Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Nuri Bilge Ceylan Sinemasını Okumak: Açıklayıcı Bir Tercüme »

Bir rivayettir…
Uzak filminin galasında yanına gelip “Mahmut’un bindiği küçük arabanın onun kişiliğini yansıttığından” bahseden bir seyirciye, “Hayır” der Nuri Bilge Ceylan; “o kendi arabamdır, filmde o nedenle kullanıldı.”
Seyirci pes etmez ve bu kez de “çatışan iki karakterin içtikleri sigaraların markaları üzerinden kültür farklılığına değinip değinmediğini” sorar. Ceylan yine “Hayır” der, “birinin parası azdır Samsun içer, diğerininse durumu iyidir Marlboro içer, hepsi bu! ”
* * *
1995’te “Koza” ile başlayan Nuri Bilge Ceylan (NBC) sineması, belirli klişeler üzerinden anlaşılmaya çalışıldıkça karmaşıklaşan bir olguya dönüştü zamanla: Filmleri bir taraftan Cannes gibi sinemanın en prestijli festivallerinde gösterilip ödüllere değer bulunurken, diğer taraftan kendi ülkesinde boş salonlarda gösteriliyordu. Bu durum sıradan sinema seyircisinde bir kafa karışıklığı yarattı. Üstelik piyasa odaklı medyada sadece ödül aldığında haber olabilen Ceylan’ın diğer bazı ünlü isimler gibi geleneksel değerlere ya da muhafazakâr söylemlere dair ters çıkışları da görülmediği için etiketlemek de kolay olmadı hemen. Öyle ki Avrupa’nın orta yerinde Türkiye için yaptığı “yalnız ve güzel ülke” tanımı, onu vatan haini ilan etmeye Read the rest

Marlene Dietrich “Où vont les fleurs?” 1962 »


YAKINDA: İslâmî devrimler de yozlaşabilir mi? »

Marx’ı ve marxist devrimleri incelediğimiz bu yazı dizisinde iki garip olayla karşılaştık. Birincisi işçilerin refahı için yapılan komünist/sosyalist etiketli devrimlerin beklenen sonucu verMEmesiydi. Devrimlerin arkasından kurulan rejimlerde işçiler o kadar eziliyordu ki zavallılar koşarak, tünel kazarak kapitalist ülkelere doğru kaçıyorlardı:

Sosyalizmden kaçan işçi olur mu?

İkinci tuhaflık ise insanın insanı sömürmesine isyan eden komünistlerin kurdukları rejimlerde bireylerin pişirilip yenecek et derekesine indirilmesiydi. İnsan’ın kölelikten bile daha fazla aşağılandığı, metalaştığı bu hadiseyi hayretle inceledik:

Bir et parçası olarak komünist İnsan’ın kıymeti

Bütün bunlara bakarak iki farklı sonuç çıkarmak mümkün:

  • Marxizm sorunlu bir ideolojidir. Dinlere, inançlara savaş açtığı için komünist devrimler yozlaşır, zulüme varır.
  • Devrim sorunlu bir yöntemdir. Marxist ya da İslâmcı bütün devrimler yozlaşmaya mahkûmdur.

Halka eziyet eden Read the rest

Kürdlerin Kürdleri yönetmesi gerekli mi? »

Kürdlerin değil Kürdleri, Türkiye’yi hatta bütün dünyayı yönetmesini isterdim… Eğer Bediüzzaman Hazretleri gibi Kürd yöneticiler bulabiliyorsanız bu uğurda elimden geleni yapmaya hazırım! Neden?

‘Bir salih Kürt’ü binler fasık Türk’e, bir salih Türk’ü binler fasık Kürt’e tercih ederim’

Böyle diyordu bu büyük zât. Çünkü insanların ne OLDUKLARINA değil ne YAPTIKLARINA bakmak, IRKLARIN değil ancak eylemlerin iyi, güzel ve doğru olabileceğini bilmek her siyasetçinin ödevidir. Bu duruş sayesinde halk hem ırkçı şiddetten korunmuş olur hem de hata yapanlara yeni bir fırsat verilir. “Sen şucusun, bucusun” deyip adamı ölene kadar süründürmezsiniz.

Kürt olmazsa Ermeni de uyar bana. Orhan Pamukoğlu ya da Nihal Atsız, Kenan Evren gibi Türkler tarafından yönetilmektense Etyen Mahçupyan, Hırant Dink gibi Ermeniler tarafından yönetilmeyi yine tercih ederim. Çünkü salih/fasık ekseninde bu iki Ermeniye çok daha yakın hissediyorum kendimi.

Türklerin Türkleri yönetmesi gerekli mi ?

BDP’nin “sivil itaatsizlik” adı altında ırkçılık yapmasına alıştık ama Taraf Gazetesi gibi “doğru” tarafta olduğunu sandığımız gazetelerin kafatasçılığına alışamadık. Belki de gaflet içerisindeler? Farkında değiller “Kürdlerin Kürdleri yönetmesini” savunurken DÜPEDÜZ IRKÇILIK yaptıklarının?

 Kendilerine önce şunu sormak gerekir: 80 yıldır Türkler Türkleri yönetti de ne oldu?

Son 30 günde en çok paylaşılanlar »

  1. MHP’de porno kaset siyasetiyle nereye kadar?
  2. Irkçısınız Çünkü…
  3. 5,2’lik seçmen kararını vermiş…
  4. Sosyalizmden kaçan işçi olur mu?
  5. Bir et parçası olarak komünist İnsan’ın kıymeti
  6. Müslüman bir Kürd’ten Aysel Tuğluk’a açık mektup
  7. Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Adam Smith; Marifet ve Zenginlik Arasında İki Düşünce İki Dünya
  8. ‘Abdestli Sosyalizm’ Ve Problemleri

Mavi Marmara »

mavi marmara, 31 mayıs, özgürlük filosu, freedom flotilla

Kaç »

Bir yürek kaç kez affeder ve bir yüreğin sevdiği o yüreği kaç kez affedebilir? Çok kez mi, bir kez mi, hiç mi? Kaç kez affettim deyip de kalbe bir hançer daha vurulur kalp hanesinin duvarındaki çentik olarak kalmaya mahkûm bir iz bırakmaya rıza göstererek. İnsan kaç kez razı olur rızası haricinde yaşamak zorunda kaldıklarına. İnsan kaç kez “bu son” diyerek çaresizliğini son olmayacak bir yalan üzerine kurar. Kaç kez, kaç kez, kaç.

Kaç gitsin, kaç. Kaç…

Kaçamazsın biliyorum. Bir kez daha “bu son” yalanını gerçek zannedip yüreğin… Kaçamazsın. Kaçmak istemezsin. Kalp kırıklıklarını korktuğun yalnızlığının yerine tercih edip, belki, diyerek, belki’yi ümit edip yüreğin azığını, azığını aç kalırım korkusuyla yanından ayıramazsın. İnsanın en çok korktuğu da açlık değil midir? Öyleyse ne zararı olabilir ki azığını yanında bohçalayıp bir ömür onun zincirine kendini hapsetmenin.

Kalakalırsın parçalara ayrılıp da her bir parçayı eski yerine yapıştırmaya çalıştığın yerde. Sözüm sana, evet sana. Biliyorsun bu sözlerin kime olduğunu. Bunlar sana. Kıpırdayamadığın o noktada adım atmaktan korkan sana. Sözlerin akîm kaldığı, hiçbir müziğin yüreğini teskin edemediği anı yaşayan sana. Sana cancağzım, sana. Yeni şeyler söylemek lâzımsa da sözler öylesine eskiden kalma ki, duygular öylesine eprimiş ki, sular gözün alt-ortasından o kadar çağlamaya nâzır ki, eskiyi hangi yeni kelimeyle anlatabilir ki kelimelerin emanetçisi. Ne söyleyebilir ki söylenmemiş kelimelerden geriye kalanlarla. Söylenmemiş kaç kelime var ki. Bak, yine kaç’ta karar kıldı Read the rest

Üniformalı Eşkıya Bunlarla Meşgul İken Sınırları Kim Koruyor? »

…radikal İslamcı toplulukların istenilen şekilde cuma namazlarından sonra slogan atma, yürüyüş vb. eylemler yapma konusunda yönlendirilebileceği…Cemaat liderlerinden birinin fotoğraflanması sağlanabilir (sorumlu Yb. Nuri Güneri), ‘Aleviliğin Ermenilerden ve Hıristiyanlıktan geldiği konusu çalışılabilir (sorumlu Bnb. Özdem Koçer…Belgeye göre, Alevi dernek ve vakıflardan Deniz Kurmay Albay Sadi Ünsal sorumlu. Aşırı sol gruplardan Tuğamiral Kadir Sağdıç, dini gruplar ve cemaatlerden Deniz Kurmay Albay İbrahim Şahin, Doğu ve Güneydoğu faaliyetlerinden Deniz Kurmay Albay Semih Çetin, STK’lardan Deniz Kurmay Yarbay Okan Kırçiçek, medyadan Cem Gürdeniz, Aziz Çakmak, siyasi partilerden ise F.Can Yıldırım sorumlu tutulmuş.

 

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 Zorunlu Askerlik Gerekli mi?

Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. Zorunlu askerlik gerekli mi? Bir yıllık kolektif çalışmanın ürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı. Buradan indirebilirsiniz.

Bu pazartesi fişlenenler anlatıyor »

Ben Beyaz Öküzü Verdiğimde, Yenmeyi Çoktan Hak Etmiştim!

Ahmet Baylar

 
Prof. Dr. A. Feyzi Bingöl’ün Fırat Üniversitesi’nde dekan ve rektör olarak görev yaptığı dönemlerde yani doksanlı yılların sonlarından günümüze kadar sürekli haksız uygulamalara maruz kaldım. Görev süresinin ilk yıllarında sergilediği demokrat görüntüsüne aldanarak konuyu 2001 yılında Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer’e Read the rest

Millî Güvenlik Dersleri »