Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

İtiraf et! Müslümanmısın ideolojist mi? »

İnsan garip bir varlık ; Kendi söylediğinin mutlak doğru olduğunu iddia edecek kadar hadsiz ve yine kendi diliyle konuşmasına rağmen söylediğinden daha fazlasını ima ettiğini hatta söylediğini de fark etmeyecek denli aciz.Yani hem söylediğinin sahibi ve savunucusu aynı zamanda söylediklerinin etkisinde bir mapus.

Ben sosyal yaşam içerisindeki insanların Read the rest

Zorunlu Askerlik? Ülkemizin yavaş intiharı! »

Sunuş :  5 dakika önce bir yorumcumuz aşağıdaki yorumu sitemize ekledi. Burada anlatılan korkunç bir olay ve bunun gibi korkunç şeylere bizzat tanık oldum, bir çok dostumun başına geldi. Türkiye’nin bu yavaş intiharına “dur” demek zamanı geldi artık.

Belli bir seviyenin üzerindeki bilim adamları, sanatçılar, sporcular tanım gereği nadir yetişen insanlardır. Her ülkeden kendi dalında 3-5 insan sivrilir. Çünkü iyi bir eğitim, yetenek, özgüven,  yoğun tempoda uzun süre çalışabilme gibi özelliklerin hepsi bir insanda nadiren toplanır. Bu olsa bile o kişi bilim adamı olmak istemeyebilir. Erken evlenmiştir, iş hayatı daha cazip gelmiştir, hastadır…

Bunun için akıllı ülkeler kendi bilim adamlarını şımartmak ve öteki ülkelerin araştırmacılarını çekmek için atmadık takla bırakmazlar. Oysa Türkiye kurulduğundan bu yana bilim adamlarını KOVMAK için ne gerekiyorsa yapıyor. Ayağına kurşun sıkmak için en çok kullandığı silah ise ZORUNLU ASKERLİK!

19cu yüzyıldan kalma savaş taktikleriyle ETTEN DUVAR niyetine yüz binlerce asker besliyor Türkiye. Neredeyse 700.000 insan toplanıyor evlerinden, iş yerlerinden. Ne yapıyorlar? İnternet sitelerini fişlemek ve darbe ile Türkiye’yi işgal planı yapmaktan başka? Bunu bile ellerine, yüzlerine bulaştırdılar.

Aşağıdaki yorumu okurken bir kez daha soralım kendi kendimize: “Bu ordunun artık ciddi bir reform geçirme vakti gelmedi mi?”

Vatansağolsunama

dövizli askerlik için 1090 değil 3400 günüm var belgeli. USA 1998-2006 yılları arasında üzerimden 20 milyon dolarkazandı, bana 300.000 dolar verildi Read the rest

Son 30 günde en çok okunanlar »

Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (Robert Mantran) »

“… Egemenliklerini, sadece ordularının gücüyle ve hoşgörüsüz diye bellenen bir İslam sayesinde dayatan, kan dökücü ya da işaret içinde yaşayan sultanlar mı?
Akla ne kadar aşırılık ve eksiklik geliyorsa, Osmanlılar, onlarla suçlandılar uzun süre. Oysa, kurdukları imparatorluk, yüzyıllar boyunca, Eskidünya’nın güçleri arasında ön sırayı tuttu ve onun tarihi, kanunları ve parlak yönetimi ile bir devlet kurmanın tarihidir başta; edebiyatta ve sanatta bugün görülebilen tanıklarıyla özgün bir kültürün tarihidir de bu!
XIV. yüzyılın başlarında, Anadolu’da, Bizans ile Selçukluların yıkıntıları üzerinde kurulan Osmanlı İmparatorluğu, iki buçuk boyunca, Viyana kapılarından Yemen’e, Cezayir’den Irak’a değin yayılır. Bu geniş alanda, sultanın otoritesi tartışılmayı kabul etmez. Ne var ki, Müslüman yasası olan şeriatın yanı sıra, boyun eğdirilmiş halkların geleneklerini de korumaya çabalayan bir siyasal sistem yerleşir. Osmanlıların şu hoşgörüsünü de unutmamalı: İspanya ve Orta Avrupa Yahudileri gelip onlara sığındılar.
Osmanlı büyüklüğünün simgesi olan Kanuni Sultan Süleyman’ın uzun saltanatından sonra, çatlaklar belirir devlette ve karışıklıklar sarar eyaletleri. XIX. yüzyıldaki o ağır gerileyişin başlangıcıdırlar bu ilk kargaşalar. Öyle olunca da, birçok yönetici reformlara girişecektir …”

… Müslüman görünüp Müslümanları vuranlar üzerine okumak için …

fethullah-gulen-kapak

Fethullah Gülen’i iyi bilirdik

(Son güncelleme: Üçüncü sürüm, 28 Ocak 2014)

Türkçe Olimpiyatlarını ve Türk okullarını sevmiştik. Gözü yaşlı vaizin Amerika’da yaşamasına alışmıştık. 1980 öncesinde komünizme karşı CIA ile işbirliği yapmasına “taktik” demiştik. Fethullah Gülen aleyhine açılan davalardan birinin iddianamesinde“pozitivist felsefeye karşı olmak” ile suçlanıyordu. Biz de karşıydık pozitivizme. “Aferin” dedik, “bizdensin”.

Bugün gerçek şu ki Fethullah Bey’in ekibi manşetle, kasetle hükümet devirmeye çalışan, yalan haberle Türkiye’yi ve Müslümanları sürekli zora sokan çirkin insanların tahakkümü altında. Bizim sevdiğimiz, güvendiğimiz “küçük eller” ise koyun sürüsü gibi suskun. Medyada, devlet kurumlarında, emniyet ve adaletin içinde çeteleşme, ergenekonlaşma var. Gülen cemaati dünya ile uğraşmaktan ahirete vakit ayıramıyor. Gülen cemaati bir cemaatten başka herşeye benziyor.

Kitabın ilk yarısında Fethullah Bey’i ve ekibini öven, yapılan iyi işleri savunan, destekleyen makaleler bulacaksınız. Bugün yaşadıklarımızla birlikte değerlendirince can acıtan bir soru kendini dayatıyor bize: Fethullah Gülen ve kurmayları bizi baştan beri kandırdı mı? Yoksa “küçük eller” dediğimiz masum insanların  güzel teşkilâtı sonradan mı kokuştu? Kitabı buradan indirebilirsiniz.

Kaybedenler Klübü: Anti-demokratik bir muhalefetin kısa tarihi

T.C. kurulurken Hitler, Mussolini ve Stalin başrolleri paylaşıyordu. İki dünya savaşının ortalığı kasıp kavurduğu o korkunç yıllarda “bizim” Cumhuriyet gazetesi’nin faşizme ve faşistlere övgüler yağdırması bir rastlantı mıdır? Kemalistlerin ilâhı olan Atatürk’ün emriyle 80.000 Alevî Kürd’ün Dersim’de katledilmesi, Kur’an’ın, ezanın yasaklanması, imamların, alimlerin idam edilmesi, Kürtleri, Hristiyanları ve Yahudileri hedef alan zulümler de yine Atatürk ve onu ilahlaştıranlar tarafından yapılmadı mı?

Bu ağır mirasa sahip bir CHP ve Türk solu şimdilerde “İslâmî” olduğu iddia edilen bir cemaat ile, Fethullah Gülen’in ekibiyle ittifak içinde. Yobaz laiklerin, yasakların kurbanı olduklarını, baskı gördüklerini iddia ediyor bu insanlar. Ama bir yandan da alenen İslâm düşmanlığı yapan her türlü harekete hatta İsrail’e bile destek vermekten çekinmiyorlar. Tuttukları yol İslâm’dan daha çok bir ideolojiye benziyor: Gülenizm. Millî istihbarattan dershanelere, dış politikadan bankalara kadar her konuda dertleri var. Ama Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Arakan’da zulüm gören Müslümanları dert etmiyorlar. Acayip…

Türk solu, CHP ve Fethullah Bey… Nereden geldiler? Nereye gidiyorlar? Elinizdeki bu kitap meseleyi tarihsel bir perspektifte ele almayı amaçlıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcularÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

Ümmeti-i Muhammed,Minare mi istemiştiniz ? »

Dünya Müslümanlarının İsviçre’nin ‘minare inşaası’ engellemesi,bu eylemi oylaması,oylama sonucu çıkacak olan kararın olumsuz olması ihtimali üzerine konuşuyor.Dünya Müslümanları hangi ahval ve şerait içerisinde tepki veriyor,açıklamaları nelerdir,savunmaları nelerdir,bilemeyeceğim. 

  Türkiye Müslümanlarıda İsviçre’deki bu gelişme ve arkasından gelecek kararlar üzerinden görüş belirtiyor,duruma müdahil oluyor,hatta ben de dün akşam sevgili arkadaşım Ebru Afat’ın Sky TV’de konuyla ilgili görüşlerini beğeni ile izledim. 

  Ben konuşulanın dışında birşeyler söylemek istiyorum,dünya Müslümanlarını konuya dahil etmeden,Türkiyeli,Türk Müslümanlara konuşacağım,bizimkilere,Muhammed’in ümmetine,yani yarın eğer Rasulullah’ın o mübarek yüzüne bakabilecek yüzleri olanlar varsa işte onlara ; 

  Ey Türkiye’nin Müslüman Ümmeti ! 

Minare mi,istiyorsunuz? 

Ne için?   Read the rest

CHP ve AKP diyalog kurdu »

tayyeap vs dennice drum battle from Vulcane on Vimeo.

Zina da böyle bir şey işte… »

Oh lord won’t you buy me a Mercedes Benz. – Tanrım, bana bir Mercedes almaz mısın?

My friends all drive porsches, I must make amends. – Arkadaşlarım Porche kullanıyor.

Worked hard all my lifetime, no help from my friends.  – Hayatım zor, kimseden hayır yok,

So oh lord won’t you buy me a Mercedes Benz – Tanrım, bana bir Mercedes almaz mısın?

Oh lord won’t you buy me a color TV. – Tanrım, bana renkli bir televizyon almaz mısın?

Dialing for dollars is trying to find me. – Ödüllü TV yarışmaları beni bulmaya çalışıyor.

I wait for delivery each day until 3. – Teslimat için her gün 3’e kadar müsaitim.

Janis Joplin’in bu şahane şarkısı insanların din ile nasıl sapık bir ilişkiye girebileceğini anlatan, dikkate değer bir eser. Teorik olarak maddiyattan sıyrılmış, iman etmiş biri Tanrı’dan otomobil ve TV istiyor! Zina deyince akla hemen yatak odası gelir ama özünde Read the rest

Türklerin Tarihi – Pasifik’ten Akdeniz’e 2000 Yıl »

Kuzey ormanlarından çıkıp geldiler, cesur, dağınık, marifetli ve henüz yolun başındaydılar. Önce bozkıra, sonra Çin içlerine ve sonra da sonu başı belli olmayan bir sel gibi garba doğru yayıldılar …
Türkler adıyla tarihe geçen bu boylar, aileler ve kavimler bütünü batılıların gözüyle çoğunlukla barbarlığın simgesi olsalar da Orta Asya’nın yüksek uygarlıklarından birini ve bazen küçük devletlerinin bazen de devasa imparatorluklarının sınırları dahilinde kültürler arası barışı ve huzuru tesis ettiler. Bazen memluk, bazen efendi ve bazen de birbirlerinin en amansız düşmanıydılar. O en baştan beri inandıkları dinlerinden hiç vazgeçtiler mi, ne kadar Budist ne kadar Hıristiyan ne kadar Yahudi ve ne kadar Müslüman oldular? Tüm bu yüzyıllar boyunca tek arzuları, tüm o savaşlar, yağmalar, fetihler, din değiştirmeler ve sergilenen bilgelikler sadece barışa ve huzura kavuşmak için miydi?
Altay Türklerinde Ölüm, Orta Asya’da Kutsal Bitkiler ve Hayvanlar, Moğol İmparatorluğu Tarihi, Orta Asya: Tarih ve Uygarlık, Türklerin ve Moğolların Eski Dini’nden sonra ünlü Türkolog Jean-Paul Roux sizi 2000 yıllık tarih içinde bir yolculuğa, bildiğinizi sandığınız ya da hiçbir fikriniz olmayan olaylara, insanlara ve inançlara tanıklık etmeye davet ediyor.

Nereden alabilirim?

Onur Öymen’e Avrupa’dan destek »

Ezber Bozan’a Teşekkürle

Ötekiler için sivil itaatsizlik rehberi (Ümit Kardaş) »

Burhan Yüksekkaş

Ülkenin geleceğiyle ilgili kafa yoran, sağduyulu pek çok kişinin aklındaki soru bu: “Demokrasiyi militarizm’den nasıl koruruz? ”

Ümit Kardaş’ın demokrasi, cumhuriyet, yargı, iktidar, ordu, polis, sivil toplum gibi hayatımızı en çok etkileyen kavramlardan bazılarını bozulmalarının kökenleriyle birlikte sorguladığı, “daha az devlet, daha çok toplum” yaklaşımıyla çözüm önerileri oluşturduğu Ötekiler İçin Sivil İtaatsizlik Rehberi‘nde de bu soru esas mesele.

Hukuk devletindeki adaletsizlikler, laik devletteki açmazlar, sosyal devletin perde arkasındaki faşist uygulamaları… Demokrasimiz neden gerçek bir demokrasi değil de suni bir sistem, anlatıyor. İktidar, muhalefet, asker, polis, yargı neden kutuplaşmaları tetikliyor?  Read the rest