RSS Feed for This Post

CHP… Ölmüş ama altmış yıldır gömülmemiş bir siyasî hareket

“… kendi kendilerine CHP’yi kurtarmak görevi vermiş arkadaşlar sevinç içindeler: CHP de dört eğilimi birleştirmeye karar vermiş! Bu partinin amigoluğunu üstlenen gazete de iftiharla takdim ediyor tabii: Bitmez tükenmez kurultaylardan bir tanesi daha sırada ya, dört eğilim yaz sıcağında bu kurultayda birleşecekmiş. Nelermiş bu eğilimler? Bir: Sosyaldemokrasi. İki: Sosyalizm. Üç: Sosyal liberalizm (ne demekse?) Dört: Atatürkçülük… […] Bu birleşme sonucu, Kılıçdaroğlu’nun vaat ettiği “yeni CHP” doğacakmış… CHP yetkililerini ciddiye almıyoruz, fakat iki kadeh rakı içince Türkiye’yi kurtaran vatandaşlar gibi iki yazı yazınca CHP’yi kurtaranlar, bu eğilimlerin nasıl birleşeceğini de bize anlatmakla yükümlüdürler. Sosyal liberalizm nedir? Deve midir, kuş mudur? Bunun neresi sosyalizmle bağdaşır? Peki sosyalizm ile onu ezmiş olan Atatürkçülük nasıl bağdaşacaktır? Bu çorbada sosyalizm mi ağır basacaktır, onun “sulandırılmış versiyonu” olan sosyaldemokrasi mi? Bu zırvalıklarla CHP iktidara mı gelecektir? Bu siyasi komedyada belki de tek sevindirici nokta, Kılıçdaroğlu’nun bu kokteylde “Kemalist faşizmi” dışlar görünmesi…
Ama buna da inanmayınız ve ciddiye almayınız: Müseccel faşistler CHP içinde sapasağlam duruyorlar. Çoğu, Kılıçdaroğlu’nun hemen yanıbaşında. Kimisi şimdi mebus!
Kılıçdaroğlu kendisini ciddiye almamızı istiyorsa bu kurultayda önce bunları temizlesin de görelim. […] CHP, 1950 yılında ölmüş ama altmış yıldır gömülmemiş bir memur partisidir ve öyle dört değil kırk dört eğilimi de birleştirdim numarası yapsa bile, istediği yerden istediği “renkleri taşısa” bile seçimde alacağı oy oranı yüzde 20’nin belki biraz üstü, belki biraz altı olacaktır. Hiçbir serbest seçimi kazanmamıştır, “fıtratında” seçim kazanmak diye bir şey yoktur, öyle “dizayn” edilmemiştir çünkü.
Hiçbir şekilde de iktidara tek başına dönmesi söz konusu değildir …”
(Engin Ardıç / Sabah)

… Bu konuda e-Kitap okumak için…

 

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz. 

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz.  

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz. 

Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

Trackback URL

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin