RSS Feed for This Post

Manevî Enerji – Energie Spirituelle (Henri Bergson)

Evet… Türkçemize “Manevî Enerji” diye çevirebiliriz(1) bu şahane kitabın başlığını. Ne anlatıyor peki?

Akıl… İnsan… Evrim…  Hayat…  Şuur …  Beden…  Ruh…  Madde ve Mânâ gibi “derin” konulardaki tefekkürlerin derlendiği bir eser(2) söz konusu.  Derinlere dalıyor ama büyük düşünür Bergson her zamanki gibi çok büyük bir zerafet ile bugün hâlâ “moda” olan bazı fikir akımlarını alt-üst etmeyi de ihmal etmiyor geçerken:

  • İnsan aklının Hakikat’i araştırmada yetersiz olduğunu söyleyen Kant’ın kritik felsefesi,
  • Hakikat’i algılardan, deney ve gözlemden ibaret sayan Auguste Comte pozitivizmi,
  • Darwin ve Spencer‘in mekanik evrimciliği…

Kanaatimce Pozitivizm’i yeterince eleştirdik  Bir pozitivizm eleştirisi   isimli kitabımızda. Evrim senaryolarının felsefeye devşirilmesiyle ortaya çıkan siyasî/ahlâkî duruşları ise Maymunist imanla nereye kadar? adlı ortak çalışmada okurlarımızla birlikte irdeledik.

Bu sebeple Bergson’un Manevî Enerji isimli kitabını tanıtırken özellikle Kant’ın “kritikleri” üzerine söylediklerinden bahsetmek istiyorum. Aslında bu kitap bir altın madeni gibi, belki 10-15 değişik yazı yazmak gerekir ama bir yerden başlayalım yine de…

Bildiğiniz gibi Immanuel Kant’ın çalışmaları arasında isimleri “Kritik der …” diye başlayan üç eser adeta düşünürün adıyla özdeşleşmiştir:

  • Saf Aklın Eleştirisi, 1781 (Kritik der reinen Vernunft)
  • Pratik Aklın Eleştirisi , 1788 (Kritik der praktischen Vernunft)
  • Yargı Kabiliyetinin Eleştirisi, 1790 (Kritik der Urteilkraft)

Tabi “kritik” ya da “eleştiri” deyince günlük hayattaki karşılıklarını değil Kantçı anlamlarını düşünmek gerekir. Zira:

“…Kant kapısı ve penceresi olmayan betonarme bir bina gibi. Elinize kazma, kürek, darbeli matkap ne varsa alın da gelin. Kant’ı çözebilmek için fihrist tarzı ufak bir defter tutabilirsiniz. Kantça-insanca bir sözlük yazmanız gerekiyor kendiniz için. Kelimeleri o çağdaki anlamlarında değil etimolojik kökenlerine göre kullanıyor. Meselâ kritik dediği şey eleştiri değil varoluş koşullarını ve ilkelerini anlama çabası. Amacı eleştirmek değil arkeoloji yapmak. Bu sebeple çevirmenler Kant’ın üç büyük eserini “…-nin eleştirisi” diye degil de sırasıyla “akıl nedir? ahlâk nedir? Güzellik nedir?” şeklinde çevirselerdi Türkçe okuyacak olanlara büyük iyilik yapmış olurlardı. Kant’ın çıkış noktası hiç de hafife alınmaması gereken şu üç soruyla özetlenebilir:

  • Neyi bilebilirim?
  • Neyi yapmalıyım?
  • Neyi umud edebilirim? (=? hangi umuda müsade var?)

 Bir başka zorluk ise her üç eleştirisinde ortak ve çok soyut kavramlar bulunması. Her üç Kritik’i birden (paralel olarak) okuyan birinin anlayabileceği bazı şeyler var ki bunları tek tek okuyanların anladıklarının toplamından fazla. Meselâ “mutlak kötü” ve “köksel kötü” kavramları üzerine yazdığı denemelerden kötünün bir insan özelliği olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Kötü iyiye bir direniş, bir atalet, iyinin eksikliği gibi sunuluyor. Bu vizyon elinizde olmadan Pratik Aklın Eleştirisi‘ni anlamak zorlaşabilir.  Kant yıllar boyunca aynı “proje” için ter dökmüş, tutarlılık kaygısı onu örneklerden ve genellemelerden alı koymuş. Bunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamak gerekir. …”(Bkz.  Güzellik Matkabı Zekâ Duvarını Deler mi?)

İşte Bergson Manevî Enerji’nin ilk bölümünü teşkil eden Şuur  ve Hayat adlı kısıma bu eleştirel yaklaşımı eleştirerek başlar:

“Felsefenin amacı her insanın kendine sorduğu hayatî sorulara yanıt aramaktır: Kimiz biz? Nereden geliyoruz? Nereye gidiyoruz? Normalde bu sorunlar ve aradığımız cevaplarla bizim aramızda bir şey yok, onlarla yüz yüzeyiz. Ama fazla sistematik bir düşünür sorunlarla bizim aramıza yeni sorunlar sokuyor:

“Bir şey aramadan önce onu nasıl arayacağınızı bilmeniz gerekmez mi? Düşünmenin, bilmenin ve eleştirmenin ne olduğunu bilin ki bunları kullanarak temel felsefî sorulara yanıt arayın.”

Böyle vaktinden önce doğmuş bir sorgulama insandaki ilerleme arzusunu baltalayabilir. Yola çıkmadan önce bütün engelleri saptama ve çözüm arama gayreti yerine sadece ilerlesek engel sandığımız bir çok şeyin birer serap gibi dağılıp gittiğine tanık olacağız.

Hakikat’in doğal karmaşıklığı/dinamikliği yerine kendi ihdas ettikleri ve kontrolleri altında olan kavramların basitliğini görüyorlar bu filozoflar. Hakikat’i tecrübe etmek yerine kendi prizmalarından, pencerelerinden gözlüyorlar. Böyle sistemci yaklaşımların avantajları var tabi:  Sahiplerinin gururlarını okşuyor, işlerini kolaylaştırıyor ve mutlak bilgiye eriştiği vehmini oluşturuyor onlarda.”

Evet… Kant gibi felsefî sistemler mi yoksa Bergson gibi Hakikat’i tecrübe etmeye yarayan “sezgi” mi? Batı felsefesinin bu iki büyük isimi arasında hakemlik yapmaya kalkmak elbette yersiz. Ama yine de kişisel bir tercihim var ve size Fizikçilerin Zaman’ından bir ipucu bırakarak tanıtım yazısını noktalamak istiyorum:

“…Ama bu tanımlar bile Zaman’ı içerir veya Zaman’ın halihazırda var olduğu kabulünden hareketle yapılmıştır. Bu sebeple yukarıdaki tanımların birer metafor olduğunu ve Zaman’ı bütün olarak tarif edemediklerini de söylemek gerekir.

Kanaatimce bu çaresizlikten bizi kurtarabilecek tek kişi Ludwig Wittgenstein olabilir:

“Kelimelerin anlamları bizim dışımızda ve bizden bağımsız bir güç tarafından verilmez ki onların gerçek anlamları üzerine bilimsel araştırmalar yapılabilsin. Bir kelimenin anlamı ona kullanan kişinin verdiği anlamdır”.

Demek ki kelimelerin anlamları onları kullanma şeklimizden başka bir şey değil. Bir kelimenin “arkasında” kesin bir gerçeklik olduğundan emin olamayız. Bir kelimenin gerçek anlamını  ya da sakladığı anlamları sorgulamak yersizdir…”

Dipnotlar

(1) Sanat’ın amacı ve Henri Bergson: Sanat’ta Ayrıntı(9) isimli makalede spirit/psüke/nefes/üflemek/ruh kavramı üzerine iki not düşmüştüm. Fransızcadaki « sprituelle » kelimesini çevirirken benimsediğim bakış açısı neden “sprituelle ” kelimesinin “manevî” ” diye çevildiğini de açıklıyor:

  • Bu metinde “Ruh” kelimesi daha çok İslâm’daki nefs gibi değerlendirilmeli. Bergson’un Fransızca metninde kullandığı “âme” hem ruh hem de nefs yerine kullanılır. Ruh ve nefs kelimeleri gerek batı aleminde gerekse İslâm alimlerince kaleme alınmış kimi eserlerde Yunanca İncillerdeki veya İbranice Eski Ahit’teki karşılıklarının (ψυχή psüke,  נפׁש – nefes) tercümesi olarak kullanılıyor. Nefs genellikle canlı kalmamızı sağlayan hayvanî dürtüleri, yaşamsal ihtiyaçları ifade ederken ruh İnsan’ın Ahiret’e dönük olan, dünyada bulunduğu müddetçe gurbet hissi duyan yanını ifade eder. (ALLAH’ın “Ruh’undan üflediği… “)
  • Fransızca’da “sens-” kökünden türetilen kelimeler hem anlam, hem mânâ, hem hissiyat (5 duyu) hem de yön anlamına gelebilir. Metinde Bergson bu kelimeleri nispeten net, açık bir anlamda kullanıyor. Yine de Fransızca orjinalindeki güzelliği Türkçe’ye aktarmak mümkün olmadı. (Abdülkadir Geylânî Hazretleri’nin ifade ettiği üzere mânâ ALLAH’a kavuşmaya, Vuslat’a ermeye mani olan Ben’liği sıyıran, Ben’i Kendim’den ayıran şeydir.)

(2) Bu konularda çeşitli vesilelerle verdiği konferans bildirilerinden oluşan kitap Birmingham Üniversitesi‘ndeki bir konferansta sunulan Şuur  ve Hayat (1911) ile başlıyor, Cenevre Felsefe Kongresi‘nde sunulan Beyin ve Düşünce (1904 )  ile son buluyor. Metnin orijinali 131 sayfalık bir WORD dosyası halinde buradan ücretsiz olarak indirilebilir. Bir çok kitabın ücretsiz olarak sunulduğu bu siteyi dikkatle incelemenizi tavsiye ederim.

Trackback URL

  1. 1 Trackback(s)

  2. Nov 3, 2013: Okumak

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin