Okyanus jeopolitiğinde sabitler ve yeni kartlar »
By my on Şub 20, 2017 in Amerikan Saldırganlığı, Deniz Savaşı, Derin Savaş, Jeopolitik, Strateji | 3 Comments
Deniz savaşlarına ayırdığımız son birkaç bölümde donanmanın ülke ekonomisinden ve finansal gücünden bağımsız düşünülemeyeceğini söylemiştik. Bu bağlamda okyanusları, limanları, boğazları ve stratejik adaların kontrolünü jeopolitiğin merkezine yerleştiren İngilizler ile Amerikalılar birbirlerine benzerler. Çünkü bu iki devlet Almanya, Rusya, Çin ve Türkiye gibi ürettiğini satarak değil başkalarının ürettiklerine el koyarak işleyen bir ekonomik modelle ayakta dururlar. Bir başka deyişle Amerikan saldırganlığı özünde İngiliz saldırganlığının devamıdır. Biz bu saldırganlığın genetik kodlarını anlamak için geçen bölümlerde olduğu gibi bu bölümde de Amiral Alfred Thayer Mahan’ın kitap ve makalelerinden istifade edeceğiz.
Elinde çekiç olan her şeyi çivi gibi görür
Mahan’ın teorilerini geliştirdiği dönem 1800’lerin ikinci yarısı. Fakat ABD’nin o zamanlar bugünkü kadar büyük bir donanması yok ve bugünkü gibi saldırgan da değil. “Normal” diyeceksiniz, saldırmak için zaten ordusu yok. Doğru, ABD dış politikasına o yıllarda “Monroe doktrini” hâkim. Daha çok içe kapanık, Avrupa’nın iç işlerine ve sömürge savaşlarına katılmayı reddeden ABD Başkanı James Monroe’nin, 2 Aralık 1823’te kongreye sunduğu ilkeler manzumesi bu. Mahan ise tam tersini düşünüyor:
“… Milletlerin büyük ailesine dâhil olduk, bu sorumluluğu üstlenmeliyiz […] ABD limanlarının savunmasını arttırmalı, düşmanın ele geçiremeyeceği hale getirmelidir. […] ABD caydırıcı taarruz gücüne sahip bir donanma inşaa etmelidir. San Fransisco kıyılarından 3000 deniz mili mesafeye kadar bir güvenli bölge oluşturulmalıdır ki Karayip Denizi’ndeki gibi Avrupalı güçler bizim limanlarımızı kullanabilecek duruma gelmesinler. […] Hawaii’deki yönetimin ABD’ye bağlanma isteğini kabul etmeliyiz zira biz bunu yapmazsak başka güçler yapacaktır…” (The Interest of America in Sea Power, Present and Future, 1897)
Monroe doktrininden net bir kopma arz eden bu bakışı bir parça tahlil edelim. Evvelâ Amerikan emperyalizmini teşvik eden Mahan yalnız değil. Meselâ Hawaii krallığın ABD’li iş adamlarınca kaosa itildiğini, uyduruk bir hükümetin ABD’ye ilhak için başvurduğunu Read the rest














