İsrail Lobisi ve Amerikan Dış Politikası / Mearsheimer, Walt »
By Süleyman Kibar on Ağu 27, 2018 in Dış Politika, İslâmistan, İsrail, Jeopolitik, Kitap Sohbeti, siyonizm | 0 Comments
“Amerika’nın kendi programlarını kabul etmemiz için yaptığı baskıya gelince, şunu söylemeliyim ki bu sopa değil havuç yolu ile yapılan bir baskıydı; her ne şekilde olursa olsun, Amerikalılar bizi asla yaptırımla tehdit etmediler.” (Şimon Peres)
Neden? Neden İran, Irak, Çin, Türkiye gibi ülkelere “sopa” gösterilirken, İsrail’e “havuç” veriliyor. İsrail’in havucu hak etmesinin sebepleri mi var? İsrail vazgeçilemez bir müttefik mi? Birleşik Devletler-İsrail dostluğunun nedeni nedir? İsrail, Amerika için güvenilir mi? Amerika’nın İsrail’e olan yardımı, “kendi ayağına sıkmak” mı oluyor?
John J. Mearsheımer ve Stephen M. Walt, iki realist profesör tarafından yazılan “İsrail Lobisi ve Amerikan dış politikası” adlı kitap az önce belirttiğimiz sorulara cevap veriyor. İsrail ve Amerika’nın kadim dostluğuna geniş bir perspektiften bakıyor. Uluslararası ilişkilerde Mearsheimer ve Walt Amerika’nın en ünlü realist teorisyenlerindendir. Halihazırda, Mearsheimer Chicago Üniversitesi’nde Walt ise Harvard Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında profesörlük yapmaktadırlar. Birleşik Devletlerin Ortadoğu’daki politikalarına da eleştiri getiren yazarlar, geçmişteki olaylar ile geleceğe ışık tutuyorlar. Gerek son zamanlarda yaşanan Trump’ın Kudüs’te İsrail’i destekleyişi gerek imzaladığı ambargolar bizi bu kitabı incelemeye teşvik etti.
* * *
Bugüne kadar Birleşik Devletlerde bir konu hariç her konuda politikacılar tartışmalara girdi. Sadece bir konu hakkında rakip politikacılar dahi aynı safı tuttular. Senatörler sorgusuz sualsiz, bir “mendile” imza attılar. Her kim gelirse gelsin ilk konuşmasında o konudan övgü dolu sözlerle bahsetti.
Bugünkü bahsettiğimiz konu uzun yıllara dayanan Birleşik Devletler ve İsrail dostluğudur. Barack Obama seçim döneminde Kutsal Toprakların işgaline ve Filistinlilere yapılan eziyetlere duyarlı davranmış ve İslam dünyasını ümitlendirmişti. Daha da ileri giderek İsrail’in “işgal” ettiği toprakları geri vermesini istemişti. Lakin seçildiği gün bu isteğinden vazgeçmiş aksine İsrail’e övgü dolu sözlerle seslenmişti. Tıpkı Bush, tıpkı diğer Birleşik Devletler yöneticilerinin yaptıkları gibi. Read the rest
















