle geçişli kullanılıyor. Liberal olununca otomatik olarak demokrat olunduğu gibi bir algı  oluşmuşken; demokrat olanların, doğal olarak liberal olmaları gerekirmiş gibi bir anlayış hâkim durumdadır. Bana kalırsa bu iki kavram, birbirlerini çeken ve birbirleriyle geçişlilik oluşturan kavramlar olmanın çok uzağında, hatta birbirlerini şiddetle iten kavramlardır.

Sevan Nişanyan, Taraf Gazetesindeki köşesinde kelimelerin etimolojik kökenlerini inceler. Bu anlamda Nişanyan’ın yazılarının oldukça faydalandığım yazılar olduğunu söyleyebilirim. Birkaç gün önce “sansür” kelimesini incelerken bu kelimenin etrafında yazdıklarını ise birçok açıdan önemli buluyorum. Bu yazının en önem verilmesi ve üzerinde durulması gereken tarafı, tipik liberal ile benim anladığım demokratlık arasındaki farkları olabildiğince net bir şekilde ortaya koymasındadır bence. Read the rest

Din ve Sol »

Cemil Ertem (TARAF)

Türkiye’de ilk önce Ergenekon sürecinde şimdi de Kürt sorununda atılan adımların desteklenmesi ve derinleştirilmesi konusunda “sol” iyi bir sınav vermiyor. Bu gerçek, Türkiye’yi yarım bırakan dolayısıyla bütün bu yaşamakta olduğumuz dönüşümü sığlaştıran, tıkayan ve “gerici” olanın, statükonun işine yarayan güncel bir olguya dönüşmüş durumda. Bu durum, bugün yalnızca kendini solda sayanların sorunu olarak da görülmemelidir.

Türkiye’nin demokratikleşmesi doğrultusunda atılan adımların, yetersiz kalması, halkın çıkarlarından ziyade, yöneten azınlığın çıkarları Read the rest

‘Parasız eğitim’ devlet tekeli demektir »

Devletin itaatkâr, uyumlu, uysal ve kontrol edilebilir insan üretimini en düşük maliyetle gerçekleştirdiği kurumlardır okullar. Bu bakımdan eğitim, birçok ülkede ideolojik bir temelde işlev görür. Ancak hakkını vermek gerek -demokratik olma unvanını hak eden- ülkeler artık eğitime dönük politikalarını daha çok evrensel değerlere doğru kaydırmaktadır. Finansmanından, eğitim müfredatlarına varıncaya Read the rest

Kamil İnsan’ın Gönlü »

 Sadık Yalsızuçanlar (Semazen.Net sitesi)

Yunus Emre bir şiirinin son dörtlüğünde,

‘Yunus Emre der hoca

Gerekse var bin Hacc’a

Hepisinden iyice

Bir gönüle girmektir’

der.

Buradaki ‘gönül’ün yüzey anlamıyla, herhangi bir insanı incitmemek, onun gönlünü kazanmak, ona iyilik etmek olduğu söylenir.

Bazı yorumcular ise, Hacc diye nitelenen ‘gönül’ün, Efendimiz’in (asm) gönlü olduğunu belirtirler.

Efendimiz’in gönlü, manevi bir Kabe gibidir.

O’nun rızası ise, Hacc etmek gibidir.

Yüzyılımızın büyük bilgelerinden Kenan Rıfai’ye tasavvufun tanımı sorulduğunda, şöyle cevap vermiştir : ‘Tasavvuf, incitmemek ve incinmemektir…’ Read the rest

En çok okunan siyaset siteleri hangileri? »

Daha önce de bahsetmiştik ALEXA çubuğundan. Buradan indirip kuruyorsunuz ve bir çok kişi sizden önce bu çubuğu kurmuş olduğu için bir sürü bilgiyi bedavadan elde ediyorsunuz. Ziyaretçi yoğunluğu, sitede geçirilen ortalama süre… Bizim ilginç bulduğumuz bilgiler arasında özellikle iki şey var, birincisi sitenin Türkiye siteleri içindeki sıralaması. Diğeri ise o sitedeki ziyaretçilerin başka hangi siteleri gezdikleri. Meselâ Zaman gazetesi okurlarının aynı zamanda Hürriyet ve Milliyet okuduklarını da görebilirsiniz bu çubuk sayesinde.

Biz de Türkiye’de en çok okunan siyaset sitelerinin bir listesini yaptık ALEXA çubuğu sayesinde. İşte 29 Eylül 2009 tarihi itibariyle ülkemizin en çok okunan siyaset siteleri:

1

cemaat.com

                    4 986  

2

3Hhareketi.org

                    6 279  

3

derinsular.com

                    6 632  

4

gencsiviller.net

                 10 589  

5

yazarport.com

                 10 899  

6

tpe.org.tr

                 12 794  

7

mustafaakyol.org

                 18 673  

8

usakgundem.com

                 21 673  

9

dusunceler.org

                 24 985  

10

siyasetkahvesi.com

                 25 453  

11

sivildusunce.com

                 32 456  

12

ekopolitik.org

                 67 613  

13

izlenimler.net

                 68 387  

Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi? »

 Yazıyı kullanma klavuzu: Bu yazıyı okurken zihnen müsait olmanızı istirham ediyorum. Ne aç olun ne de tok. Üşüdüğünüz ya da sıcaktan bunaldığınız bir sırada okumayın. Hava güneşli ise güneşe arkanızı dönün. Ocakta yemeğiniz, ağlayan çocuğunuz olmasın. Korna çalan birine kızdıysanız ya da geç kalan bir ödeme için endişelendiyseniz bu duyguların yüreğinizden kirli bir su gibi akıp gitmesini bekleyin… Ekrandan okumayın, kâğıda basın bu yazıyı. Elinize şekersiz demli bir çay ya da acı bir kahve alıp rahat bir koltuğa yerleşin. Cep telefonunuzu kapayın. Müzik dinleyecekseniz kısık sesli, sakin, sözsüz parçalar olsun… Hazır olduğunuzda kırmızı çizgilerin arkasında iki saatliğine bir gezintiye çıkarmak istiyorum sizi.

Anlatılanların zihninizde bir miktar yankı bulmasına ve anlam kazanmasına  müsade edecek kadar yavaş okumaya gayret edin. Dipnotları lütfen ertesi güne bırakın. 

 Okumaya başlamadan önce ufak bir ricam daha olacak. Yazının ana konusuna odaklanabilmek için buradaki sunumu bilgisayarınıza indirin ve seyredin. Yazısız, müziksiz bir sunum bu. Sadece “güzel” bulduğum 32 resim var. Günlük koşturmalardan kolayca uzaklaşmak için sadece bir kaç dakika… Geçişler otomatik değil. Her bir resim üzerinde bir kaç saniye kalsanız yeter. Yazıyı hissetmek için gerekli bir etap bu.

Güzellik matkabı Zekâ Duvarını deler mi?

Hayret-okul’a giriş günü

Neredeyse 1 yıl oluyor, bu “garip iş” ilk defa başıma geldiğinde “sıradan” bir eylül sabahıydı, işe gidiyordum. Seine nehrinin üzerinden geçen köprülerden birinin, Pont de Neuilly’nin üzerindeydim. Köprünün ayaklarının destek aldığı adanın üzerindeki kavak ağaçları rüzgârın etkisiyle sallanıyordu. Sabahın ilk ışıkları kavak yapraklarını, etrafta uçuşan deniz kuşlarının kanatlarını, köprünün taşlarını hatta yoldan geçen insanların üzerini sarımtırak bir örtü gibi örtmüştü. Köprünün altından geçen kuşlara “tepeden bakmak” o kadar şaşırtıcıydı ki bir an kendimi unuttum ve hayatımda ilk defa kuş görüyormuş gibi hayretle bu görüntüye kilitlendim. Sanki bir eşik değeri aşılmış, fazladan bir pirinç tanesi zekâ-akıl terazisinin dengesini “doğru” yönde bozmuştu. Read the rest

Medeni Dünyadan Gazze’ye Bakmak… »

Ocak ayında İsrail’in Gazze’de yaptığı  büyük katliam ve yıkımları  sırasında bir yazı yazmıştım. “Gazze’den Kendimize Bakmak”  başlıklı (“Auschwitz’in Kurbanları  Görüyor Musunuz?” başlığıyla Taraf gazetesinde yayımlanmıştı) yazıyı “İnsanlığın son çırpınışlarını yaşadığı, vicdan gölünün kuruyup minicik birikintilere dönmeye başladığı bir dünyada yaşıyoruz. Böyle devam ederse o minik birikintiler de kaybolup hepten vicdansızlığın çölüne mahkûm olacağız. Son çırpınışları ile tekrar bir hayat ırmağı yaratmak için kendi canını bile verebilen Rachel Corrie gibi insanlar da var bereket. Kendi cellâdına gülümserken, başkasının cellâdına kendi kafasını uzatabilecek kadar yüce gönüllü insanlar! İnsanlık son nefesini veriyor Gazze’de. Eğer Gazze’yi kurtaramazsak, orada yiten sadece Filistinli insanlar değil, aynı zamanda bizim insanlığımız, vicdanımız olacak” cümleleriyle bitirmiştim.

O günlerden bu yana yaklaşık 7-8 ay geçti. Filistin ve özelde Gazze için değişen bir şey yok. Vicdansızlığın çölüne mahkûm olmak, en çok da mağdur ve zalim “seçtiğimizde” bizi bulacak bir şey olduğu için, bugün her şeyden fazla muhatabı olduğumuz bir yıkımdır. Bütün yıkımlar bir şekilde tamir edilebilir; ama vicdansızlığın sürdürülebilir bir hale geldiği dünyanın Read the rest

Yazar Okulu Kapılarını açıyor ! »

Sunuş: Uzun zamandır DD (Derin Düşünce) mutfağında pişen bir proje bugün hayat geçiyor: Yazar Okulu.

Artık ekibimize katılmak için bize yazılarını gönderen  bazı yetenekli yazarların çalışmalarını sitede YAZAR OKULU dosyasında yayınlamaya karar verdik.  özetle yazıdaki fikirlerin tartışılmasını değil yazının kendisini okurlarımızla birlikte eleştirmeyi hedefliyoruz.

Bu sayede sadece yazara değil henüz yazı göndermemiş dostlara da faydalı olmayı amaçlıyoruz. Genç yazarları eleştireceğimiz bu sayfalar aynı zamanda bizler için de bir eleştiri okulu olacak. Yapıcı, geleceğe dönük bir dil kullanmaya, cesaret vermeye gayret gösterebilecek miyiz?

İlk yazarımız Bir Ses Yap blogunun kurucusu Mustafa Aslan.  Henüz 18 yaşında bir lise öğrencisinin kaleminden çıkan bu yazıyı ilginize sunuyoruz.

MY

 

Değişen Dünya’da Gelişemeyen İnsan

Yazan: Mustafa Aslan

“Gelişmek” günümüz insanının, özellikle de Batı ülkeleri tarafından “az gelişmiş” veya “gelişmemiş” olarak yaftalanmış ülke insanlarının tapma derecesinde önem verdikleri bir kavram. Gelişmiş (!) ülkeler çıtayı istedikleri yere istedikleri zaman koyuyorlar ve “hadi bakalım buradan da atlayabilecek misin” diyorlar onlara yetişmeye çalışanlara. 3G konusunda yaşadık aynı durumu. Nedense Avrupa ülkelerinde çok önemsenmeyen bir artısını (görüntülü konuşmayı) göstererek öyle bir yaygara kopardılar ki, bir an “geliştik” sandık millet olarak. Read the rest

Pazartesi… Bu Acıya Bu Şüphe ile Nasıl Dayanılır? »

Yazan: Anonim

Sizlere bir hikaye anlatacağım; ne yazık ki gerçek bir hikaye. Bir yönüyle zaman zaman gazetelerin birinci ya da üçüncü sayfa haberlerine düşen iç parçalayan bir çok hikayeye benziyor. Ama bir nokta var ki bu olayı diğer benzerlerinden çok farklı kılıyor. Bu hikayede yakınlarına yaşadıkları sürece huzur vermeyecek, acılarına acı katacak bir kurt dolaşıyor. İnsanı için için kemiren, dinleyenleri de tüm bu kabus gibi olan anlatının içine çekip hapseden bir kurt.  Read the rest

Son 90 günde en çok okunanlar »