Soyut görme: Teori ve Pratik(8) – Giuseppe Tornatore »
By my on Eyl 25, 2013 in Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır | 2 Comments
Yönetmenliğini Giuseppe Tornatore’in yaptığı La leggenda del pianista sull’oceano (Okyanus Üzerindeki Piyanistin Efsanesi) gerçekten şiir tadında bir film. Hayatının tamamını SS Virginian adlı bir transatlantikte geçiren, geminin dışındaki modern dünya ile her türlü teması reddeden bir piyanistin duygu yüklü öyküsü…
Filmin en düşündürücü sahnesi piyanistin (Tim Roth) hiç tanımadığı bir genç kızın yüzüne bakarak doğaçlama yapması. Onun yeteneğini bilen, ünlü ve zengin yapmak isteyen yakın dostu ise müziğini bir tür taş plak kullanarak kaydediyor. Kaydedilen müziği tekrar çalıyorlar. Piyanist önce hayretle hareketsiz ellerine ve ardından gramofona bakıyor. Kayıt aletini getiren müzik simsarı heyecanla “Beyefendi, bu plaktan yüzbinlerce kopya yapacağız, bütün dünya sizin müziğinizi dinleyecek, zenginlik ve şöhret sizi bekliyor!” diye haykırıyor. Piyanist yüzünde tiksinti ifadesiyle ayağa kalkıyor, gramofona kadar yürüyüp taş plakı yerinden alıyor ve “müziğim bensiz hiç bir yere gitmeyecek” diyerek kamarayı terk ediyor.
* * *
Piyanist neye direndi sizce? Belli ki otantik / özgün / indî bir tecrübe yaşanmıştı. Kızın ürkek bakışlarındaki masumiyet piyanistin kalbinde birşeyleri kıpırdatmış ve bu hisler parmaklarından piyano tuşlarına dökülmüştü. Kayıt sırasında bu müziği dinleyen o insanlar da kulaklarından kalplerine akan bu güzellik sayesinde otantik / özgün / indî bir tecrübe yaşadılar, bu müzikle titrediler. Ama kayıt edince tılsım bozuldu. Taş plak müziği de taşlaştırdı sanki. Sübjektif hisler objektif, elle tutulur bir cisme hapsedildi. Hele bir de işin içine para ve şöhret girince…
Piyanistin tepkisini abartılı mı buldunuz? Peki ya aşk mektuplarını, hatıra defterlerini, aile yadigârı sararmış fotoğrafları Read the rest













Kendi ülkesini işgal eden ordu



