RSS Feed for This Post

Bu pazartesi Ece Nur’dan selâm var

Beytullah Önce

Olayı takip etmediyseniz burdan bilgi alabilirsiniz

Bugün Ece Nur’un babasıyla ve diyarbakır özgür-der’den Serdar Bülent Yılmaz beyle telefonda uzun uzun  konuşma fırsatı buldum.

Ece Nur’un babası Murat Özel Bey, örtünme kararını kızının verdiğini, kendilerinin ise sadece ona bu sebeple uğradığı haksızlık karşısında sahip çıktıklarını vurgulama ihtiyacı hissetti. Sanırım milli eğitim’in “dindar” bürokratları özelikle bu konuda onları “kızlarını suistimal etmekle” filan suçluyorlarmış. Murat Bey, Ece Nur’u bugüne kadar her türlü kötülükten ve çirkinlikten korumaya gayret ettiklerini, kendisine bu konuda herhangi bir baskı yapmadıklarını anlattı.

“Herkes inandığı gibi yaşamada özgürse, herkes kendi çocuğuna inandığı gibi eğitim alma ve yetişme imkanı istiyorsa ben de aynısını kızım için istiyorum. Benim kızım kimseyi üzmedi, kimsenin canına zarar vermedi ama sırf başörtülü olduğu için bugüne kadar sakındığım kızım nelere maruz kalıyor.” dedi. İnancını, neden böyle inandığını savundu. Dolu dolu konuşuyordu. Uzun uzun Müslümanca yaşama ve eğitim hakkının engellenmemesi gerektiğini, bu konuda tüm yolları zorlayacaklarını anlattı.

Rehberlik hocası Ece’yi ikna etmek için okulun kurallarından filan bahsetmiş. Ece “Ama hocam Allah’ın da kuralları var” diyebilmiş sadece…

Başka ilginç şeyler de söyledi. Mesela Diyarbakır’da başka birkaç öğrenci daha başörtülü derslere girmeye başlamış. Yakından tanımadığını, ailelerin ne kadar destek vereceğini ya da kızların duygusal olarak etkilenip de mi böyle bir karar aldıklarını bilemeyeceğini ve bu sebeple bu durumu şimdilik gündeme getirmeyi uygun görmediklerini anlattı.

Okuldan ayrıldığı gün ise sınıf arkadaşları dersleri boykot etmiş. Öğretmenlerden biri “Bir daha onun adını bile anmayacaksınız”  demiş. O hocayı da şikayet etmeyi planlıyorlarmış.

Anlayacağınız hem Ece Nur, hem de ailesi bu konuda kararlı bir örneklik sergiliyorlar.

Ben “yıllardır süren bir zulmün tüm sorumluluğunun Ece Nur’un omuzlarını yükleniliyor olması gibi bir durumdan rahatsızlık duyuluyor” mealinde bir şeyler söyleyince, o artık meselenin yalnızca onunla ilgisi olmadığını söyledi.

Tek talepleri bu konuda yalnız olmadıklarını görmek. Sorunun gündemde tutulması ve belki de herkesin hayrına olabilecek bir sonuç için çaba harcanması.

En can sıkıcı, sinir bozucu ve trajik kısmı ise bu süreçte katı ve tavizsiz bir yasakçılık yapanların, sırf Ece’yi başlarından “savmak” için resmi prosedürleri tastamam ve hıp hızlı işletenlerin, konu daha medyaya gündeme gelmeden çözülebilir umuduyla gidenlere agresif ve negatif bir tavır alanların Kemalist değil AK partili, dindar idareciler, bürokratlar olmaları hep…

Serdar Bülent Bey de aynı duruma işaret etti. Yasal durumu ve süreci anlattı.

Bakmışlar ki “kendi eşleri, kızları da başörtülü olan” idareciler ve bürokratların “nasihat almaya ihtiyaçları yokmuş”, artık yasal olarak gereken uyarıları yapmışlar. Ece Nur’un başını açmaya kalkışmalarının, bu konuda ikna etmeye çalışmalarının, dersten atmalarının, hakaret etmelerinin, yok yazmaların filan hep suç olduğunu söyleyip uyarmışlar. En azından şimdi sürüldüğü okulda benzer muameleler yapılmıyormuş.

Serdar Bülent bey kısır bir döngüden bahsetti. Yani gittiği okulda da aynı süreç işleyecekmiş.

Maalesef her gittiği okuldan her defasında sürülmesi ve bunun böyle sürüp gitmesi söz konusu… Bunu eğitim hakkının engellenmesi şeklinde yorumlayarak, her defasında aynı şekilde cezalandırılmasının yasal olarak doğru olmayacağını savunuyorlar..

İşin önemli kısmı şu: ilköğretim mecburi olduğu için atamıyorlarmış, yani mevcut şartlarda il milli eğitim’dekiler bu konuda aciz kalıyor.

Bu yüzden sanırım daha önce yaşanmayan böyle bir durumdan dolayı milli eğitim bakanlığı’ndan görüş istenmesi söz konusuymuş.

Milli eğitim bakanlığı’nın vereceği karar önemli. Çünkü örnek teşkil edecek. Serbestlik tanımaları ideali tabi ama bu korkaklıkla zor.  Dolayısıyla en azından “okul değiştirme cezasının yalnızca bir kere uygulanabileceği” ve başka bir cezanın uygulanamayacağı gibi bir karar bile yasağın bir adım geri, ilköğretimdeki başörtülü kız öğrencilerin ise bir adım ileri gittiğini gösterebilir.

Ben bu konuda Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’ya seslenmenin daha faydalı olabileceği kanaatindeyim, en azından denemeye değer. Bakan hanım ilk günden beri ayrımcılık karşıtı demeçler verip duruyor, şimdi bu konuda bir adım atması istenebilir.

Evet, yasağı kaldırabileceğini sanmam, ne dara giren açılım süreci ne konjonktür ne de AK Parti’nin gücü buna yeter. Ama hiç olmazsa bu tür durumlar için olumlu bir karar verilsin.

Dolayısıyla ne kadar çok kanaldan bu sorun gündeme taşınabilir, ne türlü yollardan girişimde bulunulur ve Ece Nur’a ne kadar çok sahip çıkılır ise şansımız o kadar yüksek.

Ece’nin babası durumlarının iyi olduğunu ve bu konuda güçlerinin sonuna kadar mücadele etmeyi istediklerini söyledi. Bu onların kendi takdiri ve imtihanı.

Bizim imtihanımız da soruna ve onlara ne kadar sahip çıkabileceğimizle ilgili…

Trackback URL

  1. 16 Yorum

  2. Yazan:ikbal Tarih: Ara 14, 2009 | Reply

    Ece’ye destek verenler ve gündeme getirmek isteyenlerden kaç işi başörtüsü dolayısı ile okulundan ya da işinden atıldı.Ben karşıt bir görüş bildirmek için söylemiyorum.Başörtüsü karşıtı falan da değilim.Bir başörtülü ve mağdur olarak yazıyorum.İkna odalarını, soruşturmaları, savunmaları ve ne söylerseniz söyleyin sonucunda alınan cezaları iyi bilirim.Okuldan atılmak ilk başta koymaz insana ama bir bakmışsınız yanınızda kimse kalmamış Yaradandan başka…Hiç bir güvenceniz yoksa hele yaşamak için birşeyler yapmanız gerekecek çalışmanız gerekecek başörtünüzle ve de diplomasız nerde iş bulacaksınız.Önce sizin gibi olduğunu düşündüğünüz insanlar sizi yargılamaya başlar.Gidilen her kapı daha büyük bir yıkım olur.
    Neyse benim söylediğim küçük bir beden henüz bunları kaldıramayabilir.Ona yapılmaya çalışılan ikna çalışmaları ve hakaretleri sindiriyormuş gibi görünse de içte kimbilir ne yıkımları olur.28 şubat sürecinde kurallara uyan da uymayı reddedenler de ne psikolojik sıkıntılar yaşadılar.Bizler Ece’ye göre büyüktük üstelik ama ruhlarımız bu yükü kaldırmada zorlandı.Hatta…
    Ben ailesine sesleniyorum kızınız biraz daha büyüsün ne olur şimdi yüklemeyin onun omuzlarına bu ağır yükü.Büyüsün büyüdüğü zaman kendi kararlarını daha net ortaya koyabilir herkese karşı.Daha çok küçük ve ben kıyamam bu kadar küçük bir kıza hepimizin hepimizin bedelini ödettirmelerine.İki taraf ta bunu yapar.Kimi savunurken destek olayım derken kimi karşıtı olarak gördüğü tüm fikirlerin ve kişilerin yerine koyarak…
    Karar tabiki sizin ama damdan düşmüş biri olarak ben fikirlermi yazdım.

  3. Yazan:beytullah emrah Tarih: Ara 14, 2009 | Reply

    benim edindiğim izlenim şu anda karar ece nur’a ait… tamam ya da devam kararı da… kabul edersiniz ki bir aile kendi çocuğunu böyle ateşten bir gömleğin içine sırf kendi dedikleri olsun diye sokmak istemez. dışarıdan zorlama olsa, ece nur bu süreçte bunu kendisini ikna etmek için onca dil dökenlere sezdirirdi. ben ece nur’un o tertemiz vicdanıyla aldığı bir karar olduğu kanaatindeyim, belki nelere yol açacağını bilememişti ama bence vazgeçmeme hakkını kullanıyorsa, bize sadece ona destek vermek düşer. zaten milli eğitim yetkilileri de bunu gördüğü için ısrarla “aile çocuğu suistimal ediyor” diyerek saldırıyormuş. bu nasıl bir terbiyesizlik!

    elbette koskoca sorunu küçücük bir kızın omuzlarına yüklemek adil bir tavır olmaz. zaten bu sebeple mesele bu somut örneklik üzerinden sorunun tamamına dikkat çekebilmek. evet, bu gerçekten zorlu bir süreç. insanların yüzleşmekten ve çözüm için elini taşın altına sokmaktan ısrarla kaçtığı temel bir sorun. en yıkıcı tarafı da bu. yasakçıların ısrarına karşı muhataplarının aymazlığı!

    bu konuda büyük bir vebal altındayız. en azından ece kardeşimize karşı daha sorumlu davranılsın istiyorum. buna hem onun hem de ailesinin büyük ihtiyacı var sanırım. herşeyden çok “yalnız olmadıklarını bilmeye” ihtiyaçları var.

    güzel gelişmeler görebiliriz inş.

  4. Yazan:ikbal Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    Sayın Beytullah Bey öncelikle bu konuda bir erkeğin çok da bu durumu anlayabileceğini zannetmiyorum.Öğrenci misiniz bir işiniz mi var bilmiyorum ama nerdeyseniz ve ne yapıyorsanız etrafınızda kaç tane Ece’nin büyümüş olanlarından var.Kaç tanesinin linç edilirken yanında durabiliyorsunuz.Benim ailem de yanımda destekçiydi ama onlar bile ikna odalarındayken yanımda olamıyorlardı haliyle…Ve bir gün ailenizin maddi manevi desteği olamayacağı durumlarda olabiliyor.O zaman ilköğretim diploması bile olmayan bir insanın vasfı sizce ne olacak…gerçekleri görmek gerekiyor hayat o kadar romantik bakmıyor size.Bugün küçük bir kız olan Ece yarın bir hanımefendi olacak inanın yarın bu kadar da merhamet edeni yanında bulamayabilir.Ailesi tabiki ateşe atmak istemez ama geleceğin neler getireceğini daha önce yaşamadılarsa bilemeyebilirler.Yarın medyada bir malzeme olursa bu çocuğun canını yakarlar.Bu ülkede Ceylanlara hiç acımadan kıyarlar ve hiç vicdan azabıda çekmezler.Sizce Ece’ye ne yaparlar…
    Son olarak Ece’nin kendi kararı diyorsanız katsayı kanununa karşı çıkanlarla aynı tezi savunuyorsunuz demekki bu çocuklar kendi kararlarını kendileri verebilecek yaşta ve sonuçlarına da katlanabilirler.Ben bu fikre katılmıyorum.Onlar henüz kendilerini ve hayatı tanımaya çalışıyorlar.

  5. Yazan:beytullah emrah Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    ikbal hanım, dediklerinize katılıyorum. yıllardır yaşanmış örneklere bakınca kaygı ve endişelerinizi de paylaşıyorum…

    ece nur’u maalesef kartel medya çoktan malzeme yaptı bile. onun milli eğitim’de “kaos” çıkardığını yazdılar utanmadan. hak hırsızlarını akladılar yorumlarıyla. ama kendi medyamız(?) doğru dürüst bir çift laf etmedi bu zulüm hakkında. niçin? konu gündeme gelirse “hükümet yıpranır, kazanımlar zarar görür.” hangi kazanımlarmış bunu izah edebilirler mi? artık yasağı kendi yanıbaşımızdaki insanlar uyguluyor ve hatta aklileştirmeye çalışıyor. şimdi bu vicdansızlık karşısında nasıl dilsiz kalalım? gerçekten, ne yapmamızı istersiniz? ece’yi vazgeçmesi için ikna etmeye çalışanlara mı destek verelim?

    ece ve ailesi bu konuda kararlı. emin olun sorununun bu şekilde gündeme gelmemesi, defacto bir durum olarak çözüme kavuşması bizim de işimize gelirdi. ece nur’u bilmezdik ve kendimizi kandırmaya devam ederdik ama oyun bozuldu. ahmethan yılmaz bir şiirinde soruyordu “dirlik nasıl bozuldu” diye. işte şimdi böyle bozuldu… emin olun bu konuda şu an için destek vermekten başka yapabileceğimiz hiçbir şey yok…

    ece nur’a zaten yapabileceklerini yaptılar. okulundan, arkadaşlarından ayırdılar ve konu da “dindar idareciler” herşeyi yaptıktan ve yapmakta kararlı oldukları iyice anlaşıldıktan sonra gündeme geldi. yani sürgün sarmalı sorun gündeme yansıdığında ece nur için çoktan başlamıştı. ece nur dileseydi, ailesi isteseydi bu sarmal başlamadan vazgeçebilirlerdi, bu tercihleri vardı ve herhalde kimse çıkıp da hesap filan da soramazdı.bu konuda hangimiz masum ki? fakat dediğim gibi durum bu kez başka. söyleyin, ece nur’a ne diyelim? “vazgeç ece, sen vazgeç ki biz de rahatlayalım, bu utancımız daha fazla sürmesin!” siz bunu diyebilir misiniz? ya da ece nur’a ne söylemek istersiniz? sizce arkadaşlarından koparılıp da evinden uzakta bir okula gönderilince tercihinin sonuçlarını görmemiş midir? buna rağmen gittiği okulda da aynı kararı uyguluyorsa ece nur’a daha ne diyebiliriz? bu işi romantize etmek değil, “reel” durum bu.

    son olarak “Ece’nin kendi kararı diyorsanız katsayı kanununa karşı çıkanlarla aynı tezi savunuyorsunuz demekki bu çocuklar kendi kararlarını kendileri verebilecek yaşta ve sonuçlarına da katlanabilirler.”

    bu nasıl bir mantık, gerçekten anlamış değilim. yani nerden nasıl ele alınır bilemiyorum. onlar cümlelerini zulmü aklamak için kullanıyorlar. ne yani biz katsayı uygulamasına “onlar daha çocuk, ne yaptıklarını bilmiyorlar” diye mi itiraz edelim?

  6. Yazan:ikbal Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    Evet onlar daha çocuk bütün zulumlerin önüne sürülen ve kıyıma uğrayan masum birer çocuk. Sorun bugün şuan çözülse bile geriye getiremeyeceğimiz bir sürü hakları var.Ama sorun bırakın çözülmeyi her seferinde daha da kilitleniyor.Bizim açılımlarımız temsilde hata olmaz derler Aslı ile Kerem’in efsanesine benziyor.12eylül ve anayasası nasıl bir büyü yaptıysa tam değişti biraz demokrasi geldi oldu olacak derken başından beter hale geliyor.Allah sonumuzu benzetmesin…anti demokratik zulumlerinin önünde çocuklar ve kadınlar vardır…Siz bir takım elbiseyle kendinizi korursunuz.Kadınların böyle bir seçme hakkı yoktur.Ece zaten bu cendereye bir şekilde dahil olacak.Ama daha çok küçük bırakın büyüsün diyorum.
    Benim bizden bir medya bizden bir iş adamı bizim siyasetçilerimiz gibi kavramlarım yok bu kavramları siz Ece ile belki değiştirdiniz. Biz zaten varlıklarını hiç görmemiştik…
    Evet hakikat ortada inanan insanlar için Kur’an ortada ama Ece bundan ne kadar sorumlu.Ece sadece ilköğretimi mi okuyacak?şuan sorumlu bile değilken sorunlu haline getirildi.Sonrası…

  7. Yazan:murat özel Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    deki. eğer babalarınız çoçuklarınız kardeşleriniz eşleriniz aşiretiniz kazandığınız mallar az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler sizlere Allah tan onun resulunden ve onun yolunda cihat etmekten daha sevimli ise artık Allahın emri gelinceye kadar bekleye durun Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez
    tevbe 24

    ALLAH HEPİNİZDEN RAZI OLSUN ECE İSLAMA FEDA OLSUN

  8. Yazan:MY Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    ikbal hanim, hayat dedigimiz nedir zaten? bir takim seçimler yapmaktir. Bazen iki maddi sey arasinda seçim yaparsiniz, kisitli bir parayla ya çukulatali pasta alirsiniz ya da çilekli.

    Bazen de manevî kiymeti olan bir sey ile maddi bir kiymet arasinda seçim yaparsiniz.

    Masum bir arkadasinizi isten atmak isteyen bir patron tazminat ödememek için sizden “bir bahane uydurmanizi” ister meselâ.

    1) Reddedip kendiniz isten atilmayi mi göze alacaksiniz?
    2) Patronun suyuna gidip kul hakki mi yiyeceksiniz?

    Dedigim gibi hayat bir seçenekler zinciri. Bir sefer dogru seçim yapan her zaman dogru seçer diye bir kaide yok. Ama ECE NUR ne yaptigini bilen bir insana benziyor. Bir çok yetiskine akil verecek durumda 🙂

  9. Yazan:özlem Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    Ben şunun rahatsızlığını çekiyorum. Bugün Ece nur’un yaptığı direnişi büyükleri yapmalıydı. Bir çeşit sivil itaatsizlik eylemi. Kocaman abla ve abileri tırsarken bu işin yükünün Ece Nur’un üzerine kalması çok kötü. Ece Nur bir tercih yapmış. Elbetteki bizlere desteklemek düşer. Ancak onun yaptığı direnişte ona en az zarar verecek yolları gözetmeli mümkünse bu meseleyi en iyi şekilde halletmeye çalışmalıyız. Birileri bana dese ki ne yapalım. Ece Nur’u bu ateş hattından çekmenin çarelerini bulalım derim. Belki böyle bir imkan var mı bilmiyorum pek sanmıyorum ama özel bir ilkokul ya da kız okulu gibi imkanları sağlamaya çalışmalı. Yani hem inandığı gibi yaşamaktan taviz vermeyeceği hem de psikolojisinin bu küçücük yaşta yıpranmayacağı bir yol. Ama aynı zamanda şunu da haddim olmayarak söylemek isterim ablalarına; direnin. Hem de kimseden yardım beklemeksizin. Bu yolda tek başınayım olur da bana katılan olursa ne ala diyerek. okula başörtüsü ile girmeye çalışın özellikle üniversitelerde. Tüm kanalları zorlayın. Bir anda binlerce insanın bunu yaptığını düşünsenize. Ne olur uyarı kınama cezaları falan gelmeye başlar. Gelsin ne olacak. Pat diye kimse atamaz adamı. Tırmalayın zorlayın. Mesela binlerce kisinin davalar actigini ulusal ve uluslararası mahkemeleri bu davalar ile yorduklarını düşünsenize. Arkadaşlar toplumun beklentisi bu işi sessiz sedasız sandık başında falan çözmek. Ama görüyorsunuz olmuyor. Sessiz sedasız çözülecek bir mesele değil bu. Aksine 10 yıldır varolan durum gitgide iyice normalleşiyor gözler yokluğunuza alışıyor. 17-18 yıl önce ben üniversitedeyken birçok üniversitenin kampüsü başörtülü öğrenciler ile doluydu. Şimdi ise es kaza bazı üniversitelerin kapısından içeri bir başörtülü girmeye kalksa herkes drakula gelmiş okulda dehşet saçacak gibi bakıyor. Yokluk olağanlaşıyor kemikleşiyor.
    Bunun ötesinde çekilen acıları, istemeden okulu bırakıp evlenenleri, mesleksiz bir yaşa gelmiş insanların çoluklu çocuklu boşanmak zorunda kaldıklarında ya da herşeye katlanması gerektiğini hissettiğinde yaşadıkları dramları ben de biliyorum. Ama Said-i Nursi’nin güzel bir sözü vardır: Cennet ucuz değil cehennem de gereksiz değil der.
    Ne yapalım ki bu böyle.

  10. Yazan:MY Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    Özlem Hanim %100 haklisiniz dayanisma konusunda. “Karimin basörtüsüyle ugrasan orduda askerlik yapmam” diyemedi Türk erkegi. Yemedi 🙁

    Ama sanirim Ece Nur ALLAH’tan baska kimseye güvenme ihtiyaci duymadi bu yola çikarken. “Ama ögretmenim, ALLAH’in da kanunlari var” demesinden belli bu. Onun için çektigi ve çekecegi çileler ona agir gelmez.

    12 Eylül darbesini takip eden günlerdi, Kenan Evren “okulda dayak atmayi” yasakladi, TV’den ilan etti.

    Bir aile dostumuzun 9 yasindaki oglu sira arkadasina tokat atmaya yeltenen ögretmenin elini havada yakaladi, “TV’de bunun yasak oldugu söylendi, hakkiniz yok” dedi. Disiplin cezasi vb ile tehdit ettiler. çocuk yine de özür dilemedi.

    Akil ve vicdan…

  11. Yazan:beytullah emrah Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    özlem hanım da, mehmet bey de haklı. üzgünüz ve üzülmekten başka birşey gelmiyor maalesef elimizden. bu mesele giderek kanıksandı. en çok da son süreçte kanıksandı. “aman hükümet yıpranmasın” diyenler; yıpranan, hırpalanan, örselenen hayatlara kör, sağır ve dilsiz davranıyorlar. ne zamanki biri çıkıp vicdanlarına seslenen biri ortaya çıkıyor, hemen o sesi acımasızca boğmaya çalışıyorlar. ne acı ve trajik bir haldir bu yaşadığımız ve nasıl bir körlük, kalp kararmasıdır! kazanımı daha çok makam, daha çok koltuk olanlar neyi kaybettiklerini hatırlayabilecekler mi acaba?hatırlatabilecek miyiz?

    evet, biz bu yasak karşısında gereken tavrı, mücadeleyi sergileyemedik. şimdi bizim yapamadıklarımızın acısı küçücük kardeşlerimizin omuzlarına kaldı. onların yükünü hafifletecek birşeyler mutlaka olmalı. yapabileceklerimizi ortaya koymalıyız.

    mehmet bey’in söylediği büyük bir iddia. ve açıkçası küçücük sorumlulukları bile yerine getiremeyenler böyle büyük bir itirazı nasıl yükseltebilir, merak ediyorum… evet, bu konuda fazlasıyla suçluyuz. affedilecek tarafımız yok yani.

    Allah yoluna adananları yalnız bırakmaz, tek tesellimiz bu olacak… Rabbim Ece’nin ve ailesinin yardımcısı olsun. Gerçekten büyük bir imtihan karşısında Allah’tan başka sığınakları yok.

  12. Yazan:beytullah emrah Tarih: Ara 15, 2009 | Reply

    bu arada ece nur’un babası murat bey’in yukarıda hatırlattığı ayet durumu yeterince izah ediyor. maalesef bize herşey Allah’a layıkıyla teslimiyetten daha sevimli geliyor.

  13. Yazan:Platform Haber Tarih: Ara 16, 2009 | Reply

    Hilal Kaplan, Taraf’taki yazısında duyurmuş:

    “Türkiye’nin en genç sivil itaatsizi olan Ece Nur’un direnişini desteklemek üzere başta başörtülü kadınlar olmak üzere tüm Diyarbakır halkını 18 Aralık Cuma günü saat 13.00’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde buluşmaya çağırıyorum.

  14. Yazan:ahmet hercule Tarih: Ara 17, 2009 | Reply

    kimse sahipsiz değil. kalbini satmış olanlardan medet ummayın.

    ece nur kardeşim ve ailesi sadece ve sadece samimi olun. Allah a dua edin.

    dua yolu tam da aciz ve sahipsiz olanların geçtiği en kısa yol…özelde Hz Ali efendimin celcelutiyesini tavsiye ederim. internetten bulabilirsiniz.

    ben de toplumun genel kurallarının dışındayım. kendi isteğimle değil. amma herkese tavsiye etmem. duayla ve aczimle ayaktayım. celcelutiye duası günlük virdimdir.

    bakınız, düşününüz gücünüz varsa devam edin. ama tekellüfe inada gerek yok. fıtratı es geçmeyin. Allah ın genel kanunları vardır. ateşin yakması gibi. amma ki dua ve samimiyet ve ihlas yolu bambaşka yollar açar. bu zulüm elbet bitecek. bunun garantisi Allah tır. ama böyle toplumu ilgilendiren meseleler genelin durumuna bakar gene de…

    faydam dokunacaksa ahmethercule@gmail.com dan ulaşabilirsiniz…
    doğrusunu Allah bilir..

  15. Yazan:ne istersen Tarih: Ara 28, 2009 | Reply

    yani birkaç zamandır bu olayı takip ediyorum ve inanamıyorum.yani bu ülkede eğitimle ilgili her sorun halloldu bir tek bu başörtüsü kaldı.gerçekten pes.verilen eğitimlerin kalitesizliğinden,öğretmenlerin zaten üniversitede aldıkları eğitim kalitesizliğinden mi bahsetsem! kaldı ki bu sorun ilkokuldan üniversiteye kadar hep aynı.bir yanda hırsızlıklar yolsuzluklar.yani bir insana islam anlatılırken özellikle bir kıza başörtüsü neden bu kadar olay oluyor.dürüstlük namus sahibi insanlar,yardımseverlik filan bahsedilmiyorda herşey bu örtü de gelip düğümleniyor.o inandığım koskoca islam gerçekten bu kadar bir örtüyle anlatılabiliyorsa yakında gerçekten sayenizde ateist olacağım.bunda ciddiyim.Allahın insan olmanın özeliklerini ısrarla anlatırken buralarda bir sürü yanlış varken neden bu örtü…ve bu işte hep genelde erkekler.neden buna benzer bir düğüm hiç erkelerde olmuyor da hep kızlara takılıyor.yoksa bunu sömürmek isteyen bazı gruplar olmasın.gerçekten yeter biraz insanları daha karakterli yapabilmek adına bu gelişimi engelleyen konularda eylem yada neyse onu yapın.illa eylem yapacaksanız…

  16. Yazan:MY Tarih: Ara 28, 2009 | Reply

    @ne istersen,

    Bir foruma yorum yazmadan önce karsinizda kim var bir bakin. Bakin bakalim egitim, vicdan, Islam, Kadin hakkinda neler yazilmis, neler konusulmus.

    Insan kategorisindeki yazilari ve yorumlari bir okuyun. Bir bardak bile dolmadan bosalmaz. Bu ne hiddet?

    inandiginiz “koskoca Islam” size iç huzuru vermedi mi? Bu ne üslup? O “koskoca Islam” baskalarina saygi duymayi ögretmedi mi size?

    Benim Islam’im “kocaman” degildir. Islam yeterince büyüktür. Sifat istemez.

  17. Yazan:ahmet mir fırat Tarih: Ara 29, 2009 | Reply

    sükuunet güzel kardeşim…sükunet…

    bazı küçükler büyüktür… koskocaman meselelerde küçük çok küçük olabilir.

    zerre küçüktür… fakat bu zerre göz bebeğine bir tuğla olacaksa ve olduysa son derece büyüktür…

    gözümüzün bebeği ecenuru sana emanet ediyorum güzel Allah ım…

  1. 1 Trackback(s)

  2. Oca 12, 2010: Ece Nur Özel’e Destek | Mustafa Aslan

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin