Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bir salon dolusu şapşal! »

Anonim

-Hiç merak etmeyin, güzel günler gelecek. Çok yakın. On yıla kalmaz bu ülkede çok güzel şeyler olacak.
– Tekbiiir, Allaahu ekber! Allahu Ekber,  Allahu Ekber!
-Ahir zamanı yaşıyoruz biz. Nurani günler yakındır. Tekrar söylüyorum merak etmeyin. Nur devrimi yakındır. Çok güzel işaretler var.
-Tekbiiir! Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber!
Millet tekbir getirdikçe aşka geliyor hazret. Yüzünden hiç eksik etmediği o sahte sırıtışı ile tüm şirinliğini takınarak kürsüden salona oynuyor. Salon coşmaya hazır. Güzel masallar duymaya ihtiyacı var insanların. Saatlerdir Afganistan, Filistin, Kanlı Kabe katliamı, müstekbir rejimlerin, Amerikan uşağı, işbirlikçi devletlerin halklarına yapıp ettikleri konuşuluyor sahnede. Bizim mehdi hazretlerinin Read the rest

Çocuklar İçin Adalet Takipçileri’nden Basın Toplantısına Davet »

“Çocukların Evi Gökyüzünün Mavi Atlasının Altıdır… Cezaevi Değil.”

Ne istiyoruz? Adalet. Kimler için istiyoruz? Çocuklar için. Ne zaman istiyoruz? Hemen.  Pekâlâ, neden istiyoruz? Adalet isteyen çocukların haykırışa dönüşen sesine kulaklarımızı tıkamadığımız için. O çocuksu sesler vicdanımızın dibinde çınladığı için.  Çocuklar adalet istiyorlar.   Bir süre öncesine kadar çocuklarla ilgili bu ülkede müthiş ve inanılmaz bir vurdumduymazlık Read the rest

Polis İmdat Hattı değil, İmdat Polis Hattı kurulsun! »

Bu akşam saat 19.30’da 5N1K programında (CNN Turk), 3H Hareketi üyelerinden Soner Tunceli ve Ebuzer Irkıçatal ,  “Polis İmdat Hattı değil, İmdat Polis Hattı kurulsun” konulu eylemimizi anlatacak.

En çok okunan kitaplar »

Geride bıraktığımız ekim ayında 8000’e yakın indirme yapıldı Ücretsiz Kitap sayfamızdan. En çok okunan 8 kitap bu rakamın %50’sini teşkil etti. İşte geçen ayın “şampiyon” kitapları:

  1. Türkiye bölünür mü?
  2. Kendi ülkesini işgal eden ordu
  3. Tarih şaşırmaktır
  4. Kitap tanıtan kitap
  5.  Alaturka Laiklik
  6.  Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu
  7.  Derin İnsan 
  8.  Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Hikem-i Ataiyye Şerhi (Ahmed Mahir Efendi) »

Şair Ahmet Erhan bir şiirinde şöyle der:

       “Acı, takunyalar giyerek yürürdü yüreğimde

       Sevincinse tüyden ayakları vardı”

 Bugün tanıtacağım kitabı yeni almıştım, sadece bir sayfasını okumuştum. Konu umutsuzluk ve karamsarlıkla ilgiliydi. Akşam üzeri kıymetli bir dostum ile yazışıyordum. Tam o sayfadaki konu açıldı. Kitaptan bahsettim. “Mutlaka okumalısınız” dedim. Ertesi gün kısacık bir mesaj geldi, Teşekkürler Ekte bir fotoğraf vardı, deniz manzaralı bir kahvede çekilmişti, güneşli bir hava, uzakta rıhtımda bağlı balıkçı tekneleri, masanın üzerinde bir bardak demli çay ve Hikem-i Ataiyye Şerhi duruyordu!

 Şair haklıydı, kalbimi ziyaret eden sevincin tüyden ayakları vardı. Bir patronun ya da komutanın emri savsaklanabilir ama ya Dost’un rızası? Hele ki Hikmet ile ilgili bir mevzu olsun!

 Gazâlî Hazretlerinden öğrendiğime göre O’nun rızasına uygun işler yapanlara ALLAH iyi dostlar bağışlarmış. Dostlarım da ümit kaynağımdır. Bazen bekleme salonuna benzettiğim bu dünya hayatında iyi bir dostun yanına “düşmek” ne güzeldir, ne kadar ümit vericidir.

                                            *                 *                 *                

 Hikem-i Ataiyye Şerhi bir kaç bakımdan MUTLAKA okunması gereken bir kitap. Birinci sebep Ataullah İskenderî Hazretleri‘nin mârifet ve hakikat taliplerine öğütlerini sunan “El-Hikem” adlı muhteşem eserin Read the rest

Ölüm’ün Işığında Zaman Kavramı (5) »

Oldukça tuhaftır, Monet, Rembrandt, Oudry, Sicurezza gibi ressamların “natürmort” (=ölü doğa) denilen eserlerine, meselâ ölmüş hayvan tasvirlerine bakarken hayvan ölülerinde görünmeyen bir şeyi görürüz. Merleau-Ponty’nin isabetle teşhis ettiği gibi “Sanat eseri objektif bir bakışın görülemez zannettiği şeylere görüLebilir bir varoluş sağlar” . Nedir bu görülemez olup da Sanat sayesinde görülebilen?

 Basit bir matematiksel işlem yapacağız şimdi, bildiğiniz çıkarma işlemi. Gözlerimiz ile Hakikat arasındaki perdelerden birini tarif edeceğiz ki tenzih yoluyla “ötekinin” yani görüLmesi gerekenin ne olduğunu anlayalım. (Bu yöntem hakkında daha fazla bilgi için bkz. Tenzîh ve Teşbîh: Sanat’ta Ayrıntı -3-)

 Nedir bu perde? Eğer her an her şeyi görseydik güneşe dürbünle bakmış gibi olurduk. Yani kör olurduk. Hakikat’i sürekli görmeye tahammülü olmayan biz sıradan insanlar etrafımızdaki şeyleri bir filtre veya bir perde arkasından görürüz. Bu perdenin dokunduğu iplerinden biri FAYDA ipidir. Hayvan ölülerine de bu filtrenin arkasından yani fayda / tehdit gözüyle, et-Göz ile bakarız:

  • Bu etin kilosu kaça?
  • Balık seviyoruz ama kızartınca ev kokuyor!
  • Ay! Kurbağa bacağı da yenir mi? Ne iğrenç!
  • Bu dana neden ölmüş acaba? Ne pis kokuyor.
  • Dokunma evladım o hayvana, mikrop bulaşır.

 

 

Evet… Ölü hayvan ya bir yiyecektir, ya da bir tehdit, bir pislik. Oysa Ölü hayvanları konu alan tablolar Read the rest

Çocukken Polisten Korkardım, Hâlâ… »

Bundan 2 yıl önceydi, Genç Siviller’in 12 Eylül Anayasasını sembolik olarak protesto ettiği eylemin, Samsun faaliyetinde gönüllü olmak istemiştim.

Genç Sivillerden avukat Mücteba Kılıç’tan yasal prosedürü kısaca öğrendikten sonra izin almak için eylemi yapacağım bölgeden sorumlu Polis Noktasına (Karakol) gittim. Görevli memura çok açıklayıcı bir şekilde durumu izah ettim. Karşımda beni dinleyen değil, beni sorguya çeken biri olduğunu Read the rest

İslam toplumunun ekonomik strüktürü (Sezai Karakoç) »

Zekât verilecekse önce akrabaya bakılır, yardım edilecekse önce komşudan başlanır; ne yapılacaksa önce çevreden işe başlanmalıdır. Nitekim tüm dünyaya bir anlatacağı varsa insanın, ilk olarak yaşadığı yerde anlatmaya başlar. Ben de bu söze tâbii olarak geçtiğimiz günlerde yaşadığım şehrin belediyesine şikâyetlerimi anlatan bir mail attım. Cevap, beklemediğim bir makamdan, beklemediğim güzellikte geldi. Sözün en başında Hz. Ömer’den bir alıntı yapılmıştı. “Halife başa geçtiğinde sahabe ona nasıl ki, bir hata yaparsan seni kılıcımızla düzeltiriz, dediyse, bugün de bizi kılıcıyla düzeltecek insanlar var, ne güzel” diyerek teşekkür etmişti bana müdür. Devamında projelerden, yapılanlardan bahsetti ama beni asıl etkileyen, sahabeden alıntı yapması ve İslam medeniyeti izlerinin hala üzerimizde olduğunu hissettirmesi oldu.

Adımızın İslam devleti diye geçmesi gerekmiyordu, yasalarımızın ilahi kitapta geçtiğiyle aynı olmaması buna engel değildi; inanç kişisel bir durum olduğuna göre inancını yaşayan kişi, bunu görevine, idaresine, her haline yansıtıyor ve bulunduğu yerde Read the rest

İçimizde Düşman Yok! Konferans, 11 Aralık »

Filistin Günleri – 11-12 Aralık 2010 »

Filistin Günleri 2010 from platform haber on Vimeo.