Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bugün cuma, ne olur bir şey yap (9) »

Beşeriyeti zulmetten nûra çıkaran “Mü’min” ismini vererek “kerramnâ” tâcı giydirerek “ahsen-i takvim” üzere yaratan ve onu “esfel-i safilîn”e düşmekten inayeti ile muhafaza eden celâl, cemâl ve kemâl sahibi Cenab-ı Hakk’a sonsuz hamd ü senâ olsun.

 Hem beşeriyetin efendisi hem de efendilerin efendisi, yeryüzüne ve bütün alemlere rahmet, şâhid, beşîr ve nezîr olarak gönderilen Resûlullah, Habîbullah, Şefîullah Efendimiz’e en güzel salât-ı selâmlar tarafımızdan hamdolunsun. Bu salât-ı selâmın bereketiyle sizlere ve bizlere nur-i hidayet ve nazar-ı muhabbet ihsan olunsun.(*)

Özgürlük ve demokrasi naraları atan ülkelerin pilotsuz uçaklarla çocukları bombaladığı, silah üretip satanların kendilerini “barışçı” ilân ettiği bir dünyada yaşıyorsun. Petrol çalmak için insan öldürenlerin kurduğu bir ”medeniyetin” gölgesindesin.  O « barışçı ve medenî» ülkeler ki askerleri masum insanları öldürüyor. Bu nasıl bir medeniyet ki yetiştirdiği insanlar hayvanların bile tenezzül etmeyeceği rezilliklere yelteniyorlar. işte bileğini bükemediğin için çizmesi altında yaşamak zorunda kaldığın “medeniyet” böyle bir medeniyettir.

Bu medenî(!) insanlar öylesine açgözlüler ki kendi milletlerini dahi Read the rest

Sevgili Prensesler… »

Sevgili Prensesler,

 Bir 28 Şubat’ın daha yıl dönümüne yaklaştığımız şu günlerde, 14 yıl yasaklandıktan sonra başörtüsü yasağı üniversitelerde kısmen kaldırıldığı için tekrar üniversiteye dönmek niyetiyle başladığım YGS çalışmalarım arasında boğulmak üzereyken acaba bu 28 Şubat’ta ne yapabilirimi düşünürken, geçmiş 28 Şubatlarımı düşündüm… İlkinde eylemdeydim, ikincisinde ağlıyordum, üçüncüsünde öfkeliydim, dördüncüsünde unutmaya çalıştım çünkü artık kaldıramıyordum, beşincisinde kendimi kitaplara gömdüm, altıncısında yaşadıklarımızı yazmaya başladım… derken bugünlere geldik.

 Aslında bu yıl 28 Şubat’ta, 28 Şubat sürecinde idam ile yargılanan Hüda Kaya ile 28 Şubat süreci ve konuyla ilgili kitabı “Başörtüsüne özgürlük yolunda: Görülmüştür” üzerine röportaj yapmakla yetinecektim. Olmadı, bununla bırakmadınız.

   Sevgili Prensesler,

 Erkek egemen bir dünyada, biz kadınların her hareketi saniye saniye kontrol edildi, etiketlendi… Dar bir alanda yaşarken, yaşamaya çalışırken “yanlış, kötü, çirkin”(?) olan ve iki kişiye yapılan bazı eylemler bile sanki tek başına yapılıyormuşçasına biz kadınlara mâl edildi. “Fa..şe, o….pu” gibi hakaret tanımları ile ayrımcılık yapıldı ve kadın kimliğine aşağılandı. Bir diğer yandan “başörtülüler olarak siz meleksiniz, mücahidesiniz, toplumun annesisiniz, şöyle olmalısınız, böyle yapmalısınız, bunu yapamazsınız” kıskacına sıkıştırıldık.

  Ah Güzelceler, ah benim Sevgili Prenseslerim,

 Tüm bu dikenli duvarlar arasında, bir televizyon kanalı dizisinde fa..şe rolünü oynayan kadına “Nur Serter” ismini verilmiş. Bunu yapan güya hakaret ettiğini sanıyor. Fa..şelik kadının mağdur edildiği, mağdur edenlerin adının anılmadığı, ayrımcı, yaralayıcı Read the rest

Kürd yine başrolü Türk’e kaptırdı… »

Sunuş:

“…PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler…” 

Böyle diyordu Emre Uslu. Gerçekten de Türk’ün Türk’ü korkutma tarihi öcülerle dolu: Tesettürlü kızlar Türkiye’yi İran yapacaktı, solcular ise Moskova’ya satacaktı bizi. Ermeniler vatanımızı bölecekti. Misyonerler yüzünden hepimiz Hristiyan olacaktık. Yahudi iş adamları Hatay’da arazi alarak “Büyük İsrail’i” kuruyordu. Kahraman(?) Türk milleti Read the rest

İnsan Olmaya Geldim (Aşık Nimri Dede) »

İkilik Kinini İçimden Atıp
Özde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Taht Kuralı Ariflerin Gönlüne
Sözde Ben Bir İnsan Olmaya Geldim
Serimi Meydana Koymaya Geldim

Meğerse Aşk İmiş Canın Mayası
Ona Mihrab Olmuş Kaşın Arası
Hakkın İşlediği Kudret Boyası Read the rest

Eleni Karaindrou – Rosa’s Song »

İnsanın Dört Zindanı / Ali Şeriati »

“bu olayın, mantıkî ya da gayr-ı mantıkî değil, mantık dışı olduğunu ifâde ederek, bazı seçimlerin mantıkî değerlendirme ötesinde olduğunu belirtir ve ahlâkla aşkın da mantık dışı olarak ele alınması gerektiğini vurgular. Aşk, karşılığında bir şey istememek ve bir seçim yapmak demektir. İnsan, bu noktada, bir başkasını kendisinden üstün tutar, canını, malını, şöhretini… bu uğurda feda eder. Kısaca insan, ancak aşk ile dördüncü zindanını aşabilir.”

İnsanın Dört Zindanı, İranlı düşünür ve sosyolog (1933-1977) Ali Şeriati’nin Ekim 1970 yılında Abadan’da Petrol Fakültesi öğrencilerine yapmış olduğu konferansın yazıya geçirilmiş hâlidir. Eserin çevirisi Hüseyin Hatemi tarafından, Almanca baskısı da göz önünde tutularak Farsçasından yapılmıştır. Eserdeki dipnotlar çevirmene ait olup, bu notlar Şeriati’nin gönderme yaptığı eserlere, kişilere, olaylara…  ait nesnel bilgi içerdiği gibi, yazarın düşüncesinin, etkilenimlerinin açıklanmasında da işlev yüklenmiş, yer yer nesnel tutumun dışına çıkılarak öznel bakış açısını sergileyen bir tutum içermiştir.

İnsanın Dört Zindanı Şeriati’nin ifadesiyle, bir tasarımın, bir tezin, bir kuramın detaya çok da inmeden, ana çizgilerinin sunumudur. Şeriati, çağdaş insan için temel sorunun insanın kendisi olduğunu belirttikten sonra, “İnsan nedir?” sorusunu sorar ve tezini bu sorunun cevabı üzerinden şekillendirir. Tezinin özünü “İnsan dört zorlayıcının/cebrin etkisindedir; bu dört zorlayıcı gücün etkisinden özünü kurtarınca özde insan olabilir ve gerçek anlamı ile insan olmak bu dört zindandan kurtularak özgürlüğün elde edilmesine bağlıdır.”(s:13) cümleleriyle belirterek ele aldığı konuyu, insanın özgürleşmesi ve insan olması için Read the rest

Kemalizm RELOADED! »

Meso/Gitme (Ahmet Aslan) »

Varlık ve Hiç – Jean-Paul Sartre (Bölüm 6: Gölge) »

 “…Yaşam geçip giden bir gölgedir, oynadığı rolü süresince sahnede boy gösteren gariban bir aktör gibi, sonra bir daha duyulmaz sesi. Bir aptalın anlattığı zırvalarla dolu hikâye gibidir, anlamsızdır…” (William Shakespeare, Macbeth, 1606)[1]

Eğer adına “gölge” ya da “yansıma” dediğimiz fizikî hadiseler olmasaydı vehimden, evhamdan,  aldatıcı şeylerden bahsetmek zor olurdu. Adına “Kâinat” dediğimiz şiir kitabı bir alet kutusu gibi. Her bilimsel olay kendi bilimsel gerçekliği dışında bir de sanatsal / metaforik açılımlara gebe. Suyun akışı veya rüzgârın esmesi Zaman’ı, kuş tüyü anne şefkatini, alevler Aşk’ı temsil edebiliyor. Bu Kâinat şiiri sayesinde hissettiklerimizi paylaşabiliyoruz. Bize özel olan, en içteki, en derin dünyamızı “ötekilere” açmak için Read the rest

Twitter Sarkozy ile dalga geçen hesapları sansürlüyor »

Özgürlükler ülkesi(!) Fransa Kuzey Kore’yi, Çin’i veya Mübarek, Kaddafi gibi devrik diktatörleri hatırlatan yöntemlerle muhalefeti susturuyor. L’Express’in verdiği habere göre @NicolasSarkozy hesabı 15 şubatta açıldı ve 5 günde 90.000 aboneye ulaştı. Fransa cumhurbaşkanı Sarkozy ile dalga geçen @MaFranceForte, @ForteFrance, @SarkozyCaSuffit et @_NicolasSarkozy gibi hesaplar hafta sonu kapatıldı. Yerine yenileri açıldı ama onlar da kapatıldı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine 62 gün kala Twitter’in Sarkozy’ye gösterdiği bu « sadakat » oldukça manidar. Twitter ve Sarkozy’nin ekibi sansürü “isimde sahtecilik” gerekçesiyle savundular.

Bu arada Sarkozy seçimde kendisine ciddî tehdit oluşturabilecek adayları yarıştan çekilmeleri için ikna ediyor. Büyük firmalarda genel müdürlük vaadi bu yeni rüşvet türünün bir örneği.