Mimarlık bir sanat mıdır yoksa bir bilim mi? »
By my on Eyl 29, 2013 in mimari, Soyut Sanat (Kaynak) | 0 Comments
Önceki YazılarBy my on Eyl 29, 2013 in mimari, Soyut Sanat (Kaynak) | 0 Comments
By Aylin do Nascimento on Eyl 29, 2013 in İnsan Müzikleri | 0 Comments
By Katrin Baskiotis on Eyl 28, 2013 in Çapulcu CHP iktidardayken, Kemalizmin Zararları | 0 Comments
… Çapulcular üzerine okumak için…
Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?
4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.
Dünyada da tuhaf şeyler oldu:
“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:
Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
By admin on Eyl 28, 2013 in Dikkat Kitap, mimari | 0 Comments
Cumhuriyet’in ilânından beri yaşadığımız şehirler hızla tektipleşiyor. Betondan yapılmış kareler ve dikdörtgenler kapladı ufkumuzu. Trabzon, Aydın, Malatya… Anadolu’nun her yeri birbirine benzedi. Fakat Türkiye’ye has bir sorun değil bu. Batının “alternatifsiz” demokrasisi ve serbest piyasası mimarları da tektipleştirdi. Farklı düşünemeyen, yerel özellikleri eserlerine yansıtmayan mimarlar kutu gibi binalar dikiyor. Moskova, Tokyo, Paris, Hong Kong da tektipleşiyor ve çirkinleşiyor.
Bir kaç istisna dışında Amerikalı Frank Lloyd Wright’ın eserlerini Ruslardan, meselâ Trotsky, Melnikov ve Lissitzky’nin tasarımlarından ayırt etmek mümkün değil. Keza Fransız Le Corbusier … Hepsi tek bir mimar tarafından çizilmiş gibi renksiz, kokusuz, ruhsuz ve heyecansız binalar. Nasıl oluyor?
Yine ünlü bir mimar olan Ludwig Mies van der Rohe şöyle diyordu: “Asra hakim olan zihniyet mimarî vasıtasıyla mekâna dönüşür”. Peki ama biz bu asrın hakim zihniyetinden razı mıyız? 21ci asrın egemen güçlerine mağlup mu olduk yoksa ortak mı?
Çare? Binalara değil de mimara odaklanmak. Eşyayı ve sureti değil İnsan’ı ve sîreti merkeze almak. Zira bu bir norm ya da ekol meselesi değil: İslâmiyet’in ilk asırlarında bir şehir övüleceği vakit binalar değil yetiştirdiği kıymetli insanlar anılırmış. Biz de güzel binalarda ve güzel şehirlerde hayat sürmek için önce güzel mimarlar yetiştirerek başlamalıyız işe. İnsan gibi yaşamak için mimarî çirkinliklerden ve bunaltıcı tektipleşmeden kurtulmalıyız. Bu ise ancak Güzel Ahlâk ile Güzel Mimarî arasındaki bağı yeniden tesis etmekle olacak. Çare Mimar Sinan gibi cami yapmak değil Mimar Sinan gibi insan yetiştirmek. Kitabımızın maksadı ise teşhis ve tedaviye hizmet etmekten ibaret. Buradan indirebilirsiniz.
By Tavit Kilimciyan on Eyl 27, 2013 in Kemalizmin Zararları, Yobaz Laikler | 0 Comments
… Bu konuda okumak için…
Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.
By my on Eyl 27, 2013 in mimari, Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır | 0 Comments
“… Mimarı dağlara gönderin de kemer neymiş, kubbe neymiş ögrensin! …” (John Ruskin, sanat eleştirmeni)
1920’lerin Komünist Rusya’sına hakim olan konstrüktivist binalara bakıyorum. Konstantin Melnikov, El Lissitzky, Noi Trotsky gibi ünlü mimarların eserlerine. Sonra Frank Lloyd Wright’ın gerçekleştirdiği 400’den fazla projeyi anlatan bir kitap geçiyor elime. 1991 senesinde American Institute of Architects tarafından “Tarihin en büyük Amerikalı mimarı’ ilân edilmiş Wright. Rus mimarların, Trotsky, Melnikov ve Lissitzky’nin eserleri komünizm kokuyor ve kollektif hayatı yansıtıyor: Spor okulu, işçi klübü, devasa kamu binaları… Diğer yanda Wright’ın tasarımlarına ise kapitalizm sinmiş. Binalar Amerikan tarzı bireysel yaşama, tüketim odaklı bir topluma cevap veriyor: Oteller, rezidanslar, lüks villalar… Fakat çarpıcı bir şey var: Rus ya da Amerikan, Bütün binaları teşkil eden formlar şaşırtıcı şekilde birbirine benziyor!
Tamam, Rus mimarları birbirinden ayırt etmek mümkün değil. Özgün tasarım tutkusu, bireysel farklar komünist potada, kollektivist hedeflerde erimiş olabilir. Fakat daha acayip olan şu: Bir kaç istisna dışında Wright’ın ve meslektaşlarının eserlerini de Ruslardan ayırt etmek mümkün değil. Dikkat edin, rasgele iki ülke değil Rusya’dan ve Amerika söz konusu. İkinci dünya savaşından 1980’lere kadar süren soğuk savaşın iki assolisti. Hâlâ iki ülkenin her biri binden fazla nükleer başlığa sahip! Kültürü, tarihi, siyasî rejimi… Herşeyiyle birbirine zıt iki ülkenin mimarları nasıl olur da aynı biçimde tasarım yaparlar? Oysa bir kaç asır geriye gittiğinizde Rusya’nın ve Anglo-Saxon halkların kendilerine has formları olduğunu görüyorsunuz. Bugün ise ne Rus ne de Amerikalı mimarların eserleri yerel bir lezzet taşımıyor. Hepsi İsviçre asıllı Fransız mimar Le Corbusier’den ya da Alman Ludwig Mies van der Rohe’den kopya çekmiş gibi, renksiz, kokusuz, ruhsuz ve heyecansız binalar. Nasıl oluyor?
Cevabı buldum bulmasına da… Los Angeles ya da Moskova’da değil. Cevabı Paris’te buldum. Balkonda otururken.
Mimarın fikri neyse zikri de odur!
Şerbet gibi bir eylül akşamı; sofrayı balkona kurduk, bol soğanlı çoban salatasının kokusunu dağıtacak en ufak bir esinti yok. Havada tuhaf bir netlik. Balkonun neredeyse tam karşısı sayılabilecek Read the rest
By Dursun Kackar on Eyl 27, 2013 in Kemalizmin Zararları | 0 Comments
RedHack’in ÖSYM sitesinden ele geçirdiği belgelere göre 2014’te Liselerde FAİZ problemleri yerine ZEKAT problemleri yer alacağı iddia edildi.
İŞTE O ŞOK BELGEDE YER ALAN SKANDAL SORU!!
……………………..
Ahmet’in 12 bin lirası vardır. Ahmet parasının 1/8’i ile hayır hasenat yapıyor. Kalan parasının 1/4’ü ile Umreye gidiyor. Nisab miktarı 85 gr olduğuna göre Ahmete ne kadar zekat düşer?
Ahmet’in kalan parasından en az kaç lira daha eksilirse zekat düşmez?
Not: Altının gram fiyatı 87 lira kabul edilecek.
……………………..
Bu belgenin altında ÖSYM başkan yardımcısının emmi oğlusunun ıslak imzası olması işin ne kadar ciddi olduğunu gözler önüne seriyor. Bu ÖSYM’nin ilk skandalı değil. Son olacağa da benzemiyor. Bilindiği gibi geçtiğimiz yıl ÖSYM başkanının komşusunun torunu öss’de ilk 100 bine girmişti.
habersolnoktaorg (Kaynak: Sekizinci Henri)

By Şivan Taşkıran on Eyl 25, 2013 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Türk Solu | 0 Comments
… Türk Solunu, sosyalizmi ve Abdestli sosyalistleri anlamak için…
Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?
Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok. Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.
Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)
Bir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.
Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi? Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.
By my on Eyl 25, 2013 in İnsan Müzikleri | 0 Comments