Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Fatmagül’ün Suçu Ne? »

Okan Kemal

Tecavüz en büyük suç bence. Adam öldürmekten; hırsızlık yapmaktan çok daha büyük bir suç bir insanın ırzına kast etmek. Bunu yapan insanlar hangi cezaya çarptırılırsa çarptırılsınlar; ne yapılırsa yapılsın, verilen ceza, yapılan suçu affettirmiyor. Tecavüze uğrayan kadınlar, yıllarca üzerlerinden atamayacakları bir fiziksel ve daha da önemlisi ruhsal bunalım yaşıyorlar; belki de ömür boyu sürecek bir travmayla karşı karşıya kalıyorlar.

Konuyla ilgili olarak, son dönemlerde bir yasa tasarısı var: “Tecavüzcüleri hadım etme yasası”. İlk etapta bu tür bir yasa; çağdışı ya da uygulanan yöntem bakımından garip Read the rest

2008 Krizinden Önce(1): Halk Kapitalizmi »

AKP, “muhalifleri” susturuyormuş »

“…Gerçekten AKP’ye “muhalefet eden” birileri olsa belki AKP onu susturmak ister ama ben bugün ciddi bir tane AKP eleştirisi okumuyorum Türk basınında. Ne muhalefet partilerinden ne de medyadan AKP’nin uygulamalarına yönelik şöyle sarsıcı bir muhalefet çıkmıyor. AKP’nin “rejimin ekmeğine yağ süren” hataları konusunda ağızlarını bile açmıyorlar. Ama Ergenekon ve darbe yandaşlığını, AKP’ye muhalefet olarak kabul ettirmek istiyorlar. Ergenekoncular yakalanmasın, darbeciler yargılanmasın. Onların “özgürlük” anlayışı bu. Silah zoruyla bütün ülkeyi sindirmek, iktidara el koyma planları yapmak, “muhalefet” onlara göre. Üşenmeyin bizim basını şöyle bir tarayın. AKP’nin, yargı “reformu” yaparken askerî yargıya dokunmamasını eleştiriyorlar mı, bir bakın. Askerî vesayete alan açan Sayıştay Yasası’nı eleştiriyorlar mı, bir bakın. Ombudsmanlık yasasında orduyu kollamalarını eleştiriyorlar mı, bir bakın. En kritik dönemeçlerden birini geçerken Kürt meselesini kalıcı bir barışa dönüştürmek için kıllarını bile kıpırdatmamalarını eleştiriyorlar mı, bir bakın…” TAMAMI 

Mısırlı Gibi Yürümek »

Okan Kemal

“Melekler gelince, şeytanlar kaçar” (Mısır Atasözü)

Orta Doğu’nun bir dönemler yedi düvele meydan okuyan rejimleri, Süheyl Batum’un ifadesiyle ne kadar da “kâğıttan kaplanmış”!. Baksanıza, Tunus’ta bir öğrencinin kendisini ateşe vermesiyle başlayan yangın, Mısır’a sıçradı ve 18 günlük halk direnişi ardından; bir süre görevi bırakmamakta ısrar eden Mübarek, daha fazla dayanamayıp, çekip gitti. Oysa ki, en son 2005 seçimlerinde %88.6 oy almıştı. Ancak, toplumun geniş kesimleri tarafından kabul görmüyordu Mübarek; ülkeyi bir korku imparatorluğuyla yönetmekteydi. Zaten 2005 seçimlerine katılım da %22.9 gibi komik bir seviyedeydi. Mısır’da 1952 yılındaki subaylar darbesiyle, monarşi alaşağı edilmişti. Yerine, bir çok Arap ülkesinde olduğu gibi, Arap Milliyetçiliği ve Sosyalizminin bir karması olan Baasçı bir Cumhuriyet Read the rest

DUYURU: Ali Nesin’den mektup »

Sevgili Dostlar,
Hayatin bir mucadele oldugunu biliyordum da, dogrusu boylesine yogun bir mucadeleden habersizdim. Sel, deprem, bora, tufan ve her turlu afet, hepsi viz gelir, ama aptallik karsisinda Read the rest

YAKINDA: Kırmızı Gezegen Marx »

 

 Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

Suzannur Başarslan’ın romanı Bela nihayet kitapçılarda »

http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=576087

Şirince’nin sarı öküzü bir büyük adam »

Defaatle davet etmesine rağmen Sevan Usta’nın davetine icabet edemedim. Ekim ayı içinde yaptığımız Anayasa toplantılarında da el emeği göz nuru evlerinin yıkılma ihtimali vardı ama bize göre çalan davuldu ve sesi uzaktan hoş geliyordu.

Ben de Şirinceliyim. Kendisiyle de müşterek derdimizdi bu ‘mevzuat’ hazretleri. Aramızdaki tek farksa şuydu; biz mücadele etmedik ve Dido Sotiriyu’dan kalma miras ev yerle yeksan şu anda. Sevan Usta’ya gelince, O yılmadan mücadele etti, baktı olmuyor isyan etti, yine olmadı meydan okumak için kule dikti. Köylüyü örgütlemek istedi ama Köylü kendisine bir ‘Abderalı’ mantığıyla yaklaştı. Ne kendisinden ne de Ali Nesin’den yararlanmak gibi bir düşüncesi olmadı benim isminin hakkını tam manasıyla veren Köylümün.

Köylü için bu iki isim kendini ateşe atan delilerdi. Onların düşüncesine göre bunlar ‘büyük adam’ olmaları sebebiyle kimse dokunamazdı. Nişanyan’ın evine dokunamayan da Read the rest

Kandil… »

Yazan: Snibe

Sen ki benim her şeyimsin.
Ne kalemim yeter anlatmaya seni, ne kelimeler, ne de bu acziyetle ben.
Ve evet ne de gözyaşlarım anlatabilir Sen’i ve sana olan ihtiyacımı.
Sen benim gören gözüm oldun, yürüyen ayağım, kalem tutan elim. Yalan yok!
Sen benim her şeyim oldun, anlatabilir miyim seni? Yok, mümkün değil!
Yeter mi söylemek istediklerimi anlatmaya aldığım nefes ve soluduğum hava?
Nasıl anlatmalı Seni ve Sen’in verdiklerinin beni mahcup da etse yer yer, ne kadar mutlu ettiğini.
Üzülsem de bazen bu hayat denilen rüyada yaşadıklarıma, Sen’siz göremediğim bir rüya bu, sensiz görülemeyecek olan. Kimi kabus kimi uyanmak istemediğim perili bir düş… Her rüyadan uyanma vakti vardır, biliyorum, bundan da uyanacağım, ama şimdi nasıl Sen’inle varsa bu rüyam, uyandığımda da beni karşılayan Sen ol ne olur…
Ki Sen benim her şeyimsin.
Her şeyim…
Bugün kandil, sana gelenleri karşılayan Sen ol ne olur, Sen ve sevdiklerin…
 
Senin…

DUYURU: Sevan Nişanyan’dan Şirince’ye davet »

9 Mart’tan önce Şirince’ye gelin. Varlığınızla bize güç verin. Bu zor ve güzel günlerde yanımızda olun.
 
BANALLİĞİN ZAFERİ
Son anda beklenmedik bir gelişme olmazsa Nişanyan Evleri önümüzdeki on-onbeş gün içinde yıkılacak. Selçuk Kaymakamlığı 18 Ocakta yıkım işini ihale etmiş. İşi alan müteahhidi gidip bulduk. Eski bir gardiyanmış; konuşulabilecek biri izlenimini vermedi.
İlk partide ana binamız olan Köşk’ü, ilk göz ağrımız Kerevetli Ev’i, bir de Nesin Vakfı’nın malı olan Hamamlı Ev’i yıkacaklarmış. İl Özel İdaresi ihale şartnamesine bilhassa not düşmüş, bunlar tamamen yıkılacak, yarım iş yapılmayacak, molozu da kaldırılacak diye. Yanısıra köyde başkalarına ait birkaç çardak, müştemilat vs. yıkılacakmış. Bunlar ilk raunt. Daha sırada İlyastepe’deki bağevleri, mermer havuz, kule, kümesler, personel evi ve kendi evim var. Yaza kalmaz onlara da sıra gelir.
“Yok canım daha neler” diyor insan tabii. Biz de hep öyle Read the rest