Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

US ooof Amerika »

 flag_usa.jpg poverty_10_06.jpg

Mehmet Yılmaz

Güzel filmleri, saldırgan dış politikası, evsizleri ve milyarderleri dışında ne var konuşulacak bu kıta ülke hakkında? 300 milyon Amerikalı kendi gerçekleri ve değerleriyle bir yaşam sürüyor. Wall Streeet Journal Europe’un anketine göre Amerikalıların %75’i inançlı, %45’i de düzenli ibadet ediyor. Türkiye’deki gibi %20’si okuma yazma bilmeyen bir nüfus var. Kuzeyi ile güneyi, kıyı bölgeler ile iç bölgeler arasında hem değer yargıları hem de zenginlik açısından uçurumlar bulunan Dünya’nın en zengin ülkesindeki insanların yaşamından bir kesit :

YASSI BABAM NEREDE ?
9 yaşındaki Baylee Smith için önemli bir gün. Küçük Baylee Afganistan’da görevli babasıyla resim çektirmek istiyor. « Yassı babam nerede ? » diye sesleniyor. Annesi Jennifer Smith kocası yüzbaşı Mark Smith’in bire bir ölçeklerinde basılmış karton bir kopyasını getirip arabanın tamponuna dayıyor. Kardeşleri Alec ve Derek ile fotoğraf için poz vermeye hazırlanırken Yassı Baba düşüyor. “Yapma baba, şakanın sırası değil!” diye haykırıyor Baylee.

Read the rest

Konferansa Davet »

Konferansa davetlisiniz!

 

Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…

 ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” 

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin

 

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Derin Göz

 Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …

 (Buradan indirebilirsiniz)

Sorun Misyonerlik mi? »

İlk konuk yazarımız Gökhan Talas. Kendisini “Mesih İnanlısı” olarak tanımlayan Talas, Hristiyan bakış açısıyla “Misyonerlik” konusunu ve Malatya’da yaşanan vahşeti irdelemiş yazısında. Paylaşıma sunuyoruz:

Gökhan Talas

Hıristiyanlıkla ilgili en çok tartışılan ve yanlış anlaşılmalara maruz kalan konulardan biri de “misyonerlik” konusudur. Aslında sadece Hıristiyanlığın konusu olmasa da, ülkemizde misyonerlikle ilgili tartışmalar genel de Hıristiyanlar üzerinden yapılır. Elbette bunun anlaşılır yönleri vardır. Ama rahatsız edici düzeyde yapılan suçlamalar, tartışmayı ahlaki olmaktan çoğu zaman çıkarmaktadır. Öncelikle Hıristiyanlar için “misyon” ve “misyonerlik” kavramları ne ifade eder ve bunun Kutsal Kitapla ilişkisi nedir bunlara bakalım.

Tanrı’nın İncili’nin kurtaran mesajına, tüm insanların ihtiyacı olduğuna inanan bir Hıristiyan için, misyonerlik bir yaşam biçimidir. Mesih İsa göğe alınmadan kısa bir süre önce Tanrı’nın Müjdesiyle ilgili Hıristiyanın görevini tanımlamıştır; Matta 28. bölüm 19.ayette; “Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruh`un adıyla vaftiz edin;”demiştir. Hıristiyanlar için bu tanımın en can alıcı noktası “gidin” kelimesidir. İsa öğrencilerinden, –yaşadığımız yüzyılda da iman yoluyla, İsa’nın öğrencisi olanlardan- gidip, müjdenin kurtarışına ihtiyaç duyan insanlara, kurtuluşu müjdelemelerini buyurmuştur. Sadece bunu değil, “size buyurduğum herşeye uymayı onlara öğretin.”(aynı bölüm 20. ayet) diyerek yanlarına gittikleri insanların inançlarını yaşamalarında onlara önderlik etmelerini de eklemiştir. Bu ayetin ışığında “Hıristiyan misyonerlik” tanımı yapacak olursak; “İsa Mesih’in getirdiği kurtuluş müjdesini başka insanlara duyurmak ve duydukları müjdeye iman edenlerin yaşamlarında İsa’nın buyruklarının yeşermesine yardım etmek” diyebiliriz. Burada ki en önemli nokta misyonerlerin sadece “duyurucular” değil, bulundukları ülke de yaşayan Hıristiyanlarla işbirliği ve hizmet ilişkisi içinde olduklarıdır.

Read the rest

“Konuk Yazar” uygulaması »

Derin Düşünce Grubu olarak düşünce ve ifade özgürlüğünün gelişmesine uğraştığımızı; toplumun her bireyinin -toplum yararını da göz önünde bulundurarak- daha iyi bir yaşama, eşit hak ve özgürlüklere kavuşmasının yollarını araştırdığımızı, ilk yola çıkarken deklare etmiştik.
 
İnternet ortamı düşünce ve ifade özgürlüğü bağlamındaki fikir paylaşımları için çok önemli fırsatlar sunuyor. Grup olarak fikir paylaşımına çok önem veriyoruz; bu paylaşım, benzer fikirlerin yanı sıra farklı fikirlerin de aynı ortamda dile getirilmesini de kapsıyor.
 
Bu bağlamda bize zaman zaman gelen bir isteği hayata geçirmeye karar verdik: “Konuk Yazar” uygulaması. Bu kategoride bize göndereceğiniz yazıları, uygun gördüğümüz takdirde sitemizde yayınlayacağız. Burada temel kıstas, yazıların uslup açısından seviyeli ve dilbilgisi kurallarına uygun, içerik açısından da doyurucu olması. Gönderilen yazılar Derin Düşünce Grubu ilkelerine eleştirel yaklaşımlarda da olabilir; bu çeşitliliği, farklı fikirlerin aynı ortamda tartışılmasına değer verdiğimiz için yapıyoruz.
 
“Konuk Yazar” olmak isteyenler iletişim kutusundaki mail adreslerine yazılarını gönderebilirler.

İlk “konuk yazar” yazısı yarın ‘Derin Düşünce’de..

 

 

Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…

 ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” 

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin

 

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Derin Göz

 Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …

 (Buradan indirebilirsiniz)

Şeriat Korkusu »

seriatci.jpgTürkiye’de bir çok insan Şeriat’tan korkuyor. Neden? Geçen hafta Sawyer ve Fizikçi adlı arkadaşların sordukları sorular üzerine Şeriat ile yönetildiğini iddia eden bir ülkenin (Suudi Arabistan) gazetelerini taradım. Bakın neler buldum :

Keif Al-Hal ? (Nasılsın?) Suudi Arabistan yapımı ilk film. Ama sinema salonu bulunmayan ülkede yaşayanlar filmi görmek için Bahreyn veya Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmek zorundalar.

 Al-Watan gazetesine göre Cidde ve Hobar kentlerinde oturanlar artık dine uygun biçimde saçlarını kestirebilecekleri berberlere kavuştular. Sakalın tek bir teline dahi dokunmadan yapılan traşın gelirlerinin %10’u fakirlere veriliyor.

Cidde Mahkemesi uyuşturucu kullanan bir kişiyi 6 ay boyunca Kur’an’ı ezberleme cezası vermiş. 6 ayın sonunda hâkim suçluyu imtihan edecek.

Read the rest

Bir zihniyetin ifşaası. »

DD’nin daimi yorumcularından Sayın Keskin’in “Kınama” başlıklı yazıya eklediği yorum bana çok ilginç geldi. “Bir zihniyetin ifşaası” başlığı ile bu yorumu “yorumsuz” olarak buraya almayı uygun gördüm.

Buyrun:

Suat Bey,

Düzgün bir dile anlatmaya çalışıyorum. Ama siz bu kafayla giderseniz, biz daha çok darbe görürüz! Ve şunu bilin ki bu kafa her zaman ezilecektir. Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekdir, Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir… Hiç boşuna “demokrat” triplerine de girmeyin. Neyin ne olduğunu herkes biliyor. Çoçuk mu kandırıyorsunuz? Demokrasinin ardına saklanmayın, çıkın adam gibi “biz şeriat istiyoruz” deyin. Ben kendimi bildim bileli, bu ülke sizin laf oyunlarınızla vakit kaybedip duruyor. Düşün artık yakamızdan! S…. (*) olup gidin nerde türban takacaksanız takın! Rahat bırakın ülkeyi, yeter.

(*) Sayın Keskin’in yorumunda yeralan bu küfür tarafımdan sansürlenmiştir. (S.Ö)

Sanat karanlıkta çakılmış bir kibrittir…

 ”…Neden bir natürmorta iştahla bakmıyoruz? Tersine ressam “yiyecek-gıda” elmayı silmiş, elmanın elmalığı ortaya çıkmış. Gerçek bir elmaya bakarken göremeyeceğimiz bir şeyi gösteriyor bize sanatçı. İlk harfi büyük yazılmak üzere Elma’yı keşfediyoruz bütün orjinalliği, tekilliği ile…” 

Bu kitapta Derin Düşünce yazarları sanatı ve sanat eserlerini sorguluyor. Toplumdaki yeri, siyasî, etik ve felsefî yönüyle… Denemelerin yanı sıra son dönemde öne çıkan, ekranları, kitap raflarını dolduran eserlere (veya ürünlere?) dair eleştiriler de bulacaksınız. Buradan indirin

 

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Derin Göz

 Sanat’a bakmak için çeşitli yapıtlardan, ressamlardan istifade ettik: Cézanne, Degas, Morisot,  Monet, Pissarro, Sisley, Renoir, Guillaumin, Manet, Caillebotte, Edward Hopper, William Turner,Francisco Goya, Paul Delaroche, Rogier van der Weyden, Andrea Mantegna , Cornelis Escher , William Degouve de Nuncques.

Peki ya baktığımızı görmek, gördüğümüzü anlamak? Güzel’i sorgulamak için çağ ve coğrafya ayırmadık, aklımızı uyaracak hikmetli sözlere açtık kapımızı: Mevlânâ Hazretleri, Gazalî Hazretleri, Lao-Tzû, Albert Camus, Guy de Maupassant, Seneca,  Kant, Hegel, Eflatun, Plotinus, Bergson, Maslow, …

 (Buradan indirebilirsiniz)

Kınama »

Kamuoyuna Duyuru:

Derin Düşünce Grubu olarak demokrasiye ve bunu işleten mekanizmalara dışarıdan yapılacak her türlü müdahaleye karşıyız. Demokratik sistemlerde bu tip müdahalelerin kabul edilebilmesi mümkün değildir.
Olgun demokrasiler kendi sorunlarını yine demokratik sistem içinde çözerler. Türkiye bu olgunluğa sahip bir ülkedir.

Saygılarımızla.

Güncelleme: Grup üyelerinin bazılarının şerhleri üzerine metin kısaltılmıştır. 29.04.2007 Saat: 01.30

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Çıkış Yolu: Cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi »

Volkan Serin

Bildiğiniz üzere dün geceyarısına yakın Genelkurmay Başkanlığı çok sert bir açıklama yaptı. Siyasi yorumcular bunun bir “muhtıra” olduğu konusunda birleşiyorlar.

Açıklama çok farklı açılardan kritik edilebilir. Bildiride irticai hareketlere verilen örneklerin 28 Şubat dönemindeki Ali Kalkancı’lı, Müslüm Gündüz’lü, Kudüs Geceli “olay zenginliğinden” fersah fersah uzak olduğu açık. Aynı şekilde irtica endişesinin yersiz olduğuna dair uzun izahatlar da yapılabilir. Gerçekten de AKP iktidarında Türkiye yüzünü şeriattan çok AB standartlarına çevirdi. Fakat tüm bunlar Genelkurmayın ve sivil militaristlerin bakış açılarını değiştirmeyecektir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin 1. turu ardından gelen muhtıranın ne demek istediğini anlamak güç değil. Asker çok net bir biçimde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkıyor. Bu tavır büyük olasılıkla Anayasa Mahkemesi’nin kararını da etkileyecektir.

Read the rest

Onun adı asker, canı neler ister? »

 image4.jpgimage5.jpg

Mehmet Yılmaz

Türkiye’de konuşmadıklarımız ve  “The Village” filmi

Ülkemizde çok beğenilen Altıncı His adlı filmin senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenmiş olan M. Night Shyamalan 2004 yılında bir başka yapıta imzasını attı:  The Village – Köy adlı bu film ilk bakışta sıradan bir gerilim filmine benzese de birçok izleyici ustaca gizlenmiş ikinci senaryoyu görmekte zorluk çekmedi.

İlk bakışta 1800’lerde bir köyde geçtiği düşünülen filmde köylüler “konuşmadıklarımız” diye adlandırdıkları bir düşmandan çok korkuyorlar. Bu korku onları köylerini çevreleyen ormanın dışına çıkmaktan alıkoyuyor. Bu “dış düşman” sebebiyle köyde her hangi bir yenilik yapmak isteyen herkes yaşlılar meclisinden izin almak zorunda. Meraklı olmak, geçmişi sorgulamak da hoş karşılanmıyor burada.

Read the rest

23 Nisan & İlahî Adaleti Perde Arkasından Gözlemek »

Talha Can
Pakvizyon

Derin Düşünce kurulduğundan bugüne her türlü konuya değinerek entelektüel birikimiyle düşüncenin kanallarında bir nebze olsun mevzulara açıklık getirmeye çalışıyor. Bu görünüşüyle kuruluş ve varlık amacını yerine getirdiğine inanıyorum. Bana düşen tarih, öğrencilik hayatımızın ilk zamanlarından beri aklımıza kazınan 23 Nisan olduğu için yazıda önce bu konuyla ilgili bir açıklama yapıp ardından ayrı bir konu olarak bazı televizyon kanallarının en gözde yayınlarından olan “sır”lı dizi ve programlara değineceğim.

***

Suat Öztürk’ün “Tarihi Doğru Okumak”la ilgili olarak DerinDüşünce’deki yazısının ardından Düşünceler’de ve Geliboluyuanlamak’ta da tarihe objektif yaklaşımlarıyla dikkat çeken usta tarihçi Mustafa Armağan’ın “Küller Altında Yakın Tarih” adlı kitabının tanıtımı yazısı yayımlanmıştı. Bahsedilen kitapta “Hangi 23 Nisan?” başlıklı bir yazı var. İçinde bulunduğumuz gün hasebiyle değinmek istedim.

İlkokul sıralarında “Osmanlı’nın müttefikleri yenildiği için Osmanlı da yenik sayıldı”, “Vahdettin vatanı terk etti, kaçtı, o bir hain”, “Cumhuriyetten öncesi siyah sonrası aydınlık” gibi sloganlara ve şuursuz klişe eğitimine maruz kalan öğrencilerin bu yalan veya yanlış tarih öğrenimi cumhuriyet öncesi konularla sınırlı kalmaz. Nitekim Atatürk’ün ismiyle rant elde etmek isteyenler her türlü işlerinde Atatürk’e vuku bulmamış olay ve sözleri atfetmektedirler. Bu hatalardan biri de kuşkusuz 23 Nisan’ın Atatürk tarafından tüm dünya çocuklarına armağan edildigi söylemidir. Mustafa Armağan kitabında şöyle diyor:

Read the rest