RSS Feed for This Post

Çıldırmış Türklerin Dirilişi

geyikler-vadisi.gif

Dikkat Geyik çıkabilir!

Romantik kemalistlerin son peygamberi Turgut Özakman Diriliş adlı yeni bir tebliğ pardon roman yazarak yine kâğıt ısrafına yol açtı, hiç gerek yoktu. Bu türlü lüzumsuz kitapları keşke internet üzerinde yayınlasalar, hiç olmazsa onca ağacın kesilmesine mani olunur.

Fakat Diriliş romanı sadece lüzumsuz değil aynı zamanda zararlı bir kitap. Neden? Bir kere kapağındaki “roman” ibaresi tıpkı daha önce yazdığı “şu delirmiş Türkler” adlı romanda olduğu gibi küçücük yazılmış. Adeta kitabın bir roman olduğu gizlenmek istenmiş, belge süsü verilmiş, tarih kitabıymış gibi yapılmış.20080531_dirilis.jpg

Zaten kitabın tanımında kullanılan ifadeler de öldüren cinsten: “gerçek belgelere dayalı olgu ve olayların, insanı içine çeken, şaşırtan, heyecanlandıran, ağlatan, gönendiren anlatısı”.

Türkiye’de karşılaştığım bazı insanlar “şu delirmiş Türkler” adlı romanı ağlayarak okurken tarih okuduklarını ve bilgilendiklerini sanmışlardı. Fizik veya kimya kitabı okurken ağlar mısınız siz?

Dostlarıma bir tarih kitabı okurken ağlamanın sağlıklı bir davranış olmadığını ne kadar anlatmaya çalıştıysam da nafile. “Ama” diyorlardı, “kitabın arkasında yüzlerce referans var, kaynaklar var”.

Gerçek mesleği tiyatroculuk olan Özakman tarih değil bir masal anlatıyor okuyucusuna. Amaç bilgi vermek değil duymak istediğimiz şeyleri anlatarak erkeklik gururumuzu kaşağılamak.

şu delirmiş Türkler” konusundaki tartışmalarımız tam gaz sürerken üşenmedim, baktım, kitabin sonunda 200′den fazla eserden oluşan bir kaynak listesi vardı gerçekten. Ne var ki bunlardan 125 tanesi anılar, günlükler ve methiyelerden olusuyordu. Özakman kendi yazdığı kitaplara da referans veriyordu hiç çekinmeden. Araştırma/inceleme başlığında sınıflandırılmış diğer kıtapların arasında da romanlar vardı üstelik! Atatürk’ün anılarını ve onun yanlı bakış açısını anlattığı halde Nutuk da kaynak olarak gösterilmişti. Yazar kaynak sayısını artırmak için midir bilinmez, aynı yabancı eserlere tekrar tekrar referans yapıyordu. Yabancı olanlar da dâhil kaynakların tamamı Türkiye’de basılmış, ister istemez “resmi tarih” ile uyumlu kitaplardı.

Acaba yazar Diriliş’i diriltmek için aynı dümenlere mi yattı yoksa başka numaralar mı buldu? Bu yeni kitabın referanslarını henüz incelemedim. Ama araya serpiştirilmiş fotoğraflar, ölçeksiz haritalar ile gene bir romandan çok tarih kitabı süsü verilmiş bir vahiye benziyor. Kapağında ise roman yazıyor.

Eskiden insanların “okumadım, bilmiyorum” demek gibi bir hakkı vardı. Şimdi Özakman gibi bilim adamları (!) sayesinde insanlar “evet, yakın tarihimizi biliyorum, Diriliş’i okudum” diyor.

Tarihi filmler gibi tarihi romanlar da birer kurgu eseri gibi okunmalıdır. Yazar/senarist temel amaç olan eğlence uğruna büyük önem taşıyan olayları önemsiz gösterebilir, ikinci derecede önem taşıyan kişileri birer kahraman yapabilir. Hakkıdır, sanatçıdır o. Ama böyle bilim adamı kılığında gezen sanatçılara “hayır” diyorum. Yapmayın. Yemezler.

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 13 Yorum

  2. Yazan:hakan Tarih: Haz 4, 2008 | Reply

    yazarın geçmişinden belli bole arıza cıkaracak seyler yapacagı ama sorun ufak herkes anlamaya basladı kimin bilim adamı kimin sanatcı oldugunu
    tesekkürler

  3. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Haz 4, 2008 | Reply

    Hatırlıyorum, Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” kitabı, bir arkadaşımın nikahında yeni evli çifte nikah memuru tarafından “başucu kitabı olarak mutlaka okunmalı ve yeni nesiller bununla büyütülmeli” mealinden laflar eşliğinde hediye edilmişti. Salonda büyük bir alkış kopmuştu. Yediyüz küsür sayfalık bir romanı rehber edinip gelecek nesilleri bu minvalde yetiştirme düşüncesi kelimenin tam manası ile “çılgınlık”. Nedir yani, bahsettiğimiz altı üstü bir roman!

    Roman niteliğinde okuyucusuna göre iyi de bir kitap olabilir ama adı üstünde ROMAN! Yani tarihi olaylar etrafında kurgulanmış kitap. Yani hayal ve gerçeğin iç içe geçmiş hali. Özakman’ın kafasındakilerle gerçeklerin harmanlanmış hali. İsterse 1000′den fazla kaynak gösterilsin, bu kitabın kurgu olduğu gerçeğini değiştirmez. Roman ayrı bir şeydir, tarih kitabı ayrı. Ayrımı bilmek gerek. Fakat kitabı okuyanların çoğunda gerçek tarih okumuş olmanın inanmışlığı var. Asıl şaşırtıcı olan da bu bana göre.

    Bu arada tam da zamanında piyasaya sürülmüş bu kitap ve ikincisi için Özakman ve yayıncı şirketi tebrik etmek lazım. Son baskılarla hatırı sayılır bir servet sahibi oldular. Çılgın Türkler’in 331. baskısı yapılmış. Piyasada 22.50 YTL’ye satılıyor, her baskı ortalama 5000 adet olsa hesabı artık varın siz yapın.

    Şimdi ikinci kitap da piyasada. İşte ben buna gerçek ticari başarı ve pazarlama stratejisi derim. Helal olsun!

  4. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Haz 4, 2008 | Reply

    Bir önceki yorumumda atladığım bir diğer konu daha var. Turgut Özakman tarihçi değil, hele hele tarih uzmanı hiç değil.
    O, tiyatro oyun yazarıdır, senaristtir, romancıdır, uzmanlığı bu alandadır. Bu yüzden gerçek tarihçilere ve uzmanlara çok ciddi biçimde haksızlık yapılıyor düşüncesindeyim.

    Tarihimizi araştıran ve yazan onlarca biliminsanının yanında romacıların, senaryo yazarlarının tarihçi olarak nitelendirilmesi de vahimdir ve maalesef bir vakıadır. Aslında bu hepsinden daha mihimdir. Gözden kaçmamalıdır.

  5. Yazan:tarık Tarih: Haz 5, 2008 | Reply

    bu kitabda anlatılanlar ister gerçek olsun ,ister hikaye

    bu hikaye kitabıdır

    ancak bu kitapta verilen tabi almak isteyene
    o günkü Türk kanı damarında akanların neler yapabilecekerinin öyküsüdür

    sanılmasın mustafa kemal öldü bu olayları tekrar eskisine çevirebiliriz

    bu çok büyük bir yanılgı olur

    o zaman da Ali KEMAL ler vardı

    bu günde sizler varsınız

    o günler tabana inmiş Türk insanının Türkiyeyi bu güne taşıyabileceğinin ispatıdır

    bu gün ise teknoloji var
    3-5 tabansız
    ne oldukları,kimlerden oldukları belli olmayanların bir şey yapabilirmiyim duygusuyla hareket edebilirmiyim çabasıdır
    bu maşalar bir gün gelecek hata yaptıklarını anlayacaklardır

    bu gün lazdan kız alıp,aleviye kız veriyorsak,ermeni vatandaşımızla alış veriş yapıp,kürtle aynı camiye gidiyorsak Mustafa kemalin başarısıdır bu

    var sayalım ,Türkler başaramadı ve o savaşta veya bu gün yenildi öldü,göç etti ve sıfıra indi

    ne olacak

    ben söyleyeyim,o zaman yunandan kız alır,ermeniye kız verirsiniz,fransızla aynı kiliseye gider,almanla alış veriş yaparsınız

    sanmayın camimiz kalacak
    sanmayın kuranımız kalacak
    sanmayın bizim kızlar müslümana gidecek
    sanmayın cebimizde paramız olacak

    dünyada milliyetçi geçinip
    vatanını ,atalarını satan başka ülkede yoktur

    dünyada müslüman geçinip
    kuranı okumayn başka ülke yoktur

    dünyada Türküm diyip
    marlboro içen yoktur

    dünyada yoktur oğlunu askere davulla yollayıp
    askere küfreden başka millet

  6. Yazan:snowqueen Tarih: Haz 5, 2008 | Reply

    Tarafsız tarih yazmak çok zor. Keşke mümkün olsa.
    Hangi pencereden baktığına göre değişiyor.
    STV’de de Kurtuluş savaşını anlatan diziler, filmler var.
    Bazılarına da onların kurgusu ve konsepti saçmalık olarak geliyordur.
    Abdullah Gül’ün katıldığı bir törendi sanırım, imam hatip öğrencileri bir gösteri yapmıştı, bir savaş canlandırması, “kahpe gavurları” tekbir sesleriyle yere sermişlerdi.

  7. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Haz 5, 2008 | Reply

    snowqueen ;“Tarafsız tarih yazmak çok zor.”

    Katılıyorum.

    Ve bu yüzden tarih bir hamur gibi yeniden yeniden yoğurulup, farklı sunumlarla dizilerde, filmlerde, romanlarda ve hatta belgesellerde servis yapılıyor. Artık olanı olmayandan ayır ayırabilirsen.

    Aslında ne kadar bakış açısı o kadar çeşitli tarih var denilebilir. Ama hangi tarih? Bu yüzden gerçek tarihçi, araştırmacı, uzman yazarlara düşen çok iş var.

  8. Yazan:Saldiray Tarih: Haz 5, 2008 | Reply

    Turgut Ozakman bir tarihci olmasa bile, cok iyi bir isadami bence. Gunumuz Turkiye’sinde neyin sattigini, prim yaptigini biliyor. Biraz methiye, biraz vatan millet sakarya, oldu mu sana iste edebi eser.

    Yazarin anlattigi olaylarin tarihsel dogruluguna veya tarafsizligina gelince su kadarini soyleyeyim. Cilgin Turkler kitabinin bir yerinde Yunan suvarilerinin karinca yuvalarini ezerek at surdugunden bahsediyordu. Onu gordum, ‘pes artik’ dedim, biraktim okumayi.

  9. Yazan:TZikir Tarih: Haz 7, 2008 | Reply

    Çanakkaledeki şehitliklere AKP finansörülüğünde yapılmakta olan hurafe turizmi konusunda da engin görüşlerinizden yaralanmamızı bizden esirgemeyin sayın hocam.

    Suzsuzluktan dili damağına yapışan askerlerimize su veren nereden peyda olduğu belli olmayan saka çocuklar, en zor durumlarda göklerden inerek askerlerimizi kurtaran ak sakallı ihtiyarlar ve daha nice “sırlar yumağı”, “muamma dosyaları” vs vs.

    Mustafa Kemal’in de bir nefer kadar bile olsun adından bahsedilmediğini bilmem vurgulamam gerekir mi?

  10. Yazan:MY Tarih: Haz 8, 2008 | Reply

    @TZikir,

    çanakkale savasi’nda bize yardim etmis olmasi muhtemel evliyalar ve genel olarak bu savasin “manevî” boyutu ile ilgili olarak su sorular sorulabilir:
    SORU 1:

    - Sarikamis,
    - Filistin,
    - Süveys,
    ve daha bir çok cephede neden böyle bir yardim gelmemistir?

    SORU 2 :
    Neden “Anzak lesi” demiyoruz da her yil ölenlerin yakinlarini agirliyoruz, “evlatlariniz bizim evladimizdir” diyoruz? “Terörist lesi, terörist ini” gibi laflarla hayvanliga layik gördügümüz insanlara mezari, cenazeyi çok görüyoruz?

    SORU 3:
    çanakkale savasinda ölen kürt sehitler sonradan kurulacak TC’de kürtçenin yasaklanacagini bilselerdi ne derlerdi? (mecburen kürtçe olarak)

    SORU 4:
    Sehitler eger bize konusabilselerdi “basörtüsü yasagi” konusunda ne derlerdi?

    SORU 5:
    “çanakkale geçilmez” sözü ne anlatmaktadir? Bu savastan sonra istanbul’u isgal eden güçler nereden gelmislerdir?
    a) Tuna nehrinden,
    b) Fatih gibi gemileri karadan yürüterek!

  11. Yazan:Mehmet Tarih: Haz 19, 2008 | Reply

    Kitabın yorumuna tamamen karşıyım.
    Bu roman tarihi bir konu ele alınarak ve tabiiki anılar, günlükler ve methiyelerden örneklerde vardır.Olmalıdır.İnandırıcılık açısından diyorum bunu.Bu yorumu kitabın başına sonuna ortalarına gözgezdirerek mi yapmış anlamadım.Saygılar.

  12. Yazan:Sevda Gelence Tarih: Haz 21, 2008 | Reply

    Tarihini bilmeyen, ataları ile övünmeyenler başkalarının tarihini öğrenip onların sözde kahramanlarına ağlarlar.

    Bazı dna testine ihtiyacı olanlar da onları kendine örnek alır…

    Allah hepimizi akılsızlardan korusun. Düşmanlarımızla biz Allahın izni ile başa çıkarız.

  13. Yazan:Derya Tarih: Tem 1, 2008 | Reply

    Tarih bilginiz yoksa saygı duyup yorum yapmamak gerekir.Önyargılı yapılan yorumlarla sadece sizin gibi düşünen kişilerle fikir alışverişi yapılabilir.umarım bu yorumumu yayınlarsınız karşıt görüşlere ne kadar yer verdıgınız bellı olur boylece.

  14. Yazan:ozan Tarih: Tem 9, 2008 | Reply

    Çanakkale Savaşları ülkemiz deki en popüler tarihi hadiselerin başında gelemektedir.Bu görüşü desdekleyen en büyük ispat ise bu şehitliklerimizi yılda 1-2 milyon arasında yerli-yabancı turistin ziyaret etmesidir…

    ANCAK GELİN GÖRÜN Kİ BU ÖNEMLİ SÜREÇ BELGE VE BİLGİYE DAYANMAYAN ASPARAGAS OLAYLAR İLE ZAMANLA AŞINDI VE GERÇEKLERİ GÖLGELENDİ. ÇANAKKALE’NİN SAVAŞ TARİHİ NE YAZIKKİ YERLİ KALEMLER TARAFINDAN BİR TÜRLÜ OBJEKTİF TARAFSIZ VE SADECE GÜVENİLİR KAYNAKLARA DAYANARAK YAZILAMADI.EN CİDDİ ELLE TUTULUR DİYE TARİF ETMEK İSTEDİNİĞİNİZ YERLİ KAYNAKLARDA BİLE HALK ARASINDA SÖYLENİLEGELEN VE TARİH BİLMİ İLE HİÇ BİR YÖNÜ BAĞDAŞMAYAN UYDURMA HİKAYELERİN İZİNİ BULMAK MAALESEF MÜMKÜNDÜR.OLARLAR SADECE BUNUNLA DA SINIRLI KALMADI…SIRF KONUYA DUYGUSAL BOYUTLAR SOKULMA ADINA İNSANIMIZIN VİCADINI SÖMÜRÜLEREK BAZI KALEMLER TARAFINDAN UYDURMA OLAYLAR VE KONULAR YAZILDI…VE BUGÜN GERÇEKLE UZAKTAN YAKINDAN HİÇ BİR ALAKASI OLMAYAN BİR ÇANAKKALE DÜŞÜNCESİ OLUŞTU….

    Sorun sadece bu değil,işin kötü yanı her düşüncenin ve görüşün bir Çanakkalesi oluştu…Örneğin Ulusalcılar Çanakkale’yi Turgut Özakman’dan okurken Muhafazakarlar Mehmet Niyazi’den okuyor..Örnekleri çoğaltmak mümkün…Ulusalcılar Çanakkale Gezisine Conkbayırndan başlarken diğerleri Seyit Onbaşıdan başklıyor hepsinde kasıt yok elbet ama olanlarda var maalesef…Yani Millet olarak bundan 92 yıl önce en büyük ve unutulmaz birlikteliklerinden, bir araya gelişerden birini yaşadığımız Çanakkale de bile bölündük..Kaldı ki orada bile bölündüyesek nerede birleşebiliriz ki?

    Biz bu savaşı başımızı iki elimizin arasına alarak adam gibi anlamak yuerine bu turist piyasasından en iyi şekilde yaralanmanın yollarını aradık Nihayetinde de on numara Çanakkale Araştırmacıları beklerken piyasaya telmaşa Çanakkale Savaşları Esbnafları çıktı…Turgut Özakman da bu tarih bezirganlarından yani işini para için yapanlardan biri..Eseri yalan yanlış bilgilerle dolu..Alt tarafı bir roman diyebilirsiniz ama yazarın iddiası bir başyapıt oprtaya koymak olunca ister istemez bu kitaba katlanıp okumak zorunda kalıyorsunuz…Doğrusu isteyerek okumadığım için bir türlü bitmek bilmedi bitince de çok şükür dedim…Yanılmamışım..iĞRENÇ BİR KİTAP…Aceleye getirildiği 18 Mart haftasına yetiştirilmek istendiği VE RANT İÇİN YAZILDIĞI o kadar belliki neyse ki Şu Çılgın Türkler kadar tutmadı neyse ki birileri bu kitaba da sahip çıkıp kamyonlatrla aldırıp personeline ücretsiz dağıtmadı…Yani daha o kadar çıldırmamışız çok şükür…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin